Çocuk hayvana zarar verdiyse, hayvan bu hakkını kimden ve nasıl alacak?

Tarih: 18.06.2018 - 00:28 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Hayvana işkence yapmak vahşettir. Peki bunu 10 veya 11 yaş arası çocuklar yapmışsa bunun dini olarak hükmü nedir?
- Çocuk köpeğin ayağını kesmişse vs.
- Çocuklar mükellef olmadığına göre, çocuk bunun cezasını nasıl çeker?
- Hayvan bu hakkını kimden ve nasıl alacak?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu konuda genel kaide, şu sahih hadis-i şeriften alınabilir:

“Şu üç kişiden kalem (sorumluluk) kalkmıştır: Erginlik çağına gelinceye kadar çocuk, uyanıncaya kadar uykuda olan ve sağlığına kavuşuncaya kadar aklı özürlüden (sorumluluk kalkmıştır).” (Ahmed b. Hanbel, Ebu Davud, Nesai, İbn Mace, Hakim, İbn Hibban’ın rivayet ettiği bu hadis için bk. Sübülü’s-Selam, 3/180)

- Dört mezhep imamı bu hadise dayanarak, suç işleyen çocuğun cezalandırılmasının söz konusu olmadığında ittifak etmişler. (bk. V. Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslami, 7/5346)

- Şeriatın hükmüne göre dünyada sorumlu olmayanlar, ahirette de sorumlu tutulmaz.

Buna göre, bir çocuk bir insana eziyet ederse, ahirette sorumlu tutulmaz. İnsan için sorumlu olmayan kimsenin hayvan için daha da sorumlu olmaması gerekir. Hadiste bu üç kimse imtihandan muaftır. Bu sebeple mesuliyetleri yoktur. Bunun adalete aykırı bir tarafı da yoktur.

Bununla beraber, Allah’ın Kur'an ve sünnette belirlediği şeriattan başka, bir de kevni şeriat dediğimiz kanunları vardır. Bu kanunlara aykırı hareket edenler de cezasını hemen çekerler. Örneğin, yer çekimi kanununa uymayan yere düşerek, suyun kaldırma kanununa uymayan kişi sudan zarar görerek, ateşe elini sokanın eli yanarak ceza çeker.

Aynen bunun gibi, çocuklar masum ve günahsız da olsa, eğer Allah’ın bir nimeti olan şefkat ve merhamet etmek kanununa uymazsa, bir şekilde dünyada cezasını çekecektir. Örneğin, 10 -11 yaşlarında bir masum çocuk, hayvanlara şefkatli davranmak ve merhamet etmek kanununa uymayıp bu kanuna aykırı hareket ederek bir köpeğe, bir kediye, bir kuşa zarar verse, ya yere düşerek, ya bir yerini yaralayarak ya da bir şeyden zarar görerek bir şekilde cezasını çeker.

Nitekim Bediüzzaman Hazretlerinin şu veciz açıklamaları, sadece çocukların değil, hayvanların bile kendi aralarında yaptıkları haksızlığın asla karşılıksız kalmayacağını gösterir:

“Arkadaş! Masum bir insana veya hayvanlara gelen felâketlerde, musibetlerde, beşer fehminin anlayamadığı bazı esbab ve hikmetler vardır. Yalnız meşiet-i İlâhîyenin düsturlarını hâvi şeriat-ı fıtriye ahkâmı, aklın vücuduna tâbi değildir ki, aklı olmayan bir şeye tatbik edilmesin. O şeriatın hikmetleri kalb, his, istidada bakar. Bunlardan husule gelen fiillere, o şeriatın hükümleri tatbik ile tecziye edilir.”

“Meselâ: Bir çocuk, eline aldığı bir kuş veya bir sineği öldürse, şeriat-ı fıtriyenin ahkâmından olan hiss-i şefkate muhalefet etmiş olur. İşte bu muhalefetten dolayı, düşüp başı kırılırsa müstehak olur. Çünki bu musibet, o muhalefete cezadır. Veya dişi bir kaplan, öz evlâdlarına olan şiddet-i şefkat ve himayeyi nazara almayarak, zavallı ceylânın yavrucuğunu parçalayarak yavrularına rızık yapar. Sonra bir avcı tarafından öldürülür.”

İşte hiss-i şefkat ve himayeye muhalefet ettiğinden, ceylâna yaptığı aynı musibete maruz kalır.” (bk. Mesnevi-i Nuriye, Katre)

Demek ki, çocuklar masum olduğu için Kur'an ve sünnetin belirlediği bir ceza çekmese de kevni şeriata uymadığı için mutlaka bir ceza çekecektir ve asla karşılıksız kalmayacaktır.

Hayvanların uğradıkları bu haksızlık ise asla zayi olmayacaktır. Çocuklardan bir hak alamasalar da Allah sonsuz rahmet ve şefkatiyle, onlardan alacakları haklardan binler derece daha yüksek olarak, sonsuz hazinesinden nice ikramlar ve ihsanlarda bulunarak mükafatlandıracaktır.

Bu fani dünyada değişik nedenlerle zarar gören, şiddetli meşakkat çeken veya telef olan o hayvanlar, ebedi cennetlerde, ebedi bir hayatta, Allah’ın tükenmez ve sonsuz rahmet hazinelerinden, onlara göre bir çeşit ruhani mükafatlar ve onların istidatlarına uygun manevi ücretler alacaklardır.

Demek ki, hak kaybı diye bir şey asla yoktur ve olamaz. Bu açıdan dünyadan gitmelerinden pek çok incinmesinler, belki memnun olsunlar. Bu manayı bize ders veren şu ifadeler ne kadar veciz:

“Hem o Rahmân’ın nihayetsiz rahmetinden uzak değil ki, nasıl vazife uğrunda, mücahede işinde telef olan bir nefere şehadet rütbesini veriyor ve kurban olarak kesilen bir koyuna, âhirette cismanî bir vücud-u bâki vererek sırat üstünde, sahibine burâk gibi bir bineklik mertebesini vermekle mükâfatlandırıyor (bk. Ed-Deylemî, el-Müsned 1:85; el-Gazâlî, el-Vasît 7:31)."

"Öyle de sair zîruh ve hayvanatın dahi, kendilerine mahsus vazife-i fıtriye-i Rabbâniyelerinde ve evâmir-i Sübhâniyenin itaatlerinde telef olan ve şiddetli meşakkat çeken zîruhların, onlara göre bir çeşit mükâfat-ı ruhaniye ve onların istidatlarına göre bir nevi ücret-i mâneviye, o tükenmez hazine-i rahmetinden baîd değil ki bulunmasın; dünyadan gitmelerinden pek çok incinmesinler, belki memnun olsunlar. Lâ ya’lemu’l-ğaybe illâllah.” (bk. Nursi, Sözler, On Yedinci Söz)

İlave bilgi için tıklayınız:

Hayvanlar öldükten sonra ruhları ne olur ve bu hayvanlar cennete ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun