Hüddamı olan birisinden yardım isteyebilir miyiz?
İslam da hüddam diye bir şey var mı? Çünkü dinimizden de bahsediyor ve güvenebileceğim birisi olabilir. Çünkü benim akıl sağlığım ve ağrılarım var ve çok zor hayat bana.
Değerli kardeşimiz,
İslam literatüründe halk arasında kullanılan şekliyle “hüddam” kavramı, Kur’an ve sahih sünnette bu isim ve çerçeveyle yer alan açık bir dinî müessese değildir. Cinler vardır; Kuran’da açıkça bildirilmiştir. Ancak onlarla irtibat, onlardan yardım isteme ve özellikle bu ilişkinin “güvenilir bir manevî yol” gibi sunulması son derece hassas ve tehlikeli bir alandır.
İnsan, akıl sağlığı, ruhsal sıkıntılar ve bedensel ağrılar gibi ciddi meselelerde öncelikle meşru ve açık yollarla çare aramakla mükelleftir. Zira “gayb âlemi” dediğimiz alan hakkında bilgimiz çok sınırlıdır ve bu alan suistimale son derece açıktır.
Kuran-ı Kerîm’de Hz. Süleyman (a.s.) kıssasında, Belkıs’ın tahtının getirilmesi meselesinde, cinlerden bir ifritin teklifine karşılık, “kitaptan ilmi olan” bir zatın devreye girmesi (Neml, 27/39-40), ilmin, takvanın ve ilahî iznin esas olduğunu göstermektedir. Bu hadise, cinlerle keyfî ilişki kurmanın değil; Allah’ın izni, ilim ve hikmetin üstünlüğüne işaret eder.
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri de Sözler adlı eserinin Yirminci Söz’ünde bu meseleye geniş şekilde temas eder. Orada, cinlerin ve hatta şeytanların dahi Allah’ın emrine müsahhar olduğu; ancak bunun herkes için değil, tam itaat ve kulluk makamındaki kimseler için istisnaî bir durum olduğu vurgulanır. Aynı yerde, günümüzde “ispiritizma, ruh çağırma, cinlerle temas” gibi uygulamaların çoğunun, insanın onlara hükmetmesi değil, bilakis onların oyuncağı hâline gelmesi sonucunu doğurduğu açıkça ifade edilir.
Bediüzzaman’a göre esas olan; cinlerle temas kurmak değil, Kuran’ın muhafazası altına girmek, onların şerrinden korunmak ve bu tür yollardan uzak durmaktır. Kuranî ölçüler dışında yapılan her temas, insanı manen ve ruhen daha ağır sıkıntılara sürükleyebilir.
Sonuç olarak:
İslam’da “hüddamı olan birinden yardım almak” güvenli ve meşru bir tedavi veya manevî yol olarak kabul edilmez. Özellikle ruhsal ve bedensel sıkıntılar yaşayan bir kimse için bu yol, faydadan çok zarar doğurma ihtimali taşır. Müminin yolu; dua, tedavi, ilim, ehil doktorlar, sahih itikad ve Allah’a teslimiyettir.
Allah, kulunu zora sokmak için değil; şifaya, selamete ve huzura ulaştırmak için yollar açar. Bu yollar da şeffaf, meşru ve istismara kapalı yollardır.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet