Canlılar değişmek zorunda kalıyorlarsa, o zaman mükemmel yaratıldıkları nasıl savunulabilir? Bunun evrime delil gösterilmesine nasıl cevap verilir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Asıl evrim kabul edilirse bu soru ve bu sorun ortaya çıkar. Çünkü, evrimcilere göre, varlıklardan hayat şartlarına uyum sağlayamayanlar tabii seleksiyona uğramak zorunda kalırlar. Bu durumda denilebilir ki, “Allah neden bir kısım varlıkları hayat şartlarına uygun yaratmadı?..”

Evrimcilerin ikinci hezeyanları, bir kısım türlerin diğer türlere dönüşmesini ifade eden mutasyondur. Bir elmanın farklı türleri olduğu gibi, bir armudun farklı çeşitleri olduğu gibi, bir kısım canlıların da zaman içerisinde belli bir ilâhî kanun neticesinde bir değişikliğe uğraması mümkündür. Fakat evrimcilerin dediği gibi, -söz gelimi- maymunun insana dönüşmesi, devenin kediye dönüşmesi, farenin ata dönüşmesi, kelebeğin kuzuya dönüşmesi gibi iddialar birer saçmalıktır. Çünkü, bu iddiaya göre farklı hakikatleri ve mahiyetleri olan varlıkların kendi mahiyetlerinden başka bir mahiyete dönüşmesi söz konusudur. Halbuki,"İnkılab-ı hakaık muhaldir/ hakikatlerin değişip dönüşmesi imkânsızıdır."

Asıl soruya gelince, eşyanın belli bir tekamül kanunu içerisinde yaratıldığı bir gerçektir. Kur’an’da göklerin ve yerin altı gün içerisinde (iki astronomik, dört jeolojik devrede) yaratıldığı ifade edilmektedir. Bu, Allah’ın acizliğini değil, hikmetini göstermektedir. Çünkü, yine Kur’an’da "Bütün insanların öldükten sonra yeniden yaratılması ve mahşer meydanına sevk edilmesi, bir tek insanın yaratılıp sevk etmesi kadar Allah’a kolaydır.” buyuruluyor. Demek ki Allah’ın kudreti her şeye yeter.

Zaten ezelî olan bir şeyin zıddı yok ki ona müdahale etsin ve onu güçsüz kılsın. Allah’ın bütün sıfatları gibi ilim ve kudreti de ezelîdir ve onların da zıddı olan bir cehalet söz konusu değildir. Dolayısıyla, Allah her şeyi, her yönüyle nasıl mükemmel olacağını bilir, zamanla ve  tecrübeyle -haşâ- öğreneceği bir şey yoktur, buna ihtiyacı yoktur.

Allah’ın sıfatları hepsi sonsuz olmakla beraber, iç içe daireler gibi birbirlerinin hükümlerini göz önünde bulunduruyorlar. Mesela, Allah her şeyi yapabilir, fakat lüzumsuz, abes şeyler yaratmaz, çünkü hikmet sıfatı buna izin vermez. Allah dilerse kullarına -hâşâ yüz bin defa hâşâ- her türlü zulmü yapabilir ve hiç kimse buna engel olamaz; fakat böyle bir şey yapmaz, çünkü onun merhamet ve adalet sıfatları buna müsaade etmez.

İşte Allah’ın her şeyi bir anda en mükemmel seviyede yaratmaması, kâinatta mevcut olan tekâmül kanununa göre yaratması, onun hikmetinin bir gereğidir. Çünkü dünya hikmet diyarıdır, sebepler örgüsüne göre dizayn edilmiş ve düzenlenmiştir. Bu sebepledir ki, bir çocuk anne rahminde aylarca kalır, sonra zayıf ve cahil bir tarzda dünyaya gelir, yıllarca süren bir hayat serüveninden sonra mükemmel hale gelir. Zira, bu tedricî rotada insanın aklını tatmin eden sebepler söz konusudur. Eğer hikmete uygun bir hikmet düzeni olmasaydı, ne tıp ilmi, ne astronomi ilmi, ne fizik ve kimya ilmi ve hatta ne de sosyoloji gibi bilimler gün yüzüne çıkamazdı. Çünkü bunların  hepsi belli bazı sebeplerden, hikmetlerden, sebep sonuç ilişkilerinden bahsetmektedir.

Bu perspektiften konuya bakıldığı zaman hakikatin anlaşılacağını düşünüyoruz.

İlave bilgi için tıklayınız:

Evrim ile tekamül arasındaki fark nedir?

Dünyada her şeyin safha safha yaratılmasının hikmeti niçin tıklayınız.


Yaratılış ve Evrim ...

 

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun