Gazze çamur ve su içinde, neden?
Ya Rabbi senin adalet terazin şaşmaz, rahmetin gazabını da geçmiştir amenna. Peki şu an Gazze’de çadırlarda yaşamaya çalışan halk İsrail zulmünden kısmen bir soluk alacağı yerde rüzgar, soğuk ve yağmurla mücadele ediyor. Onlar bugüne kadar of bile demeden bu zulümle mücadele ettiler. Senin rızanı hep en üstte tuttular. Şimdi çok ağır imtihanla yeniden sınanıyorlar.
Bunun hikmeti nedir? Zalim neden dünyada cezasını görmez?
Değerli kardeşimiz,
Bu soru imanın en ağır ama en sahici sorularından biridir. Kolay cevaplarla geçiştirilecek bir tarafı yok. Sizin açıklamanızda da zaten inkâr yok, isyan yok; “hikmeti anlamaya çalışan bir kalp” var. Bu açıdan tebrik ederiz.
Özellikle hatırlatmak isteriz ki, "Zulüm çirkindir, zalim cezasını ya bu dünyada ya da ebedi alemde çekecektir, Allah, zulme uğrayan mazlum için bu çirkin fiili, neticesi itibariyle ebedî hayırlara çevirir, zalimlerden de hakkını hakkıyla aldırır."
Allah’ın adaleti şaşmaz, sadece bizim acelemize uymaz. Bu meselede “Allah neden görmüyor?” değil, “Biz ne yapıyoruz?” sorusu da bize düşer. Ayrıca, sükût edip sessiz kalanların, üzerine düşenleri yapmayanların da bu denklemde sorumluluğu vardır.
1) Zulüm Allah’tan değil, kuldan gelir
“Allah zulmetmez; insanlar kendilerine zulmeder.” (Yûnus 44)
Gazze’de olan, insan eliyle işlenen bir cinayettir, faili bellidir, sorumlusu bellidir
Allah asla zulme razı olmaz, zulmü emretmez. Ama imtihan gereği, kulun iradesine müdahale etmez.
2) Neden engellemiyor?
Bu soru çok yakıcıdır ama cevabı şudur: Eğer Allah her zulmü anında durdursaydı, her zalimi anında cezalandırsaydı, imtihan diye bir şey kalmazdı
Unutmamak gerekir ki, dünya mahkeme değil, cennet değil.
Asıl hikmeti imtihan salonu olmasıdır, kimin amelinin daha iyi olacağının anlaşılacağı yerdir:
“Hanginizin amelinin daha güzel olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı.” (Mülk 2)
Zalim serbest bırakılır ama başıboş değildir. Mazlum ezilir ama asla sahipsiz değildir
3) Peki mazlumun hakkı ne olacak?
İşte kilit nokta burada. Dünya adaleti eksiktir, delil kaybolur, güçlü kurtulur. Zayıf ezilir, ama Allah’ın adaleti eksik kalmaz.
“Zalimlerin yaptıklarından Allah’ı gafil sanma.” (İbrahim 42)
Bu ayetin devamı çok çarpıcıdır: “Ancak onları, gözlerin dehşetle donup kalacağı bir güne erteliyor.”
Demek ki, ceza ertelenir, ama asla iptal edilmez
4) Ya yağmur, soğuk, rüzgâr?
Bu da çok ince bir nokta. Bu doğrudan zulüm değildir, ama zulmün üzerine binen ikinci bir imtihandır. Mazlumun sabrını artıran, derecesini yükselten, zalimlerin suç dosyasını kabartan bir unsurdur.
Şunu özellikle ayırmak gerekir:
Zulmü yapan insandır. Allah’ın yarattığı doğa şartları ise Sünnetullahtır. Allah bu şartları mazluma ceza olsun diye değil, onu terbiye eden, yükselten, şahitliğini büyüten bir imtihan olarak verir.
Bu çok ağırdır ama boşa değildir.
5) Onlar yoruldu, tükendi
Bu bir feryat değil sadece, bir şehadettir.
Kuran bu hâli tarif eder:
“Öyle sarsıldılar ki, Peygamber ve beraberindeki müminler: ‘Allah’ın yardımı ne zaman?’ dediler.” (Bakara 214)
Ve ayet şöyle biter: “Dikkat edin! Allah’ın yardımı yakındır.”
Bu “yakınlık” bazen dünyada, bazen ölüm anında, bazen mahşerde, ama mutlaka gelir.
6) Zalim nerede cezasını çekecek?
Üç aşama var:
Vicdanen çürüyerek (çoğu zaman)
Dünyada rezil olarak (her zaman değil)
Ahirette kaçışı olmayan hesapla (kesin)
Mazlum, sabrettiği her an için, çektiği her acı için, söyleyemediği her “ah” için karşılığını tastamam alacak
Zalim ise, sadece öldürdüklerinden değil, üşüttüğünden, korkuttuğundan, uykusuz bıraktığından, yetim bıraktığından… tek tek hesaba çekilecek.
Özetle, Allah adaleti iptal etmedi, erteledi. Mazlum için bu kayıp değil, yükseliştir, geçici dünyada değil ebedi alemde ebedi kazançtır.
Zalim için ise kazanç değil, birikmiş bir felakettir, ebedi alemde ebedi kayıptır, azaptır.
Ve evet… Bu dünyada her şey düzelmeyecek, ama hiçbir şey de karşılıksız kalmayacak.
Mazlumun ahı dünyada hiç mi karşılık bulmaz?
İslam’a göre mazlumun ahı hem dünyada hem ahirette karşılık bulur. Ancak bu karşılık her zaman bizim beklediğimiz anda, biçimde ve ölçüde olmayabilir.
Peygamber Efendimiz (asm) açıkça haber verir:
“Mazlumun duasından sakının; çünkü onunla Allah arasında perde yoktur.” (Buhârî, Mezâlim 9; Müslim, Îmân 29)
Bu çok net bir ilkedir. Yani mazlumun feryadı boşa gitmez.
Peki neden zalim hemen cezalandırılmıyor gibi görünüyor?
Ceza ertelenebilir, iptal edilmez.
Kuran’da defalarca vurgulanır:
“Zalimlerin yaptıklarından Allah’ı sakın gafil sanma. O sadece onları, gözlerin dehşetten donakalacağı bir güne erteliyor.” (İbrahim 42)
Ertelenmek, affedilmek değildir. Dünya imtihan yeridir, mahkeme salonu değil. Eğer her zulüm anında ilahî müdahale gelseydi:
İrade, sorumluluk, imtihan anlamsız hâle gelirdi.
Allah zulmü meşru görmediği hâlde, insanlara müdahale etme sorumluluğunu da yüklemiştir. Müdahale etmeyenler de bu zulmün vebaline ortak olurlar.
Zalim çoğu zaman dünyada da cezalandırılır. Ama bu ceza iç çürüme, ahlaki çöküş, güven kaybı, kendi içinden yıkılma şeklinde olur. Tarih bunun örnekleriyle doludur.
Peki mazlumun çektiği acılar?
İslam’a göre mazlumun her sabrı zayi olmaz, her gözyaşı kayda geçer, her kayıp telafi edilir.
Hadiste şöyle haber verilir:
“Kıyamet günü başlarına bela ve sıkıntı gelenlere sevap verileceği zaman dünyada sıkıntı çekmeyenler o gün derilerinin keskin aletlerle kesilip parçalanmasını isteyecekler.” (Tirmizî, Zühd 59)
Bu, acıyı küçümsemek değildir; adaletin bu dünyayla sınırlı olmadığını hatırlatmaktır. Zalim kim olursa olsun… “Zalimleri Allah sevmez.” (Al-i İmrân 57)
Kim olursa olsun, zulmeden hesap verecektir.
Özetle:
- Mazlumun ahı asla boşa gitmez
- Zalim cezasız kalmaz
- Dünya gecikme yeridir, ahiret mutlak adalet yeridir
- Allah’ın adaleti şaşmaz, sadece bizim acelemize uymaz
- Bu meselede “Allah neden görmüyor?” değil, “Biz ne yapıyoruz?” sorusu da bize düşer.
- Sükût edip sessiz kalanların, üzerine düşenleri yapmayanların da bu denklemde sorumluluğu vardır.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet