Geçirdiği kazadan dolayı kıpırdayamayacak durumdaki hasta, nasıl namaz kılar? Teyemmüm alabilir mi?

Tarih: 14.01.2012 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hastalıktan dolayı namaz kılmakta zorlanan kimse oturarak kılabilir. Oturarak da kılamıyorsa yatarak kılabilir. Abdest almaya güç yetiremiyorsa birisinin yardımıyla abdest alır. Bu durumda hastanın çocukları yardım etmek zorundadır. Şayet yardım edecek kimse yoksa, namaz da kazaya kalacaksa, teyemmüm alarak namazını kılabilir.

İslâm dini kolaylık üzerine bina edilmiştir. Ayrıca sorumluluklar ve kulluk da kulun gücüne göredir. Bu nedenle hastalık, hafifletme ve kolaylaştırma sebebi sayılmıştır. Buna göre, ayakta namaz kılmaya gücü yetmeyen veya ayakta durmakta zorlanan kimse oturarak namazını kılabilir. Rükû veya secde etmeye gücü yetemeyen kimse ima ile namazı kılar.

İmâ, namazda rükû ve secde yerine başla işaret etmektir. Bu şekilde namaz kılan kişi rükû için başı biraz eğer, secde için ise rükûdan biraz daha fazla eğer. Secdede başını yere koyamayan kimsenin, bir şeyi başına kaldırarak ona secde etmesi caiz değildir. Böyle kişi imâ ile namaz kılar.

Oturarak namaz kılamayan, sırt üstü yattığı yerde imâ eder. Bir kişi ayakta durmaya gücü yettiği halde, rüku ve secdeye gücü yetmiyorsa, ayakta veya oturarak imâ edebilir; ancak oturarak imâ etmesi daha uygundur.

Hanefilere göre, başı ile imâ yapamayacak derecede hasta olan kimsenin namazı kazaya kalır. Aklı başında olduğu ve ilâhî hitabı anladığı sürece bu böyle devam eder. Ancak bazı Hanefî hukukçuları bu durumda kazaya kalan namazları bir günlükten fazla olursa, aklı başında bile olsa, kazanın gerekmediğini söylemişlerdir. Onlar bu konuda güçlüğü kaldırma prensibine dayanırlar (el-Kâsânî, Bedai, I, 105 vd.; ez-Zühaylî, el-Fıkhu`l-İslâmî ve Edilletuh, Dimaşk, 1404/1984, I, 639)

Çoğunluk İslâm hukukçularına göre ise, başı ile îmâ yapamayan kimse gözü ile (taraf) hatta kalbiyle imâ yaparak namazını kılar. Aklı başında olduğu sürece namazını kazaya bırakamaz.

Özetle, hastanın namazında kolaylığın sınırı; Hanefilere göre başıyla ima, Mâlikilere göre, göz veya sadece niyetle ima, Şafii ve Hanbelilere göre ise, rükünlerin kalble izlenerek yerine getirilmesidir.

Hastaya mutlaka şöyle otur da namaz kıl, denilmez. Kendisine nasıl kolay gelir ve huzur içinde durabiliyorsa, o şekilde oturup na­mazını kılar. Sahih olan da budur. (Şerh-i Hidâye - Fetâvâ-yi Hindiyye.)

Ayakta duramadığı gibi oturarak da namaz kılamıyan kimse için uzanarak imâ (baş işareti) ile namaz kılmakta iki şekil müm­kündür :

a) Sırtüstü uzanıp ayaklarını kıbleye doğru uzatarak başının altına bir yastık koyduğu halde baş işaretiyle namazını kılar. Baş al­tına konulan yastık ve benzeri şey, baş işaretiyle rükû' ve secdeleri yapma imkânını kolaylaştırır.

b) Yan üzeri uzanıp yüzünü kıbleye çevirerek baş işaretiyle kılması caizdir. Bu iki durumdan hangisi hastaya uygun ve rahat geliyorsa ona göre uzanıp namazını kılmasında hiçbir sakınca yok­tur. (Siracü'l-Vehhac / Helvanı.)

Kur'ân-i Kerim'de buna işaret edilerek şöyle buyurulmuştur.

«Allah'ı, ayakta iken, otururken ve uzanık bir vaziyette iken zikredin.»(Nisa, 4/103.)

Müfessir ve fukahadan bir kısmına göre, buradaki zikirden maksad, namazdır. Sağlıklı olanlar ayakta durup şartlarına uygun biçimde onu edâ eder. Hastalıklı olanlar ise, buna güç getiremediği takdirde ya oturarak, ya da uzanarak kılabilir.

Sahih hadislerle de bu konu yeterince açıklanmıştır.

Nitekim İmrân bin Husayn (ra) diyor ki:

«Bende basur has­talığı başlamıştı. Durumu Resûlüllah (asm) Efendimize arzettiğimde buyururdu ki:

«Ayakta durarak namaz kıl. Buna takat getireme­diğinde oturarak; buna da takat getiremediğinde yanüstü uzanarak namazını kıl.» (Müslim hâriç, Kütüb-i Sitte'den beşi.)

Nesâî bu hadîsin sonunda şu fazlalığı da nakletmiştir:

«Yan üstü uzanıp kılmaya takat getiremediğinde, sırtüstü uza­nıp namazını kıl...»

Sahabeden Câbir bin Abdillah (ra) diyor ki:

Resûlullah (asm) Efendimiz bir hastayı ziyaret ettiğinde, önüne bir yastık koyup onun üzerinde secde ederek namaz kıldığını gör­dü. Bunun doğru olmadığını belirterek yastığı tutup kaldırdı ve ona şöyle tavsiyede bulundu:

«Yere eğilip secde et. Buna güç getiremiyorsan, baş işaretiyle kıl, ancak secde için başını biraz daha alçalt. Rükû' için az alçalt.» (Beyhaki - Ebû Hatem Sahihtir)

Hz. Âişe Validemiz (ra) diyor ki:

«Resûlullah (asm) Efendimiz ölüm hastalığında bağdaş kura­rak namazını kıldı.» (Nesâi - Hâkim : Sahihtir.)

Bu hadîslere dayanan müctehid imamlar şöyle demiştir:

Hasta bulunan kimse ayakta duramıyorsa, oturarak rükû' ve secdelerini yerine getirip namazını kılar. (El-Hidâye. / Merğinani.)

Bu konuda en sahih görüş ve ictihad şöyledir:

Ayakta durduğu takdirde kendisine bir zarar gelecekse, o takdirde oturarak kılar. Oturarak kılmakta da bir zarar görecekse, o takdirde yan üzeri uza­narak kılar. (Mi'racü'd-Diraye.)

Bunun gibi hastalığının artacağından veya yarasının geç kapa­nacağından endişe ederse, o takdirde ayakta değil, oturarak nama­zını kılar.

Ayağa kalktığı zaman zaafiyet ya da tansiyon nedeniyle baş dönmesi oluyorsa, yine de oturarak kılabilir. (Et-Tebyin / Zeylaî.) Ayakta durdu­ğu takdirde fazla bir acı hissediyor, oturduğunda bu hafifliyorsa, o takdirde oturarak kılması daha uygun olur. Ancak acı fazla sıkıntı verecek durumda değilse, ayakta kılmayı tercih etmek gerek. (El-Kâfi / Hâkim-i Şehid El-Mervezî.)

(Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: I/447-451.)

İlave bilgi için tıklayınız:

Hangi şartlarda abdest yerine teyemmüm alınabilir?..

Sandalyede namaz kılınabilir mi? Sandalye daha rahat olduğu için mi böyle kılıyorlar? Yerde kılmak daha iyi değil midir?..

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 10.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun