Kadının (yaratılış olarak) eksik midir; bu manadaki hadislerin anlatmak istediği mana nedir, nasıl anlamalıyız?

Tarih: 05.03.2007 - 14:36 | Güncelleme:

Soru Detayı
Hadislerden de anladığımız gibi, Allah kadını eksik yaratmış, bir yönüyle eksiktir. Bazı çevreler neden eksik olduğunu soruyor, adalete muhalif değil midir diyor. Aynı zamanda kadının bu eksik yönünün düzelmeyeceğini bildiriyor hadisler. O halde kadnlar bu eksik yönlerinden dolayı hesaba çekilecekler mi? Veya ne kadar irşad ve tebliğ yapılırsa yapılsın gene de düzelmezler mi? Düzelmezlerse bu gene eşyanın tabiatına aykırı değil mi acaba, neden erkekler hep bir adım ileridedirler kadınlardan?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu husustaki ayet-i kerimelerde ifade edilen gerçeklerden birisi de şudur: İnsanlık alemi, aile dediğimiz karşılıklı sevgi ve hürmet esasına dayanan bir müesseseye muhtaçtır. Bunun sağlanması, İnsanlığın kurtulması anlamına gelir. İşte Hz. Adem (a.s)'dan hanımının yaratılması, kudret-i ilahiyenin ayrı bir delilidir. Fakat önemli olan Allah’ın Hz. Adem (as)'in noksanlığını tamamlayacak ve sıkıntısını giderecek hanımının yaratılmasını haber vermektir.

Fahreddin er-Razî der ki: "Bu konunun altında bir çok sırlar vardır...” (Mefatih, IX,167) Rabbinizin terbiye ile ilgili emri ve koruması altına giriniz, emrine karşı çıkmaktan sakınıp genellikle asayişe uyunuz, O'nun şiddetli cezasından korununuz. O Rabbiniz ki sizi tek bir candan, bir şahıstan yarattı. Bundan dolayı, aslında hepiniz bir babadan gelme kardeşlersiniz ve hepiniz insansınız ve bir yaratıcının yaratıklarısınız. Bu prensipler üzerinde, hukukla ilgili esasları insanlık gerçeğine ve terbiye esasına dayandırarak kardeşlik haklarına riayet etmeli ve Rabbinizin emrine aykırı hareket etmekten sakınmalısınız.

Evet Rabbiniz bir can yarattı ve "O bir candan eşini de yarattı." (Nisa, 4/1). Böyle bir nimet ihsan etti. Biri diğerinin canından kopmuş bir çift meydana getirdi. "... çiftleri yaratan Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir." (Yasin, 36/36) Ondan dolayı bu nimet ve gücün değerini ve büyüklüğünü takdir etmeli ve yaratılışın, eşyanın tabiatının eseri değil, eşyanın yaratıcısı olan Allah'ın kuvvetinin eseri olduğunu bilmeli, ona itaat etmeli ve azabından korkmalıdır.

Gözlem ve deneyle biliniyor ki, bir babadan erkek çocuk olabildiği gibi dişi de olabilir. Halbuki yaratıcı kuvvet, eşyanın tabiatında olsaydı; ne topraktan insan meydana çıkabilirdi, ne de bir erkekten bir kız çocuk olabilirdi. Çünkü tabiat, düzenli ve uyumlu demek değil ise hiçbir şey değildir. Halbuki ne erkek dişinin bir uyumu, ne de dişi erkeğin bir uyumudur.

Hz. Âdem (as),

"Şüphesiz Allah Âdem'i seçerek üstün kıldı." (Âli İmran, 3/33).

“Allah Ademi topraktan yarattı. Sonra ona 'ol' dedi ve o da oluverdi." (Âli imran, 3/59)

ayetlerinden anlaşıldığı üzere, topraktan seçilerek yaratılmıştır. Hz. Havva da, Âdem'in kendisinden ayrılarak yaratılmıştır. Bu mânâ hadislerde "Havva, Âdem'in bir kaburga kemiğinden yaratıldı."(Buhari, Nikah 79; Müslim, Reda 65) diye nakledilmiştir ki, bir yarılma mânâsına gelir. Ve bu mânâ eşlik ilişkisinin temeli demektir. Bir sahih hadiste,

"Kadın bir kaburga kemiği gibidir. Kadın bir kaburga kemiğinden, bir eğri kaburga kemiğinden yaratıldı, onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın, kırılması da boşanmasıdır."(Müslim, Reda 64) buyurulmuştur.

Burada eğri kaburga kemiği, bu yarılmaya işaret etmekle beraber erkekle kadın arasındaki tabiat uyumsuzluğuna ve kadınların erkekleştirilmeye kalkışılması, onları kırıp atmak demek olduğuna dair uyarıyı içeren bir misaldir. Bundan başka bu kısımlara ayrılmanın, cennetteki yaratılış başlangıcında meydana geldiği de hadislerde yer almıştır.

Kadının dininin yarım yahut eksik olduğu konusunda bir hadis-i şerif olduğu söyleniyor. Böyle bir hadis var mıdır?

Önce bu meseleye esas teşkil eden bir hadis-i şerifin mealini okuyalım.

Ashab-ı Kiram'dan Ebû Said el-Hudri anlatıyor:

"Bir Ramazan veya Kurban Bayramıydı. Resul-i Ekrem Efendimiz bayram namazlarını kıldığımız namazgaha geldi. Bir tarafta kadınlar da bulunuyordu. Onların yanından geçti ve şu hitapta bulundu:

"Ey kadınlar, sadaka veriniz (istiğfarı çok yapınız). Çünkü bana cehennemlikler gösterildi, çoğu sizler idiniz."

Bunun üzerine o kadınlar:

"Ya Resulallah, bizler ne yaptık da cehennemliklerin çoğu bizden olmuş?" diye sordular.

Resulullah (a.s.m.) şöyle cevap verdi:

"Çünkü sizler ötekine berikine çokça lanet eder, kocalarınıza karşı nankörlükte bulunursunuz. Ne gariptir ki, kendine hakim akıllı ve dinine bağlı bir kimsenin aklını, sizin kadar eksik dinli hiçbir kimsenin çelebildiğini görmedim."

Kadınlar tekrar sordular:

"Aklımızın ve dinimizin noksanlığı nedir, Ya Resulullah?"

Resulullah (a.s.m.),

"Kadının şahitliği erkeğin şahitliğinin yarısı değil midir?" diye sordu.

Kadınlar,

"Evet!.." cevabını verdiler. Resul-i Ekrem Efendimiz izah etti ve tekrar sordu:

"İşte bu aklın eksikliğinden. Hayız gördüğü zaman (günlerce bekler) namaz kılmaz, Ramazan'da bir müddet oruç tutmaz değil mi?"

Kadınlar,

"Evet!.." dediler.(Buhari, Hayz:6; Müslim, İman:132.)

Hadis-i şerifte açıkça görüleceği üzere, Peygamber Efendimiz (asm), kadının dininin eksik oluşunu adet gördüğü zaman bazı ibadetleri yapamaması olarak izah ediyor. Bu hal kadının yaratılışında mevcuttur. Her kadın her ay belli günler adet görür. Bu günlerde bazı ibadetleri yapamaz. Bu ibadetlerin bir kısmından muaf tutulmuş, bir kısmını da daha sonra kaza edebileceği esası getirilmiştir.

Adet günlerinde kadın namaz kılamaz, oruç tutamaz, hac ibadetini eda ederken farz olan ziyaret tavafını yapamaz. Oruç ve tavafı daha sonra kaza ederken, kılamadığı namazlardan muaf tutulmuştur. Malum günler içinde bu ibadetleri yapamayan kadın, belli bir müddet için de olsa bazı dini hizmetlerden, vazifelerden ayrı durmaktadır. Görünüşte dini yaşayışında bir eksiklik bulunmaktadır. Çünkü namaz, oruç ve hac İslam dininin beş esasından üç mühim rüknünü teşkil etmekte, dolayısıyla bazı vakitler bunları yapamayan kadın erkeğe göre eksik olmaktadır.

Demek ki, buradaki noksanlık nispidir. Senenin bütün günü beş vakit namazı kılabilen, Ramazan boyu bir aylık orucu tutabilen Müslüman bir erkek, Müslüman kadına göre bu ibadetleri eksiksiz yapma bakımından mükemmel olmakta; kadın da nakıs kalmaktadır. Yani, mesela her ay bir hafta adet görebilen bir kadın sene içinde yaklaşık üç ay namaz kılmamakla, bu hususta erkeğe nispetle nakıs kalmaktadır. Ancak bu noksanlık keyfiyet bakımından değil, kemiyet bakımındandır. Yani kadın bu zaman zarfında namaz kılmamakla aynı zamanda bir farzı yerine getirmektedir. Çünkü kadının adet günleri içinde sözünü ettiğimiz ibadetleri yapmaması farz, yapması ise haramdır.

Demek ki, kadın, namaz kılmazken de bir çeşit ibadet yapmakta; yine Allah'ın emrine uymakta, dolayısıyla sevabını o cihetten almaktadır.

İlave bilgi için tıklayınız:

Kadın - erkek eşitliği söz konusu mudur?..

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun