Esma veya Umeyme olayı, Peygamberi kadın düşkünü birisi olarak mı gösteriyor?

Tarih: 09.01.2022 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Ebû Üseyd (r.a) anlatıyor:
- Hz. Peygamber’le birlikte dışarı çıktık, Şavt denilen bostana doğru yürüdük. Nihayet iki bostana vardığımızda aralarında oturduk. Hz. Peygamber bize: “Şuraya oturun.” buyurdu ve kendisi bahçeye girdi. Oraya, hurmalıktaki bir eve Cevn kabilesinden Numân b. Şerâhîl’in kızı Ümeyme getirilmişti. Yanında da kadının ebesi vardı. Hz. Peygamber kadının yanına girince; “Kendini bana hibe et,” (Benimle evlen) dedi. Kadın: “Bir kraliçe kendisini sıradan birine teslim eder mi?” diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber, kadını teskin etmek amacıyla elini (kadının) elinin üzerine koymak istedi. Ama kadın: “Senden Allah’a sığınırım,” diye karşılık verdi. O zaman Hz. Peygamber: “Çok yüce bir makama sığındın.” diyerek dışarı çıktı, yanımıza geldi ve bana: Ya Eba Üseyd!. Bu kadına razikıyye (beyaz keten) kumaşından iki kat elbise ver ve onu ailesine götür.” buyurdu . (Buhârî, Sahih, s. 1339, Talak 3, hadis no: 5255)
- Bu hadisi açıklar mısınız?
- Hadis Peygamberi kadın düşkünü birisi olarak gösteriyor.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öncelikle ifade edelim ki, bu rivayette bir kadının, velisinin isteği üzerine, Peygamber Efendimizin nikâhlandığı ve gerdeğe girmeden boşadığı bir durum söz konusudur.

Bunun kadın düşkünlüğüyle hiçbir ilgisi olmadığı gibi, bu tür iftiralar Hz. Peygamber (asm) Efendimizin güneş gibi olan ahlakına da hiçbir zaman gölge düşüremez.

Soruda geçen rivayetin yanında daha başka birçok farklı rivayetler de var. (bk. İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, 9/270)

Bu rivayetlerin tamamından çıkan makul mana (olay) şudur:

Bu kadının adı bile ihtilaflıdır; Esmâ ve Umeyme şeklinde iki kadın ismi var rivayetlerde. Bu yüzden bazı yorumcular iki ayrı kadın ve iki ayrı olaydan söz ediyorlar.

Umeyme ile ilgili olan şöyle:

Bu kadının kocası ölmüş, kendisi dul kalmış, asil bir aileye mensup ve çok güzel. Peygamberimize (asm) bu kadınla evlenmesi teklif ediliyor. (Efendimiz -asm- kabilelerle hısım olarak birlik, barış ve İslam’a ısındırma politikası da gütmüştür.) Peygamber Efendimiz (asm) bu evlenme teklifine, evet diyor ve rivayetlerin bir kısmına göre nikâh yapılmış olarak getiriliyor. Ve Peygamber Efendimiz (asm) bu sebeple onu teskin etmek için elini tutmaya teşebbüs ediyor.

Yine rivayetlerin bir kısmına göre kadına, "Senden … sığınırım." demesi, "bunun Peygamberimizin hoşuna gideceği" telkin ediliyor ve kadın bu yüzden o cümleyi sarf ediyor. Peygamberimiz, kendisini istemeyen bir kadınla evlenmeyeceği, nikâh yapılmış olsa bile beraber olmayacağı için, onun "hediye ile gönlü alınarak geldiği yere götürülmesini" söylüyor. Kadın, kabilesine gidince tepki ile karşılanıyor, o da "Bazı kadınlarının oyununa geldim." diyor.

Yirmi beş yaşında iken kırk yaşında bir dul kadınla (Hatice annemiz ile) evlenen ve onunla tek hanımı olarak yirmi beş yıl yaşayan bir insana "Kadın düşkünü!.." diyenler "akıl ve iman düşkünleri"dir.

Hz. Peygamber (asm) Allah’ın elçisidir, onun nezaretindedir, onun himayesindedir. Allah’ın izni olmadan hiçbir iş yapmaz. Bu sebeple aklımız almazsa bile bunun duygusal, şehevi açıdan değerlendirmek çok büyük bir hatadır. Hayatı ortada iken, 25 yaşından 50 yaşına kadar kendisinden 15 yaş büyük bir dul kadınla yetindikten sonra, çok evlilik yapmasının arkasında ilahi hikmeti aramayıp, normal bir insan gibi düşünüp olayları ona göre değerlendirmek hataların hatasıdır.

Hz. Zeyneb’in izdivacında olduğu gibi, her evlilikte birçok hikmet mutlaka vardır. Zira, Hz. Aişe dışında aldığı eşlerinin hepsi duldur, önemli bir kısmı da yaşlı ve hastadır.

Elbette bu sıkıntılara katlanmak ilahî hikmetlere mebnidir. İmanı olan ve iman şuuru aktif çalışan bir kimsenin, onun evliliği hakkında beşeri bir zaaf kabul edilen duygusal evlilikler nazarıyla bakması yakışmaz...

Daha fazla bir söz söylemeye gerek de yoktur...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun