Akıl hastaları, mecnunlar cennete gidecekler mi?

Soru Detayı
Benim ablam şizofren hastası, ama yirmi yaşında bu hastalığı ortaya çıktı. Hastalıktan öncesi namazını kılan, orucunu tutan çok iyi bir insandı... Bir yerde, akıl hastalarının ne cennete ne de cehenneme gideceklerini duydum, çok üzüldüm, akıl hastaları cennete gidemez mi?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Arasât, mahşer gününde toplanılan yer; yani kıyâmet gününde dirilişten hemen sonra toplanılan haşir ve neşir meydânıdır. Tüm insanlar ve tüm cinler Arasât meydanında Allah’ın emriyle ve izniyle toplanacaklar. Akıllısıyla, delisiyle, kâfiriyle, Müslümanıyla, zâlimiyle, mazlûmuyla. Büyük muhâsebenin yapılacağı, Mahkeme-i Kübrâ’nın kurulacağı, haşir ve neşir için hazırlanan büyük meydan. Dünyâdan, zâlim izzetinde, mazlûm zilletinde kalarak göçüp gidiyor çoğu zaman. Zâlimin zillet içinde, mazlûmun da izzet içinde haşredilip neşredileceği, muhâkeme göreceği, hesap sorulacağı ve adâlet-i mutlakanın tahakkuk edeceği bir gün gelecek, bir meydan Allah’ın emriyle ve irâdesiyle açılacak.(Bediüzzaman, Sözler, 54)

A’râf ise, lûgatte yüksekliklerin zirvesi, tepelerin, burçların ve sûrların yüksek kısımları demektir. Konumuzla ilgili olarak A’râf, cennet ile cehennem arasında bulunan yüksek kısımların, burçların, tepelerin ve sûrların yüksek yerleridir. Bu mânâ ile “A’râf”, Kur’ân’da A’râf sûresinde geçen bir tâbirdir. Bu sûrede “a’râf” hakkında bilgi verildiğinden sûreye de ad olmuştur. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

“İki taraf (cennet ile cehennem) arasında bir perde vardır; (burada) A’râf üzerinde her iki tarafı da sîmâlarından tanıyan adamlar vardır. Cennetliklere: 'Size selâm olsun!' derler." 

"Bunlar henüz cennete girmeyen ve fakat orayı uman kimselerdir. Gözleri cehennemlikler üzerine çevrilince de: 'Rabbimiz! Bizi zâlimlerle berâber bulundurma!' derler."

"A’râf ehli, sîmâlarından tanıdıkları (cehennemdeki) bir takım adamlara derler ki: 'Ne çokluğunuz ve ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size hiçbir fayda sağlamadı. Allah’ın kendilerine hiçbir fayda erdirmeyeceğine dâir yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?' (Sonra cennet ehline dönerek): 'Girin cennete! Artık size ne korku, ne de hüzün yoktur!'  (derler.)”(A’râf Sûresi, 7/46-49) 

A’râf ehli kimlerdir? A’râf’ta hangi vasıftaki insanlar bulunacaklardır? Ve A’râf’ta ne kadar kalınacaktır?

İyi ameli olanlar cennete, kötü ameli olanlar da cehenneme girmiş olduklarına göre, A’râf ehlinin kimler olduklarını tahmin etmek sanırım daha kolaydır; A’râf ehli, ortada olanlardır.

- Amel bakımından ortada nasıl olunur?

Hiçbir peygamberin tebliğini duymamış olarak ölenler bu gruba girebileceği gibi; küçük iken ölen müşrik ve kâfir çocuklarının da bu grupta oldukları söylenmiştir. İyi ve kötü amelleri eşit olan mü’minler de a’râf ehlindendir. Dünyada hiç teklifle muhatap olmamış sırf mecnun ve delilerin de A’râf ehlinden olduğu görüşleri mevcuttur. Yani kalbinde Allah’a îman ve mârifet bulunmayan, ama inkâr da etmemiş olanlar; ibâdeti olmadığı gibi, isyanı da bulunmayanlar; sevapları da, günahları da olmayan veya eşit olanların A’râf ehlinden oldukları tahmin edilmektedir.

Yine de “A’râf” tâbirini müteşâbih kabul etmek ve doğrusunu ve hakîkatını Allah’ın ilmine ve takdirine bırakmak daha doğru olacaktır. Çünkü A’râf ehlinin kimler olacağı hususunda net bir nass bulunmamaktadır. Yukarıda zikrettiğimiz âyetlerde de A’râf ehlinin kimler olacağı açıklanmamıştır. Sâdece A’râf’ın mevcûdiyeti kesindir ve cennetle cehennem arasında bir mevki olduğu da şüphe götürmez.

Ancak A’râf ehlinin, böyle amel bakımından ortada bulunanlardan müteşekkil olduğunu kabul eden âlimler de, burada Arâf ehlinin fazla kalmayacağını söylerler. İmam-ı Gazâlî’ye göre A’râf ehli, ehl-i necâttır; cehennem azabından kurtulmuşlardır; bu kimseler bir müddet burada tutulacaklar, nihâyet Cenâb-ı Hak inşaallah onları da cennetine alacaktır. Çünkü kıyâmet gününde cennet ile cehennemden başka bir makam yoktur.(İhyâ, IV/57)

Âyet ve hadislerde, ehl-i cehennemin bir kısmının da günahları kadar yandıktan sonra cehennemden çıkarılacağı ve cennete girecekleri müjdelenmiştir. Meselâ Buhârî ve Müslim’in zikrettiği bir İbn-i Mes’ud (ra) hadîsinde Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) cehennemden çıkıp da cennete gireceklerin en sonuncusunun ahvâlini beyan eder.

Bu adam emekleyerek cehennemden çıkar. Azîz ve Celîl olan Allah, bu kimseye:

“Git cennete gir!” buyurur. Adam cennete varır, ama cenneti dolu olarak görür. Bunun üzerine:

“Yâ Rabbi! Cenneti dolu olarak gördüm!” der. Cenâb-ı Hak:

“Cennete gir! Sana dünyanın on mislisi kadar cennet vardır!” der. O kul şaşırır, hayretinden:

“Yâ Rabbi! Sen âlemlerin Melik’i olduğun halde bana gülüyor musun? Benimle alay mı ediyorsun?” der.”

İbn-i Mes’ud der ki: “And olsun ki ben Allah Resûlünün (asm) bunu anlattıktan sonra azı dişleri görününceye kadar güldüğünü gördüm. Şöyle diyordu:

‘İşte bu, cennet ehlinin makamca en düşük olanıdır!’(Müslim, İman 310)

Cehennemden en son çıkan birisine, dünyanın on katı büyüklüğünde bir cennet verileceği müjdelendiğine göre; hiç cehenneme girmemiş ve Allah’ın gazabına uğramamış A’râf ehli daha evlâ olarak, inşaallah ehl-i cennettirler.

Dolayısıyla akıl hastaları / deliler de nihâyet, Allah’ın lütfuyla ve izniyle cennete girerler.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
25002 kez okundu

Yorumlar

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.