Kafirlerin ölümüne yer ve gök üzülmediğine göre, biz Müslümanların üzülmesi doğru olur mu?

Soru Detayı

- Hz. Enes (radıyallahuanh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Bir mümin için mutlaka (semadan) iki kapı vardır: Birinden ameli yükselir, diğerinden de rızkı iner. Bu mümin ölünce, her iki kapı da ağlarlar. Şu âyet bu duruma işaret eder: 'Ne gök ne yer onların üzerine ağlamadı...' (Duhân, 44/29)" [Tirmizî, Tefsir, Duhân, (3252).]
-  Bu ayetle ilgili olarak Üstad Bediüzzaman Hazretleri şu açıklamayı yapıyor:
"Mefhum-u sarihiyle ferman ediyor ki: "Ehl-i dalâletin ölmesiyle insan ile alâkadar olan semavat ve arz, onların cenazeleri üstünde ağlamıyorlar, yani: Onların ölmesiyle memnun oluyorlar." Ve mefhum-u işarisiyle ifade ediyor ki: "Ehl-i hidâyetin ölmesiyle semavat ve arz, onların cenazeleri üstünde ağlıyorlar, firaklarını istemiyorlar." Çünkü: Ehl-i iman ile bütün kâinat alâkadardır, ondan memnundur. Zira iman ile Hâlık-ı kâinatı bildikleri için, kâinatın kıymetini takdir edip, hürmet ve muhabbet ederler. Ehl-i dalâlet gibi tahkir ve zımnî adâvet etmezler."
- Bu iki açıklamaya bakarak; deprem, terör saldırısı gibi nedenlerle ölen kafirler için biz Müslümanların üzülmesi doğru olur mu?
- Çünkü bir kâfir öldüğünde yer ve gök onlar için üzülmüyor, memnun kalıyor.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Bilindiği gibi üzülmenin çok dereceleri vardır. Bu farklı üzülme dereceleri “üzgünlük” konusu varlığın bizimle olan bağlantılarıyla alakalıdır.

Örneğin, yabancı bir Müslümanın ölmesi ile akraba olan bir Müslümanın ölmesi bizde farklı etki yapar.

Yine, zulme uğramış bir insanın Müslüman olması ile olmaması arasında farklı bir üzgünlük alanını oluşturur.

Bunların farklılığı, insanlık, komşuluk, yakınlık, dindarlık gibi bağlantılarımızdan kaynaklanıyor.

- Bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere, ölen bir kâfir için belki hiç üzülmeyiz. Fakat işkence edilerek öldürülen bir kâfir için üzülmemek elimizden gelmez. Burada bizi ilgilendiren “insanlık” bağı ve gayri insani bir olgu olan “zulüm” olayıdır. Bu sebeple, dindarlığımız açısından değil, insanlık bağımızdan ötürü öldürülen bir kâfir için üzülmekte bir sakınca yoktur.

- Kaldı ki, bu tür üzülmeler, insanlık bağıyla alakalı olduğu için, gayri ihtiyari ve fıtratın ihtizazının/depreşmesinin dışa vuran bir yansımasıdır.

Göklerin ve yerin ağlamaması, ölenin dinsizliği sebebiyledir. Bu açıdan bakıldığı zaman, bizim de üzülmememiz gerekir. Zira, bir kâfirin hayatta kalmasını arzu etmek, -eğer hidayete girme ümidiyle ilgili değilse-, Allah’a karşı isyan etmesinin devamını istemek anlamına gelir.

Özetle: İnsan olarak fıtratın bir tezahürü olan üzülmek ile dinsizlik konusu itibariyle üzülmek arasında çok fark vardır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR