Dünyada had cezasını çeken kişi, ahirette de o günahın cezasını çekecek midir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cenab-ı Hakk'ın işlenmesini yasaklayıp haram kıldığı şeylere “hududullah” denir. Müslümanın fert ve cemiyet hayatını alt üst eden bu yasakların nelerden ibaret olduğu genel olarak Kur’ân’da beyan edilir. Bu yasaklardan bir kısmının cezası dünyada verilirken, büyük bir kısmı da âhirete bırakılmıştır.

Hadler mânâsına gelen “hudud“, İslâm hukukunda daha çok dünyevî cezayı gerektirecek suçlar için kullanılır. Bunlar; zina, içki içme, hırsızlık, yol kesme, iffetli kadına iftira atma gibi suç ve bunlara terettüp eden cezalardır. Bu suçlara terettüp eden cezaların neler olduğu, nasıl tatbik edileceği ve mahiyetleri Kur’ân’da açıkça ifade edilir. Bu hükümlerin yer aldığı âyetlerin sonu da hep şöyle tamamlanır: “İşte bunlar, Allah’ın çizmiş olduğu hududdur. Sakın ona yaklaşmayın!”

Çünkü bu suçlar doğrudan cemiyet düzenini bozmaya yönelik bir mahiyet taşımaktadır. Şer’î mahkemelerin hükmü sonunda bu cezalar tatbik edildiği zaman, suçlu cezasını görürken cemiyet de huzur ve sükûna kavuşmuş olur. Diğer yandan fertler, yerine getirilen bu ceza sonunda iyi bir ders almış sayılır, aynı suça düşme cesaretini gösteremez.

Bu cezanın cemiyete sağladığı çok mühim faydalar vardır. Zira bu suç bütün bir milleti rahatsız etmiştir. Netice itibariyle, had ve ceza Allah’ın bir emri ve adaleti namına icra edildiği için, hem suçu işleyen mücrimin, hem bütün bir milletin ruh, kalb ve vicdanı tesir altında kalır, hem de caydırıcı olarak mühim bir rol oynar.

Meselâ içki içenin suçu, zina edenin fiili, hırsızlık yapanın yaptıkları sâbit olup cezalarını gördükleri İslâm topluluklarında bu suçlara teşebbüs edenlerin yok denecek kadar azaldıkları bir vâkıadır.

Çünkü, böylece imanın kalbte ve kafada bir yasakçı bırakmasından dolayı kötü duygular “kuvveden fiile” geçememektedir. Asr-ı Saadette olduğu gibi, bu suçu işleyenlerin kendileri gelip bizzat mahkeme huzurunda itirafta bulunarak suçlarına terettüp edecek cezayı kendileri istemişlerdir.

Hadis kitaplarında kaydedildiğine göre farklı zamanlarda biri kadın, diğeri erkek iki Müslüman bizzat Peygamberimize (a.s.m.) gelip müracaat ederek işlemiş oldukları zina suçunun cezasını istemişlerdir.

Cuheyne kabilesinden bir kadın şer’î ceza tatbik edildikten sonra Peygamberimiz bu kadın hakkında şöyle buyurmuştu:

“Allah’a yemin ederim ki, bu kadın öyle bir tövbe etti ki, tövbesi Medine halkından yetmiş kişiye taksim edilse yeter de artar.” (1)

Başka bir seferinde de Maiz bin Mâlik adında bir kişiye de aynı ceza tatbik edilmişti. Sahabiler farklı kanaate kapılmışlardı. Bir kısmı “Günaha gömüldü, mahvoldu” derken, bazısı da “Suçunu itirafta bulundu, bunun için affolundu” diyorlardı. Birkaç gün sonra yanlarına gelen Peygamberimiz (a.s.m.), onlara, “Maiz bin Malik’in affedilmesi için duâ edin.” buyurdu ve daha sonra da şöyle dedi:

“Maiz öyle bir tövbe etti ki, eğer bu tövbe bir topluluğa taksim edilseydi, hepsine kâfi gelirdi.” (2)

Had gerektirecek bir suçu işleyen kimseye Kur’ân’ın gösterdiği tarzda ceza tatbik edildiğinde affedileceğini bu hadisler gösterdiği gibi, Ubade bin Sâmit (r.a.) tarafından rivayet edilen şu hadis de meseleye açıklık getirmektedir:

Resulullahın (a.s.m.) meclisinde bulunuyordum. Şöyle buyurdular:

“Allah’a ortak koşmayacağınıza, zina etmeyeceğinize, hırsızlık yapmayacağınıza, Allah’ın öldürmesini yasak ettiği hiçbir kimsenin haksız yere canına kasdetmeyeceğinize dair bana söz verip biat edin. Kim bu günahlardan herhangi birisini işler de cezasını dünyada görürse, bu ceza onun günahına kefaret olur. Bu suçlardan birisini işler de Allah bunu örterse (suçunu ortaya çıkarmazsa) hesabı Allah’a kalmıştır. Dilerse affeder, dilerse cezalandırır.”(3)

Ayrıca Sünen-i Tirmizî’de rivayet edilen bu meâle yakın bir hadis bu meseleyi teyit etmektedir:

“Kim bu suçlardan birisini işler de dünyada cezasını çekerse, Allah bu kulunu âhirette ikinci defa cezalandırmaktan mükerremdir (cezalandırmaz).”(4)

Bütün bu rivayetler had cezasını dünyada çekenin âhirette ikinci defa aynı cezadan azap çekmeyeceğini bildirmektedir.

Dipnotlar:

1. Müslim, Hudûd:24.
2. Ebû Dâvud, Cihad: 52.
3. Müslim, Hudûd, 41.
4. Tlrmizi, Hudûd, 12.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR