Kainatın yaratılmasıyla ilgili ayette geçen ''sonra, sümme'' kelimesi, öncelik sonralık anlamına mı geliyor?

Soru Detayı

http://www.sorularlaislamiyet.com/article/11284/fussilet-suresi-9-12-ayetler-ile-naziat-suresi-27-33-ayetleri-arasinda-celiski-var-midir-gokler-ve-yerlerin-yaratilis-sirasinda-farkliliklar-var. html http://www.sorularlaislamiyet.com/article/16514/kur-an-da

- Kainatın yaratılmasıyla ilgili verdiğiniz bilgilerde, Bediüzzaman Said Nursi'inin de görüşlerine uygun olarak, Bakara sûresinin 29. âyeti, yerin önce yaratıldığını; “Ondan sonra da yeri döşedi.” mealindeki Naziat sûresinin 30. âyeti, göğün önce yaratıldığını bildiriyor. Hepsini şu şekilde açıklamak mümkün demişsiniz; önce gök ve yer bitişikti,yer önce kabuk bağlayıp sertleşti, sonra gök duman halinden değiştirilerek düzene sokuldu, bundan sonrada yer yaşanacak bir hale sokuldu. bu açıklamalar bilimle de uygunluk içinde.

http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/154509/yer-gokleri-ve-arasindakileri-alti-gunde-yaratan-secde-4-ayetinde-gecen-yer-ve-gok-arasindakiler-den-kasit-nedir-hayvanlar-ile-bitkiler-midir.html,

1- Fussilet suresini açıklarken önce yer 4 günde yaratılıp yaşanacak hale getirildikten sonra gök 2 günde düzenlendi demişsiniz. Bakara 29 ve Naziat 30 ayetlerinin tefsirine zıt bir şey demiş oluyoruz. Çünkü o ayetlerin tefsirinde göğün düzenlenmesinden sonra yer yaşanılacak hale getirildi demişsiniz. Bunu izah edebilir misiniz?

2- Halbuki gök düzenlenmeden yer yaşanılacak hale gelemez bilimsel verilere göre. Çünkü ağaçların, bitkilerin yaşayabilmesi için önce göğün düzenlenmiş olması, güneş, ay vb.lerinin düzgün bir şekilde çalışıyor olması lazım. Ayetteki ''sonra, sümme'' kelimesi muhakkak bir sıra, öncelik sonralık anlamına mı geliyor?

- Prof. maurice Buccaile kitabında bu ayeti anlatırken ''sümme'' kelimesinin hem ''sonra'' manasına geldiğini hem de ''bir de'' anlamına geldiğini yazmış. Bu ayette ''bir de'' anlamında kullanılınca ayette bir öncelik sonralık ifadesi olmadığı 4 günde yer yaratılıp düzenlenirken bir yandan da gök düzenleniyordu manası çıktığını anlatmış. Siz bir açıklama yapabilir misiniz?

- Ateistler de bu ayete çok ilişiyorlar.yerin yaratılıp bitirildikten,ağaçlar ve bitkilerin çıkmasından sonra göğün düzenlenmiş olması bilime aykırıdır deyip kafamızı karıştırıyorlar.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sorularınızı bir kaç maddede cevaplamaya çalışacağız:

a) Bakara 29 ile Naziat 30. ayetlerin açıklamasında, Kur’an’ın bütünü esas alınarak, yaratılış safhaları değerlendirilmiş ve özellikle Bediüzzaman Hazretlerinin görüşü esas alınmıştır. Sizin de uygun gördüğünüz bu açıklama bizim asıl değerlenrmemizdir.

- Fussilet suresinin açıklamasında ise “bir meal” esas alınmış ve orada asıl maksat, soruya uygun olarak yer ve göğün yaratılışı ve aralarındakilere dikkat çekilmiştir. “Görüldüğü üzere, bu ayetlerde önce 'yerin iki günde' yaratıldığına, ardından 'orada dağların, ihtiyaç sahipleri için gıdaların, bitkilerin ve ağaçların, tam dört günde' yaratıldığına, daha sonra da 'göklerin iki günde' yaratıldığına vurgu yapılmıştır.” ifadesiyle biraz meale bağlı kalınarak, ayette yer alan sırlamaya yer verilmiştir. Yoksa buradaki ifadeler, gerçekten yer ve göklerin yaratılış sıralamasıyla ilgili değildir.

- Bununla beraber, bu açıklamalar yanlış anlaşılmaya meydan verdiği için yanlış olmuştur. Ve sizin bizi ikaz etmenizden dolayı da sizlere teşekkür ederiz.

- Arapça’da “Sümme” kelimesi tertibi ve süreci ifade eder. Yani önceliği, sonralığı olacak şekilde bir sıralamayı anlatır. (bk. İbn Aşur, Bakara:29. ayetin tefsiri).

Ancak ayetteki sıralamayı şöyle anlamak gerekir: “Allah önce göğü duhan (gazlar) halinde; arkasından yeri yarattı. Daha sonra göğü düzenleyip, ardından da yeri düzene soktu.” (bk. Kurtubî, 1/256)

Buna göre, Bakara 29. ayetini şöyle değerlendirmek gerekir: “Sümme’s-teva ile’s-semai” (sonra -Allah’ın iradesi-göğe yöneldi) ayetin ifadesinde yer alan “göğe yöneldi” cümlesi, göğün önce duhan/gazlar halinde var edildiğini ve yerin kaba olarak yaratılmasından sonra -İlahı irade- göğü düzenlemek üzere tekrar ona yöneldiğini göstermektedir. Göğün tam düzenlenmesinden sonra da sıra yerin düzenlenmesine gelmiştir.

Bununla beraber, “Sümme”nin ifade ettiği terahi/mühlet/süreç bazen “zaman tertibi”ni, bazen de “rutbe tertibi”ini (et-tertibu’r-rutebî) ifade eder. Özellikle konumuz olan ayette olduğu gibi, bir kelimeyi değil, bir cümleyi bir cümleye atıf yapmakta kullanıldığı zaman bu “tertib-i rütebi” (rütbe sıralamasını) ifade eder. (bk. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

Mesela: bir adama “ لقد أكرمتك ثم أني أكرمت أباك” Yaklaşık manası: “Şüphesiz ben sana çok ikramlarda bulundum, sonra  ben babana da ikram etmiştim.” Burada esasen adamın babasına daha önce ikramda bulunulduğu halde, evlattan babaya/küçükten büyüğe uzanan bir rütbe sıralaması vardır.

Buna göre, ilgili ayette yer alan “sümme” edatı, yer ile göklerin yaratılması arasında bir zamanlama sırası değil, küçük bir varlıktan büyük bir varlığa geçişi ifade den bir rütbe sırlamasıdır.

Bu manada kullanıldığı zaman, Türkçe’de “sonra” yerine, “bir  de” sözcüğü kullanmak daha isabetli olabilir.

- Burada konuyu detaylı bir şekilde yeniden açıklamakta fayda vardır:

Bediüzzaman Hazretleri Bakara sûresinin 29. âyetinin tefsirinde konuyu şöyle ele almıştır: “O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra semâya yöneldi. Onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi. O, her şeyi hakkıyla bilendir.” mealindeki ayet yerin önce yaratıldığını; “Ondan sonra da yeri döşedi.” mealindeki Naziat sûresinin 30. ayeti, göğün önce yaratıldığını; “İnkar edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlıyı sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?” mealindeki Enbiya sûresinin 30. âyeti ise, gök ile yerin birlikte yaratıldığını göstermektedir…

Hikmet-i cedidenin nazariyatı ise şu merkezdedir ki: Görmekte olduğumuz ve manzume-i şemsiye ile tabir edilen güneşle güneşe bağlı yıldızlar cemaati, basit bir cevher imiş; sonra bir nevi buhara inkılab etmiş; sonra o buhardan, mayi-i narî (sıvı-ateş) hasıl olmuş; sonra o mayi-i narî, bürudet ile tasallub etmiş, yani katılaşmış; sonra şiddeti hareketiyle bazı büyük parçaları fırlatmış; sonra o parçalar tekasüf ederek, seyyarat olmuşlar; üzerinde yaşadığımız arz da onlardan biridir. Bu izahata tevfikan, şu iki meslek arasında mutabakat hâsıl olabilir. Şöyle ki:

"İkisi de birbirine bitişikti, sonra ayırdık." mânâsında olan âyetin ifadesine nazaran, manzume-i şemsiye ile arz, dest-i kudretin madde-i esiriyeden yoğurmuş olduğu bir hamur şeklinde imiş. Madde-i esiriye, mevcudata nazaran akıcı bir su gibi mevcudatın aralarına nüfuz eden bir maddedir. و كان عرشه علي الماء âyeti, şu madde-i esiriyeye işarettir. ki, Cenab-ı Hakk'ın Arşı, su hükmünde olan şu esir maddesi üzerinde imiş; esir maddesi yaratıldıktan sonra, Saniin ilk icadlarının tecellisine merkez olmuştur.

Yani Sani-i Zülcelâl esir maddesini yarattıktan sonra, o esir maddesini cevahir-i ferde kalbetmiştir. Sonra bir kısmını kesif kılmıştır ve bu kesif kısımdan, meskûn olmak üzere yedi küre yaratmıştır. Arz da bunlardan biridir. İşte arzın -hepsinden evvel tekasüf ve tasallub etmekle acele kabuk bağlayarak uzun zamanlardan beri menşe-i hayat olması itibariyle- hilkati ve teşekkülü semavattan evveldir. Fakat arzın bastedilmesiyle nev-i beşerin teayyüşüne elverişli bir vaziyete geldiği, semavatın tesviye ve tanziminden sonra olduğu cihetle, hilkati, semavattan sonra başlar; fakat, bidayette, semavat ile arz ikisi beraber imişler. Binaen alahâzâ, bu üç âyetin aralarında bulunan zahiri muhalefet, bu üç cihetle mutabakata inkılab eder." (bk. İşaratu’l-İ’caz, s. 187-188)

Ebussuud da benzer ifadelere yer vermiştir. (bk. İrşâdu'l-Akli's-Selîm ila Mezâye'l-Kur'ani'l-Kerîm, IX/102-103; Ayrıca bk. Niyazi Beki, Kur’an’ın yüksek ve parlak bir tefsiri Risele-i Nur, s.144-146)

- “Yer ile gök arası”nı ifade eden “VE MA BEYNEHUMA” sözcüğü, atmosfer gibi kozmik varlıklar yanında canlı-yarı canlı, cansız; makro ve mikro alemde yer ile gök arasındaki her türlü varlıklar kastedilmiş olabilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorumlar

serife-

Allah sizlerden razı olsun. pek çok insanın imanının kurtulmasına vesile oluyorsunuz. insanlar,'' biz bilmesek de anlamasak da bunların bir cevabı vardır nasılsa sorularla islamiyet sitesinde'' diyerek sizlere dayanıyor. rabbim sizlerle birlikte bizleri de cennetine koysun inşallah.amin...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR