Kötü söz söyleyen oğluma ve kocama nasıl davranayım?
2 buçuk yaşında bir evladım var maalesef babasından duyduğu kötü bir kelimeyi zikretmeye başladı buna karşı nasıl davranmalıyım hem oğluma hem babasına?
Değerli kardeşimiz,
Son derece hassas bir denge ile götürmeniz gereken bir süreçle karşı karşıyasınız. Çünkü hem 2,5 yaşında gördüğü ve duyduğu her şeyi hemen hafızasına alan bir çocuk var, diğer taraftan da ebedi hayat arkadaşınızı kırmadan küstürmeden küfürlü sözlerinden vaz geçirmek var. Bunu ancak sabırla ve telaşa kapılmadan Allah’ın izniyle aşabilirsiniz.
1. Çocuğa Karşı Şöyle Davranılmalıdır.
2,5 yaşındaki bir çocuk söylediği kelimenin ahlaki ağırlığını henüz yetişkin gibi kavrayamaz. Çoğu zaman kelimenin anlamından çok, yetişkinlerin verdiği tepkiyi öğrenir.
Bu nedenle:
• Gülmeyin, şaşırmayın, uzun uzun açıklama yapmayın.
• “Sen kötü çocuksun”, “Ayıp”, “Ağzından kötü söz çıkıyor” gibi çocuğun kişiliğini hedef alan ifadeler kullanmayın.
• Sakin biçimde: “Bu kelimeyi kullanmıyoruz. Böyle söylemek yerine ‘kızdım’ diyebilirsin.” deyin.
• Sonra konuyu büyütmeden başka bir şeye yönlendirin.
• Aynı kelimeyi tekrar tekrar söyleyerek çocuğun dikkatini o kelimenin üzerine toplamamaya çalışın.
Özellikle çocuk bunu annenin tepkisini ölçmek için tekrar etmeye başladıysa, aşırı tepki kelimeyi daha da cazip hâle getirebilir.
2. Asıl mesele babanın davranışı
Burada çocuğu düzeltmek kadar önemli olan şey, çocuğun bulunduğu ortamı düzeltmektir.
Çocuklar bu yaşlarda sadece “ne söylendiğini” değil, kimlerin ne yaptığını öğrenirler. Baba çocuğun yanında sürekli kötü söz kullanıyorsa, anne çocuğa “bunu söyleme” diyerek tek başına davranış değişikliği sağlamaya çalışırsa iş zorlaşır.
Bu yüzden eşinizle çocuk yanınızda değilken konuşmanız daha doğru olur. Ancak konuşmayı:
“Sen çocuğa kötü örnek oluyorsun.” şeklinde suçlayarak başlatmak yerine,
“Çocuğumuz şu anda duyduğu her şeyi çok hızlı öğreniyor. Senin kullandığın bir kelimeyi tekrar etmeye başladı. Bunu sadece onun problemi olarak görmeyelim; onun yanında ikimizin de diline dikkat etmemiz gerekiyor.” şeklinde kurmak daha yapıcı olur.
Hatta çok net bir evlilik/ebeveynlik kuralı koyabilirsiniz:
“Çocuğun yanında birbirimize hakaret etmeyeceğiz ve küfürlü konuşmayacağız.”
Bu sadece çocuğun dil gelişimi açısından değil, ileride öfke ve çatışmayı nasıl ifade edeceğini öğrenmesi açısından da önemlidir
3. Eşiniz kötü söz söylemeye devam ederse?
O zaman mesele artık yalnızca çocuğun öğrendiği bir kelime değildir. Çocuğun maruz kaldığı iletişim modelidir.
Eşinizin öfkelendiğinde küfretmesi, özellikle eşine yönelik hakaretler içeriyorsa, bunu “çocuk zaten küçük, anlamıyor” diye geçiştirmemek gerekir. Çocuk kelimenin anlamını bilmese bile ses tonunu, gerilimi, saldırgan iletişim biçimini ve ilişkideki iletişim modelini öğrenebilir.
Bu nedenle eşinize karşı tavrınız:
Çocuğun yanında düzeltmeye çalışmak değil, çocuk yokken sınır koymak olmalı.
Örneğin:
“Seninle kavga etmek istemiyorum. Özellikle çocuğumuzun yanında küfürlü ve aşağılayıcı bir dil kullanılmasını istemiyorum. Bu konuda ikimizin de sorumluluğu var. Ben kendi dilime dikkat edeceğim, senden de aynı hassasiyeti bekliyorum.”
Burada önemli ayrım şu:
Çocuğu korumak için babayı çocuğun önünde küçük düşürmeyin; fakat babanın davranışını da normalleştirmeyin.
Çünkü çocuk açısından sağlıklı mesaj şudur:
“Babam kötü biri” değil; “Bizim evimizde insanlara hakaret ederek konuşulmaz.”
Bu ayrım hem çocuğun babayla ilişkisini korur hem de ailenin iletişim sınırını netleştirir.
4. Çocuğa Sadece Ne Yapmaması Gerektiğini Değil, Ne Söyleyebileceğini de Öğretmek
Küçük bir çocuğa sadece “Bunu söyleme.” demek yerine, öfkesini ve rahatsızlığını nasıl ifade edebileceğini de öğretmek gerekir.
Çocuk kızdığında “Kızdım.”, “İstemiyorum.”, “Bana kızma.”, “Canım acıdı.” gibi ifadeleri kullanabileceğini öğrenmelidir. Böylece kötü sözün yerine kullanabileceği başka kelimeler kazanır.
Çünkü çocuk bazen kötü sözü özellikle kötü olduğu için değil, kızgınlığını ifade etmek için elindeki tek araç olduğu için kullanabilir. Ona alternatif bir dil kazandırmak, davranışı değiştirmeyi kolaylaştırır.
5. Anne ve Baba Aynı Mesajı Vermeli
Çocuğun yanında anne başka, baba başka bir tutum sergilerse çocuk hangi davranışın doğru olduğunu anlamakta zorlanabilir.
Bu nedenle anne ve babanın mümkün olduğunca ortak bir aile kuralı belirlemesi faydalıdır: “Evimizde küfretmiyoruz, birbirimize hakaret etmiyoruz. Kızabiliriz ama kızgınlığımızı kötü sözlerle ifade etmiyoruz.”
Burada amaç çocuğa kusursuz bir ev ortamı sunmak değil, hata olduğunda doğru davranışın ne olduğunu gösterebilmektir. Baba bir gün öfkeyle kötü bir söz söylediyse, sonrasında çocuğun yanında “Az önce yanlış bir söz söyledim, böyle konuşmamam gerekirdi.” diyebilmesi de çocuk için çok değerli bir örnektir.
Çünkü çocuk yalnızca hatasız insanları değil, hata yaptığında hatasını düzelten insanları da örnek alır.
6. Çocuğun Yanında Eşi Sürekli Düzeltmemek
Anne, babanın her söylediği kötü sözün ardından çocuğun önünde onu düzeltmeye veya azarlamaya başlarsa, bu defa çocuk kötü sözden ziyade anne-baba arasındaki çatışmaya odaklanabilir.
Bu nedenle mümkün olduğunca eşle çocuk yokken konuşmak, çocuk yanındayken ise ortamı sakinleştirmek daha doğru olur.
Ancak bu, kötü sözleri görmezden gelmek anlamına gelmez. Özellikle hakaret, aşağılama veya korkutma sürekli hâle geliyorsa mesele yalnızca çocuğun kelime öğrenmesi değildir; aile içindeki iletişim biçiminin sağlıklı olup olmadığı da ayrıca ele alınmalıdır.
7. Çocuğun Kötü Sözü Tekrar Etmesini Fazla Büyütmemek
Çocuk bir kelimeyi birkaç kez söyledi diye onu sürekli uyarmak, “Söyleme demedim mi?”, “Yine söyledin!”, “Nereden öğrendin bunu?” şeklinde üzerine gitmek bazen kelimeyi daha da cazip hâle getirebilir.
Daha sakin bir yaklaşım şu olabilir:
“Bu kelimeyi kullanmıyoruz. Kızdıysan ‘kızdım’ diyebilirsin.”
Sonra konuyu değiştirmek ve çocuğun uygun kelimeler kullandığı anları fark edip olumlu şekilde desteklemek daha faydalı olabilir.
8. Çocuğun Önünde Sevgi Dilini Çoğaltmak
Çocuğun yalnızca kötü sözleri değil, güzel sözleri de sık ve canlı biçimde duyması gerekir.
Anne ve babanın birbirine teşekkür etmesi, özür dilemesi, rica etmesi, sevgi ifade etmesi ve sorunlarını sakin biçimde konuşması çocuğun zihninde başka bir iletişim modeli oluşturur.
Örneğin çocuk sık sık “Teşekkür ederim”, “Lütfen”, “Özür dilerim”, “Seni seviyorum”, “Kızdım ama sana zarar vermek istemiyorum.” gibi ifadeleri duyarsa, zamanla öfke ve iletişim için kullanabileceği daha sağlıklı bir dil öğrenir.
Sonuç olarak burada amaç sadece çocuğun ağzından bir kelimeyi çıkarmak değildir. Asıl amaç, çocuğa öfkelendiğinde, kızdığında veya istediği bir şey olmadığında kendisini nasıl ifade edeceğini öğretmektir.
Anne açısından da en sağlıklı yol, çocuğu korurken babayı çocuğun önünde küçük düşürmemek; fakat yanlış davranışı da normalleştirmemektir. Eş açısından ise çocuğun yanında kullanılan dilin artık yalnızca kendi davranışı olmadığını, çocuğun da bunu öğrenebileceğini fark etmek önemlidir.
Çocuğun zihninde oluşması gereken mesaj “Babam kötü biri.” değil, “Babam da hata yapabilir; fakat bizim evimizde kötü söz söylemek ve birbirimize hakaret etmek doğru değildir.” şeklinde olmalıdır.
Böylece hem çocuğun babasına olan güveni ve sevgisi korunur hem de aile içinde sağlıklı bir iletişim sınırı oluşturulur.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Patolojik kıskançlık teşhisi konan bir eşle nasıl başa çıkılır?
- Çocukların ruh ve ahlak gelişimi için anne babaya düşen vazifeler nelerdir?
- Çocuklarımıza cinsellik eğitimini nasıl vermeliyiz?
- Çocuğuma ne kadar zaman ayırmam gerekiyor?
- Çocuklara dini ve ahlaki eğitimi nasıl vermeliyiz?
- Çocuğumu akran zorbalığından nasıl koruyabilirim?
- Çocuğumun geleceğinden nasıl emin olurum?
- Anne ve Babam benim hayatıma ne kadar müdahale edebilirler?
- Baba, çocuğunun hayatında tercih yapma hakkına sahip midir?
- Çocuk Eğitiminde Yeni Bir Yaklaşım