İNSAN VE TOPRAK ARASINDAKİ İNCE ÖLÇÜLER

Prof. Dr. Ali Rıza DEMİRKIRAN
Bingöl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü, Bingöl.
ademirkiran2000@gmail.com    

     Biyoloji ve kimya gibi bilimlerin ilerlemesiyle; hem toprağın, hem de insan vücudunun analitik incelemesi yapıldı. Bu incelemeler sonucunda insan vücudunun ihtiva ettiği maddeler ile toprağın bulundurduğu maddelerin tamamen aynı olduğu anlaşıldı. Bu maddeler alüminyum, demir, kalsiyum, oksijen, silikon, sodyum, potasyum, magnezyum, hidrojen, klor, iyot, manganez, kurşun, fosfor, bakır, gümüş, karbon, çinko, kükürt ve azottur. Amerika’daki bir kimya bürosunun yaptığı analize göre insan vücudunun %65’i oksijen, %18’i karbon, %10’u hidrojen, %3’ü azot, %1.5’u kalsiyum, %1’i fosfor, geri kalanı da diğer elementlerdir. Yaratılış denilen Allah’ın muhteşem sanatı işte bu cansız, şuursuz atomları belli bir şekilde birleştirip insanı meydana getirmektedir.

     Allah topraktaki elementleri, çok ince bir şekilde ayarlayarak insanı yaratmıştır. İnsan vücudunda gerekli her element belli değer aralıklarında var olabilmektedir. Bu değer aralığından sapmalar olduğunda hastalıklar, ölümler ortaya çıkabilir. Vücutta baştan bu maddeler dengeli bir şekilde dağıtıldıkları gibi, vücut sonradan bu maddeleri dengeli bir şekilde kullanacak, fazlalıkları dışarı atacak biçimde de yaratılmıştır. İnsan vücudunda yaklaşık 2 kg kalsiyum vardır. Eğer bu kalsiyum azalırsa bir elmayı ısırmamız dişlerimizin parçalanmasıyla sonuçlanabilir. Vücudumuzun 120 gr kadar potasyuma ihtiyacı vardır. Bu maddenin eksikliği kas ağrıları, kramplar, yorgunluk, bağırsak rahatsızlıkları, kalp çarpıntısı olarak kendini gösterir. Çinkoya olan ihtiyacımız ise sadece 2-3 gr kadardır. Bu düşük miktarın eksikliği hafıza kaybı, cinsel yetersizlik, hareket gücünün azalması, koku ve tad alma duyusunun zayıflamasıyla kendini gösterir. 100 mikrogramlık selenyumun eksikliği kas zayıflığı, kalp ve damarlardaki esneme kabiliyetinin bozulmasıyla kendini gösterir.

     Şüphesiz topraklar arazi ve kullanım durumlarına göre farklı farklı mineraller ihtiva etmektedir[1].

     Yaratılış ve Toprak

     Yaratılış Yüce Kitabımızda farklı âyetlerde şöyle ifade edilmiştir:

     “Doğrusu Allah katında İsa’nın yaratılışındaki durumu, Âdem’in durumu gibidir; onu topraktan yarattı, sonra ona “ol!” dedi, o da oluverdi[2].

     "Bir şeyin olmasını murad ettiği zaman, Onun işi sadece 'Ol' demektir; o da oluverir"[3].

     “Seni topraktan, sonra seni bir damla sudan yaratan, daha sonra da seni insan haline getireni mi inkâr ediyorsun?[4].

     “Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilmekten şüphede iseniz, (bilin ki) ne olduğunuzu size açıklamak için şüphesiz biz sizi topraktan, sonra nutfeden (spermadan) sonra bir alekadan (embriyodan) sonra yapısı belli belirsiz bir et parçasından yaratmışızdır[5] .

     “Hem Allah siz bir topraktan, sonra bir damla sudan yarattı. Sonra sizi çiftler kıldı[6].

     “Sizi topraktan yaratmış bulunması, O’nun ayetlerindendir; sonra siz, (yeryüzünün her yanına) yayılmakta olan bir beşer (türü) oldunuz”[7] gibi ayetler insanın topraktan yaratıldığını bildirmektedir.

     “Ve O sudan bir insan yarattı ve ona soy sop verdi. Rabbin’in her şeye gücü yeter[8].

     “… Her canlıyı sudan yarattık. Hala inanmayacaklar mı?[9]. “Allah hareket eden her canlıyı sudan yarattı.”[10].Sizi yerden [topraktan] O yarattı. Ve sizi o yerde yaşattı[11]. “Biz insanı, kuru bir çiğ çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattık[12],     “… O sizi bir çamurdan yarattı[13]. “Şanım hakkı için biz insanı çamur hülasasından yarattık[14].   “İnsanı, balçıktan yarattı[15].

     “Ve o kudret sahibi yaratıcıdır ki, gökten su indirmiştir. Sonra o su ile herkesin bitkisini çıkardık. Sonra da ondan da yeşil fidanlar çıkarıverdik. Fidanların birbiri üzerine binmiş başaklar çıkarıyoruz. Ve hurma ağacından, onun tomurcuğundan da yakın salkımlar, çıkardık. Ve üzüm bahçeleri birbirine benzeyen ve benzemeyen, zeytin ve nar çıkardık. Bakınız, her birisinin meyve verdiği vakit meyvesine ve olgunlaşmasına. Şüphe yok ki bende iman eden bir kavim için birçok ayetler vardır[16].

     “Sizi yerden [topraktan]yarattık; yine sizi o yere [toprağa] döndüreceğiz[17].

     Bu ve benzeri ayetlerde, Kur’an-ı Kerim, insan yatılırken kullanılan ham maddelerin toprak ve su olduğunu ortaya koymaktadır. Kur’an-ı Kerim’de, bu ham maddeler bazen ayrı ayrı bazen de birlikte (çamur olarak) bahsedilmektedir. Furkan Suresi’nde insanların, Enbiya ve Nur Sureleri’nde ise tüm canlıların sudan yaratıldıkları söylenmektedir. Su, biyolojik olarak yaşayan maddenin temel unsurudur. İnsan hücrelerden oluşmuştur. Hücreleri incelediğimizde % 60 ile % 80 arasında sudan meydana geldiğini görürüz. Temel maddesi su olan hücre, canlı bir maddedir. Canlılığın temeli olan su olmadan canlılık mümkün değildir.

    Toprağın Muhteşemliği

     Toprak muhteşem bir varlıktır. Toprak da insan gibi canlıdır. İçinde çok sayıda canlıları barındırmaktadır. Ayak bastığımız bir toprak katmanında yaklaşık olarak 35-42 adet farklı canlı yaşamakta veya buradan etkilenmektedir. Toprağı kendilerine ev yapan canlılar; karıncalar, köstebekler, solucanlar, böcekler, kırkayaklar, nematodlar, kollemboller, rotatorlar, amipler, tesbih böcekleri, toprak pireleri, yumuşakçalar, örümcekler, kamçılılar, bakteriler, mantarlar ve alg vb cinslerinin çok sayıdaki türleridir.

     Toprak, bünyesindeki cansız varlıklar çok sayıda elementten meydana gelmektedir. Bunlar; oksijen, silisyum, alüminyum, demir, kalsiyum, sodyum, potasyum, magnezyum, titanyum, fosfor, azot, kükürt, demir, çinko, bakır, mangan, bor, molibden, klor gibi elementlerdir.

     Toprak fabrika gibidir. Sürekli üretim yapar. Meselâ, solucanlar toprağın cansız olan kısmını yer ve dışkısı ile o toprak bitkiler için faydalı hale getirilir. Toprakta boşluklar teşekkül eder. Boşluklara su ve hava dolar. Bakteriler ve diğer parçalayıcılar tarafından bitki ve hayvan atıkları parçalanarak bitkilerin kullanabileceği hale getirilir.

     Toprakla insan bedeni arasında benzerlik dikkat çekici oranda fazladır. Yaratılışından dolayı topraktaki bu muhteşem sistemle insan bedeni arasında büyük benzerlikler vardır. Her ikisi de oksijen alıp karbondioksit veriyor. Aynı elementleri taşıyorlar. Oksijen, karbon, azot, kalsiyum, potasyum, sodyum, kükürt ve daha fazlası her ikisinde de bulunuyor[18].

Toprak, ana kucağına benzer, bütün canlılar gibi insanoğlu için de ana kucağı gibidir. Şüphesiz insan bedeni topraktan yaratılmıştır.

     Toprak, canlıları sadece bağrından çıkarmakla kalmıyor, onların hayatı boyunca ana şefkati ile büyümelerine, beslenmelerine vesile oluyor. İnsanlara açtıkları bağırlarını bitki tohumlarına da açıyorlar. Bitkiler; bakterilerin ayrıştırdıkları organik maddeleri solucanların kullanılabilir hale getirdiği toprakları ve açtıkları boşluklara dolan hava ve suyu alarak çimleniyor, besleniyor, gelişiyor ve bu şekilde mahlûkata besin üreterek hizmet ediyor.

     İnsanların tabiî kaynakları sürdürülebilir olarak kullanmamaları aşırıya kaçmaları sonucunda iklim değişiklikleri görülmekte, denizler kabarmakta, kasırgalar artmakta ve kaçınılmaz sona doğru gidilmektedir. Toprağın israfı ve tabiî kaynakların bozulması, toplumunun bozulması ile paralel gitmektedir. Topraklarımız da insanoğlunun aşırı kullanımı sonucunda sellerle denizlere oluk oluk taşınmaktadır. Bu gidişe ‘dur’ diyebilir miyiz bilemiyorum. Ama ağaçlandırma ve erozyon kontrolü çalışmalarına ağırlık vererek denizlere oluk oluk akan bu sellerden ne kurtarabilirsek kârdır. Bizim bedenimize bağrını doğumdan ölüme kadar ve ölümden sonrasında da açan toprağa hak ettiği değeri vermeli ve onu daha fazla üzmemeliyiz[19].

    Elementlerin Toprak ve İnsandaki Genel Miktarları

     İnsan Vücudundaki bazı organlardaki elementlerin dağılımı; kan, serum, idrar, saç, tırnak muhtevasındaki elementler dikkate alınarak karşılaştırılma yapılmıştır. Bununla ilgili olarak çeşitli referanslar araştırılmış ve bunlar karşılaştırmaya dâhil edilmiştir[20].

    Yine Topraktaki elementlerin muhtevalarında da değişik kaynaklardan yararlanılmıştır[21].

  Bu karşılaştırmalar periyodik tablo içerisinde farklı renklerde gösterilmiştir (Tablo 1):

Tablo 1. Periyodik Tablo içindeki insan ve toprakta bulunan elementlerin dağılımı

 

He

Ne

Ar

Kr

Xe

Rn

Uuo

 

 

 

F

Cl

Br

I

At

Uus

Lu

Lr

 

O

S

Se

Te

Po

Uuh

Yb

No

 

N

P

As

Sb

Bi

Uup

Tm

Md

 

C

Si

Ge

Sn

Pb

Uuq

Er

Fm

 

B

Al

Ge

In

Tl

Uut

Ho

Es

 

 

 

Zn

Cd

Hg

Cn

Dy

Cf

 

 

 

Cu

Ag

Au

Rg

Tb

Bk

 

 

 

Ni

Pd

Pt

Ds

Gd

Cm

 

 

 

Co

Rh

Ir

Mt

Eu

Am

 

 

 

Fe

Ru

Os

Hs

Sm

Pu

 

 

 

Mn

Tc

Re

Bh

Pm

Np

 

 

 

Cr

Mo

W

Sg

Nd

U

 

 

 

V

Nb

Ta

Db

Pr

Pa

 

 

 

Ti

Zr

Hf

Rf

Ce

Th

 

 

 

Sc

Y

 

 

La

Ac

 

Be

Mg

Ca

Sr

Ba

Ra

 

 

H

Li

Na

K

Rb

Cs

Fr

 

 

     İnsanda veya insanın belirli organlarında toprağa göre bir miktar fazla bulunan elementler: S, Cl.

     Toprakta insana göre bir miktar fazla bulunan elementler. Li, Na, Rb, Be, Mg, Ba, Sc, Y, La, Ti, Zr, Ce, Th, V, Nb, U, Fe, Co, Al, Ga, Si, Ge, Sb.

     İnsan ve toprakta birbirine yakın miktarda bulunan elementler: K, Ca, Cs, Tl, P, I.

     İnsanın belirli organlarında toprakla benzer miktarlarda, belirli organlarında toprağa göre az miktarda bulunan elementler: Sr, Cr, Mo, W, Mn, Ni ,Cu, Ag, Zn, Cd, Hg, B, Sn, Pb, As, Bi

    Sonuç

     Tüm bu veriler bize Allah’ın insanı topraktan rastgele yaratmadığını, aynı ayette söylendiği gibi; toprağın içindeki elementleri belli ölçüyle belirleyerek insanı toprağın belli bir özünden yarattığını göstermektedir. Görüldüğü gibi Kuran’da hiçbir kelime boşu boşuna geçmemektedir. İnsan vücudundaki bu elementlerin incelikle ayarlanması Allah’ın mükemmel tasarımcılığını gözler önüne sermektedir. Secde Suresi’nde Allah’ın güzel yaratışına dikkat çekilmektedir. Gerçekten de çamur gibi basit görünümlü bir maddeden insan gibi bir eserin yaratılması Allah’ın delillerindendir. Nitekim Rum Suresi’nin 20. ayeti topraktan yaratılışın Allah’ın delillerinden biri olduğunu vurgulamaktadır.

     “Sizi topraktan yaratması, O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra bir de gördünüz ki siz beşer olmuş (çoğalıp) yayılıyorsunuz[22].

     Toprağa Farklı Bir Bakış

     Toprakla ilgili Kur’an’da geçen ayetlere işaret eden farklı bir bakış şöyle ifade edilmektedir:

     “Kur'ân-ı Mucizü'l-Beyan büyük bir ölçüde tekrar ettiği ihyâ-yı arz ve toprak unsuruna nazar-ı dikkati celb ettiğinden, kalbime şöyle bir feyiz damlamıştır ki:

Arz, âlemin kalbi olduğu gibi, toprak unsuru da arzın kalbidir. Ve tevazu, mahviyet gibi maksuda isal eden yolların en yakını da topraktır. Belki toprak, en yüksek semâvattan Hâlık-ı Semâvata daha yakın bir yoldur. Zira, kâinatta tecellî-i rububiyet ve faaliyet-i kudrete ve makarr-ı hilâfete ve Hayy-u Kayyûm isimlerinin cilvelerine en uygun, topraktır. Nasıl ki arş-ı rahmet su üzerindedir; arş-ı hayat ve ihya da toprak üstündedir.          

     Toprak, tecelliyat ve cilvelere en yüksek bir aynadır. Evet, kesif birşeyin aynası ne kadar lâtif olursa, o nisbette suretini vâzıh gösterir. Ve nurânî ve lâtif birşeyin de aynası ne kadar kesif olursa, o nisbette esmânın cilvelerini cilâlı gösterir. Meselâ, hava aynasında, yalnız şemsin zayıf bir ziyası görünür. Su aynasında şems ziyasıyla görünürse de elvân-ı seb'ası görünmüyor. Fakat toprak aynası, çiçeklerinin renkleriyle, şemsin ziyasındaki yedi rengi de gösterir. ‘Akrebu mâ yekûnül abdü min Rabbihi ve hüve sécidün’[23]

 olan Hadîs-i Şerif, bu sırra işareten şehadet eder. Öyleyse, arkadaş, topraktan ve toprağa inkılâp etmekten, kabirden ve kabre girip yatmaktan tevahhuş etme![24].

     Demek ki, Allah’ın isimlerinin tecellilerine en külli ve en geniş ayna, yani en güzel şekilde gösteren topraktır. Hava ve su unsuru Allah’ın sadece belirli isimlerini gösterirken, topraktaki her bir çiçek, her bir bitki, Allah’ın muhtelif isimlerine ayna olmaktadır.

   Toprak ayakaltında bulunmasıyla bir bakıma alçak gönüllüğün ve tevazuun da bir göstergesidir. Dolayısıyla Allah’a ulaşmada bütün kibir ve gururdan sıyrılarak yükselinebileceği, bunun için insanın benliğinden uzaklaşması ve toprak gibi olması gerekmektedir. Onun için toprağa dönmekten, kabire girip yatmaktan korkmamak lazımdır.


[1] Karaman 2012; Westerman 1990, thoughtco.com, actabiologist.asu.edu, livescience.com
[2] Al-i İmran Sûresi, 59.ayet.
[3] Yâsin Sûresi, 82.ayet.
[4] Kehf Sûresi, 37.ayet.
[5] Hac Sûresi, 5.ayet.
[6] Fatır Sûresi, 11.ayet.
[7] Rum Sûresi, 20.ayet.
[8] Furkan Sûresi, 54.ayet.
[9] Enbiya Sûresi, 30.ayet.
[10] Nur Sûresi, 45.ayet.
[11] Hud Sûresi, 61. ayet.
[12] Hicr Sûresi, 26. ayet.
[13] Enam Sûresi, 2. ayet.
[14] Müminun Sûresi,12. ayet.
[15] Rahman Sûresi,14. ayet.
[16] Enam Sûresi, 99. ayet.
[17] Taha Sûresi, 55. ayet.
[18] http://insanvehayat.com/topragin-ozu/
[19] http://insanvehayat.com/topragin-ozu/
[20] Stenberg, A. et al., Isotopic variations of Zn in biological materials. Anal. Chem., 2004, 76, 3971-3978.  
[21] Karaman M.R (Editör). Bitki Besleme Kitabı, 2012, s. 8.
[22] Rum Suresi, 20.ayet.
[23] İnsanın Allah’a en yakın olduğu an, secde anıdır.
[24] Nursi, Bediüzzaman, S. Mesnevî-i Nûriye. Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları- 1182, İstanbul, 2016.

Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun