Evrimcilerin dediği şey tam olarak nedir?

Tarih: 16.01.2022 - 17:41 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Evrimcilerin dediğine göre evrim türlerin değişmesi değilmiş. Mesela bir kayısı ağacı rakımından yüksek bir yere çıkartılır ve oraya adaptasyon sağlarsa bu evrimmiş. Ama zamanla bunlar birikip bir şekilde yeni türlerin ortaya çıkmasına türleşme denirmiş.
- Öyleyse ilk olaya “adapatasyona” tür değiştirmeyi kastetmeden evrim diyebilir miyiz?
- Mahsuru var mıdır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evrimcilerin dediği tam olarak şudur:

Kâinatta bir yaratıcı yoktur. Her şey başıboştur. İlk varlık bir hücredir. O bir şekilde kendisi ortaya çıkmıştır. Daha sonra adaptasyon, mutasyon gibi değişikliklerle, yani evrimle o tek hücre farklılaşmış, böylece giderek bütün varlık çeşitleri kendiliğinden ortaya çıkmıştır. İnsan da hasbel kader bu canlıların değişmesi, yani evrimleşmesiyle meydana gelmiştir. 

Bir başka ifade ile onlar evrimi ilah yerine koymaktadır. Allah’ı (Celle Celâlühü) devreden çıkarmaktır. Bunu ispat için de akla, ilme ve mantığa uymayan yollara başvururlar.

Sorudaki kayısı örneğine gelelim. Onların tabiri ile nasıl olmuşsa olmuş bir kayısı ağacı ortaya çıkmış ve bu kayısıdan meyveler ve çekirdekler meydana gelmiş.

Şimdi işi baştan ele alalım. Bu kayısı çekirdeğinden önce kayısı fidesi meydana gelecek. Bu çekirdeğin çimlenmesi için baharın gelmesi lazım. Baharın gelmesi için yerkürenin saatte yüz sekiz bin kilometre süratle uzayda Güneş'in etrafında döndürülmesi, 24 saatte bir de kendi etrafında döndürülmesi gerekiyor. Yetmedi mevsimlerin teşekkülü için yerkürenin 23.5 derece meyilli olması gerekir. Sonra Güneş'in yerküreden 149.5 milyon km uzakta tutulması ve çevresine milyonları aşan sıcaklık derecesini neşretmesi icap eder.

Güneş'in orada tutulabilmesi için Samanyolu galaksisinin olması, onun da diğer galaksi sistemleriyle irtibatlandırılması gerekir. Kısaca bütün kâinatın bu şekilde yaratılıp devam ettirilmesine ihtiyaç vardır.

Uzaydan yerküreye gelen zararlı ışınları süzecek yerkürenin etrafında belirli kalınlıkta bir atmosfer tabakası olması lazımdır. Yoksa gelen zararlı ışınlar kayısı fidesini yakıp yok eder. O çekirdeğin çimlenip gelişmesi için suya ihtiyacı vardır. Bunun için havada yağmura dönüşecek su buharı olmalıdır. Su buharının olması için denizlerin bulunması gerekir. Tabii o suyun denizden buharlaştırılması, bulut halinde havaya kaldırılması, sonra o buluttan yağmurun yavaş yavaş sağılması gerekir.

         - Bitti mi?

         - Hayır. Havanın olması gerekir. Nasıl bir hava? İçinde yüzde 21 oksijen, yüzde 79 azot ve diğer gazlar bulunan bir hava.

         Kayısı çekirdeğinin hayat bulabilmesi için olmazsa olmazlardan bir kısmını saydık. Bu şu demektir: Patates yemeği yapacaksınız. Bunun için lazım olanlar; patates, soğan, yağ, su, ateş, tuz.

         - Peki, bunların bir araya gelmesiyle patates yemeği olur mu?

         - Hayır, olmaz.

         - Niçin?

         - Çünkü bunları yapacak ilmi, iradesi ve kudreti olan hayat sahibi biz zat gerekir.

         - Bu yeterli midir?

         - Hayır.

         - Neden?

         - En mühimi patates yemeğini yapacak olanın onun nasıl yapıldığını bilmesi gerekir. Yoksa bütün o malzemeleri yakar atar.

         - İşte aynen bunun gibi, canlı bir varlığın hayat bulabilmesi için çevre şartı dediğimiz, her bir canlı için olmazsa olmazların mutlaka bulunması gerekir. O çevre şartlarının sağlanması ile bir bitki ve hayvan yine hayat sahibi olamaz. Malzemelerden yemek yapmak için onun yapılışını bilmek yetmediği gibi  canlının da nasıl yapılacağını bilmek o canlının meydana gelmesi için yeterli değildir. Canlının nasıl yapılacağını bilmekle beraber, onu yapmaya gücünün yetmesi gerekir.

Şimdi dönelim kayısı çekirdeğine. Çevre şartları hazır demiştik. Kayısı çekirdeğini hangi şartlarda nasıl gelişip filiz ve fidan verdiğini de ilmen biliyoruz. Peki, o çekirdekten filiz çıkarabiliyor muyuz? Yani ona yeni hücreler yapıp büyütebiliyor muyuz?

         - Hayır.

         - Hücrelerini çoğaltarak ve hücreler arasında iş bölümüyle yaprak ve çiçek tomurcukları bulunan fidan haline getirebiliyor muyuz?

         - Hayır.

         - Ağaç şekline getirebiliyor muyuz?

         - Hayır.

Burada size insanın vücudunda bir saniyede meydana getirilen değişiklikle ilgili kısa bir bilgi arz edeceğiz. Yeryüzünün en akıllı, şuurlu, kuvvet ve kudret sahibi insanın vücudunda ortalama 60-70 trilyon hücre vardır. Bir saniyede bir hücrede üç bin değişik reaksiyon, yani olay meydana getiriliyor. Yani bir saniyede insanın vücudunda meydana getirilen değişiklik: 60 trilyon x 3 bin =…… kadardır. Bu olaylardan bir tanesi yanlış veya noksan olsa insanın hayatı tehlikeye girer.

İnsan lokmayı ağzına alıyor. Onu yutup yutmamakta serbesttir. Ama yuttuktan sonra vücudunda meydana gelen değişikliklere müdahalesi söz konusu değildir. Başa gidecek başa, dişe gidecek dişe gönderilir.

Halbuki yeryüzünün en akıllı, şuurlu, irade ve kudret sahibi varlığı insandır. Ama insan kendi vücudunda meydana getirilen olaylardan habersizse ve onlara sözü geçmiyorsa, bir kayısı çekirdeğinin hücrelerine kim hükmediyor? Onu şekilden şekle kim koyuyor? Havadaki serçe mi? Denizdeki balık mı? Karadaki tavşan mı?

Evrimciler ovada yetişen kayısı ağacının yükseğe çıktıkça evrimle zaman içinde başka bitkilere evrimleştiğini, mesela şeftaliye, elma ve kiraza dönüştüğünü iddia ediyorlar. Allah (Celle Celâlühü) isterse yapar. Ama Allah’ın koyduğu kanunlar içerisinde böyle bir değişmeyi bilim tarihi göstermiyor. Allah her varlığa belirli bir genetik yapı vermiş. Kayısıya ayrı, şeftaliye ayrı, ata ayrı, ite ayrı genetik yapı tayin etmiş. Bunların birbirine dönüşmesini de koyduğu kanunlarla imkânsız hale getirmiştir. Evrimcilerin söylediği tarzda bir değişikliği yapsa yine Allah yapacak. Ama O’nun böyle bir kanunu yok.

Evrimciler istediği kadar Allah’ı devreden çıkarıp her şeyi tesadüf, tabiat ve evrimin eseri olarak takdim etsinler. Kâinattaki bütün varlıklar “Allah” diyor. Bulut da “Beni Allah yarattı” diyor. Hava da su da toprak da yerküre de çekirdek de ağaç da hepsi kendi dilleriyle kendilerini sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi bir Allah’ın yaptığını söylüyor.

Siz evrimcileri değil, her bir varlığı dinleyin. Onlar sanatlı ve hikmetli yapılışlarıyla, bir gaye ve hikmete göre vazifelendirilmiş olmalarıyla yaratıcılarını gösteriyorlar.

- Peki, evrimciler niçin böyle kendilerine göre bir evrim hayal edip onun peşinde gidiyorlar?

Onların gayesi, insanlarla Allah’ın arasını açmaktır. Allah’ı devreden çıkarıyorlar. Her şeyin başıboş olduğu ve bir yaratıcısının bulunmadığı propagandasını yapıyorlar. Böylece insanın kimseye karşı sorumluluğunun bulunmadığını, nefsinin istediği gibi, yani hayvan gibi yaşamasını, haram, helalin olmadığını telkin ediyorlar.

         - Peki, niçin bunu yapıyorlar?

         - Müslüman bir milleti içeriden yıkmanın en kolay yolu budur. Gençlerini dinsiz yaptınız mı, onu kısa sürede uyuşturucuya da alıştırırsınız. Çünkü onların ağına takılan gencin bütün gayesi nefsini tatmindir. Aleminde haram-helal olmadığı gibi, vatan, millet sevgisi, büyüğe saygı, küçüğe merhamet duyguları da kalmaz. Böyle bir genci istediğiniz yerde istediğiniz şekilde kullanırsınız.

“Bir ilah yoktur, her şey evrimin eseridir” diyen ortaöğretim gençleriyle karşılaşıyoruz.

         - İşte böyle geçmişinden, tarih ve kültüründen, din ve milletinden koparılmış gençler iç ve dış düşmanlar için bulunmaz birer hazinedir. Bazı çevreler bunu güya “bilimsel evrim” adı altında yapmaktadırlar.

Evrim bir bakıma biyoloji felsefesidir. Bu ders sadece üniversitelerin Biyoloji bölümlerinde ve son sınıfın son devresinde verilen iki saatlik seçmeli bir derstir. Bitki ve hayvanlarla ilgili bütün dersleri gören, karşılaştırmalı anatomi, moleküler Biyoloji, Genetik, fosil bilimi gibi dersleri alan öğrenciler ancak evrim hakkında bilgi edinme seviyesine geldikleri zaman bu dersleri alabilirler. Yoksa bu evrim meselesi uluorta herkesin tartışacağı bir konu değildir. Hele hele ortaöğretim öğrencilerinin hiç konusu olmamalıdır.

Evrim için özellikle ortaöğretim öğrencilerinin seçilmiş olması, bir milletin evlâtlarını dinsiz yapmak için tam bir beşinci kol faaliyetidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun