Felsefenin Kur'an ile barışık olan kısmı hangi felsefî akımlardır?

Soru Detayı

- Dine hizmet adına sosyal medyada küfür ve bidat ehline karşı aklî ve ilmî delillerle mücadele etmek için ehl-i sünnet itikadı çizgisinde makaleler yazıp paylaşıyoruz. Bilimsel kaynaklardan, Risale-i Nurlar ve Gazâli Hazretlerinin eserlerinden faydalanıyoruz.
- Paylaşımlarımızda hem entellektüel kaliteyi artırmak hem de felsefe ilminden de faydalanmak amacıyla felsefe konularını (bilgi felsefesi, varlık felsefesi, metafizik, sanat, bilim, din felsefesi) genel olarak içeren bir kitap, din felsefesi ve bilim felsefesini içeren birer kitap aldık. Bu kitaplardan faydalanmak istiyoruz fakat bu kitapları okumadan önce bir kaç soru sormak istiyoruz:
- Bediüzzaman Hazretleri demiş ki:
"Risale-i Nur'un şiddetli tokat vurduğu ve hücum ettiği felsefe ise mutlak değildir. Belki muzır kısmınadır. Çünkü felsefenin hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye ve ahlak ve kemâlat-ı insâniyeye ve sanatın terakkiyatına hizmet eden felsefe ve hikmet kısmı ise, Kur'ân ile barışıktır. Belki Kur'ân'ın hikmetine hâdimdir, muâraza edemez. Bu kısma Risale-i Nur ilişmiyor."
"İkinci kısım felsefe, dâlalete ve ilhâda ve tabiat bataklığına düşürmeye vesile olduğu gibi, sefahet ve lehviyat ile gaflet ve dâlaleti netice verdiğinden ve sihir gibi harikalarıyla Kur'ân'ın mucizekar hakikatleriyle muâraza ettiği için, Risale-i Nur ekser eczâlarında mizanlarla ve kuvvetli ve bürhanlı muvâzenelerle, felsefenin yoldan çıkmış bu kısmına ilişiyor, tokatlıyor, müstakim, menfâattar felsefeye ilişmiyor."
- Felsefenin Kur'anla barışık olan kısmı hangi felsefî akımlardır?
- Zararlı olan kısmı hangi akımlardır? Örneğin, bilgi felsefesindeki "şüphecilik akımı", varoluşçu felsefe fikirleri gibi meseleleri okumak itikadımıza zarar vererek bizi vesveseye sokar mı?
- Bu bilgileri genel ve ismen bilmek yeterli midir? Yoksa okunabilir mi?
- Makalelerimizde kullanabileceğimiz, bize fikir ve ifade gücü katacak faydalı filozof, akım ve kısımlar nelerdir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Felsefe ekolleri içindeki farklılıklar, sorunlar karşısında uygulanan metotlar ve paradigmaların konumlanışı ile ilgilidir.

Örneğin varlık sorunu karşısında idealist bakış aşkın bir gerçeklik algısına ve paradigmasına göre hareket ederken, materyalist bakış ise indirgemeci ve somut bir tavrı esas almıştır. İlki kavramsal ilişkilerle bir senteze doğru ilerlemeyi, diğeri ise daha çok analitik ve emprist bir metodu kullanmıştır. Bu noktada hangi felsefi ekol olursa olsun fark etmemektedir.

Ancak temel paradigma ya da ulaşılmak istenen hedef herhangi bir dinin gerçekliklerini ortadan kaldırmaya ya da yaşanılan dönemin siyasal mücadelesinde yıpratılmak istenen tarafın geleneksel, sosyal, kültürel, akidevi gerçeklik algısını çürütmeye matuf olduğunda ideolojik bir mahiyet almaktadır.

Varoluşçuluk düşüncesinin Sartere’de olduğu gibi ateist materyalist versiyonunun yanı sıra Heidegger’de olduğu gibi liberal ya da Kierkegard’da olduğu gibi muhafazakâr biçimleri de mevcuttur.

Yine şüpheciliğin septisizme ulaşmamış örneklerini Augustinus ya da Gazzali’de de görmek mümkündür.

Bu noktada önemli olan akıl yürütmeyi hangi hedeflere göre kullandığınız sorusudur.

Felsefeyi dinin ve inancın karşıtı ya da alternatifi gibi gören aydınlanmacı batılı bakışın yanı sıra dini sosyolojik ve hatta epistemelojik bir gerçeklik olarak gören filozoflar söz konusudur.

Ancak her iki grubun da felsefe yaparken kullandıkları metotlar ve felsefe yapma tarzları birbirlerine yakındır. Fark, ulaşılmak istenen hedef ile başlangıçta elde bulundurulan paradigmaya göre değişmektedir.

Dinle savaşan bir felsefe çabası bireyin ahlakına, geleneksel toplum yapılarına onların süregiden ahenklerini değiştirmeyi hedefleyerek zarar vermektedir.

Verilen akıl nimetinin yine o nimetin sınırları içerisinde kalınarak kullanılması ise meşru ve gerekli bir çabadır. Ancak bu sınırları aşarak ego çerçeveli bir tanrısallık iddiası son yüzyılımızda dünyamıza iki dünya savaşı vermiştir.

Felsefenin geleneksel ve modern versiyonları sonuçta insanın mutluluğunu hedef almaktadırlar. Oluşturulan varlık ve bilgi felsefelerine göre bir ahlak ve siyaset anlayışı ortaya konmaktadır.

Dünya genelinde hakim olan modern paradigmanın ise insanların geneline huzur ve mutluluk vermediği açıktır.

İhtiyacımız olan şey, insanın ruhsal ve inanca dayalı olan yönünü yok sayarak salt akıl ve benlik üzerine bir düşünce olmadığı gibi, insanın akli yönünü hiçe sayarak salt ruhsal bir dünya da değildir.

Esas olan, bu iki niteliğin birlikte yürüyebildikleri bakış açılarını tüm sistemlerde oluşturabilmektir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Felsefe nedir, insan felsefe ile gerçeğe ulaşabilir mi?
Felsefe neden kötülenmektedir? Bir Müslüman felsefeye karşı ...
Varoluşçuluk felsefesi ne demektir?
İyi-kötü, doğru-yanlış, gerçek-hayal nedir? Din, felsefe ve bilim bu ...
Gazzali'nin tenkit ettiği felsefecilerin yirmi hatası nedir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
1.520 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun