Bu şekilde hayat sürdürmek bizleri gerçekten yoruyor?

Tarih: 04.09.2018 - 13:50 | Güncelleme:

Soru Detayı

Allah (celle celaluhu) dünyayı imtihan olarak yarattı ve bizleri sınamak ve güzel işler yapmak için buraya gönderdi..
​Allah Celle Celaluhu bu imtihanı neden hala sürdürüyor bazı hikmetlerini bilemiyoruz ve biz onun verdiği nimetlerle ecelimiz gelene kadar yaşıyoruz, yaşatılıyoruz şunu anlamak istiyorum; bizler bu dünyada rahat değiliz sebepler dairesinde hastalık da olacak, tabii ki sıkıntılar da hiç bir zaman tagayyür etmeyecek ve mütemadiyen sürekli olacak bizler bu dünyada her koşulda yaşıyoruz, çalışıyoruz, besleniyoruz, uyuyoruz gidiyoruz geliyoruz vs. 1400 seneden beri Peygamberimiz Sallallahu aleyhi ve sellem'den bu yana her koşulda her şey mevcut şekilde hayatlarını sürdürüyor acı tatlı iyi kötü bir şekilde ve benim bazen aklıma daha değişik sorular da gelebiliyor, bilemiyorum artık her şeyin de bir zamanı var ve bu şekilde hayat sürdürmek bizleri gerçekten yoruyor ve şu an, dünyanın buhranlar içinde olduğunu görebiliyorsunuz, ileride ne olacak neler zuhur edecek bilemiyoruz, şu an sadece ölümü bekliyoruz.
Düşüncelerinizi almak istiyorum..

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bütün mesele imanımızın derecesindedir!

Sizin burada saydığınız ve “bezdirici” olabilen bütün unsurlar, özellikle mümin kulların kalplerine şeytan tarafından vesvese ile atılmaktadırlar, şeytanın işi de zaten budur.

Hayatın bize gösterdiği zahiri zorluklara, şeytanın vesveselerine ve bunların getirdiği ruhi ağırlıklara tahammül ancak imanımızı kavileştirmek ile mümkün olabilir.

İman akıntıda yüzmeye benzer; mesela boğazda akıntıya karşı yüzseniz ve bir ara gerek dinlenmek gerek etrafı seyretmek için dursanız, akıntı sizi gerisin geri, hatta belki daha da geriye atacaktır.

İman da aynen öyledir. “Ben Allah’a ve diğer bütün iman esaslarına inanıyorum!” demek işin sadece güzel bir başlangıcıdır.

Bize düşen, canımız tende olduğu sürece, her gün, her an imanımızı arttırmak için gayret etmektir. Bunun için;

  • Başta olmazsa olmaz beş vakit namaz ve diğer bütün kulluk vazifelerimizi bihakkın yerine getirmeliyiz.
  • Her gün belli bir müddet, dura dura, tefekkür ede ede, Kuran okumalıyız, Kuran ve tefsirlerinden faydalanmalıyız. Burada Risale-i Nur külliyatı, özellikle imanın inkişafı için asrımızın bire bir devasıdır. Sakın yanlış anlaşılmasın, Risale-i Nur bazı kötü niyetli veya cahil kişilerin zannettikleri gibi - haşa- asla Kuran’a bir alternatif değildir, aksine Kuran’daki iman hakikatlerini gene Kuranî metotlarla nasıl tefekkür, tedebbür, taakkul ve tezekkür etmemiz gerektiğini, her mevcudatta Allah’ın esma-i hüsnasını nasıl müşahade etmemiz gerektiğini bize anlatan ve marifetullah pencereleri açan muazzam bir Kuran tefsiridir.
  • Siyer kitapları okuyup, Efendimizin (asm) haliyle hallenmeye gayret etmeliyiz.

Bu halis faaliyetler akabinde elbette Allah’ın inayeti gelecektir ve sıkıntılı zamanlarımızın üstesinden kolayca gelebileceğiz, hatta belki bunlara gülüp geçebileceğiz.

Ama bunları yapmak yerine, televizyon, internet, sosyal medya başına geçip ne kadar boş ve manasız program varsa onları seyredersek, bir top kaleye ya da potaya girdi mi gibi konular bizim tek derdimiz olursa, marifetullah konusunda sohbetler yerine gıybet meclislerinde vaktimizi geçirirsek, günümüzün belki birkaç saatini sosyal medya denilen zehirle uğraşarak geçirirsek, elbette dünyaya meylettiğimiz için, imanî konularda zaafa girer ve gittikçe sıklaşan periyotlarda, bir fasit daire içine girip ümitsizliğe düşeriz.

Unutmayalım ki herkesin ana hedefi ahiretini kurtarmaktır, gerisi aldatıcı dünya hayatıdır!

Bunu serlevha yapıp, buna münasip Allah’ın emirlerine uyma, yasaklarından sakınma doğrultusunda yaşarsak otomatikman üç günlük dünya hayatında da huzuru yakalayacağımız muhakkaktır. Cenab-ı Allah Kuran’ın bütününde bize bu net mesajı vermektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
486 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun