Hayatımı değiştirmek için ne yapmalıyım?

Hayatımı değiştirmek için ne yapmalıyım?
Tarih: 18.11.2020 - 08:46 | Güncelleme:

Soru Detayı

​17 yaşındayım. Çok kirlendim. Çok günahım var. Yeni bir döneme girmek istiyorum. Daha önce hayatımı değiştireceğim deyip durdum ama istikrar olmadı. Nefsime uyup gittim. İslam’a hakkıyla yönelmek istiyorum. Ve istikrarlı olmak istiyorum. Çok kötü bir haldeyim. Hayatımı değiştirmek istiyorum? Nasıl bir yol izlemeliyim?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bir mümin, kaç yaşında olursa olsun her zaman günah işlemekten korkmalı ve Allah’a sığınmalıdır. Siz de imanlı bir mümin olarak genç yaşınıza rağmen bu hassasiyeti taşıyorsunuz. Günahların sel gibi üzerimize aktığı, bunun yanında birçok günahın toplumda artık normalleştiği, sıradanlaştığı günümüzde bu hassasiyete sahip olmanız imanınızın da güçlü olduğunu gösteriyor. Bunun için sizi tebrik ediyoruz.

Esas olan da bu değil midir? Yani genç yaşınızda günahlarınızın farkına varıp tövbe etmeniz ve istikamet dairesinde bir hayat yaşamak istemenizdir. Ebedi kurtuluşunuz için bu niyetiniz bile tek başına büyük bir fazilet örneğidir.

Yüce Yaratıcımızın da kullarından isteği budur.  Kuran-ı Kerimde şöyle buyurur:

"Ey müminler! Hep birden, bütün günahlarınızdan Allah'a tövbe ediniz ki, felaha, kurtuluşa eresiniz." (Nur, 24/31)

1) Geçmiş günahlarınız sizi ümitsizliğe değil, takvaya yönlendirmeli.

Bir mümin için Allah’ın emirlerine karşı gelmek vicdanen çok rahatsız edici bir durumdur. Bu konudaki ıstırabınızı anlıyoruz. Ancak geçmiş günahlara takılarak, kendinizi ‘değersiz, iflah olmaz biri’ gibi görür, yese  düşer ve  ümitsizliğe kapılırsanız bu sizi daha başka ruhsal sorunların içine çekebilir. Şeytan bu durumdan istifade edip, sizi bütün bütün ibadetlerden uzaklaştırabilir. Bunun için, her zaman Allah’tan korkmakla beraber, O’nun Rahmetine güvenmek ve o Rahmetin varlığının vermiş olduğu huzuru içinizde hissetmeniz en doğrusudur.

Unutmayın geçmiş günahlarınız büyük de olabilir, ama Rahman ve Rahim olan Allah’ın mağfireti çok daha büyüktür. Bunun için kendinizi her zaman yeryüzü halifesi ve Allah’ın en mükerrem varlığı gibi değerli görün ve Allah’ın rahmetinden asla ümidinizi kesmeyin. Yüce Yaratıcı bu konuda Kuran-ı Kerimde kullarına şöyle seslenir:

“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok mağfiret edici, çok merhamet edicidir." (Zümer, 39/53)

2) Günahın mahiyetini anlamak ve dünyada dahi zehirli bir bal olduğunu sık sık hatırlamak gerekir.

Yüce Allah, imtihan sırrına binaen insanın fıtratına akıl, kalp gibi manevi cihazlar yanında adına “nefis” dediğimiz bir başka cihaz da yaratmıştır. Bunun yanında öfke, şehvet, sevgi, merhamet vb. gibi çok sayıda duygu da halk etmiştir.

İnsan, bu duygu ve cihazları hayırda ve istikamette kullandığı zaman mükemmelliğe erecek ve manen yükselecek, şerde kullandığında ve sınırı aştığında ise günaha girerek tedenni edecek, alçalacaktır.

İnsan, bu gerçeği bilmesine rağmen, gaflet anında duygular ağır bastığında nefis insanı günaha iter. Kişinin bundan kendini koruması da her zaman kolay olmayabilir. Çünkü günahlar aynı zamanda “zehirli bala” benzer ve cazibeleri çoktur. İşte insanı günaha iten en önemli saik, içinde barındırdığı bu nefsani zevktir.

Nefis, ayrıca hazır lezzeti ileride gelecek lezzetlere tercih ettiği için, bazen bile bile bu zevkin cazibesine kapılabilir ve günaha girer.

Bediüzzaman Hazretleri bu konuyu şöyle izah eder:

“Ahireti bildikleri ve iman ettikleri halde dünyayı severek ve isteyerek bilerek ahirete tercih eder, kırılacak şişeye baki elmasların fiyatını verir. Akıbeti görmeyen kör hissiyatın tesiriyle hazır bir dirhem zehirli lezzeti ileride bir batman safi lezzetlere tercih ederek günahlara girerler. Bu ise bu zamanın bir marazı ve bir musibetidir.” (Tarihçe-i hayat, s. 271)

Nefsin bu tuzağına karşı, haramlarda ve günahın cazibesi içinde bulunan bu zehri, yani elim elemleri sık sık hatırlayarak nefsi ikna etmek gerekir. Yani günahların bu dünyaya ve ebedi hayatımıza bakan çirkin sonuçlarını hatırlayarak nefis ve hissiyatı mağlup etmek gerekir.  Çünkü “ehl-i sefaheti sefahetten kurtarmanın çare-i yegânesi, aynı lezzetinde elemi gösterip hissini mağlup etmektir” (Hutbe-i Şamiye)

3) Aklı ikna edecek imani eserleri düzenli okumak gerekir.

Bir taraftan kör hissiyata ve günahların akıbetine yönelik nefsi ikna etmeye çalışırken, diğer tartan da aklı ikna edecek ve imanı kuvvetlendirecek eserler okumak gerekir. 

Böylece hem duyguları terbiye etmiş oluruz hem de imanımızı kuvvetlendirmiş oluruz.

4) Bize günahları ve haramı çağrıştıran şeylerden uzak durmak gerekir.

İnsan beyni bir zevke alıştı mı, sürekli onu ister. Her zaman elde etmese de o hazzı kişiye yaşatacak şeylerle meşgul olur. Günümüzde kişilere günahı hatırlatan ve günahın içinde bulunan zehirli balı tattıran şeylerin başında ise sosyal medya gelmektedir.

Bunun için en azından bir süreliğine, size günahları çağrıştıran sosyal medyadan uzak durmanız istikametinizi korumanız açısından çok faydalı olacaktır. Hatta mümkünse zihnin tekrar normale gelmesi için alt ay kadar sosyal medyayı kullanmayın.

5) Arkadaş ortamınızı değiştirin

Kişiye günaha ve harama yönlendiren etkenlerden birisi de arkadaş ortamıdır. O ortamda konuşulan sözler, yapılan davranışlar kişinin günaha girmesine fikri ve duygusal zemin hazırlar.

Bundandır ki başta Peygamber Efendimiz (asm) olmak üzere İslam düşünürleri kişileri doğru arkadaş bulmaya yönlendirmişlerdir. Size Allah’ı ve ahireti hatırlatacak dostlar yanında maneviyatınız da yükselecektir.

6) İbadetlerinizi kalite olarak ve sayı olarak da artırın.

Başta namaz olmak üzere, diğer ibadetler, kişinin maneviyatını korumada temel değerlerdir. Bunun için Peygamber Efendimiz, “Namaz dinin direğidir” (Acluni, Keşful Hafa, 2/31) buyurarak namazın manevi hayatımızdaki yerine dikkat çekilmiştir.

Ayrıca namaz, kalplere Allah korkusunu yerleştirerek insanı günah işlemekten korur. Bu gerçek, Kuran-ı Kerim'de şöyle bildirilmektedir:

"Sana vahyolunan kitabı oku, namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, hayasızlıktan ve fenalıktan alıkoyar.” (Ankebût, 29/45)

Son olarak şunu söyleyebiliriz:

Güzel bir niyetle yola çıkmışsınız. Rabbimiz inşallah sizi niyetiniz istikametinde muvaffak edecektir. Çünkü Peygamber Efendimiz (asm) bir hadis-i şerifinde “Müminin niyeti, amelinden hayırlıdır,” der. (Taberani, 6/185-186)

Gazali Hazretlerinin de dediği gibi, “Niyet de amel de Allah’ın kuldan istedikleri arasındadır ve her ikisinin hedeflenen amaca katkısı ve etkisi vardır; fakat niyetin etkisi amelinkinden fazladır. Bir başka anlatımla niyet de amel de müminin Allah’a kulluğunun icaplarındandır ve bunların ikisi de kulun seçimini gerektiren işlerdir; ancak niyet amele göre daha önemlidir." (İhya, 4/366-367)

İnşallah bu güzel niyetiniz sizi güzel amele de götürecek; ibadetleri zamanında güzelce yapmanıza, günahlardan da sakınmanıza vesile olacaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun