Hayat-ı umumiye nedir? İnsanın asıl vatanı neresidir?

Soru Detayı

- İnsanoğlunun vatanı dünya mı ahiret mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hayat-ı Umumiye, görünen ve görünmeyen, dünya ve ahiret, şehadet ve gaybi, bütün alemlerde tecelli ve tezahür eden hayata denir. Hatta bu umumi hayatın bir latif ve ince manası kader levhalarında bile tecelli eder. Şöyle ki:

Hayatın, geçmişi ve geleceği kuşatan kader üzerinde de bir tecellisi vardır. Hayat sadece zaman ve mekan ile kayıtlı değildir. Hayatın her alemde ve her mahlukat üzerinde bir çeşit tecellisi vardır. Ama bu tecelli keyfiyetleri her alemin keyfiyetine göre cereyan ediyor. Yani maddi alemlerde tecelli eden hayat ile kader levhaları üzerinde tecelli eden hayat, keyfiyet olarak aynı değildir.

Çekirdekte hayat ince ve latif olarak tecelli ederken, çekirdekten hasıl olan ağaç ve gövdesinde hayat daha kesif ve maddi olarak tecelli eder. Yani hayatın da kesafet ve letafet olarak tecelli şekilleri başka başkadır.

Çekirdek bir nevi kader levhalarının maddi alemde müşahhaslaşmış şekli gibidir. Somutlaşmış kader olan çekirdekte hayat nasıl ince ve latif olarak tecelli ediyor ise, aynı şekilde kaderde de hayatın, keyfiyetini bilmediğimiz ince ve latif bir tecelliyatı vardır.

Madem kaderde bir hayat tecellisi var, öyle ise mahlukat vücuda çıkmazdan evvel, kaderdeki ahvalinde de hayata mazhardır. Yani mevcudat canlı ve hayatlı kader levhalarından cismani aleme intikal etmiştir. Bu yüzden kaderdeki mevcudatın ilmi vücutları asıl ve cevherdir, maddi ve cismi halleri ise suret ve kışırlarıdır. Mahlukat cismani olarak yok iken de ilmi olarak Allah’ın ilminde hayatlı olarak varlardı.

İnsanın Asıl Vatanı Cennettir

Bir grup müfessir, Hz. Âdem'in yeryüzünde, farklı bir buudda, diğer bir grup ise öteki âlemdeki cennette yaratıldığı şeklinde mütalaada bulunmuşlardır. Hz. Âdem yeryüzünde yaratıldı diyenler, kendi görüşlerine delil olarak şu ayeti gösterirler:

 "Sizi yerden yarattık. Yine oraya iade edeceğiz ve oradan tekrar çıkaracağız." (Tâhâ, 20/55)

Diğerleri ise,

"Birbirinize düşman olarak aşağıya inin." (Bakara, 2/36)

mealindeki ayetten hareketle, masum insanların yaşadığı bir yer olması itibariyle, cennetin dünyamızdan başka bir yerde olması noktasından konuyu ele almış ve Tâhâ Sûresi'ndeki ayeti şöyle yorumlamışlardır: İnsanın mahiyeti arzdan (yeryüzünden) alınmıştır. Ama Hz. Âdem cennette yaratılmıştır. İnsan ölüp toprağa dönecek ve daha sonra tekrar diriltilecektir.

Buhari, Müslim ve Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde yer alan bazı rivayetlerde de Hz. Âdem'in cennette yaratıldığı bildirilir. Menşeimizin orası olması, vicdanımızda oranın arzusunu duymamız ve ebedi bir yurt arzumuz da bunu teyid etmektedir.

Buna göre insanın asıl vatanı cennettir. Aslında özlem duyduğu her şeyin asıl kaynağı da orasıdır.

Bediüzzaman Hazretleri Yirminci Mektup'taki,

“Elbette ve elbette, o Kadîr-i Zülcelâl, O Hakîm-i Zülkemal, o Rahîm-i Zülcemal, vaadini yerine getirecek, saadet-i ebediye kapısını açacak, Âdem babanızın vatan-ı aslîsi olan Cennete sizleri, ey ehl-i iman, ithâl edecektir.”

sözleriyle, gideceğimiz cennetin Âdem babımızın çıkartıldığı ve asıl vatanı olan cennet olduğunu ifade etmektedir.

Demek ki, üzerinde yaşadığımız yerler ve bu dünya, bizim asli vatanımız değildir ve olamaz. Bizler, vatan-ı asliden bu dünyaya gönderilen Âdem babamız ve Havva anamızın zamanından bugüne, asıl vatanını arayanlarız. İmtihanımız da asli vatanımıza bir kez daha gidebilmektir. Yoksa bu geçici vatanları, asıl kabul edip, onlara hüküm bina etmek gibi bir imtihanımız yoktur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR