Karısını döven adama ne ceza verilir?

Tarih: 09.03.2021 - 20:01 | Güncelleme:

Soru Detayı

1. Hz. Ömer'in Rasulullah (s.a.s)'den eşini döven kimsenin bu konuda sorumlu olmadığını ve şöyle dediğini işittim. “Hiçbir erkeğe, karısını ne sebepten dövdüğünü sorma.” Bu söz sahih midir? Eğer sahih ise ne demek istiyor?
2. Nisa 34 ile alakalı yazılarınızı okudum fakat vurmak olarak misvak ucuyla vurmaktan bahseden alimler var. Ayetteki dövmenin yüz göz morartmak olmadığı ne malum ya o şekil dövmekten bahsediyorsa?
3. Mesela eşini yerlere atan tekmelerle atan bir adam var diyelim ki kadın nüşuzluk yapan bir kadın ne yapacağız destekleyeceğiz mi dövdüğü için?
4. Şeriat olsaydı karısını sokak ortasında döven yüz göz morartan adamın cezası olur muydu? Olursa ne olurdu?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öncelikle ifade edelim ki, Hz. Peygamber (asm) Efendimizin dövme işini uygulamaması, bu ruhsatın tatbik sahnesine konulmasından ziyade, potansiyel bir caydırıcı unsur olarak söz konusu olduğunu göstermektedir. 

Ayrıca, dinin koyduğu ölçüleri aşan bir kimse, ister koca isterse hakim veya savcı olsun- kim olursa olsun cezalandırılır. Temel ölçü budur.

Bu kısa bilgiden sonra sorulara gelince:

Cevap 1:

Rivayette Hz. Ömer (ra) bunu Peygamber (asm) Efendimizden merfu olarak nakletmiştir. (1)

Ancak bütün bu kaynaklardaki sened aynıdır ve zayıftır.

Burada özellikle Abdurrahman el-Muslî adındaki ravi, Hadis alimlerinin ittifakıyla zayıftır. (2)

Hz. Ömer’in de içinde bulunduğu bir rivayette yer alan bilgiler de “Hiçbir erkeğe, karısını ne sebepten dövdüğünü sorma.” şeklindeki bilgilerin zayıf olduğunu göstermektedir:

Rasulüllah (asm) "Allah`ın kulları olan kadıncağızları dövmeyin!" buyurmuşlardı. Bir süre geçince, Ömer gelip, "Ey Allah`ın Rasulü, kadınlar kocalarına karşı başkaldırdılar", diye şikayette bulununca dövülmelerine izin verdi. Arkasından da pek çok kadın Rasulüllah`ın hanımlarını çevirip kocalarını şikayette bulundular. Bunun üzerine Allah Rasûlü şöyle buyurdu:

"Bir çok kadın Muhammed`in ev halkına gelip kocalarını (dayak yüzünden) şikayet etmişler. Bu kocalar sizin iyileriniz değillerdir." (3)

Demek ki, erkeğin iyisi hanımına vurmaz, nüşuz gösterse bile mutlaka ıslah edecek güzel yol ve yöntemler bulur ve bulmalıdır.

Nisa suresi 34. ayetin geliş sebebi (sebeb-i nüzûlü) olarak gösterilen bilgiler şu merkezdedir:

Ensar`ın ileri gelenlerinden Sad b. Rabîa’ya karşı, karısı Habibe nüşuz göstermiş (serkeşlik ve dik kafalılık etmiş), o da ona bir tokat vurmuştu. Babası hemen kızını alıp Rasulüllah`a giderek şikayet etmiş, Rasûlüllah (asm) da, "Mutlaka ondan kısas alırız." buyurmuşlardı.

Bunun üzerine bu ayet geldi. Allah Rasulü (asm)`de "Biz bir şey yapmak istedik, Allah ise başka bir şey murad etti. Şüphesiz hayır, Allah`ın diledigindedir." buyurdular. (4)

Bu rivayetten da anlaşılıyor ki, haklı olarak karısını ama asla yaralamadan, iz bırakmayacak şekilde, yüzüne ve hassas yerlerine dokunmadan hafif bir tarzda misavk gibi çok basit bir şeyle döven koca için bir ceza söz konusu değildir.

Ancak bu sınırları aşarsa hem zulmetmiş hem de cezayı hak etmiş olur.

Cevap 2:

Esasen bu ayeti açıklayan Peygamberimiz (asm) veciz bir ifadeyle “darben gayra müberrihin..” (Yaralayıcı olmayan, iz bırakmayan hafif bir vuruş..) sözleriyle izah etmiştir. (5)

Konuyla ilgili bazı açıklamalardan örnekler vermek gerekirse:

-  Ata, “misvak gibi bir şeyle” demiş, Hasan Basri ise, “etkili olmayan/acıtmayan” şekilde demiştir. (6)

- Kurtubi “can yakıcı olmayacak şartıyla” rivayetini nakleder. (7)

- Hz. Abdullah b. Abbas’a “can yakıcı olmayan” ifadesinin ölçüsü sorulduğunda “misvak gibi bir şeyle” diye cevap vermiştir. (8)

- İbn Kesir, İbn Ebi Hatim’in Tefsir’indeki açıklamalara ilave olarak “herhangi bir uzvuna zarar vermeden ve can yakmadan” ifadesine yer verir. (9)

Cevap 3:

Şiddetin hiçbir şekline taraftar değiliz. Allah’ın dövmeye dair hükmü caydırıcı bir ruhsattır. Hz. Peygamberin (asm) bu ruhsatı kullanmaması ve kullandırmak istememesi ise, söz konusu kadının nüşüzunu, yani aile yuvasını bozmayı yönelik hayasını engellemeye yönelik bu caydırıcılık ruhsatının tedavüle konulmamasını öngören bir tavırdır. 

Özetle, Kuran’ın verdiği ruhsat, kadınların haddini bildirmeye, onları korkutup aşırı tavırlardan alıkoymaya yöneliktir. Sünnetin tavrı ise, erkeklerin haddini bildirmeye ve onları zorbalık yapıp şiddet uygulamaktan alıkoymaya yöneliktir.

Cevap 4:

“(Evlilik hukukuna) baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.” (Nisa, 4/34) mealindeki ayetin “Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür” mealindeki son cümlesi, haksız yere kadını döven veya haklı olduğu halde Kuran’ın verdiği ruhsata aykırı davranan ve bu sebeple de zulüm yapan erkeğe en azından tazir cezasının (Hakimin ön gördüğü bir cezanın) uygulanması söz konudur. Bu konudaki sorunun cevabı da budur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun