Hudeybiyeye neden kurbanlıklar götürülmüştür?

Tarih: 25.03.2022 - 15:55 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Umre için kurban kesilme şartı olmadığı halde, Hz. Peygamber ve sahabileri yanlarında kurban götürmüşler. Bunun hikmeti nedir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hz. Peygamber aleyhissalatü vesselam Efendimizin bu yolculuğundan kurbanlıklar götürmesi, maksadının ibadet olduğunu, savaş için değil barış için gittiğini göstermektir.

Hudeybiye Seferi, amacı açısından diğer askerî seferlerden ayrılan bir seferdir. Çünkü onda Müslümanlar umre niyeti taşıyarak yola çıkmış, ancak amaçlarına ulaşamadan geri dönmek zorunda kalmışlardı.

Seferin gerçekten umre niyetiyle mi yoksa görünüşte umre amaçlı gösterilerek Mekke’yi ele geçirme amacıyla mı yapıldığı konusu tartışılan konulardan biri olmuştur.

Allah’ın Elçisinin hazırlıklarından ve yanlarına silah almamaları konusundaki emrinden açıkça anlaşılmaktadır ki, amacın gerçekten bir umre ziyareti olduğudur. İşte bu niyeti gösteren alametlerden biri kurbanlık olarak işaretlenen hayvanları beraberlerinde götürmeleridir.(1)

Nitekim Arap örfüne göre hac veya umre için yola çıkan kimse, bu niyetini çeşitli şekillerde belli ederdi. Bunlardan biri yanlarına kurbanlık hayvan almaları şeklindeydi. Hz. Peygamber (asm) de umre niyetini belirtmek üzere yanına kurbanlıklar almıştı.

Bunun açık ve net bir göstergesi olarak şu olayı nakletmek yeterli olacaktır:

Urve b. Mesud, Hz. Peygamberin (asm) yanına gelerek şöyle demiştir:

“Arakada bıraktığım insanlar, kaplan postu giymişler; seninle Beytullah arasına gerilip ölmedikçe, seni hiçbir zaman oraya ve yanlarına sokmamak ve bırakmamak için and içmiş bulunuyorlar!"

Bunun üzerine Peygamberimiz (asm) şu veciz konuşmayı yapmıştır:

"Ey Urve! Allah için söyle! Şu kurbanlık develerin kurban edilmelerine, şu Beytullah'ı ziyaret ve tavafa engel olunur mu?!.

Biz savaşmak için gelmedik!

Biz ancak umremizi eda edip kurbanlarımızı kesmek için geldik.

Sen kavmine git! Onlar, benim de kavim ve kabilemdir.

Harp onları korkutmuştur.

Onlar şunu iyi bilsinler ki, harpte bir hayır yoktur. Harp ancak onlardan yiyip tüketeceğini yiyip tüketir!

Onlarla benim aramda çarpışmayı bırakmak için bir müddet belirleyelim.

Böylelikle nesiller çoğalır, kötülüklerden de emniyet ve selamette kalınır.

Onlar benimle Beytullah arasından çekilsinler, umremizi eda edelim ve kurbanlık develerimizi keselim!

Sonra, onlar sair insanlarla benim arama girmekten de vazgeçsinler.

Eğer insanlar bana galip gelirlerse, zaten kendilerinin istedikleri de budur.

Eğer Allah beni insanlara galip kılarsa, o zaman, kendileri şu iki şeyden birisini seçerler: Ya hazır­lanmış olarak benimle çarpışırlar ya da toptan İslâmiyet dairesine katılırlar.

Vallahi, ben, bu din uğrunda, başım gövdemden ayrılıncaya (ölünceye), Allah'ın bu husustaki hükmü yerine gelinceye kadar, insanların aklarına, karalarına karşı savaşacağım!"(2)

Yine Arap geleneğindeki eman sistemine göre Haram aylar içerisinde Mekke’ye giden hac veya umre yolcuları eman altında kabul edilirlerdi. Hz. Peygamber Efendimiz (asm) ve Müslümanların Mekke’ye girişlerinin engellenmesi, geleneklere aykırıydı. Ancak bazı kaynakların, umre yolcularının ayrıca kabile veya önemli bir kişiden eman alması gerektiğini vurguladığı da ifade edilmektedir.

Bu durumda Mekkeliler, Müslümanlara bu emanı vermemiş, onların kutsal Kâbe’yi ziyaret etmelerine engel olmuşlardır.

Fakat bu mesele Arap toplumu içinde hoş karşılanacak bir durum değildi. Neticede taraflar arasında uzlaşma sağlanması kaçınılmaz hâle gelmişti.

Yapılan Hudeybiye anlaşmasından sonra kurbanlar kesilip tıraş olunduktan sonra ihramdan çıkılmıştır.(3)

Dipnotlar:

1) Vakıdi, Megazi, 2/573.
2) Ebu Yusuf. Kitabu'l-haraç. s. 209. 210.
3) Detaylı bilgi için bk. M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 5/ 281-292. Ayrıca bk. Esra Atmaca, Hudeybiye Seferi, Yüksek Lisans Tezi, Sakarya Ünversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun