Evolüsyon ve Mutasyon nedir?
Değerli kardeşimiz,
YARATILIŞIN MÜKEMMELLİĞİ EVOLÜSYONU REDDEDİYOR
Birr hücreliler nasıl yaratılmış ise çok hücreliler de farklı bir programda birden bir plan ve proje sahibi bir yaratıcı tarafından yaratılmıştır.
Canlıların taksonomik kategorilere ayrılarak incelenmesi ve birbirine benzeyen türlerin cinslerde, birbirine benzeyen cinslerin familyalar içinde gösterilmesi tüm yaratılmış canlı türlerinin tanınması ve bilinmesi için sun’i olarak yapılmıştır.
Canlı türlerinin birbirinden meydana geldiği izlenimini vermek için değildir. Tüm canlıların tesadüfen, rastgele, plansız, programsız ve o ondan oda ondan meyda-na geldiğini ileri sürmek, en başta moleküler biyoloji, genetik, biyokimya, morfoloji, fizyoloji, ekoloji, sistematik ve diğer bilimleri inkar etmek demektir.
MÜKEMMELLİĞİN TARİFİ VE YARATILIŞTAKİ YERİ
Mükemmellik; kusursuz, tam, yetkin olma, mükemmeliyet.3
Arapça ‘kml’ kökünden ‘kemal’ tam olgun mükemmellik sözcüğünden alıntıdır.
Evolüsyon; Bir türden bir başka türün meydana geldiği görüşüdür.
Bir canlının meydana gelmesinden popülasyon oluşturarak kainatta varlığını devam ettirmesine kadar geçen aşamalar o canlının tüm yönleri ile mükemmel olduğuna delildir. Canlının hayatında, atomik aşamadan moleküler aşamaya daha sonra hücre aşamasına hücre aşamasından doku, organ ve organizma aşamalarına kadar sıralı ve hedef (mükemmelliği) gözeten bir inşaat hareketi görülmektedir.
Canlılar âleminde, her bir varlığın organının şeklinden yapısına, yerinden görevine kadar sonsuz ihtimaller söz konusudur. Bu ihtimaller içerisinde hep en uygunu ve en mükemmeli yapılmakta ve doğrudan en son şekli ile yaratılmaktadır. Etrafımız-da olup biten ve kâinatın ilk başlangıcından günümüze kadar gelen tüm canlılarda bu mükemmelliği görüyoruz.
Bir mevcut vücuda gelirken uğradığı yaratılış basamakları ile sona ulaştığındaki nokta arasında son derece sistemli, ölçülü, program ve bağlantı söz konusudur.
Bir tohumun içerisindeki canlılık şifresi, tohumdaki hayatın harekete geçişin-den olgun bitki olarak ortaya çıkışına ve hayatının sonuna kadar etkin bir şekilde canlının hayatında rol oynamaktadır. Başlangıç ile son aynı anda kodlanmakta ve bitkinin hayatı boyunca karşısına çıkan stres ortamlarında nasıl hareket edeceği, çev-resel sorulara vereceği cevaplar bulunmaktadır.
Bu düzenliliğin, ilk yaratılıştan günümüze kadar değişmeden ulaştığı, yapılan bütün paleobotanik verilerle desteklenmektedir. Paleobotanik çalışmalarda bulunan diasporların ve bitki kalıntılarının binlerce hatta milyonlarca yıl değişmeden kalmış olması, bu konuda delillerden bazılarıdır.
Evrimciler tarafından bütün canlıların hayat formlarının gelişigüzel ortaya çıktığı ve her canlının çevreyle uyum için çaba gösterdiği ve bunu gerçekleştirmek için ortak atadan köken aldığı iddia edilmektedir.
Çevreye uyumda ise mutasyon, doğal (tabii) seleksiyon, adaptasyon ve kalıtım değişikliği mekanizmalarının iş gördüğü ileri sürülür.
İleri sürülen bu mekanizmalara yakından bakıldığında bunların, mevcut moleküler ve genetik kurallara uymadığı görülmektedir.
Mutasyon
Mutasyon, bir canlının genetik yapısında meydana getirilen ve nesillerine geçen ani değişiklik olarak tarif edilir. Mutasyonlar türün gen havuzunda hiçbir zaman iyileştirici etki yapmamaktadır. Her zaman bozucu ve yıkıcı rol oynamaktadır. Organizmanın genetik yapısında mutasyona uğratılmış genler, hikmetin eseri olarak, tamir edilerek bozucu etkisi ortadan kaldırılır. Mutasyonlar ya canlının ölümüne, ya da canlıda büyük yıkımlara ve aksaklıklara sebep olmaktadırlar. Var olan özellik ve karakter, mutasyonla bulunduğu noktadan daha geriye ve kötüye doğru götürülmektedir.
Mutasyonla canlı kesinlikle daha avantajlı duruma geçmemektedir. Mutasyona çeşitlik açısından bakıldığında ise, çeşitliliği sağlayacak bir potansiyele sahip olmadığı da görülmektedir. Nitekim bunu Muller şöyle dile getirir:
“Mutasyonların yüzde 99’undan fazlası kesin olarak zararlıdır. Tesadüfî olaylardan da ancak böyle olması beklenir” (H. J. Muller)
Doğal (Tabii) Seleksiyon
Evrim görüşü, mutasyondan sonra ancak tabii seleksiyon ile o çevre şartlarına uyabilen türlerin hayatına devam ettiğini, diğerlerinin ise bu süreçte yok olduğunu ileri sürmektedir. Oysaki en basit olarak görülen canlıdan en kompleks görülen can-lıya kadar hepsi aynı zamanda ve aynı mekanda görülebilmektedir. Bu da gösteriyor ki, canlılar âleminde tabii seçilim diye bir mekanizma işlememektedir.
Tabii seleksiyonun çıkmazlarından birisi de, güçlü olanın sürekli hayatta kalacağı iddiasıdır. Ancak günümüzde de görüldüğü gibi, zayıf olarak adlandırdığımız canlıların da hayatları diğerleriyle birlikte devam etmektedir.
İleri sürülenin aksine doğal seleksiyon, birçok canlı türünde, hikmetin ve rahmetin gereği olarak, türün gen havuzundaki zayıf ve popülasyona zarar verebilecek özellikleri azaltılmakta, o türün daha güçlü bir yapı kazanması sağlanmaktadır.
Adaptasyon
Adaptasyon, canlının çevreye uyumu olarak tarif edilir. Evrimciler, canlının, değişen çevre şartlarına uyum göstererek yeni bir türün meydana geldiğini iddia etmektedirler. Hâlbuki çevre şartları canlıları değiştirmemekte, canlının genetik yapısında mevcut olan ve uykuda olan bazı karakterler, değişen çevre şartlarında faaliyete geçirilmekte ve o canlının hayatta kalması sağlanmaktadır.
Bir canlının sahip olduğu genetik özelliklerin tamamına, o türün gen potansiyeli veya gen toleransı denir. Bir alanda bir tür yaşayabiliyorsa, bu o türe verilen genetik yapının özelliğindendir. Canlılar, genetik yapılarının müsait olmadığı ortamlarda yaşayamazlar.
Canlının bulunduğu veya maruz kaldığı çevre şartları, onun genetik özelliklerine uygun bir ortam değilse, daha uygun bir ortama göç ederek tür hayatta kalabilmektedir. Tolerans sınırları içerisinde olan farklı habitatlarda tür, kendisine inayetin gereği olarak verilmiş genetik potansiyelinin elverdiği şekilde cevap vermekte ve fenolojik olarak değişiklik göstermektedir. Ancak ortam eski haline geldiğinde tekrar bir önceki fenotipik görüntüye ulaşmaktadır.
Mesela şartlar uygun olmadığında bazı bitki tohumları bekletilmekte, uygun ortamı bulduğunda gelişmesi sağlanmaktadır. Başka bir türe dönüştürülmemektedir.
Kalıtım Varyasyonu
Gerek mutasyon, gerekse tabii seleksiyon, ya da adaptasyon ile makanizmaların bir türden başka bir türe dönüşümü mümkün değildir. Ancak tür içi çeşitlilik, mayoz bölünme sonucundaki krosingover ile canlı türünün gen havuzu sınırları içerisinde kaldığı kesinlikle faklı bir tür meydana gelmediğini genetik ve moleküler kurallar göstermektedir. Çünkü türlerin birbirine geçişli olması demek, türün genotipik ve fenotipik karakterizasyonunun yapılamaması manasına gelmektedir. Taksonomi biliminin varlığı da bu gerçeği göstermektedir.
Biyolojik Çeşitlilik
Yeryüzünde yaşayan canlılar oldukça çeşitlilik gösterir. Günümüzde yaşayan ve daha önce yaşadığı bilinen türlerin belli bir sistem içinde ele alınıp sistematize edilmesine çok eski yıllarda başlanmış olup, bugün de devam etmektedir. 1996 yılı verilerine göre Dünyada şimdiye kadar tanımlanmış tür sayısı 1.700.000 civarındadır. Dünyada yaşamakta olan fakat henüz tarifi yapılmamış pek çok türün varlığı ileri sürülmektedir. Fakat kesin olarak ne kadar canlı türünün yaşadığı bilinmemektedir.
Hiyerarşik Görüntü
Bitki taksonomisi canlıları sınıflandırırken, türü temel kategori alır. Türden sonraki taksonomik kategoriler, birbirine benzeyen canlıların bir araya getirilmesiyle sağlanır. Dolayısıyla gerçek olan tür’dür.
Bitkiler Âlemindeki Soy Ağacı ve Orta Ata Arayışlarının Mükemmeliyet Kavramı İle İlişkisi
Evolüsyon delili olarak kullanılmaya çalışılan soy ağaçları polifletik (çok atalılık) kavramının ortaya çıkmasıyla geçerliliğini yitirmiştir. Çünkü tüm canlıları bağlamaya çalıştıkları ortak ata ile açıklayamadıkları durumları çok atacılık denilen polifiletik kavramı ile açıklamaya çalışmaları ortak ata düşüncesinin iflası olarak gö-rülmektedir.
Yapılan soy ağacı çalışmaları moleküler ve genetik biliminin gelişmesi ile farklı boyutlar kazanmış ve canlılar sadece dış görünüşlerinin benzeyişleriyle değil, aynı zamanda moleküler benzeyişleri ile de tanımlanır ve sınıflanır olmuştur. Bu gelişmeler benzerlik indeksleri ile çalışan soy ağaçlarının fenotipik benzerlikleri izah edememesinden dolayı çok atalılığı, yani her bir türün kendine has bir atasının varlı-ğını tanımlama mecburiyeti ortaya çıkmıştır.
Hz. Nuh Aleyhisselam ve türlerin orijinal hallerinin muhafazası; Yaratıcının yarattığı canlıların eğer adetullahında birbirinden dönüşme olma ihtimali olsa neden peygamberine her bir canlıdan birer çift almasını söylesin ki? Dolayısıyla Nuh Tufanı olarak bilinen ikinci yaratılış olarak nitelendirilen kıssada türlerin ilk yaratıldığı gibi tüm özellikleriyle günümüze taşındığını peygamber kıssası ile yaratıcı bize öğret-mektedir.
Bir cinsin içerisindeki türlerin birbirine benzemesi, birbirinden türediği manasına gelmez. Bilakis aynı cinsin içerisine girebilecek benzerlikte farklı özellikte türlerin bütün cinsi bilen ve birbirinden ayırt edebilen bir sanatkârın varlığını göstermektedir.
Sonuç olarak; organ ve dokuların zamanla mükemmele gitmesinde rollerinin olduğu ileri sürülen, tabii seçilim, mutasyon, adaptasyon ve kalıtıma ait varyasyon gibi mekanizmaların yeni türün ortaya çıkmasında rollerinin olmadığı anlaşılmıştır. Her bir canlı türü, kendine has genetik özellikleriyle doğrudan ve en mükemmel şekilde yaratılmaktadır. Organların veya dokuların zamanla mükemmele ulaşarak farklı türleri hâsıl ettiği iddiasının bilimsel bir dayanağı yoktur. Her bir doku ve organ, en mükemmel şekliyle yaratılmamışsa onun canlı vücudunda faydalı iş görmesi mümkün değildir.
KAYNAKLAR
- Muller, H.J. 1950. Radiation Damage to the Genetic Material. American Scientist.
Vo1.37.p.3.
2. Morris, H. and Parker, G. E. 1985. What is Creation Science? Master Book Publishers.
California. 1982. Terc. Âdem Tatlı ve ark. Yaratılış Modeli. M.E.B.
3. TDK, 2018; Türk Dil Kurumu, (www.tdk.gov.tr)
Prof. Dr. Murat ÜNAL
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Eğitimi Bölümü, Van/TÜRKİYE
Assoc. Prof. Dr. Fevzi ÖZGÖKÇE
Tuşba Belediyesi, Van/TÜRKİYE, [email protected]
Kaynak: Bilimler Işığında Yaratılış Derneği
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Evrim Teorisini savunanlara ne cevaplar verirsiniz?
- Hayatın başlangıcı ve Evrim hakkında bilgi verir misiniz?
- Evrim Görüşünün Tarihî Gelişimi
- Bakterilerdeki üreme evrim mi yaratılış mı?
- Bilim tarihindeki yanlışlar nelerdir?
- Mağara balıklardaki göz körelmesi planlı bir yaratılışın delili midir?
- EVRİM GÖRÜŞÜNDE TEMEL YANILGILAR: 2 KAVRAM KARMAŞASI
- Bilim ışığında Evrim Teorisi'nin kritiğini yapar mısınız?
- Mitokondri Nedir?
- Mutasyonlar