Kabuğuna giremeyen kaplumbağa, evrime delil mi?

Tarih: 06.02.2017 - 01:34 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Kabuğunun içine büyüklüğünden dolayı giremeyen kaplumbağa türü Evrime delil değil midir?
- Gecen internette bir şey gördüm. Bir kaplumbağa türü, büyüklüğünden dolayı kabuğuna sığamıyor. Bu yüzden kabuğu kendisine sadece bir yük.
- Bu tabloya bakınca Allah kabuğu, bu kaplumbağaya yük etmesi gereksiz ve abes (Haşa) olmuyor mu?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kabuklar kaplumbağaların evleri gibidir. Yani, onları düşmanlarından koruyan, içine sığındığı bir zırh ve bir mekândır.

Biliyorsunuz kaplumbağalar yumurtadan çıktıktan bir süre sonra vücutlarında Cenab-ı Hak kabuk yaratır. Üç beş santim büyüklüğündeki bu yavrular gelişip büyüdükçe kabukları da ona paralel olarak değiştirilir. Bunun zamanını ve değiştirme şeklini tayin eden o canlıyı yaratan Allah’tır. İnsanlar bunların yapısını ve kabuk değiştirme periyotlarını takip ederek ortaya koyabilirler.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli konu, Allah’ın hikmetini bilmediğimiz işlerine itiraz edilmemesidir. İşin önünü sonunu bilmeden gördüğü bir şey hakkında -haşa- "Allah’ın lüzumsuz ve gereksiz yarattığı" hükmüne varmak hiç düşünülmemesi gereken bir konudur. Bunun yerine şöyle düşünmek gerekir:

“Allah hiçbir şeyi boş, sebepsiz ve gelişigüzel yaratmaz. Bir atom dahi başıboş değildir, yaratılmış olmasının mutlaka bir vazifesi, hikmeti ve gayesi vardır. Bunu ben bilemiyor olabilirim. İlmen de belki bugün onun vazifeleri anlaşılmamış olabilir. Gelecekte o yaratılışın pek çok hikmetleri ve gayeleri bulunacaktır.”

demelidir. Yani insan Allah’ın yanında haddini bilmeli, edebini takınmalı hemen her şeye itiraz parmağını uzatmamalıdır. 

Şöyle bir hikaye anlatırlar. Aslı vardır, yoktur, bilmeyiz. Ama bu konuyu güzel izah ettiği için vermek isteriz:

Deniz yolculuğunda gemi fırtınaya tutulmuş. Bir sağa yatıyor, bir sola. Neredeyse battı batacak. Yolcuların her birisi bir tarafa koşuşturuyor. İçlerinden birisi, koltuğuna yaslanmış, oturduğu yerden hiç istifini bozmuyor. Birisi dayanamayıp sormuş:

- Beyefendi! Herkes kaçacak delik arıyor, sen hiç istifini bozmuyorsun. Nedir bu halin?

- Ben Allah’ın işine karışmam. Bir defa O’nun işine karıştım. Bana pislik böceği yerdi. O ne yaparsa en iyisini yapar.

- Pek bir şey anlamadım.

- Bak anlatayım. Ben bir zaman, hayvan pisliklerini yuvarlayan bir böcek gördüm ve “Allah bunu niçin yaratmış? Böyle pislikle uğraşan bir böceğe ne gerek var, bunlar lüzumsuz ve abes şeyler.” dedim. Aradan bir süre geçti, ağır bir hastalığa yakalandım. Doktorlar çaresini bulamadı. Birisi, pislikleri yuvarlayan o böceği kurutup yersem iyileşeceğimi söyledi. Ben de çar naçar o böceği bulup kurutarak yedim ve iyileştim. İşte bu hadiseden sonra O’nun işine hiç karışmamaya karar verdim. Sana tavsiyem. Sen de karışma.

İlave bilg için tıklayınız:

 - Sorularla Evrim

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun