Kur'an bir Arap kültürü ürünü müdür?

Tarih: 05.07.2015 - 02:59 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bir ateist demiş ki: Kuran bölgeseldir demiş ve bir örnekle açıklamış.
- Mesela bir gemiye biniyoruz Kuran i anlatmak için. İste bilmem Avustralya’ya geldik alkolün haram olduğunu söylemek için önce alkol ne onu anlatmak gerektiğini... Allah c.c çenette gölgeler var der. Peki kutuplardaki ülkelere gitsek gölgeler değil güneş istiyoruz derler. Eskimolara oruçtan bahsedelim ama orda bazen güneş hiç batmıyor. Vb..
- Mesela Allah Kuran'da zeytin hurmadan bahseder ama bunlar Arabistan'da var, olmadığı ülkeler de var.
- Yani Kuran evrensel değil mi? (Ayrıca bu örneklerin bazısı Kuran in indirildiği zamana göree değerlendirilerek yazılmış.)

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Bir ateistten, başak ne beklenir? Allah’a inanmayan bir zavallının Kur’an’a inanması mümkün mü?

- Kur’an’da söz konusu edilen bazı ürünlerin özellikle Arap yarımadasında bulunan ve yakından bilinen ürünler olmasından daha tabii ne olabilir?

Bir yerde öğretmenlik yapan bir öğretmenin dersinin iyi anlaşılması için öğrencilerin yakından bildiği konulardan örnek vermesi eğitim ve öğretimin en önemli bir eğitim metodudur.

Bununla beraber, bugün hurma, üzüm, zeytin, incir gibi ürünler dünyanın her tarafında çok rağbet gören sağlığa çok faydalı olan ürünlerdir.

- Eskimolar gibi, güneşin hiç batmadığı veya altı ay gece altı ay gündüz olduğu yerlerde de İslam dininin oruç tutmak, namaz kılmak için yol gösterici olması bu dinin Evrensel bir din olduğunun açık kanıtıdır.

Nitekim, Hz. Peygamber (asm) Deccalin çıkacağı yeri belirlemek üzere “bir günü bizim bir senemiz kadar uzun olacağını” bildirdiği zaman “o günde namazlar nasıl kılınacaktır?” şeklindeki bir soruya şöyle cevap vermiştir: “Takdir olunarak! Yani uzun günün saatleri takdir edilerek. Hesaplanarak (bu ibadetler yapılır)." (Müslim, Fiten , 20) Yani, günlerin normal olmadığı bölgelerdeki namaz vakitleri ve oruç vakitleri, oraya en yakın olan bölgeye göre ayarlanır.

Demek ki İslam dininin cevap vermediği ve çözüme kavuşturmadığı hiç bir soru ve sorun yoktur. Bu da onun Evrensel bir din olduğunun göstergesidir.

- Bugün dünyanın neresinde olursa olsun, insanlar güzel ağaçların gölgesinde, bağ ve bahçelerde, denizlerin kenarında oturmaktan zevk aldıkları, bilinen bir gerçektir. Güneşin hiç olmadığı yerde yaşayanlar da güneşin olduğu bir yere seyahat ettiklerinde orada gölgeliklerde oturmak isteyeceklerini kim inkâr edebilir?

Demek ki, insanlar dünyanın neresinde oturursa otursun, cennetin bağlarında, ağaçlarının gölgelerinde ve ırmaklarda yüzmekten zevk alacaklardır.

Kaldı ki, cennette güneş yoktur ki, oranın güneşi ile dünyanın güneşi karşılaştırılsın... Cennet, hiçbir gözün görmediği, hiçbir insanın aklından hayalinden geçiremediği bambaşka bir memlekettir. Oranın gölgeleri de oraya göredir.

- Hülasa: Cennet tasviri, insanların hemen hepsinin candan arzu ettiği bir yerdir. Kur’an’da yapılan bütün tasvirler de insanların arzu ettiği ortak paydalardır.

Hasta olduğu için tatma duygularını kaçıranlar, kendi damaklarını kınasınlar.

Gözü görmeyen bir kimsenin güneşi görmemesinin kabahati güneşte mi, onun gözünde midir; el-İnsaf?..  

Kırk yönden Allah’ın sözü olduğunu ispat eden, kırk çeşit mucizeyi barındıran, on beş asırdan beri -bir tek suresinin bile bir benzerinin ortaya konmasının mümkün olmadığını ilan edip- bütün insanlara meydan okuyan Kur’an gibi bir hakikat güneşi karşısında akıl gözü kamaşan yarasa beyinlerin, bu güneşi görmeme kabahatini Kur’an’a yüklemeleri kadar çirkin bir zavallılık örneği olamaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun