Kıyamet günü sevaplar başkalarına verilebilecek mi?
- Kıyamet gününde iki adam karşılaşıcaklar. Onlar biri ötekine 'Allah ile durumun nasıldır, diye soracak. Sadece bir iyi amelim var, diyecek. Sonra, kendisi öncekine sorar. Senin durumun nasıl? Cennete girmek için sadece bir iyi amele ihtiyaçım var, der. Bir ameli olan ona der:
Tek iyi amelimi al ve onunla cennete gir. Ben zaten Cehenneme giriyorum, ikimizin de girmesine gerek yok iyi amelimi al ve Cennete gir ve bırak Cehenneme tek gireyim der. Aniden Allah, onlara seslenir ve tek iyi ameli olan adama der: 'Arkadaşın için ne yaptın? O dedi ki Ey rabbim, Cennete girebilsin diye sahip olduğum tek iyi amelimi ona verdim der. Allah ona buyurur:
Ne kadar cömertsin, fakat en cömert ve merhametli olan benim. Arkadaşını çağır ve onunla beraber Cennete gir zira ben günahlarını bağışladım.
Değerli kardeşimiz,
Soruda anlatılan rivayeti İmam Kurtubî, Kab el-Ahbar’a nispet ederek nakletmektedir. Rivayette, kıyamet günü iki kişinin karşılaşacağı, bunlardan birinin cennete girebilmek için yalnızca bir sevaba ihtiyaç duyduğu, diğerinin ise elinde sadece bir sevap bulunduğu ve bunu arkadaşına vererek onun cennete girmesini istediği anlatılır. Bunun üzerine Allah Teâlâ’nın her ikisini de bağışlayarak cennete koyacağı ifade edilmektedir. (bk. Kurtubî, et-Tezkire, Şâmile, 1/733)
Ancak bu rivayetin Hz. Peygamber (asm) Efendimize ulaşan merfu bir hadis olduğunu gösteren güvenilir bir kaynak tespit edilememiştir. Dolayısıyla bu kıssayı “Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu” şeklinde nakletmek doğru değildir. En fazla, Kab el-Ahbâr’a nispet edilen bir nakil olarak zikredilebilir.
Bununla birlikte, kıyamet günü insanların birbirleri üzerindeki haklarının ve sevap-günah hesabının görüleceğine dair sahih hadisler vardır. Nitekim Hz. Peygamber (asm), gerçek anlamda müflisin, dünyada malını kaybeden kimse değil; kıyamet günü namaz, oruç ve zekât gibi amellerle geldiği hâlde insanlara haksızlık yaptığı için sevaplarının hak sahiplerine dağıtıldığı kimse olduğunu haber vermiştir. (bk. Müslim, Birr, 59; Tirmizî, Kıyâmet, 2)
Dolayısıyla kıyamet günü sevapların insanlar arasında bir şekilde intikal etmesi konusunda sahih hadislerde dayanak bulunmaktadır. Fakat bu, kişinin kendi sevabını dilediği kimseye bağışlayabileceği anlamına gelmez. Sahih hadislerde anlatılan durum, kul hakları sebebiyle gerçekleşen ilahî adalet çerçevesindedir.
Ayrıca Allah Teâlâ’nın dilediği kulunu kendi lütuf ve rahmetiyle bağışlaması mümkündür. Nitekim Kur’an-ı Kerîm’de Allah’ın rahmetinin genişliği ve dilediğini bağışlaması birçok ayette bildirilmiştir. Dolayısıyla bu rivayette anlatılan mananın Allah’ın rahmetine aykırı olduğunu söylemek de gerekmez. Ancak belirli bir kıssayı Peygamberimize (asm) nispet edebilmek için onun hadis olarak sabit olması gerekir.
Sonuç olarak: Soruda geçen rivayet, Kurtubî’nin et-Tezkire’sinde Ka‘b el-Ahbâr’a nispetle nakledilmiştir; fakat sahih bir hadis olarak sabit değildir. Bu sebeple “Peygamberimiz böyle buyurdu” şeklinde nakledilmemelidir. Kıyamet günü sevapların hak sahiplerine verilmesi ise kul haklarıyla ilgili sahih hadislerle sabittir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Allah toprağı cumartesi günü yarattı hadisini nasıl anlamalıyız?
- Cehennemden en son çıkacak kişiyle ilgili hadisler arasındaki farklılığın sebebi nedir?
- Cennetin en güzel hurisi kim?
- HAMELE-İ ARŞ
- HAMELE-İ ARŞ (ARŞI TAŞIYAN MELEKLER)
- Kıyamet bize çok mu yakın?
- Hesap gününde iyilikler de gösterilecek mi?
- Kıyamet günü Süryanice mi konuşulacak?
- Kıyamet yaklaşınca insanlar birbirinden kaçacak mı?
- Kıyamet günü Güneş'e ne olacak?