Hz. İbrahim'in, meleklerle bir tartışmaya girmesi nasıl anlaşılmalıdır?

Tarih: 25.06.2021 - 20:01 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Hûd 76 'da Hz. İbrahim (as)'ın Meleklerle bir tartışmaya girmesi nasıl anlaşılmalı?
- Haşa Allah'ın hükmüne direk teslim olması daha iyi olmaz mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayetlerin mealleri şöyledir:

"İbrahim’in korkusu geçip kendisine müjde de gelince Lut kavmi hakkında bizimle tartışmaya başladı." (Hud, 11/74)

"İbrahim cidden ağır başlı, hassas ruhlu, kendini Allah’a vermiş biriydi." (Hud, 11/75)

"(Melekler dediler ki): İbrahim, bundan vazgeç; çünkü Rabbinin emri gelmiştir. Onlara, geri çevrilmez bir azap mutlaka gelecektir." (Hud, 11/76)

Bu ayetlerde Hz. İbrahim’in meleklerle mücadelesi, 75. ayette ifade edildiği gibi çok merhametli olup Lut kavmi hakkında şefaatçi olmak istemesindendir. Yoksa Allah’ın emrine itiraz söz konusu değildir.

Bu kısa bilgiden sonra detaya gelince:

a) “Lut kavmi hakkında bizimle tartışmaya başladı” mealindeki cümlede yer alan “tartışma” konusu, ya Hz. İbrahim ile Allah arasında geçmiştir. Bu takdirde buradaki tartışmaktan maksat, Hz. İbrahim’in -Lut kavmine gelecek azabın biraz tehir edilmesi için- Allah’a yalvarıp yakarması manasına gelir. Ya da Allah’ın elçileri olan meleklerle aynı konuda yapılmış bir tartışmadır.

Hz. İbrahim Allah’ın son kararı nasıl olduğunu ne zaman ne şekilde olacağını bilmediği için biraz tehirini istemiştir. Böylece bir süre sonra helakin sebebi olan şartlar değişsin ve sonsuz rahmet devreye girsin. Bu tavrın edebe aykırı bir tarafının olmadığını belirtmek hikmetiyle, Allah onu “İbrahim cidden ağır başlı, hassas ruhlu, kendini Allah’a vermiş biriydi.” ifadesiyle övmüştür. (bk. Razi, Mefatih, ilgili ayetin tefsiri)

b) “İbrahim, bundan vazgeç; çünkü Rabbinin emri gelmiştir.” mealindeki ayetin ifadesinden de anlaşılıyor ki, Hz. İbrahim, Lut kavminin başına gelecek felaketlerle ilgili ilahî emrin detaylarını bilmiyordu. Hadis-i şerifte ifade edilen “Duaların belaları, felaketleri defettiğine” dair hakikat burada da geçerlidir.

Bu nedenle, “Bu emrin uygulanması acil mi, yoksa bir süre sonra da olabilir mi?” şeklinde kesin bir bilgiye sahip olmayan Hz. İbrahim, bütün benliğiyle bu emrin -mümkünse- biraz ertelenmesini istemiştir ki, daha sonra yalvarıp yakarmak suretiyle yapacağı dua ile sonsuz rahmeti celp edebileceğini düşünmüş olabilir.

Karinesi olmadığı takdirde bir emir fevrî de olabilir, süreli de olabilir. Melekler bu mutlak ve karinesiz emri acil; Hz. İbrahim ise onu ileriye tehir edilebilir olduğunu düşünmüş olabilir.

c) Hz. İbrahim’in bu tartışmasının kaynağı olarak şu hasletler gösterilmiştir:

“İbrahim cidden ağır başlı, hassas ruhlu, kendini Allah’a vermiş biriydi” ayetinde yer alan asıl kelimelerin manası şöyledir:

Halim: “Sıkıntılara göğüs geren, ceza vermede acele etmeyen, insanlara karşı yumuşak davranan kimse” anlamındadır.

Evvah: İnsanların gam ve kederleriyle çok ilgilenen, sıkıntılarının giderilmesine çalışan kimsedir.

Münib: Allah’a yönelik olursa; tövbe ve istiğfar ile sık sık Allah’a yönelerek yalvarıp yakarmak anlamına gelir.

Bu kelime insanlara yönelik olursa, “insanların sıkıntılarına, ihtiyaçlarına sıkça dönüp bakan ve ona göre çareler arayan kimse" anlamına gelir. 

Demek ki onun bu tartışmaya girmesi ondaki bu fıtrî hasletlere sahip olması sebebiyledir.

Kur'an’da, Hz. İbrahim’in bu vasıflarına dikkat çekilerek -bu tartışmadan dolayı- kendisine karşı suizanda ve su-i edepte bulunulmamasına işaret edilmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun