Çoğu Hristiyanın mucizevi olaylar yaşaması nasıl açıklanabilir?

Tarih: 24.01.2021 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Benim sorularım Hristiyanlarla ilgili olacak.
- Birinci sorum: Neredeyse çoğu Hristiyan mucizevi olaylar yaşadıklarını söylüyorlar. Kimisi diyor ki ben kutsal ruhu gördüm, kimisi diyor ki ben kutsal kitabı okurken elim ayağım buz keser, odaya kutsal ruhun geldiğini anlarsınız diyorlar.
- İkinci sorum da şu: Diğer dinlere mensup insanlar Risale-i nurda geçen Mektubat adlı eserde yani 19. Mektup 16. İşaret sanırım yerini yanlış hatırlıyor olabilirim, ayetlerin anlamının cımbızlandığını ayetleri anlamlarından kopardığımızı iddia ediyorlar. Peygamberimiz (sav)’e o ayetlerde bir atıf olmadığını söylüyorlar.
- Bu iki konuda beni aydınlatır mısınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Birinci Cevap:

Evvela “çoğu Hristiyan” tespiti çok açık bir yanlıştır. ABD’de uzun bir müddet Hristiyanların arasında; hatta iç içe yaşadık. Hiçbirisinden böyle bir iddia işitmedik. 

Bununla beraber, insanların belli bir konuya yoğunlaşması sonucu olarak, o konu ile ilgili psikolojik sapmalardan kaynaklanan bazı halleri görebilirler. Uzak doğuda ineklere ve başka nesnelere tapanlarda bile bu tür olayların görüldüğü bir gerçektir.

Kaldı ki her taraflarında böyle duygusal yansımaları görseler bile, “Teslis” akidesi onların yanlış bir yolda olduklarını göstermeye yeterli bir delildir. 

Bu konuda doğruları yanlışlardan ayıran ölçü, insanların şahsi hissiyatları değil, evrensel akli ve ilmi delillerdir. Metafizik alanlarındaki en büyük delil, peygamberlerin getirdiği vahyin mesajlarıdır. Bu mesajlar içerisinde hiç tahrife uğramamış, A’dan Z’ye Allah’ın sözü olduğu -binlerce uzmanın yaptığı araştırmalar sonucu- kesinlik kazanan Kur'an vahyidir.

Bu konuda en tehlikeli vesvese şudur:

“Neredeyse çoğu Hristiyan mucizevi olaylar yaşadıklarını söylüyorlar...” deyip de Müslümanlarda böyle bir şeyin olmadığını düşünerek dinden uzaklaşma riski...

Kaldı ki, bu gibi hallerin adı “kişinin haklılığını gösteren” kerametler değildir. Bilakis, sahiplerinin “haklılıklarına asla hak vermeyen” meditasyon, istidraç, yoga, sihir gibi olaylar da vardır. 

Halbuki Müslümanlar arasında bu gibi olaylar yalnız hissi bir hayalle değil, bizzat dışarıya yansıyan olaylarla kerametler göstermişlerdir. Bu konuda yazılmış birçok ilmi kaynaklar söz konusudur. 

İkinci Cevap:

Önce Risale-i Nur’un müellif allame-i asır Bediüzzaman Hazretlerinin bu konudaki bir mütalaasını olduğu gibi alıntılamanın, insaflı kimseler için faydalı olacağını düşünüyoruz:

“Birinci Hüccet: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Kur'anın lisanıyla onlara der ki: 'Kitaplarınızda, benim tasdikim ve evsafım vardır. Benim beyan ettiğim şeylerde, kitaplarınız beni tasdik ediyor.' قُلْ فَاْتُوا بِالتَّوْرَيةِ فَاتْلُوهَا اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ ٭ قُلْ تَعَالَوْا نَدْعُ اَبْنَاءَنَا وَاَبْنَاءَكُمْ وَنِسَاءَنَا وَنِسَاءَكُمْ وَاَنْفُسَنَا وَاَنْفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَلْ لَعْنَةَ اللّٰهِ عَلَى الْكَاذِبِينَ gibi ayetlerle, onlara meydan okuyor."

"(Ayetlerin meali:) 'Tevrat’ınızı getiriniz, okuyunuz ve geliniz; biz çoluk ve çocuğumuzu alıp Cenab-ı Hakk'ın dergahına el açıp, yalancılar aleyhinde lanetle dua edeceğiz!' diye mütemadiyen onların başına vurduğu halde, hiç Yahudi bir âlim veya Nasrani bir kıssîs, onun bir yanlışını gösteremedi. Eğer gösterseydi, pek çok kesrette bulunan ve pek çok inatlı ve hasetli olan kâfirler ve münafık Yahudiler ve bütün âlem-i küfür, her tarafta ilân edeceklerdi." 

"Hem demiş: 'Ya yanlışımı bulunuz veyahut sizinle mahvoluncaya kadar cihad edeceğim!'"

"Halbuki bunlar, harbi ve perişaniyeti ve hicreti ihtiyar ettiler. Demek yanlışını bulamadılar. Bir yanlış bulunsaydı, onlar kurtulurlardı."

İkinci Hüccet: Tevrat, İncil ve Zebur'un ibareleri; Kur'an gibi i'cazları olmadığından, hem mütemadiyen tercüme tercüme üstüne olduğundan, pek çok yabanî kelimeler içlerine karıştı. Hem müfessirlerin sözleri ve yanlış tevilleri, onların ayetleriyle iltibas edildi; hem bazı nadanların ve bazı ehl-i garazın tahrifatı da ilâve edildi. Şu surette o kitablarda tahrifat, tağyirat çoğaldı." 

"Hattâ Şeyh Rahmetullah-i Hindî (allâme-i meşhur) kütüb-ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudi ve Nasara ulemasına ispat ederek, iskât etmiş."

"İşte bu kadar tahrifatla beraber, şu zamanda dahi meşhur Hüseyin-i Cisrî (Rahmetullahi Aleyh) o kitaplardan yüz on dört delil nübüvvet-i Ahmediyeye dair çıkarmıştır. 'Risale-i Hamîdiye'de yazmış. O risaleyi de Manastırlı Merhum İsmail Hakkı tercüme etmiş. Kim arzu ederse, ona müracaat eder, görür."

"Hem pek çok Yahudi uleması ve Nasara uleması, ikrar ve itiraf etmişler ki: "Kitaplarımızda Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm'ın evsafı yazılıdır." Evet gayr-ı müslim olarak başta meşhur Rum Meliklerinden Hirakl itiraf etmiş, demiş ki: 'Evet İsa Aleyhisselâm, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'dan haber veriyor.'"

"Hem Rum Meliki Mukavkis namında Mısır hakimi ve ulema-i Yehud'un en meşhurlarından İbn-i Suriya ve İbn-i Ahtab ve onun kardeşi Kâ'b Bin Esed ve Zübeyr Bin Bâtıya gibi meşhur ülema ve reisler, gayrimüslim kaldıkları halde ikrar etmişler ki: 'Evet, kitaplarımızda onun evsafı vardır, ondan bahsediyorlar.'" (Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, On Altıncı İşaret, s. 162-163)

On Dokuzuncu Mektup'ta, gerek Kur'an’ın ayetlerinde, gerek Tevrat, İncil ve Zebur kitaplarından alıntı yapılan ayetlerde açıkça Hz. Muhammed’den (asm) bahsedilmiştir. Az önce Bediüzzaman’ın bazı ifadelerini gördük. 

Ancak orada misallerin hepsine işaret etmek yerine, size onları okumanızı tavsiye etmenin daha faydalı olacağını düşünüyoruz.

Bununla beraber, son olarak bir misali daha gösterelim istiyoruz:

“Yedincisi: Nasara ulemay-ı benamından (Meşhur Hristiyan alimlerinden) İbn-ül Alâ, bisetten ve Peygamber'i görmeden evvel haber vermiş. Sonra gelmiş. Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş, demiş:

وَالَّذِى بَعَثَكَ باِلْحَقِّ لَقَدْ وَجَدْتُ صِفَتَكَ فِى اْلاِنْجِيلِ وَبَشَّرَ بِكَ اِبْنُ الْبَتوُلِ

Yani: " (Seni hak olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki), ben senin sıfatını İncil'de gördüm, iman ettim. İbn-i Meryem, İncil'de senin geleceğini müjde etmiş." (bk. age., s. 174)

“İncil'in bir yerinde, İsa Aleyhisselâm demiş: "Ben gideceğim; ta dünyanın reisi gelsin."

Acaba Hazret-i İsa Aleyhisselâm'dan sonra dünyanın reisi olacak ve hak ve bâtılı fark ve temyiz edip Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın yerinde insanları irşad edecek, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'dan başka kim gelmiştir?

Demek Hazret-i İsa Aleyhisselâm ümmetine daima müjde ediyor ve haber veriyor ki: "Birisi gelecek, bana ihtiyaç kalmayacak. Ben, onun bir mukaddimesiyim ve müjdecisiyim."

Nasıl ki şu ayet-i kerime (Saf, 61/6): (“Meryem oğlu İsa da şöyle demişti:

"Ey İsrailoğulları! Bilin ki benden önceki Tevrat’ı doğrulamak ve benden sonra gelecek Ahmed isimli elçiyi müjdelemek üzere size Allah tarafından gönderilmiş elçiyim."

Ama o (Ahmed) kendilerine apaçık kanıtlarla gelince, "Bu (kanıtlar) besbelli bir büyü!" dediler.)” (bk. age., s. 171)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun