Kafirin namazı kafesteki kuşa benzer, anlamında bir hadis var mı?

Soru Detayı

"Kafirin namazı kafesteki kuşa benzer kilsam da gitsem hemen, müminin namazi denizdeki balık gibi sudan çıksa ölür." anlamında bir hadis var mıdır?
- Namaz vakitleri ne zamandır?
- En faziletli vakitler hangileridir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soruda geçtiği şekliyle bir hadis rivayeti bulamadık.

Konuyla ilgili bir hadis rivayeti şöyledir:

Enes (r.a.)'den yapılan rivayette, Resûlüllah Efendimiz (asm)'den şunu işittiğini söylemiştir:

"İşte o münafığın namazıdır, oturur da güneşi gözler, ta ki şeytanın iki boynuzu anasında olunca (doğmak ve batmak üzere iken) kalkıp (kuş gibi) gagasını yere vurup kaldırır da dört rekat namaz kılar ve Allah'ı pek az anar." (Müslim, Mesâcid 195; Muvatta, Kur'ân 46; Ebü Dâvud, Salât 5; Tirmizî, Salât 120; Nesai, Mevakit 9)

Buna göre, hadiste kafir değil, münafık ifadesi geçer.

Bundan maksat ise, namazı o vakte kadar geciktirmenin uygun olmayacağını bildirmek ve namazı gereği gibi kılmanın önemine dikkat çekmektir.

Ayrıca, hadislerde geçen münafık alameti gibi ifadeler, onu yapanın münafık olduğunu bildirmek için değil, Müslümana yakışmayan bir durum olduğunu anlatmak içindir.

- Şeytanın iki boynuzundan maksat nedir?

İlim adamları farklı yorumlarda bulunmuşlardır:

Kimine göre, bu zahiri ve hakikati üzeredir. Böylece güneş doğarken ve batarken şeytanın boynuzları arasına muvazi olarak doğar ve batar, denilmiştir. Çünkü kâfirlerden Güneş'e tapanlar, ona doğarken ve bir de batarken secde ederler.

Kimine göre ise, bu mecazî bir tabirdir. Şeytan bir anda doğu ve batıda bulunabilir. Güneş doğarken ve batarken müminleri namazdan alıkoymak için durmadan sinyal verir. O bakımdan Resûlüllah (asm) sözü edilen tabiri kullanmıştır.

İkindi namazını güneş sararıncaya kadar geciktirmenin de mekruh olduğu bu hadisten anlaşılıyor.

Bu hadis sahihtir.

Aynı zamanda akşam namazı için iki vakit bulunduğunu ispat eder ve ikindi namazının güneş sararıncaya kadar geciktirilmesinin caiz olduğunu da gösterir.

Namaz vakitlerini bildiren hadislere gelince:

Konuyla ilgili bazı hadis rivayetleri şöyledir:

Abdullah b. Amir (r.a.)'dan yapılan rivayette, Resûlüllah Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:

"Öğle namazının vakti, ikindi vakti hazır olmadığı (girmediği) süre devam eder. İkindi namazının vakti, güneş sararmadığı süreye kadardır. Akşam namazının vakti, ufuktaki kızıllığın yayılması sakıt olmadığı (kaybolmadığı) süreye ka­dardır. Yatsı namazının vakti, gece yarısına kadardır. Sabah namazının vakti, güneş doğmadığı sürecedir." (Ebû Dâvud, Salât, 2; Nesai, Mevakit, 15; Müsned, 2/210-213-223)

Câbir b. Abdillâh (r.a.)'den yapılan rivayette demiştir ki:

"Cibril (a.s.), Peygamber Efendimiz (asm)'e geldi ve şöyle dedi:

Kalk da namaz kıl! Peygamberimiz de güneş gök kubbeden batıya doğru meyledince kalkıp öğle namazını kıldı.

Sonra ikindi vakti Peygamberimiz'e gelerek, kalk (bu vaktin) namazını kıl, dedi. Peygamberimiz de her şeyin gölgesi bir mislini bulunca ikindi namazını kıldı.

Sonra akşam vakti ona geldi ve kalk da bu vaktin namazını kıl, dedi. Peygamberimiz de güneş (ufukta) sakıt olup (kaybolunca) akşam namazını kıldı.

Sonra Cibril yatsı vakti geldi ve kalk (bu vaktin) namazını kıl, dedi. Peygamberimiz de şafak (batı ufkunda gö­rünen kızıllık veya sarılık) kaybolunca kalkıp yatsı namazını kıldı.

Sonra Cibril fecir vakti ona geldi ve kalk (bu vaktin) namazını kıl, dedi. Fecir ışıldayınca Peygamberimiz sabah namazını kıldı. (Veya fecrin aydınlığı yükselince namaz kıldı)

Sonra Cibril (a.s.) ertesi gün Peygamber (asm) Efendimiz'e geldi ve öğle için şöyle dedi: Kalk da (bu vaktin) namazını kıl. Peygamberimiz de her şeyin gölgesi bir mislini bulunca öğle namazım kıldı.

Sonra ikindi vakti ona gelip, kalk da (bu vaktin) namazını kıl, dedi. Peygamberimiz de her şeyin gölgesi iki mislini bulunca ikindi namazını kıldı.

Sonra akşam vakti gelip ve onu tek bir vakit olarak (belirledi) artık o değişmedi.

Sonra yatsı vakti ona geldi ki, gecenin yarısı geçmiş bulunuyordu ve üçte biri geçmiş idi, yatsı namazını kıldı.

Sonra (sabah vakti) ona geldi ki, ortalık cidden aydınlanmıştı ve ona: kalk da (bu vaktin) namazını kıl, dedi. Peygamberimiz de fecir (sabah) namazını (emredilen vakitte) kıldı.

Sonra da Cibril (a.s.)  şöyle dedi: Bu iki vaktin arası (faziletli) vakittir..." (Müslim, Mesacid: 179; Tirmizi, Mevakit 1; Müsned, 4/416)

Ebû Musa (r.a.)'den yapılan rivayette, Hz. Peygamber Efendimiz (asm)'e bir soru soran geldi de namaz vakitlerinden sordu.

Peygamberimiz hiçbir sözle ona cevap vermedi ve fecir açıldığı zaman Bilâl'e emretti, o da sabah namazı için ikamet getirdi ki, neredeyse insanlardan bir kısmı bir kısmını tanıyamıyordu, (ortalık henüz karanlık idi).

Sonra güneş gök kubbesinin ortasından batıya meyledince öğle namazı için ikamet getirmesini emretti.

Sonra emretti ikindi namazı için ikamet getirdi ki, güneş henüz yüksekte idi.

Sonra güneş batınca da akşam namazı için ikamet getirmesini emretti.

Şafak kaybolunca da yatsı namazı için ikamet getirmesini emretti.

Sonra ertesi gün;

Sabah namazını geciktirdi, o kadar ki sözcü "güneş doğdu veya doğmak üzeredir" dedi.

Öğle namazını geciktirdi, öyle ki, bir gün önceki ikindi vaktine yakın bir zamanda kıldı.

Sonra ikindi namazını geciktirerek kıldı, o kadar ki, namazı bitirince sözcü, güneş iyice kızarıverdi.

Sonra akşam namazını ufuktaki kızıllık kaybolmasına az kalıncaya kadar geciktirdi.

Diğer bir rivayette: Kızıllık kaybolmadan akşam namazını kıldı. Yatsı namazını geciktirdi, öyle ki gecenin ilk üçte biri oldu. Sonra sabah olunca soru soranı çağırdı ve şöyle buyurdu: "Vakit, şu ikisinin arasıdır." [64]

Hadislerin açık delâletinden anlaşılan hükümler:

- Öğle namazının vakti, ikindi vakti girinceye kadar devam eder.

- İkindi namazının vakti, güneş sararıncaya kadar sürer. Ondan sonra kerahet vakti başlar, o günün ikindi namazını kılmamış olan kerahetle kılmış olur.

- Akşam namazının vakti, ufuktaki kızıllığın yayılıp henüz kaybolmadığı zamana kadar devam eder. Ondan sonra ortaya çıkan beyazlığın kaybolmasına kadar devam edip etmeyeceği ihtilâf konusudur.

- Yatsı namazının vakti, gece yarısına kadardır. Bu, faziletli olan süredir. Ondan sonra fecir doğuncaya kadar devam eder.

- Sabah namazının vakti, güneş doğuncaya kadar sürer.

- İkindi namazını zaruret olmadığı halde güneş sararıp gözün ferini almayacak duruma gelinceye kadar geciktirmek mekruhtur. Bundan dolayı bu vakitte kılınan namaza "münafık namazı" denir. Sabah namazını da yine zarurî bir hal yokken güneş doğmasına az kala bir zamana geciktirmek mekruhtur.

- Öğle namazı, güneş batıya meyledince (zeval vaktini aşmaya başlayınca) kılınır.

- İkindi namazı, güneş henüz yüksekte iken (her şeyin gölgesi bir mislini bulunca) kılınır.

- Akşam namazı, güneş ufukta batınca kılınır.

- Yatsı namazı, ufukta beliren kızıllık kaybolunca kılınır.

- Sabah namazı, güneşin doğmasına az bir süre kalıncaya ka­dar kılınır.

- Öğle namazı, her şeyin gölgesi bir misline yaklaşıncaya kadar kılınabilir.

- İkindi namazı, güneş kızarıp sararıncaya kadar kılınabilir.

- Akşam namazı, ufuktaki kızıllık kaybolmaya yüz tutarken kılınabilir.

- Yatsı namazı gecenin ilk üçte biri geçinceye kadar gecik­tirilip kılınır.

- Her namaz için iki vakitte kılınması gösterildikten sonra, her namazı o iki vaktin ortasında kılmak daha faziletlidir.

- İhtiyari hallerde ikindi namazını, her şeyin gölgesi bir misliyle iki misli ortasındaki zamanda kılmak daha faziletlidir. Iztırarî hallerde ise güneş sararmaya yüz tutmaya başlayınca kılınabilir.

Tespitler ve Tahliller:

Abdullah hadisi, ikindi namazının güneş sararıncaya kadar vaktinin uzadığına delâlet ediyor. Böylece güneş batmadan önce kılındığı takdirde eda edilmiş sayılır. Cumhur da bu görüştedir. İmam Ebû Hanîfe ise, ikindi vaktinin sonu, güneşin sarardığı, gözün fer'ini almayıp batmaya yaklaştığı zamandır,  demiştir.

Cibril hadisiyle istidlal edenler ise, ikindi vaktinin sonunun dikey cisimlerin gölgesinin -fey-i zeval hariç- iki mislini buluncaya kadar devam edeceğini, ondan sonraya geciktirildiği takdirde ancak kaza edilebileceğini söylemişlerdir.

Hadiste geçtiği üzere, Melek Cibril birinci gün, her şeyin gölgesi bir mislini bulunca, ikinci gün iki mislini bulunca ikindi namazını kıldırdıktan sonra "İkindi vakti bu iki vaktin ortasıdır." demiştir.

Cibril'in bu açıklaması, ihtiyarî vakti belirlemeye yöneliktir, ikindi vaktinin tamamını kapsayan bir ölçü değildir.

Aynı zamanda Cibril hadisi diğer hadisleri neshedir mahiyette de değildir. Cumhur da aynı görüştedir. Güneş sarardıktan sonra kılınacak ikindi namazı -zorlayıcı bir sebep yoksa- münafık namazı sayılır. Çünkü kişi bu hususta mazur kabul edilemez.

Yine cumhurun mezhebine göre, ikindi namazının ilk vakti, her şeyin gölgesi bir mislini bulunca başlar. Cibril hadisinde de bu net biçimde belirtilmiştir. İmam Ebû Hanife ise, iki mislini bulunca başlar, demektedir.

İmam Nevevî bu ve benzeri hadislerin ışığı altında ikindi vaktinin beş vakti vardır, demiştir:

1. Fazilet,
2. İhtiyar,
3. Kerahetsiz cevaz,
4. Kerahetle birlikte cevaz,
5. Özür vakti...

Fazilet vakti: İlk vakittir, yani her şeyin gölgesi bir mislini bulduğu zamandır.

İhtiyar vakti: Her şeyin gölgesi iki mislini buluncaya kadar de­vam eder.

Cevaz vakti: Güneş sararmaya yüz tuttuğu zamandır.

Kerahetle birlikte cevaz vakti: Güneş sarardıktan sonra batıncaya kadar geçen zamandır.

Özür vakti: Yolculuk halinde olup, öğle ile ikindi namazını bir­leştirip bir arada kılındığı zamandır.

İkindi namazı bu beş vakitten birinde kılınınca eda sayılır. Güneş battıktan sonraya kalırsa, kazaya kalmış olur.

Hadislerin delaletinden ayrıca, akşamın iki vakti olduğu ve batı ufkunda beliren şafakın kızıllık olduğu ve öğle namazı vaktinin bit­mesiyle ikindi vaktinin girdiği anlaşılıyor.

Sonra da yatsı namazını gece yarısına geciktirmenin caiz olduğuna delâlet ediyor.

Akşam namazının vaktinin kızıllığın kaybolmasıyla sona ereceğine delâlet eden bir diğer hadisin meali şöyledir:

"Şafak (ufukta beliren) kızıllıktır. Şafak kaybolunca (ikindi) namazı vâcib olur." (İbn Asakir Fi-Garaibi Mâlik, Darekutnî, Beyhaki;  İbn Ömer'den merfuân rivayet etmişlerdir.)

Beyhakî bu hadisin sahih olduğunu bildirmiştir.

Çıkarılan Hükümler:

1. İkindi namazı, dikey cisimlerin gölgesi bir mislini bulunca kılınır. Bu onun faziletli olan vaktidir. Ancak İmam Ebû Hanife'nin içtihadına göre, iki mislini bulunca başlar ve faziletli olan vakit de odur.

2. İkindi vakti güneş iyice sararıp batmasına az kala bir zamana kadar devam eder.

3. Güneş iyice sararınca ikindi namazını kılmak kerahetle caizdir.

4. Akşam namazının vakti, çoğu ilim adamlarına göre, batı ufkunda beliren kızıllığın kaybolmasına kadar devam eder. İmam Ebû Hanîfe'ye göre, kızıllıktan sonra beliren beyazlığın kaybolmasına kadar devam eder.

5. Yatsı namazının vakti, akşam namazının vakti sona erince başlar ve fecir doğuncaya kadar devam eder. Efdal vakti, ilk vaktidir. Gecenin üçte biri geçinceye kadar geciktirmek de uygundur. Gece yarısına geciktirmekte bir sakınca yoktur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
2.619 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun