Evrenin sürekli genişlemekte olduğunu Peygamberimiz önceden biliyor muydu?

Tarih: 03.07.2015 - 03:15 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Sorum Zariyat suresi 47. ayeti evrenin genişlemesi ile ilgilidir. Şüphesiz günümüzde görmekteyiz ki evren gittikçe genişlemekte bu durumun bilimsel bir görünürlüğü de ortadadır.
a) Peygamber efendimiz (asm) ayeti indiğinde bu gerçeklikten haberdar mıydı?
b) Bilmekteyiz ki Sahabe-i ikram Kura'nın inen ayetleri üzerinde düşünüp Kur'an’ı yaşamlarına tam anlamıyla yerleştirmeye çalışmışlardır. Biz bu ayeti indiği zamanda kapalılığı olan bir ayet günümüzde ise muhkem bir ayet olarak görebilir miyiz?
c) Bu ayetin o dönem nasıl yorumlandığı ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

a) Bu ayet indiğinde Hz. Peygamber (asm)'in -daha önce- bu gerçekten haberdar olduğuna dair hiçbir bilgi yoktur. Bin yıl bu kadar geçtikten sonra, bizim gibi ilim peşinde koşanların birçoğu hâlâ bundan haberdar olmadığı halde, Hz. Peygamber (asm) gibi okuma-yazması olmayan bir ümminin bunu bildiğini düşünmek akla ziyandır.

Kesin olarak şunu söyleyebiliriz ki, ne Hz. Peygamber (asm) ne de başka insanlar bu ayetten önce böyle bir bilgiden haberdar değillerdi.

Ancak ayet indikten sonra Peygamberimiz (asm), elbette en yüksek seviyede bu ayetten anlaşılmış, anlaşılan, anlaşılacak ve hatta hiç kimsenin anlamayacağı manaları da anlamıştır.

Allah'ı bilmede, onu hamd ve tesbih etmede, onun ayetlerini anlamada en ileri mertebe ve makam, Allah Resulüne (asm) aittir. Bütün ilâhî isimlerin en ileri mertebesine de o (asm) mazhardır. Kâinatın yaratılmasından asıl gaye odur. Diğer varlıkların yaptıkları bütün ibadetler, erdikleri bütün marifetler ve zevk ettikleri bütün muhabbetler onun yanında ancak bir gölge gibi kalır.

Nitekim Bediüzzaman Hazretleri, Peygamberimiz (asm)'ın bir ayetten mazhar olduğu feyz ve kemalatın, bir peygamberin bütün bütün feyz ve kemalatına denk olabileceğini ifade eder:

"Hem ism-i âzama mazhar olan Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın bir âyette mazhar olduğu feyz-i ilâhî, belki bir peygamberin umum feyzi kadar olabilir." (bk. Sözler, s. Yirmi Dördüncü Söz)

Demek ki, Peygamberimiz (asm)'in -imkan nisbetinde- ayetlerin bütün mana mertebelerini Allah’ın izniyle bildiği söylenebilir.

b) Sahabelerin kendi hayatlarına tatbik ettikleri ayetler, daha çok ahkam, ahlak, nasihat, ibret alınan kıssalarla alakalı olan ayetlerdir. Keza, her bir ayetin farklı boyutları vardır. Sahabeler kendilerini ilgilendiren yönler üzerinde duruyorlardı.

Örneğin, söz konusu ettiğimiz ayetten her sahabe, Allah’ın sonsuz ilim, hikmet ve kudret sahibi olduğunu anlayabilir. Fakat, bin bu kadar sene sonra ancak anlaşılan bir hakikati bütün sahabenin anlamalarını bekleyemeyiz. Hz. Ali, İbn Abbas, İbn Mesud, İbn Ömer gibi bazı sahabilerin anladıklarını da her sahabe anlamamıştır.

- Bu açıdan bakıldığında, biz bu ayeti indiği zamanda -bu kevni gerçekliği bakımından- kapalılığı olan müteşabih bir ayet, günümüzde ise bu yönüyle de anlaşılan muhkem bir ayet olarak görebiliriz.

c) İlgili ayetin meali şöyledir:

Biz göğü büyük bir kudretle bina ettik. Ve şüphesiz biz onu genişleticiyiz. (Zariyat, 51/47)

- Ayette yer alan biz onu (göğü) genişleticiyiz.” mealindeki cümleyi farklı yorumlamışlardı. Bunları şöyle sıralayabiliriz.

- Hasan-ı Basri: Biz yağmur yağdırmak suretiyle rızkı genişletiriz.

- İbn Zeyd: Biz göğü genişletiriz.

- Bazıları: Biz göğün genişliğinden daha fazla genişlikler yaratmaya kadiriz.

- Mucahid: Biz şimdiki gök gibi başka göğü de genişletebiliriz.

- Biz geniş kudrete sahibiz. İrade ettiğimiz hiçbir şey bize sıkıntı vermez. (bk. Maverdi, ilgili ayetin tefsiri; Benzer yorumlar için bk. Beydavi, ilgili yer.)

- Daha sonraki İslam alimleri tarafından -diğer manalar yanında- evrenin sürekli genişlemeye devam ettiğine de işaret edilmiştir. (bk.İbrahim el-Kattan, Teysiru’t-tefsir; Abdulkadir b. Huveyş el-Ânî, Kitabu’l-Meanî, ilgili ayetin tefsiri)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun