Hz. Ömer, Hz. Ali yanında olduğu için hamd ve dua eder miydi?

Tarih: 22.06.2026 - 18:38 | Güncelleme:

Soru Detayı

Hz. Ömer böyle şeyler söylemiş mi? Söylediyse bunları nasıl anlamamız gerekir?
 - "Allah'ım, beni İbn Ebu Talib'in bulunmadığı bir sorunla karşı karşıya bırakma." (Tezkirat el-Sibt: 87, Menakıb el-Harezmi: 58, Maktel el-Harezmi 1/45).
 - Sa’id ibn el-Musayyib dedi ki: Ömer, Ebu el-Hasan’ın bulunmadığı bir sorundan Allah’a sığınırdı. (Ahmed el-Menakıb: 155, Hadis 222; el-İsti'ab - el-İsabe marjı -: 3/39; Sıfat el-Safve 1/121; er-Riyad el-Nedrah 2/194; Tezkirat el-Sibt: 85; Tabakat el-Şafi'iyye el-Şirazi: 10; Tabakat el-Fukaha': 42; el-İsabe 2/509; el-Sevâ'ik: 76; Feyd el-Kadir 4/357)

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öncelikle ifade edelim ki, Kur'an'ın işaretlerine, hadislerin beyanlarına ve sahabilerin ittifakına göre dört halifenin fazilet sıralaması, hilafet sıralamalarına göredir. Bununla birlikte her birinin farklı alanlarda öne çıkan faziletleri ve meziyetleri vardır. Bir sahabinin belli bir konuda diğerinden daha isabetli görüş ortaya koyması, onun her bakımdan daha üstün olduğunu göstermez.

Nitekim Kur'an-ı Kerîm'de Hz. Musa'nın (as) bilmediği bazı hususları Hz. Hızır'ın bildiği haber verilmiştir. Bu durum, Hz. Hızır'ın mutlak olarak Hz. Musa'dan üstün olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde Hz. Ali'nin bazı meselelerde Hz. Ömer'e görüş bildirmesi veya ona yardımcı olması da Hz. Ali'nin ilmî faziletini gösterdiği gibi, Hz. Ömer'in ilme verdiği değeri, tevazuunu ve hakikati kabul etme olgunluğunu da göstermektedir.

Tarihî kaynakların ittifakıyla Hz. Ali, hem Hz. Ebû Bekir'e hem de Hz. Ömer'e -Allah hepsinden razı olsun- biat etmiş, onların hilafetini kabul etmiş ve devlet işlerinde kendilerine destek olmuştur. Hz. Ömer de önemli meselelerde Hz. Ali'nin görüşüne başvurmuş ve onun ilminden istifade etmiştir. Bu durum, iki büyük sahabî arasındaki sevgi, güven ve karşılıklı saygının açık bir göstergesidir.

Soruda geçen:

"Allah'ım! Beni İbn Ebû Tâlib'in bulunmadığı bir meseleyle karşı karşıya bırakma." ve "Hz. Ömer, Ebü'l-Hasan'ın (Hz. Ali'nin) bulunmadığı zor bir mesele ile karşılaşmaktan Allah'a sığınırdı." şeklindeki rivayetler çeşitli tarih ve menakıb kaynaklarında yer almaktadır.

Ancak hadis alimleri, bu rivayetlerin senetlerinin sağlam olmadığını, senetlerinde zayıf raviler bulunduğunu ifade etmişlerdir. Bu sebeple bu rivayetlerin sahih hadis olduğu söylenemez.

Bununla birlikte, aynı manayı ifade eden rivayetlerin farklı yollarla ve çok sayıda tarihî kaynakta nakledilmiş olması, olayın bir aslının bulunabileceğini düşündürmektedir.

Bu sebeple, "Hz. Ömer'in bunu kesin olarak söylediği sabittir." demek isabetli olmadığı gibi, "Bunun hiçbir aslı yoktur." demek de ihtiyatlı bir yaklaşım değildir.

Şayet Hz. Ömer bu ifadeleri kullanmışsa, bundan çıkarılacak sonuç, Hz. Ali'nin ilmî faziletini takdir etmesi ve gerektiğinde onun görüşüne başvuracak kadar mütevazı davranmasıdır. Bu sözler, Hz. Ömer'in ilimde eksik olduğunu değil; hakikatin kimden gelirse gelsin kabul edilmesi gerektiğine inanan adaletini ve olgunluğunu gösterir.

Nitekim Hz. Ömer'in üstün faziletini gösteren sahih rivayetler de oldukça fazladır. Resulullah (asm): "Benden sonra bir peygamber gelecek olsaydı, bu Ömer olurdu." (1) ve "Allah hakkı Ömer'in dili ve kalbi üzerine koymuştur." (2) buyurmuştur.

Ayrıca birçok konuda Hz. Ömer'in görüşüne uygun ayetlerin nazil olduğu da sahih kaynaklarda sabittir.

Diğer taraftan Hz. Ali'nin de Hz. Ömer'e olan sevgisini gösteren pek çok rivayet vardır. Hicrî takvimin başlangıcının belirlenmesi konusunda onun teklifi kabul edilmiş; Hz. Ömer'in mescitleri aydınlatması üzerine Hz. Ali'nin: "Ömer mescitlerimizi nasıl aydınlattıysa Allah da kabrini öyle aydınlatsın." diye dua ettiği ve Hz. Ömer'in vefatı üzerine büyük üzüntü duyduğu tarihî kaynaklarda nakledilmektedir. (3)

Sonuç olarak, bu rivayetler üzerinden Hz. Ali ile Hz. Ömer'i karşı karşıya getirmeye çalışmak doğru değildir. Aksine bu rivayetler -sıhhat dereceleri ne olursa olsun- iki büyük sahabî arasındaki karşılıklı sevgi, güven, istişare ve ilmî dayanışmayı göstermektedir.

Bize düşen, Hz. Ali'yi Hz. Ömer'e karşı, Hz. Ömer'i de Hz. Ali'ye karşı kullanmak değil; onların birbirlerine gösterdikleri muhabbet, hürmet ve kardeşliği örnek almaktır. Çünkü onlar aynı Peygamber'in (asm) terbiyesinde yetişmiş, aynı davaya omuz vermiş ve İslâm'ın yücelmesi için birlikte mücadele etmiş iki büyük şahsiyettir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Dört halifenin sırasıyla halife olmalarına işaret eden hususlar nelerdir?

Kaynak:
1) Tirmizî, Menâkıb, 48.
2) Tirmizî, Menâkıb, 45.
3) İbnu'l-Esîr, el-Kâmil fi't-Târîh, 2/450, 526; Ali Nâcî Tantâvî, Ahbâru Ömer ve Ahbâru Abdullah b. Ömer, s. 204; Temmâvî, Hz. Ömer ve Modern Sistemler, s. 194, 179, 422.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun