Hz. Muhammed kızı Fatma'yı neden diğer halifelere vermedi de Hz Ali'ye verdi?

Tarih: 21.07.2011 - 00:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bunun bir hikmeti var mı?
- Ayrıca Hz. Ayşe ile neden evlendi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evvela, Hz. Muhammed (asm)’in kızı Hz. Fatıma’yı, bahsettiğiniz zatlara yaşlarından dolayı vermediğine dair elimizde sağlam bir bilgi yoktur.

Kaldı ki, Hz. Peygamber (a.s.m), kızı Rukiyye’yi kendisinden yaşça oldukça büyük olan Hz. Osman’la evlendirmiş, Bedir zaferi sırasında vefat etmiştir. Hz. Peygamber (a.s.m), bunun üzerine Ümmü Gülsüm adındaki kızını da yine Hz. Osman ile evlendirmiştir.

Bu tarihî gerçekler, Hz. Peygamber (a.s.m)’in kızlarını evlendirirken, kriter olarak kullandığı iddia edilen yaş faktörünün asılsız olduğunu göstermektedir.

Şunu da unutmamak gerekir ki, evlilik konusu da -diğer konular gibi- ilahî takdir ile tayin edilmiştir. Peygamberler dahil hiç kimse kaderin bu takdirine muhalif bir iş yapamaz. Bu takdirin hikmetlerinden biri de Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’in Hz. Peygambere (asm) birer kayınpeder olarak tayin edilmiş olmalarıdır. Hem kayınbaba olmak hem de damat olmak, o günkü çevrede de çok hoş karşılanmayan bir husustur. Dört halifeden ilk ikisinin kayınbaba, son ikisinin damat olmaları bu kaderî hikmetlerin birer tezahürüdür. 

Mesela, Allah Âl-i beyt silsilesinin Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın neslinden devam etmesini ön görmesi, çok hikmetli, çok yönlü, çok manalı, sosyal ve manevi hayatın tanzimine yönelik olabilir.

Tarihin gösterdiği bir çok hadisenin şehadetiyle, dinî ve ilmî şahsiyetleri yanında, kıyamete kadar devam eden İslam dinin ana damarını teşkil eden Ehl-i sünnetin rehberleri olan ehl-i beytin başı olmaları itibariyle Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın birlikteliği kadar bu göreve layık ve uygun kimse yoktur.

Bediüzzaman Hazretlerinin şu değerlendirmesi de konumuza ışık tutmaktadır:

"Hazret-i Ali'ye (ra) iki cihetle bakılmak gerektir.

Bir ciheti; şahsî kemalât ve mertebesi noktasından.

İkinci cihet: Âl-i Beytin şahs-ı manevîsini temsil ettiği noktasındandır."

"Al-i Beytin şahs-ı manevîsi ise, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın bir nevi mahiyetini gösteriyor. İşte birinci nokta itibariyle Hazret-i Ali (ra) başta olarak bütün ehl-i hakikat, Hazret-i Ebubekir ve Hazret-i Ömer'i (ra) takdim ediyorlar. Hizmet-i İslâmiyette ve kurbiyet-i İlahiyede makamlarını daha yüksek görmüşler."

"İkinci nokta cihetinde Hazret-i Ali (rsa) şahs-ı manevî-i Âl-i Beytin mümessili ve şahs-ı manevî-i Âl-i Beyt, bir hakikat-ı Muhammediyeyi (asm) temsil ettiği cihetle, muvazeneye gelmez. İşte Hazret-i Ali (ra) hakkında fevkalâde senakârane ehadîs-i Nebeviye, bu ikinci noktaya bakıyorlar. Bu hakikatı teyid eden bir rivayet-i sahiha var ki; Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş: "Her Nebinin nesli kendindendir. Benim neslim, Ali'nin (ra) neslidir." (bk. Lem'alar, s. 23)

İşte bu hakikatleri ve hikmetleri Allah’ın izniyle bilen Peygamber Efendimiz (asm), kızı Fatıma ile Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’in evlilik isteklerinin nazikane ve nezihane ifadeleriyle uygun olmayacağını buyurmuştur.

Hz. Peygamber (a.s.m), Hz. Aişe (r.anha)’nin Allah tarafından kendisine eş olarak verildiğini rüyasında gördükten sonra, bu işe önem vermeye başlamıştır. İslam dininin ikinci kaynağı olan hadis rivayeti konusundaki konumu, onun Efendimize (asm) zevce olarak neden seçildiğini de göstermektedir.

Ayrıca, o zaman evlilikte bu yaş faktörü daha önemsiz kabul ediliyordu. Bu gün bile, birçok kadın, huzur ve refahını düşündüğü -kendisinden yaşça çok büyük- yaşlılarla evlenmekte bir sakınca görmemektedir.

Tabii ki, genel kural olarak eşler arasında fazla yaşın bulunmaması belki de ailenin huzuru açısından daha uygundur.

İlave bilgi için tıklayınız:

Hz. Ayşe validemiz, Peygamber Efendimizle evlendiğinde kaç yaşındaydı?

Peygamber Efendimizin çok evliliği ve evinin ezvac-ı tahirat okulu olması?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun