2. San`at (zanaat):

İslâm, ziraatı teşvik etmiş, değerinin yüceliğini bildirmiş, fakat müslümanların bütün gayretini yalnızca ziraate harcamasını da nehy etmiştir. Müslümanın ziraatla yetinip, ziraat dışındaki meslek ve sektörleri, sanayi mallarını ihmal etmesini "sığırların kuyruklarına yapışıp kalmak" şeklinde tavsif buyurarak, bu hâlin sefalet ve zillete sebeb olacağına işaret etmiştir. Bu konuda Resûlüllah Efendimizin îkazları şöyledir: "Faizi yemek için hileli yollara saptığınız, öküzlerin kuyruğuna yapışıp ziraatle yetindiğiniz ve cihadı terkettiğiniz zaman Allah üzerinize zilleti (zaafa düşme ve horlanma) musallat kılar ve dîninize dönmedikçe onu üzerinizden sıyırmaz." Kur`an-ı Kerîm bâzı san`at dallarını zikretmiş ve onları birer nimet olarak vasıflandırmıştır. Bu arada bakır, demir ve çelikle ilgili san`atların üzerinde önemle durmuştur. Kur`an sûrelerinden birinin adı Hadîd sûresidir. Kur`an`da demir ve bakırdan bahseden âyetler şöyledir:


"Ve demiri indirdik (yarattık) onda çetin bir sertlik (güç, dayanıklılık) ve insanlar için faydalar vardır." (el-Hadîd, 25).


"Geniş zırhlar yap; dokumasını sağlam tut, dedik ve ona (Dâvud`a) demiri yumuşak kıldık." (Sebe`, 10-11).


"Ona sizi savaşta korumak için zırh yapma san`atını öğrettik. Artık şükreder misiniz?" (el-Enbiyâ, 80).


"Erimiş bakır madenini ona (Süleyman`a) sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle önünde iş gören cinleri onun emri altına verdik ki... O, kal`alardan, heykellerden, büyük havuzlar gibi çanaklardan (küvetlerden) ve taşınması güç kazanlardan ne dilerse kendine yaparlardı..." (Sebe`, 12-13).


Resûl-i Ekrem (A.S.M.) de el emeğini ve san`atları teşvik babında şöyle buyurmuştur: "San`at, fakirlikten emândır. "Hiçbir kimse yiyecek olarak el emeğinden daha hayırlısını yememiştir. Allah`ın Peygamberi Dâvud da el emeğini yerdi." İbn-i Abbas`ın rivayetine göre her peygamberin bir mesleği var idi.


"Hz. Dâvud zırh yapardı. Hz. Âdem (A.S.) çiftçi, Hz. Nûh (A.S.) marangoz, Hz. İdris (A.S.) terzi ve Hz. Mûsa (A.S.) da çobandı." Aslında peygamberler insanlara sadece mânevi sahada rehber olarak gelmemişlerdir. Vazifeleri insanlara maddî mes`elelerde de önderlik yapmaktır. Peygamberlere verilen mu`cizeler bir cihetten onların peygamberliğini isbatlarken, diğer cihetten de insanlığa maddî terakkinin son hududunu çizmekte ve beşeriyete lüzumlu san`at dallarını göstermektedir. Sonraki nesiller o mu`cizeleri örnek alıp çalışmışlar, o mu`cizelerin benzerlerini yapmayı başarmışlar, böylece hem maddeten terakki etmişler, hem de çeşitli san`at ve meslek kolları kurarak kendilerine yeni yeni geçim yolları, kazanç sâhaları bulmuşlardır. Misal verecek olursak: Dâvud peygambere verilen "demiri avucunda yumuşatma" mu`cizesi, insanlığa, demiri eritip ona istenilen şekli vermeyi öğretmiştir. Böylece günümüz teknolojisinin temelleri atılmıştır. Havanın Süleyman`ın (A.S.) emrine verilmesi mu`cizesi, uçak, füze gibi havada uçan vasıtaların icadına yol açmıştır. Mûsâ Peygamberin "asâsıyla vurduğu yerden su çıkarması" mu`cizesi, insanlığı yerin metrelerce derinliğinden petrol çıkarmağa, artizyen kuyuları açmağa teşvik etmiştir. İsa Peygamberin "ölüleri diriltmesi, şifasız hastaları iyileştirmesi" mu`cizesi, günümüz tıbbına büyük ışık tutmuştur. Organ nakli, sun`î kalb ve böbrek v.s. gibi tedbirlerle hayatı uzatmak mümkün hâle gelmiştir. Süleyman Peygamberin Sebe` melikesi Belkıs`ın tahtını bir anda huzuruna getirmesi mu`cizesi ise, gelecek asırların ilim adamlarına yol gösteren bir olaydır. Henüz ancak filmlere konu olan eşyanın ışınlanarak aynen nakli hâdisesine, bu mu`cizede işaret ve teşvik vardır. Bediüzzaman bu hususta şöyle demektedir: "Kur`a`n üstadiyetinden ve dersinin işârâtından fehmediyoruz ki, Kur`an, mu`cizat-ı Enbiyayı zikretmesiyle beşeri istikbalde o mu`cizatın nazîrelerini terakki ile vücuda geleceğine beşere ders verip teşvik ediyor". "Haydi çalış, bu mu`cizatın nümûnelerini göster. Süleyman Aleyhisselâm gibi 2 aylık yolu 1 günde git. İsa (A.S.) gibi en dehşetli hastalığın tedavisine çalış. Hz. Mûsâ`nın asâsı gibi taştan âb-ı hayat çıkar, beşeri susuzluktan kurtar. İbrahim (A.S.) gibi ateş seni yakmayacak maddeleri bul, giy. Bâzı enbiyalar gibi Şark ve Garpta en uzak sesleri işit, suretleri gör. Dâvud (A.S.) gibi, demiri hamur gibi yumuşat, beşerin bütün san`atına medar olmak için demiri balmumu gibi yap. Yûsuf`un ve Nûh`un (Aleyhimesselâm) birer mu`cizesi olan saat ve gemiden nasıl çok istifade ediyorsunuz; öyle de: Sair enbiyanın size ders verdiği mu`cizelerden dahi o saat ve sefine gibi istifade ediniz, taklitlerini yapınız... İşte buna kıyasen Kur`an her cihetle beşeri maddî-mânevî terakkiyata sevk etmek için ders veriyor, üstad-ı küll olduğunu isbat ediyor." (Hutbe-i Şâmiye). İslâm âlimleri, İslâm cemiyetinde ihtiyacı karşılayacak derecede her türlü meslek, san`at ve kazanç yolunun farz-ı kifâye olduğunu söylemişlerdir. Faydalı ilim ve san`atın herhangi bir dalında bir eksiklik bulunur ve bu eksikliği giderecek kimse bulunmazsa, bütün cemiyet, hususan idareciler günaha ve mes`uliyet altına girmiş olurlar.   


 

Kategori:
4086 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun