Sarfe teorisini benimseyen alimlerin gerekçeleri nedir?

Soru Detayı

Bazı Mutezile alimlerinin ortaya attığı ve bazı Ehli sünnet alimlerinin de benimsediği söylenen "Sarfe teorisi'nin" ortaya atılmasının sebebi nedir? Neden böyle bir teoriye ihtiyaç duyulmuştur? Bu teoriyi benimseyen alimler Kur'an'ın i'cazını Beşer'in kabiliyetinin fevkinde neden görmemişler?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kuran’ın doğrudan değil dolaylı ve izafî bir mucize olması sonucunu doğurduğu gerekçesiyle sarfe teorisi Ehl-i sünnet alimlerince zayıf görülmüş ve Kuran’ın ifadelerine aykırı bulunmuştur.

Sarfe, Kuran-ı Kerîm’in erişilmez üstünlüğünü kanıtlamayı amaçlayan bir i‘câzü’l-Kuran teorisidir.
Sözlükte “geri çevirmek, engel olmak” anlamındaki sarf kökünden türeyen sarfe, belâgat yönünden Kuran’ın benzerini meydana getirme gücünün bulunduğu, fakat inkarcıların bu gücü kullanmasının Allah tarafından engellendiği tezine dayanan i‘câzü’l-Kuran teorisini ifade eder.

Bazı müellifler, sarfe teorisinin ilk temsilcisi olarak Vasıl b. Atâ veya Îsâ b. Sabîh el-Murdâr’ı gösterirse de kaynakların çoğunluğu bu teorinin ilk defa Nazzâm tarafından ortaya konulduğunu kaydeder.

Bu telakkiye göre Kuran, içerdiği edebî özellikler bakımından Hz. Peygamber’in nübüvvetini kanıtlayan bir mucize olmayıp geçmiş ilahî kitaplar gibi Allah’ın insanlara bildirdiği emirleri ve gayba dair haberleri ihtiva eder. Bunlara göre, fesahat ve belagat itibariyle Kuran’ın benzerini, hatta ondan daha üstün olan bir kitabı Arap ediplerinin meydana getirmesi aklen mümkündür. Ancak Allah, inkarcılardan Kuran’la yarışma cesaret ve bilgisini onlardan alarak bu işi gerçekleştirmelerini engellemiştir. Bu sebeple Kuran’ın mucize oluşu, Allah’ın aslında yapma gücüne sahip oldukları bu işten inkârcıları geri çevirmesi (sarf) fiiliyle irtibatlıdır ve teori adını bu fiilden almıştır.

Sarfe teorisinin dayandığı ana fikir şöylece özetlenebilir:

Bazı surelerde de açıklandığı üzere Kuran’ın Arapça bir kitap olduğu ve Arap ediplerinin o dönemde edebiyatın üstün ürünlerini ortaya koyduğu bilinmektedir. Bu durum, Arap ediplerinin Kuran’da bulunan metinlerin en azından bir kısmının benzerini üretebileceklerini gösterir. Aslında Kuran’da insanlar tarafından söylenmiş bazı sözler nakledildiği gibi belâgat üstünlüğü taşımayan beyanlar da mevcuttur. Buna rağmen inkarcı Araplar’ın Kuran’ın bir suresinin benzerini yapmak için teşebbüse girişmemeleri kendi iradelerine bağlı bir olay olarak açıklanamaz; çünkü onlar dinlerini terketmeyi istemedikleri gibi Hz. Muhammed’in nübüvvet davasında başarılı olup kendilerini mağlûp etmesini de hiç arzu etmiyorlardı. Şu halde inkârcı Araplar’ın güçlerinin bulunmasına rağmen Kur’an’a nazîre getirmeye girişmemeleri farkına varamadıkları gizli bir müdahalenin sonucu olmalıdır. Bu yönüyle sarfe bir tür hissî mûcize kabul edilebilir. Sarfeyi şöyle bir örnekle de açıklamak mümkündür: Eğer Allah nübüvvetle görevlendirdiği peygamberine elini sağa sola hareket ettirmeyi veya ayağını uzatmayı mucize olarak verse, peygamber de bu hareketleri kimsenin yapamayacağını söylemesine rağmen insanlar bunları yapmaktan âciz kalsalardı bu hareketler o peygamber için hissî bir mucize olurdu. (1)

Sarfe teorisinin mahiyeti konusunda iki farklı görüş ileri sürülmüştür:

Bir görüşe göre sarfe, inkarcı Arap ediplerinin aslında Kuran’ın benzeri bir eser ortaya koymaya güçleri bulunduğu halde amaçlarını gerçekleştirecek iradeyi Cenab-ı Hakk’ın yok etmesidir. Nazzâm ve Rummânî bu görüştedir.

İkincisine göre sarfe, Arap ediplerinin Kuran’a benzer bir metin üretmeyi düşündükleri ve bunu gerçekleştirmeye çalıştıkları halde amaçlarına ulaşmalarını sağlayacak bilgi ve birikimi kendilerinde bulamadıklarını hayretle görmeleridir. Şiî âlimlerinden İbn Sinân el-Hafâcî bu görüştedir. (2)

Sarfe teorisi başta Vâsıl b. Atâ ve Nazzâm olmak üzere Îsâ b. Sabîh el-Murdâr, Hişâm b. Amr el-Fuvatî, Abbâd b. Süleyman es-Saymerî, Câhiz ve Rummânî gibi genellikle Mutezile’ye mensup kelâmcılar tarafından benimsenmekle birlikte bazı Sünni ve Şii âlimlerce de kabul görmüştür.
Kuran’ın doğrudan değil dolaylı ve izafî bir mûcize olması sonucunu doğurduğu gerekçesiyle sarfe teorisi Ehl-i sünnet âlimlerince zayıf görülmüş ve Kur’an’ın tezine aykırı bulunmuştur.

V. (XI.) yüzyıldan itibaren bu teori başta Ebû Bekir el-Bâkıllânî olmak üzere alimlerin çoğunluğu tarafından eleştirilmiş ve bu sebeple fazla taraftar bulmamıştır.

Sarfe anlayışına yapılan eleştiriler şu noktalarda toplanmaktadır:

1. Kuran’ın Allah kelamı değil insan sözü olduğunu ileri süren inkarcı Araplar tehaddî ayetlerinde Kuran’ın bir benzerini yapmaya açıkça davet edilmiştir. Bu ise iradelerinin kendilerinden alınmadığını gösterir.

Aksi takdirde, güçlerinden yoksun bırakılmış insanların Kuran’la yarışmak üzere bir araya gelmeye, birbirlerine yardım etmeye davet edilmesi tehaddînin mantığı açısından anlamsız olur.

2. Müslümanlar Kuran’ın i‘câz özelliği taşıdığı konusunda icmâ etmiştir. Eğer onun benzerinin meydana getirilememesi Allah’ın engellemesine bağlı ise bu Kuran’da bizâtihi i‘câz özelliği bulunmadığı mânasına gelir (3)

3. Sarfe bir i‘câz tarzı ve teorisi değil Kuran’ın i‘câzı etrafında ileri sürülmüş zayıf bir delil olabilir. Çünkü bu telakki, Kuran’ın gerek dil özellikleri gerekse içerdiği bilgiler açısından beşer sözlerinden üstün bir tarafının bulunmadığı tezini ileri sürmektedir, bu ise inkârcıların temel iddiasıdır. (4)

Halbuki insanların belagat ve fesahat özellikleri yanında içerdiği bilgiler açısından Kuran’a denk bir eser meydana getirmeleri mümkün değildir.

4. Kuran’ın benzeri ve dengi olmasa da Müseylimetülkezzâb, İbnü’l-Mukaffa‘ ve Ebü’l-Alâ el-Maarrî gibi şahısların ona nazîre yazdıklarına ilişkin rivayetler mevcuttur. Bunlar da sarfe teorisinin geçersizliğini gösterir. Çünkü söz konusu rivayetler, en azından bazı kimselerin Kuran’a denk bir edebî eser yazma girişiminde bulunduğunu kanıtlayıcı niteliktedir.

5. Hz. Peygamber’in nübüvveti Kuran’ın, benzeri meydana getirilemeyecek bir kitap olduğu tezinden hareketle temellendirilir. Şayet edebî yönü ve muhtevası itibariyle Kuran’ın benzerinin ortaya konabileceği ileri sürülürse Resûlullah’ın nübüvveti temel dayanağından yoksun bırakılmış olur ve yalnız sarfe nazariyesi onun tek kanıtı haline gelirdi.

Halbuki Kuran’da sarfe kelimesi geçmediği gibi işaret yoluyla da olsa ona atıfta bulunulmaz, ayrıca bu hususa dair herhangi bir hadis mevcut değildir. (6)

6. Resûl-i Ekrem döneminde Arap edebiyatının zirvesinde bulunan bazı şair ve ediplerin fesahat ve belagat yönünden Kuran’ın kendi ürünleriyle karşılaştırılamayacak bir üstünlük taşıdığını itiraf ettikleri, bazı inkarcıların da cazibesine kapılarak okunan Kuran’ı gizlice dinledikleri nakledilir. Bu rivayetler de sarfe teorisinin yanlışlığını kanıtlar. (7)

Sarfe Kuran’ın muciz oluşunu sadece fesahat ve belagat noktasına indirgeyen bir teoridir.

Bu teorinin aslını oluşturan, Allah’ın insan iradesi ve bilgisine müdahale ettiği tezini savunmak oldukça zordur, çünkü iman ve itaatle yükümlü tutulmak düşünce ve irade hürriyetini gerekli kılar.

Ayrıca sarfenin insanların çoğunluğuna hitap etmekten uzak, zayıf bir teori olduğu görülür.

Her ne kadar İbn Hazm gibi bazı sarfe taraftarları Kuran’ın sarfe dışında da i‘câz yönlerinin bulunduğunu söylemişse de bunlara göre i‘câzın merkezinde sarfe yer almaktadır.

İlave bilgi için tıklayınız:

Kur'an'ın mucizelik yönleri kırk tanedir deniliyor; bunu nasıl anlamak ...

Kur'an mucizeleri nelerdir; örnekler verir misiniz? | Sorularla İslamiyet

"Kur'an-ı Kerim'in bir benzeri yazılamaz." sözü nasıl anlaşılmalı ...

MUCİZE | Sorularla İslamiyet

'CÂZU'L-KUR'ÂN | Sorularla İslamiyet

Kur'anın benzerinin getirilememesini anlayamıyorum; The True ...

Kuran'ın insan kelamı olması aklen imkansız mıdır? | Sorularla ...

Shakespeare´in Hamlet´i gibi benzer bir eser yazılamaz. Buna göre ...

Kur'an'ın Edebi Yönü | Sorularla İslamiyet

Dipnot:
1) Hattâbî, Beyânü icâzi’l-Ķuran, s. 20.
2) Salâh Abdülfettâh el-Hâlidî, el-Beyân fî icâzi’l-Ķuran, Amman 1989, s. 82-83.
3) Kādî Abdülcebbâr, Tenzîhü’l-Ķurǿân Ǿani’l-meŧâǾin, Beyrut, ts. (Dârü’n-nehdati’l-hadîse), s. 232-233; Zerkeşî, el-Burhân, II, 94.
4) M. Hasan Heyto, el-MuǾcizetü’l-Ķurǿâniyye, Beyrut 1994, s. 79.
5) Zerkeşî, II, 95.
6) Fethi Ahmed Âmir, Fikretü’n-nažm beyne vücûhi’l-iǾcâz fi’l-Ķurǿân, İskenderiye 1991, s. 276.
7) Ahmed Cemâl el-Ömerî, Mefhûmü’l-iǾcâzi’l-Ķurǿânî ĥatte’l-ķarni’s-sâdisi’l-hicrî, Kahire 1984, s. 258.
bk. TDV İslam Ansiklopedisi, Sarfe md.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
2.230 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR