Hızır olayında dileme neden farklıdır?

Tarih: 26.03.2016 - 09:05 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Kehf suresi, 79-82 ayetlerin açıklaması. Hz. Hızır (a.s.) yaptıklarını Hz. Musa'ya (a.s.) açıklarken;
- 79. ayette "[...] Onu kusurlu yapmak ISTEDIM [...]" 80. ayette "[...] Onları azgınlık ve küfre (inkâra) sürüklemesinden KORKTUK" Ve 82. ayette "[...] Bu sebeple RABBIN, o ikisinin gençlik çağına erişmesini ve Rabbinden bir rahmet olarak, defineyi çıkarmalarını ISTEDI. Ve ben, onu kendi emrim ile (kendi isteğimle) yapmadım (Allah’ın emriyle yaptım) [...]" diye cevap veriyor.
- Bu 3 olaya sebep olan kaynakların farklı olduğunu mu anlamamız lazım?
- Öyleyse, çocuk olayı için "korktuk" kelimesi kimleri kapsıyor?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kur’an-ı Kerim’de adı geçmemekle birlikte müfessirler tarafından Hızır’a ait olduğu kabul edilen Kehf suresindeki kıssa özetle şöyledir:

Hz. Musa ve genç adamı, kendisine Allah tarafından “rahmet ve ilim” verilmiş olan salih bir kul ile karşılaşırlar. Hz. Musa, sahip olduğu ilimden kendisine de öğretmesi için onunla arkadaş olmak istediğini söyler; Kur’an’ın adını bildirmediği bu kişi, iç yüzüne vâkıf olamayacağı olaylar sebebiyle bu beraberliğe sabredemeyeceğini belirtirse de Hz. Musa’nın ısrarı üzerine, meydana gelen olaylar hakkında açıklama yapmadıkça kendisine soru sormaması şartıyla teklifi kabul eder.

Hz. Musa’nın bu şarta uyacağına dair söz vermesi üzerine yolculuğa başlarlar. Bu zat önce bindikleri gemiyi deler, arkasından bir çocuğu öldürür, daha sonra da uğradıkları bir kasabanın halkı kendilerini misafir etmediği halde orada yıkılmak üzere olan bir duvarı düzeltir.

Bu üç olayın her birinde Musa arkadaşına davranışının sebebini sorar; arkadaşı da “Ben sana benimle beraber olmaya sabredemezsin demedim mi?” diye uyarıda bulunur. Hz. Musa özür dileyip yolculuğa devam etmelerini ister.

Salih kul, birinci ve ikinci olaylardan sonra Hz. Musa’nın ricasını kabul ederse de üçüncü olayda ayrılma vaktinin geldiğini söyler; bu arada söz konusu hadiselerle ilgili olarak davranışlarının sebeplerini de anlatır ve bunları Allah’ın emriyle yaptığını söyler. (Kehf, 18/60-82)

Sorunuza gelince:

Evet, sizin de dikkat çektiğiniz gibi, kendisine Allah tarafından “rahmet ve ilim” verilmiş olan salih bir kul:

Sözünün birinde, "O (gemiyi) kusurlu göstermek diledim.";

Birinde, "Diledik ki, bunun yerine Rableri kendilerine temizlikçe daha hayırlısını versin.";

Bir diğerinde de "Rabbin diledi ki ikisi de rüştlerine etsinler." demiştir.

Hepsi aynı kıssa hakkında, aynı fiili ifade ettikleri halde, bu üç "dileme"nin failleri farklı gelmiştir.

Elbette bunun birçok hikmeti vardır. Bir hikmeti şöyledir:

O âlim, "kusurlu kılma" işinden bahsedince, bunu dilemeyi kendisine nisbet ederek, "O (gemiyi) kusurlu hale getirmek istedim." demiştir.

Öldürme işinden bahsedince, kendisinin hikmet ilimlerindeki yerinin büyüklüğüne dikkat çekmek için, kendisini çoğul kalıbıyla, "diledik" diye anlatmıştır. Buna göre, bu öldürme işine, ancak yüce bir hikmetten ötürü teşebbüs edilebilir.

Ayette geçen "korktuk" ifadesi için de aynı durum geçerlidir. Demek ki buradaki “korktuk, diledik” fiilinde geçen biz ifadesi çok kişi manasında değildir.

Salih kişi, babalarının iyi kimse olmasından ötürü, yetimlerin menfaatlerini gözetmesinden bahsederken de bu işi Allah'a nisbet etmiştir. Çünkü atalarının hakkına riayet ederek, çocuklarının faydasına olan işleri tekeffül eden, ancak Allah’tır. Bu nedenle de Allah diledi şeklinde ifade edilmiştir. (bk. Razi ilgili ayetlerin tefsiri)

İlave bilgi için tıklayınız:

Kur'an'da tekrar edilen Hz. Musa ve Hz. Hızır hadisesi nedir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun