Hz. Ali olmasaydı Hz. Ömer helak mı olurdu?

Tarih: 21.06.2026 - 19:02 | Güncelleme:

Soru Detayı

Sosyal medyada bazı Sünniler ve çoğunlukla Şiiler Hz. Ömer'in şöyle söylediğini iddia ediyorlar ‎ ‎"Ali olmasaydı Ömer helak olurdu." ‎ ‎Sünnilerin bunu söylemesinin sebebi Şiilere Hz. Ali ve Hz. Ömer'in arasında bir problem olmadığını ispat etmek Şiilerin bunu söylemesinin sebebi ise Hz. Ömer'i küçümseyip Hz. Ali'yi yüceltmek. ‎‎Hz. Ömer'in sahih bir senetle gelen böyle bir sözü var mı? Varsa ne zaman söylenmiştir, kaymağını yazıp açıklar mısınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sosyal medyada zaman zaman Hz. Ömer'e nispet edilen: "Ali olmasaydı Ömer helak olurdu." sözü gündeme getirilmektedir. Sizin de ifade ettiniz gibi, bazıları bu sözü Hz. Ali ile Hz. Ömer arasındaki sevgi ve dayanışmanın delili olarak gösterirken, bazıları da Hz. Ömer'i küçümsemek ve Hz. Ali'yi yüceltmek amacıyla kullanmaktadır.

Bu sebeple sözün sıhhati ve ne anlama geldiği üzerinde durmak gerekir.

Öncelikle bilinmelidir ki, Kuran’ın işaretlerine, hadislerin beyanlarına ve sahabilerin ittifakına göre, dört halifenin fazilet ve üstünlük sıralaması halifelik sıralarına göredir. Bununla beraber her birinin farklı alanlarda öne çıkan faziletleri ve meziyetleri vardır. Bir sahabinin belli bir konuda diğerinden daha isabetli görüş ortaya koyması, onun her bakımdan daha üstün olduğunu göstermez.

Nitekim Kur'an'da Hz. Musa'nın bilmediği bazı hususları Hz. Hızır'ın bildiği haber verilmiştir. Bu durum Hz. Hızır'ın mutlak olarak Hz. Musa'dan üstün olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde Hz. Ali'nin bazı meselelerde Hz. Ömer'e görüş bildirmesi veya ona yardımcı olması, her iki sahabinin de ilim ve kemalini gösterir. Ayrıca Hz. Ali'nin Hz. Ömer'e biat etmiş olması ve onun halifeliğini kabul ederek desteklemesi de tarihi bir gerçektir.

Söz konusu ifadeye gelince; bu söz daha çok tarih ve menkıbe kaynaklarında zikredilmiş olup, sağlam ve tartışmasız bir senedi bulunduğu ortaya konulamamıştır. Müspet anlamda bu sözü nakleden alimlerden biri İbn Abdilber olmakla beraber, o da meselenin kesinlik taşımadığına işaret etmiştir (1)

Yapılan araştırmalarda bu sözü sahih ve kesin bir senede bağlayan açık bir rivayete rastlayamadık. Bununla birlikte kıssayı nakleden kaynakların çokluğu, olayın bir aslının bulunabileceğini düşündürmektedir. (2)

Bu sebeple, "Hz. Ömer'in kesin olarak böyle söylediği sabittir." demek de, "Böyle bir sözün hiçbir aslı yoktur." demek de ihtiyatlı bir yaklaşım olmayabilir.

Öte yandan Hz. Ali ile Hz. Ömer arasındaki ilişkinin son derece iyi olduğuna dair pek çok tarihî bilgi bulunmaktadır. Hz. Ali, Hz. Ebû Bekir'in Hz. Ömer'i halife olarak tayin etmesine karşı çıkmamış, ona biat etmiş ve devlet işlerinde destek olmuştur. Hz. Ömer de önemli meselelerde Hz. Ali'nin görüşlerine başvurmuştur.

Bunun Hz. Ömer'i küçülten bir durum olmadığı da açıktır. Zira Hz. Ömer'in isabetli görüşleri ve üstün feraseti hakkında çok sayıda rivayet bulunmaktadır. Nitekim birçok konuda onun temennisine ve görüşüne uygun ayetler nazil olmuştur. Tesettür meselesi, Bedir esirleri ve münafıkların cenaze namazlarıyla ilgili hükümler bunlardan bazılarıdır. (3)

Ayrıca Resûlullah (asm) Efendimizin Hz. Ömer hakkında: “Benden sonra bir peygamber gelecek olsaydı, bu Ömer olurdu." (4) ve "Allah hakkı Ömer'in dili ve kalbi üzerine koymuştur." (5) buyurması da onun üstün faziletini göstermektedir.

Diğer taraftan Hz. Ali'nin Hz. Ömer'e olan sevgisini ve takdirini gösteren pek çok rivayet vardır. Günümüzde bütün Müslümanların kullandığı hicrî takvimin başlangıcının belirlenmesi konusunda Hz. Ali'nin teklifi kabul edilmiş ve bu uygulama Hz. Ömer döneminde yürürlüğe girmiştir. (6)

Yine rivayete göre Hz. Ömer mescitlerin temizliği ve aydınlatılmasıyla yakından ilgilenmiş, bunun üzerine Hz. Ali: "Ömer mescitlerimizi nasıl aydınlattıysa, Allah da kabrini öyle aydınlatsın." diye dua etmiştir. (7)

Kaynakların bildirdiğine göre Hz. Ali, Hz. Ömer'in vefatı sırasında büyük üzüntü duymuş, onun için övgü dolu sözler söylemiş ve defin işleriyle ilgilenmiştir. (8)

Ayrıca Ebû Bekir İbnü'l-Arabî de: “Ali olmasaydı Ömer helak olurdu." sözünü naklederek bunun Hz. Ömer'in, Hz. Ali'nin kendisine yaptığı ilmî katkıları takdir etmesinin bir ifadesi olduğunu belirtmiştir. (9)

Sonuç olarak, "Ali olmasaydı Ömer helak olurdu." sözünün sahih ve tartışmasız bir senetle sabit olduğunu söylemek kolay değildir. Ancak bu sözün çeşitli kaynaklarda yer alması, bir aslının bulunabileceğini düşündürmektedir.

Şayet Hz. Ömer böyle bir ifade kullanmışsa, bu onun tevazuunu ve Hz. Ali'nin ilmî faziletini takdir ettiğini gösterir; yoksa Hz. Ömer'i küçültmek veya Hz. Ali'yi diğer sahabelerin üstüne çıkarmak için kullanılabilecek bir delil değildir. Aksine bu tür rivayetler, Hz. Ali ile Hz. Ömer arasında düşmanlık değil, karşılıklı sevgi, saygı ve istişarenin bulunduğunu göstermektedir.

Netice olarak, Hz. Ali ile Hz. Ömer'i birbirine rakip veya karşıt şahsiyetler gibi göstermeye çalışmak yerine, onların birbirlerine duydukları sevgi, saygı, güven ve istişare ruhunu örnek almak gerekir. Bize düşen, onların arasındaki kardeşliği tartışma konusu yapmak değil; ümmetin birliği adına o kardeşliği, muhabbeti ve karşılıklı hürmeti kendi hayatımızda yaşatmaya çalışmaktır.

Özetle; Hz. Ali de bizimdir, Hz. Ömer de bizimdir. Onlar aynı Peygamber'in (asm) terbiyesinde yetişmiş, aynı davaya hizmet etmiş, birbirlerini sevmiş, desteklemiş ve İslam'ın yücelmesi için omuz omuza mücadele etmişlerdir.

Bugün bize düşen, onların üzerinden ayrılık üretmek değil; onların miras bıraktığı kardeşlik, birlik, muhabbet ve karşılıklı saygı anlayışını yaşatmaktır. Ümmetin birliğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu bir dönemde, onların örnekliğinde birleşmek ve kalpleri yakınlaştırmak en doğru yoldur.

İlave bilgi için tıklayınız:

Dört halifenin sırasıyla halife olmalarına işaret eden hususlar nelerdir?

Kaynak:
1) bk. el-İstîâb, 3/1103.
2) Muhibbuddin Taberî, Zehâiru'l-Ukbâ fî Menâkıbi Zevi'l-Kurbâ, s. 80-81; Münâvî, Feyzu'l-Kadîr, IV, 356.
3) bk. İbn Hacer el-Askalânî, Fethu'l-Bârî, 2/51; Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, 9/67-69.
4) Tirmizî, Menâkıb, 48.
5) Tirmizî, Menâkıb, 45; Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, 9/66.
6) İbnu'l-Esîr, el-Kâmil fi't-Târîh, II, 450, 526; Temmâvî, Hz. Ömer ve Modern Sistemler, s. 194; Ali Nâcî Tantâvî, Ahbâru Ömer ve Ahbâru Abdullah b. Ömer, s. 204.
7) Temmâvî, Hz. Ömer ve Modern Sistemler, s. 179.
8) Temmâvî, Hz. Ömer ve Modern Sistemler, s. 422.
9) el-Avâsım mine'l-Kavâsım, s. 194.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun