Cenab-ı Hakk' ın Kudreti ve sebepler açısından Hz. Mehdî' yi nasıl değerlendirmeliyiz ?

Tarih: 13.06.2007 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Mehdî'nin işi çok zordur. Zor olduğu için de zâten o görevlendirilmiştir. Kışın zorluk ve sıkıntılarına rağmen baharın gelmesi kaçınılmaz olduğu gibi şiddetli Süfyanizm döneminden sonra da bir saadet devri gelecektir. Cenab-ı Hak vaadetmişti; gerçekleşecektir.

Meseleye kudret-i İlâhiye noktasından baktığımızda, bunun hiç de zor olmadığını görürüz. Tarihte imkânsız denecek nice olaylar gerçekleşmemiş midir? Elbette Hz. Mehdînin önünü açacak, kolaylıklar ihsan edecek olan, herşeyin dizginini elinde tutan, her iyiliğe kat kat mükâfatlar veren, zerre kadar ihlaslı ameli dağlar gibi kabul eden Allah'tır. Elbette halis, muhlis bu insanları zor şartlara rağmen, hayret verici bir tarzda muvaffak edecektir.

Onu kudretine ne ağır gelebilir ki? Gün olup dört mevsimi birden yaşattığı olmuyor mu? Zamanı geldiğinde de hadiselerin seyrini öylesine değiştirir ki, herkes şaşıp kalır. Evet, "Cenab-ı Hak, bir dakika zarfında beyne's-semâ ve'l-arz (yer ve gökler arası) âlemini doldurup boşalttığı gibi, bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder; ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin nümûnesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını îcad eden Kadîr-i Zülcelâl, Mehdî ile de, âlem-i İslâmın zulümâtını dağıtabilir. Ve va'd etmiştir; va'dini elbette yapacaktır."

Demek ki Kudret-i İlâhiye noktasında mesele gâyet kolay. Sebepler dairesi ve hikmet-i Rabbaniye noktasında düşünüldüğünde de, "Yine o kadar makûl ve vukûu lâyıktır ki, "Eğer Muhbir-i Sâdıktan rivayet olmazsa dahi, herhalde öyle olmak lâzım gelir ve olacaktır" diye, ehl-i tefekkür hükmeder."

Bütün ümmetin, namazda günde beş defa Âl-i Muhammed (a.s.m.), yani Peygamberimizin pâk nesli için getirdikleri salavat kabul olmuştur ki, Âl-i Muhammed bütün mübarek silsilelerin başında yer almış, dünyanın dört bir yanına yayılmıştır. Her asrın büyük topluluklarına da o nûrânî zâtlar kumandanlık etmektedirler. Meselâ bunlardan Seyyid Ahmedi's-Sinüsî, milyonlar müride, Seyyid İdris yüzbinden fazla Müslümana kumandanlık etmektedir. Seyyid Yahya adındaki başka bir seyyid yüzbinlerin emiridir. Seyyidler kabilesinin fertleri arasında böyle zahirî kumandanların yanında Seyyid Abdülkadir-i Geylanî, Seyyid Ebul-Hasen-i Şâzelî, Seyyid Ahmed-i Bedevî gibi mânevî kumandanlar da bulunmaktadır.

İşte bu mübarek nesil sayıca o kadar çoktur ki o kumandanların toplamı büyük bir ordu teşkil etmektedir. Eğer maddî şekle girse ve bir dayanışmayla bir fırka vaziyetini alsalar, İslâmiyeti mukaddes bir milliyet hükmünde bir ittifak ve intibah rabıtası yapsalar, hiçbir milletin ordusu onlara karşı dayanamaz! İşte sayıları böylesine çok o muktedir ordu, Âl-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdır ve Hz. Mehdî'nin en has ordusudur.

Evet, bugün tarih-i âlemde hiçbir nesil, şecere ile ve senetlerle ve an'ane ile birbirine muttasıl (bağlı) ve en yüksek şeref ve âlî haseb ve asîl neseble mümtaz hiçbir nesil yoktur ki, Âl-i Beytten gelen seyyidler nesli kadar kuvvetli ve ehemmiyetli bulunsun. Eski zamandan beri bütün ehl-i hakikatin fırkaları başında onlar ve ehl-i kemâlin namdar reisleri yine onlardır. Şimdi de, kemmiyeten (sayıca) milyonları geçen bir nesl-i mübarektir. Mütenebbih (uyanmış) ve kalbleri îmanlı ve muhabbet-i Nebevî ile dolu ve cihandeğer şeref-i intisabıyla serfirazdırlar.

İşte böyle büyük bir cemaat içinde mukaddes kuvveti heyecana getirecek, uyandıracak büyük hadiselerin vücûda gelmektedir:

"Elbette o kuvvet-i azimedeki (büyük kuvvetteki) bir hamiyet-i âliye feveran edecek ve Hz. Mehdî başına geçip, tarik-i hak ve hakikate sevk edecek. Böyle olmak ve böyle olmasını; bu kıştan sonra baharın gelmesi gibi, âdetullahtan ve rahmet-i İlâhiyeden bekleriz ve beklemekte haklıyız."(1)

-------------------------------------
(1) Bediüzzaman Said Nursî, Mektûbât, s. 425, 426.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun