Farklı bir mezhepte vitir iki rekat kılınıp selam veriliyor sonra bir rekat ayrıca kılınıyor. Hanefi mezhebine mensup birisi olarak böyle bir imama uyduğumda nasıl kılmam gerekir?

Soru Detayı
Biz Medine'de yaşıyoruz. Burada cemaatle kılınan vitir namazı biraz farklı. İki rekat kılınıp selam veriliyor, sonra üçüncü rekata duruluyor. Bu rekatın rükuundan sonra imam duaya başlıyor ve cemaat ellerini açıp amin diyor. Bazıları böyle kılmanın Hanefi mezhebine uymadığını, iade edilmesi gerektiğini söylüyorlar. Biz Hanefiyiz, "imama uyunca, mezhep farklı olduğu halde, vakit namazları oluyor da vitir neden olmasın" diye düşünüyoruz. Bu konuyu açıklar mısınız?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hanefi mezhebine göre vitir namazı üç rekat olarak kılınır. Bu bakımdan ikinci rekatta selam verilmez.

Bu konuda iki şeyi tavsiye ediyoruz:

1. İmamla beraber kılıp, imam ikinci rekatta selam verdikten sonra, biz selam vermeden kalkıp 3. rekatı bildiğimiz şekilde tamamlarız.

2. İmamla beraber teravihi kılar, sonra vitri tek başımıza kılarız.

Bu iki durumdan hangisi uygunsa onu yaparsınız. Ayrıca biz “musavvibe”yiz. Yani karşı hak mezheplerin doğru, bizim ise daha doğru olduğumuz alayışındayız. Bu nedenle başka mezhebin anlayışı da doğru olduğundan, onların yaptıklarını yapmak da caizdir. Ancak hem kargaşaya hem de bu işi bilmeyenlerin yanlış anlamalarına neden olabileceğinden, mecbur kalmadıkça kabullendiğimiz mezhebe uymanın daha isabetli olacağını düşünüyoruz.

Eğer bir konuda başka bir mezhebi taklit etmek gerekirse, bunun bazı şartları vardır:

Taklid, bir veya birkaç mesele hakkında bir müctehidin -delilini bilmeden- içtihadına göre amel etmektir. Taklid için dil ile bir şey söylemek îcâb etmez; kalben niyet etmek kafidir.

Taklid, müctehid için haram, müctehid olmayan kimse için bir müctehidi taklid etmek vaciptir. Akıl ve baliğ olan kimsenin amel ve taat hayatına başladığı zaman, bugün mevcut olan dört hak mezhepten birisini taklid etmek hususunda serbesttir. Sonra istediği zaman da muvakkat veya sürekli olarak başka bir mezhebe geçebilir.

Taklidin altı şartı vardır:

1. Bir meselede bir mezhebi taklid etmek için, o meselede o mezhebin şart ve vaciplerini bilmek. Meselâ, Şaf'î olan birisi, abdest hususunda Hanefî mezhebini taklid edecekse, abdestin şart ve vaciplerini Hanefî mezhebine göre bilmesi ve onlara riâyet etmesi gerekir.

2. Vuku'dan sonra olmaması. Yani olay gerçekleşmeden önce, taklit edeceği mezhebin görüşüyle amel edeceğine niyet etmeli.

3. Keyfî ve kolayını yaşamak için değil, meşru bir sebebe binaen taklid etmek,

4. Şâfi'î ve Hanefî gibi müctehid-i mutlak veya Ebû Yusuf ve Muhammed ve Müzeni gibi müctehid fil' mezheb veya Kerhî ve Nevevî gibi müctehid fi l mesa'il gibi bir müctehidi taklid etmek.

5. Telfik etmemek. Meselâ bir kimse Şâfi'î mezhebini taklid ederek başının dörtte birini değil, onda birini mesh eder. Sonra Hanefî mezhebini takliden de eli yabancı bir hanıma dokunur ve böylece namazını kılarsa, namazı sahih değildir. Çünkü abdesti ne Şâfiye göre ne de Hanefî'ye göre vardır.

6. Bir mezhebi taklid eden kimsenin, hakimin hükmüne muhalefet etmemesi.

Şeref el-Barizî ve İzz bin Abdusselâm gibi ulemâ, "muayyen bir mezhebi taklid etmek gerekmez", demişler ise de ulemânın çoğu belli bir mezhebi taklid etmenin lüzumlu olduğunu söylüyorlar. Ancak avam tabaka fıkıh meselelerinde mümeyyiz olmadıkları için, müftünün fetvasına göre hareket edeceklerdir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun