Böceklerdeki başkalaşım devreleri nasıl oluyor?
Değerli kardeşimiz,
BÖCEKLERDEKİ BAŞKALAŞIM DEVRELERİ (METAMORFOZ), BİR YARATICININ SANAT ESERİDİR
Prof. Dr. Ali ALAŞ, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi, Biyoloji ABD, Konya, Türkiye.
Prof. Dr. Kemal SOLAK, Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Biyoloji Eğitimi ABD Emekli Öğretim Üyesi ,Ankara/Türkiye, [email protected]
Prof. Dr. Muhitdin YILMAZ, Sinop Üniversitesi Sağlık Hizmetleri MYO, Tıbbi Hizmetler ve Teknikler Bölümü Sinop, Türkiye, [email protected]
ÖZET
Bu çalışmada, böceklerin yaratılma aşamaları, yaratılış kanunları açısından incelenmiştir. Bu amaçla, çeşitli literatürler ve bilimsel kitaplar gözden geçirilmiştir.
Böceklerde, döllenme daima dişinin vücudu içinde gerçekleştirilir. Birçok böcek türünde döllenmiş yumurtadan larva meydana getirilir. Larval döneminden ergin fert oluncaya kadar, organizmanın yeniden modellendirildiği büyüleyici teşekküller görülür. Bu yeniden yapılandırmalar, metamorfoz olarak adlandırılır. Böceklerde üç tip metamorfoz görülür. Bunlar; ametabol, hemimetabol ve holometabol gelişim olarak isimlendirilir. Bu özellikler aynı za-manda, böceklerin sınıflandırılmasında en önemli kriterlerdendir. Bu faaliyetler, larvalarda programlanmış hücre ölümleri ile gerçekleştirilir. Ekdisteroidler ve Juvenil hormonlar (JHs) bu aktiviteleri yapmakla görevlidir. Belirli gaye ve maksatlar gözetilerek gerçekleştirilen bu faaliyetler, tekâmül kanuna tâbidir. Eğer bir organizma tekâmül kanununa tabi ise, o canlıda büyüme ve gelişme (neşvünema) görülür.
Sonuç olarak, böcekler larva formunda iken, yetişkinlere göre tamamen farklı hayat kanunlarına tâbidirler. Tabiat, hiçbir zaman bir böcek veya herhangi bir canlıyı yaratamaz. Çünkü, canlı ve cansız varlıkların geçmişi ve geleceği hakkında hiçbir şey bilmez. Benzer şekilde, bir böceğin vücudu asla evrim yoluyla şekillendirilemez. Çünkü evrim, yeryüzünde herhangi bir organizmanın kendiliğinden var olduğu iddiasını ileri sürer. Bir canlının hayat evrelerinde gerçekleştirilen tüm süreçlerin, yaratıcı (Allah) tarafından kontrol altında tutulması elzemdir. Çünkü Allah’ın sonsuz bir ilmi, mutlak iradesi ve nihayetsiz kudreti vardır.
Anahtar kelimeler: Böcek, üreme, yaratılış, evrim, tekâmül kanunu
METAMORPHOSIS IN INSECTS IS A CREATOR’S WORK OF ART
ABSTRACT
In this study, creation stages of insects are examined in terms of laws of creation. For this purpose, various literatures and scientific books have been reviewed.
In insects, fertilization is always carried out inside of the female's body. In many insect species, larvae are produced from fertilized egg. There are fascinating processes of organismal re-modelling from the larval form into the adult. These reconstruction processes are called metamorphosis. Three types of metamorphosis occur in insects. These are called ametabolous, hemimetabolous and holometabolous development. These properties are also most important criteria for the classification of insects. These activities are performed with programmed cell deaths in the larvae. Ecdysteroids and juvenile hormones (JHs) are task with doing these activities. These activities, carried out with certain goals and objectives in mind, are subject to the law of development. If an organism is subject to the law of development, growth and perfection (neşvünema in Turkish) are seen in that living thing.
Consequently, when insects are in larval form, they are subject to completely different laws of life than adults. Nature never ever can’t create an insect or any organism because it is not know anything about past and future of nonliving and living things. Similarly, the insect body never can’t be shaped by way of the evolution because evolution assert a claim that any organism spontaneously exist on the earth. It is obligatory that all occuring processes during life stages of an organism must be under controlled by creator (Allah). Because, Allah has got endless knowledge, absolute will and infinite force.
Key words: Insect, reproduction, creation, evolution, law of development
GİRİŞ
Gezegenimizde, bilinen bütün canlı türlerinin yarısından fazlası böcek türlerinden ibarettir. Dünyamızda ekolojik ve ekonomik açıdan insanoğlu için oldukça önemli hayvan grubudur. Eklembacaklılar şubesinde Hexapoda sınıfına dahildir. Bunlar, omurgasızlar içinde uçma yeteneği verilen yegâne hayvan grubudur. Sucul ve karasal ekosistemlerde önemli görevleri vardır.
Böcekler, eklembacaklıların %85’ini oluşturur. Hemen her ortamda (karada, tatlı sularda, çok az bir kısmı da denizlerde) yaşayabilirler. Yeryüzün 4.9-6.6 milyon böcek türü mevcuttur. Yapılan hesaplamalara göre bu sayı 5-10 milyon arasında olabileceği tahmin edilmektedir (1).
Böceklerin vücudu, kendilerinin salgıladıkları kitin, keratin ve kütikula denilen sıvının hava ile teması sonucu sertleşen zırh gibi sert bir örtü ile kaplıdır. Böceklere bahşedilen bu ekzo-iskelet tasarımı, onları ultraviyole (U.V.) ışınlardan ve mekanik etkilerden korur, vücuttan su kaybını önler. Ayrıca kasların bağlanma yeri olarak vazife yapar (2). Vücutları; baş (Cepha-lus), göğüs (torax) ve karın (abdomen) olmak üzere üç bölümlü olarak yaratılmıştır. Beyin, bileşik gözleri, antenleri (duyu organları) ve ağız, vücudun ilk bölümü olan baş kısmında yerleştirilmiştir. Baş (Cephalus) kısmında beyin, bir çift anten ve bir çift de bileşik göz ile bir tane de ağız bulunur (Şekil 1).
![]() |
Şekil 1. Bir böceğin morfolojik yapısı
Böcekler, antenleriyle havdaki kokuları algılayabilirler, hatta bazıları yollarını ve eşlerini bul-mak için antenlerini kullanabilirler. Mesela erkek bir sivrisinek, antenleri vasıtasıyla yaklaşık olarak 400 m mesafedeki dişi sivrisineğin kanat çırpma sesini işitebilecek kabiliyette yaratıl-mıştır (3). Diğer taraftan yapılan araştırmalar, böceklerin daha çok sarı ya da mavi çiçeklerin tozlaşmasını sağladığını ortaya koymuştur (Şekil 2). Çünkü böcekler bu dalga boylarını daha iyi algılayabilecek şekilde programlanmıştır (4).
![]() |
Şekil 2. Böcekler sarı ve mavi renkli çiçeklerin renklerini daha iyi algılayabilecek şekilde yaratılmışlardır (Orijinal).
Her bir bileşik gözde, aşağıdaki şekilde de görüldüğü gibi çok sayıda altıgen biçimli yapılar bulunur (Şekil 3). Bileşik gözde bulunan ommatidyum adı verilen reseptörlerin sayısı birkaç taneden 28.000’e kadar ulaşabilmektedir. Bileşik gözde her bir ommatidyumun dış yüzeyi, bir lens gibi görev yapar (4).
Anatomik olarak ta bir ommatidyumun yapısında, kristal koni, korneal mercek, tapetum hücreleri, optik sinirler ve melanoforlar ile melanin pigmenti gibi oldukça kopmpleks (karmaşık) yapılar vardır. Bunların fizyolojisi de ilahi bir dispozisyonun sonucunda görme hadisesini gerçekleştirmektedir.
![]() |
Şekil 3. (a) Bir böcekteki bileşik gözün 200 defa büyütülmüş fotoğrafı (b) bileşik gözün yapısı (c)
Drosphila’da taramalı elektron mikroskobunda çekilmiş (SEM X 300) bileşik göz fotoğrafı (4).
Böceklere beslenme şekillerine uygun ağız parçaları verilmiştir. Bu yapılar, çiğneme, emme, vb. fonksiyonları yapar. Mesela bilhassa sivrisineğin dişi anofeline, insan derisini delerken hem sertliği ile kitin boru hem de salgısı ile antikoagülant (pıhtılaşmayı önleyici madde) iş gören donanım verilmiştir.
Vücudun ikinci bölümü olan gögüs (Toraks) kısmında, altı tane (her bir segmentte bir çift) eklemli ayakları ve çoğunlukla bir ya da iki çift kanatları vardır. Ancak bazı böceklerde mesela bit ve pirelerde kanat verilmemiştir.
Altı tane ayağı bulunduğu için, böceklerin bulunduğu sınıf, Hexapoda olarak adlandırılır. Ayaklar, farklı gruplarda farklı fonksiyonları gerçekleştirmek için modifiye edilmiştir. Mesela, Peygamber develerinin ön ayakları avını yakalamak için, bal arılarının yürüme ayağı polen toplamak için, sucul böceklerde ise yüzmeye elverişli kürek biçiminde modifiye edilmiştir. Bir başka ifade ile böceğin yaşadığı habitatlarda neye ihtiyacı varsa o verilmiştir. Göğüs böl-gesinde genellikle iki çift kanat bulunur. Ancak bazılarında mesela sineklerde bir çift kanat bulunur, bazı böceklerde ise mesela yarasa sineğinde, bitler ve pirelerde kanat bulunmaz. Kanatlar, kitin ya da proteinden yaratılmış olup, toraksın orta ya da posterior segmentinden çıkan uçma ile ilgili üyelerdir. Güvelerin ve kelebeklerin kanatlarında, birbirinden ayrılabilir göz alıcı renkte pullar bulunur.
Karın (abdomen) bölgesi vücudun son kısmı olup, sindirim ve üreme organlarını ihtiva eder (Şekil 1).
Böceklerin vücudunda baş bölgesindeki gözlerden başka, “sensory setae” denilen vücu-da dağılmış tüy biçiminde yapılarla duyular algılanır. Sinir hücreleri ile bağlantılı olan bu yapılar, kimyasal ve mekanik uyarıları algılayabilir. Bunlar, bilhassa antenler ve ayaklarda yoğunlaşmıştır (1).
İpek böceklerinde (Bombyx mori), erkek ve dişi bireyler çiftleşebilmek için bir araya gelmeleri gerekir. Erkek bireyi kendine çekebilmek için dişiler tarafından bombikol denilen kimyasal madde salgılanır. Erkekler, gece vaktinde rüzgâr akımıyla birkaç km uzaklıktan gelen havadaki yaklaşık bir trilyon molekül içerisinden dişinin salgıladığı bombikolü algılayıp, ayırt edebilir ve çiftleşeceği eşinin konumunu belirleyebilir (4). Böylesine hassas koku algılama mekaniz-masını ipek böceğinin antenlerine ancak onların üreme ihtiyaçlarını bilen, herşeyin herşey ile irtibatını gören bir zat yerleştirebilir. Başlı başına bir sanat eseri olan, sonsuz bir ilim ve kudret gerektiren bu hadisenin, şuursuz tabiatın ya da tesadüfler zinciri ile izah edilmeye çalışılan evrim mekanizmalarının işi olması mümkün değildir.
Derin denizlerin dipleri hariç, hemen hemen her ortamda yaşayabilirler. Böcekler, omurgasız hayvanlar içinde uçma yeteneği verilmiş olarak yaratılmış tek hayvan grubudur. Bu özellikleri ile kolayca yer değiştirebilirler, besin kaynaklarına ulaşabilirler, çiftleşme için eşlerini bulabilirler ve düşmanlarından kaçarak korunabilirler.
Bu çalışmada, böceklerin yaratılma aşamaları, yaratılış kanunları açısından incelenmiştir. Bu amaçla, çeşitli literatürler ve bilimsel kitaplar gözden geçirilmiştir.
Böceklerde Üreme ve Hayat Evreleri
Yumurtadan itibaren üreme yeteneğine sahip ergin birey (ya da imago) oluncaya kadar gerçek-leşen gelişme safhaları temelde aynı olmasına rağmen, farklı böcek türlerinde hayat evreleri değişkenlik gösterebilmektedir.
Böceklerin büyük bir çoğunluğu diploit olup, ayrı eşeylidirler. Bu sebeple böcekler, eşeyli olarak çoğalırlar, yani yumurtanın döllenmesi için çiftleşirler. Diğer taraftan çok az bir kıs-mında yumurta döllenme olmaksızın gelişir. Bu tip üremeye partenogenez adı verilir. Yaprak bitlerine (afitler) partenogenetik olarak çoğalma özelliği verilmiştir (5).
Böceklerde çiftleşme, birkaç dakikadan birkaç güne kadar değişebilir. Birçok böcek türünde yumurtalar genel olarak yumurtanın gelişip, beslenebileceği uygun ortamlara bırakılır (1). Bazı böcek türlerinde ise yumurtanın gelişimi dişi vücudu içinde gerçekleşir ve genç bireyler dünyaya getirilir. Döllenmiş yumurtanın gelişimi esnasında embriyoya ihtiyacı olan besinlerin bir kısmı dişi vücudundan temin edilir. Bu duruma, viviparlık adı verilir. Bu tür böceklere en tipik örnek yaprak bitleridir (afitler). Viviparlığın görüldüğü yaprak bitlerinin embriyoları, birinci larval evreye kadar ovariol adı verilen, modifiye edilmiş bir kılıf içerisinde depolanan dişinin hemolimf sıvısından beslenirler (5). Viviparlığın en çarpıcı örneklerinden birisi de Çeçe Sinekleri’nde (Tsetse flies) görülür. Omurgalı hayvanlardan kan emen Çeçe Sinekleri 9.5-14 mm’dir, Afrika uyku hastalığının etkeni olan protozoon kan parazitini taşırlar. Bu sinekte döllenmiş yumurta dişinin vücudu içinde kalır ve embriyo, larva evresine kadar gelişmesi için yumurta içinde depolanmış olan besini kullanır (6). Çünkü embriyonun ihtiyaçlarını bilen bir zat (Allah C.C.) tarafından yumurta içerisinde yeterli besin maddesi depolanmıştır. Larva gelişimi esnasında dişinin aksesuar organları tarafından salgılanan amino asit ve lipitler yönünden zengin bir sıvı ile beslenir. Süt kıvamındaki bu sıvı dişinin kan sıvısından teminedilir. Larva, uterus içinde büyür ve deri değiştirir, gelişim tamamlanana kadar larva uterus içinde muhafaza edilir. Larva serbest hale geldiğinde, beslenme bitirilir.
Bazı böcek türlerinde ise embriyonun gelişimi için ihtiyacı olan besin maddeleri yumurtadan temin edilir. Çünkü yumurta içine embriyonun gelişimi için yeterince besin maddesi yerleşti-rilmiştir. Bu duruma da ovoviviparlık denir. Bu tür gelişim, bilhassa Tachinidae familyasına (Diphtera) ait parazitik sineklerde görülür.
Böceklerin hayatlarında deri değiştirme ve metamorfoz (başkalaşım) olmak üzere iki tane önemli kritik fizyolojik hadise görülür. Bütün böcekler büyüyebilmek için deri değiştirirler. Ancak bunlardan pupa evresine sahip olmayanlar aşamalı olarak, pupa evresi bulunanlar ise tam metamorfoz geçirerek ergin hale gelirler. Metamorfoz esnasında, habitat seçimi, besin tercihleri ve davranışlar bakımından birçok farklılıklar görülebilir. Yapılan araştırmalar bu hadiselerin hormonların kontrolünde sirkadiyen ritmle başlatıldığı ve fizyolojik değişimler ile gerçekleştirildiğini göstermiştir.
Ametabol gelişimde, larva ile erginlerin morfolojileri arasında büyük farklar yoktur (7). Ame-tabol metamorfoz görülen böceklerde larvalar ile yetişkinler arasında en temel farklar, vücut büyüklüğü ve cinsel olgunluktur. Larva ve ergin bireylerin her ikisi de kanatsızdır (Şekil 4).
![]() |
Şekil 4. Böceklerde ametabol gelişim
Kanatsız böceklerde (Apterygota) mesela Collembola (zıpzıp böcekleri), Thysanura (kılkuyruk) ve Lepisma saccharina’da (gümüşçün, gribalıkçıl) ametabol gelişim görülür.
Hemimetabol gelişimde, aşamalı bir değişim söz konusudur. Yumurtadan itibaren haftalar hatta aylar süren bir kuluçkalanma vardır. Su perileri olarak ta adlandırılan immature formlar sucul olup, yetişkin formlardan oldukça farklıdır. Mesela, Ephemeroptera takımından mayıs sinekleri (mayflies), odonata takımından yusufcuklar (dragonflies) immature formları solungaçlarının varlığı ile karakterizedir. Larvalar erginlere benzer, fakat kanatları yoktur; vücut büyüklüğü ergindeki büyüklük orantısında değildir. Yumurta, nimf ve ergin evreleri vardır (7).

Şekil 5. Yusufcuk’ta nimf evresi (https://www.earthlife.net/wp-content/uploads/insectlifecycle3.jpg)
Holometabol gelişimde, döllenmiş yumurtadan meydana getirilen larvalar, vücut şekilleri, davranış ve habitaları bakımından ergin bireyden çok farklıdır, erigne hiç benzemezler (Şe-kil 6.). Larvalar ergin olmadan önce gerçek bir pupa evresi geçirirler. Pupa evresi beslenme görülmez ve pupa hareketsizdir. Pupadan çıkan bireyler ergine benzer. Aşağıdaki şekilde ev sineği (Musca domestica)’da holometabol metamorfoz görülmektedir.
![]() |
Şekil 6. Ev sineği (Musca domestica)’da holometabol gelişi, (http://entnemdept.ufl.edu/creatures/urban/flies/house_fly02.jpg)
Böceklerin Gelişiminde Görevli Hormonlar ve Fonksiyonları
Böceklerin gelişiminde görevli çok sayıda hormon vardır. Bu bölümde, böceklerin gelişiminde görevlendirilmiş hormonlar ve fonksiyonları verilmiştir (1).
Ecdysteroidler: Protorakik bezlerden salgılanan steroid bir hormondur. Immature evrede ve erginlerin gonadlarından salgılanır. Böceklerin gelişme ve üremesini regülasyon ile görevlendirilmiştir.
Juvenil homonları (JH): Altı çeşidi vardır. Immature fenotipin belirmesinde vazifelidir.
Prothoracicotropic hormon (PTTH): Vücut büyüklüğü ve beslenme durumlarını regüle etme görevi vardır. Beyindeki corpora cardiaca ve corpora allata’daki terminal sinir hücreleri tarafından salgılanan bir hormondur.
Bursicon: Deri değiştirmeden sonra hassaslaşan vücut bölümlerinin korunması için kütikulanın maksimum düzeyde ve hızla sertleşmesi görevi vardır. Beyindeki ve ventral sinirlerdeki nörosegrasyon yapan hücreler tarafından salgılanır.
Eclosion hormon: Deri değiştirmeyi tetikleyen hormonlarını (Ecdysis-triggering hormon (ETHs)) salgılanmasını gerçekleştirmede görevlidir.
Ecdysistriggering (ETHs) hormonlar: Inka hücrelerinden salgılanır, EH’yi tetikler. Merkezi sinir sistemi üzerinde etkili olup, kütikülanın salgılanmasını teşvik etme vazifesi vardır.
SONUÇ
Görüldüğü gibi böceklerin üreme safhalarında yumurtadan itibaren ergingin fert oluncaya kadar geçen bütün safhalarda bir çok hormon vazifelendirilmiştir. Herbiri cansız birer varlık olan bu hormonlar, şuursuz maddelerdir ve böceğin ihtiyaçlarını bilmezler. Böceğin yaşadığı ortam ile ilişkilerinden de bihaberdirler. Ancak böceği yaratan ve onun yaşama şartlarını bilen bir zat tarafından, böceğin hayatının ve neslinin devamında vazifelendirilmiş oldukları aşikârdır.
KAYNAKÇA
Resh, V. H., Ring T. Carde, R. T. Encyclopedia of Insects. Academic Press (2009).
Kansu, A. Genel Entomoloji. Dördüncü Baskı. Ankara Üniv. Ziraat Fak. Yayınları No:965.
Ankara (1986).
Moore, D. E. Zoology, Understanding the Animal World. The Teaching Company, (2017). Stephen A. Miller, S.A., Harley, J. P. Zoology. Fifth Edition. McGraw-Hill Company(2001). Harris, M., Jeryan, C., Kretschmann, K., Springer, M., Grzimek’s Animal Life Encyclopedia.
Second edition. Volum 3. Insects. The Gale Group, Inc., a division of Thomson Learning Inc. (2004).
Capinera, C. L. Insects and Wildlife Arthropods and their relationships with wild vertebrate animals. A John Wiley & Sons, Ltd., Publication. (2010).
James L. Nation, Sr. - Insect physiology and biochemistry-CRC Press (2016). https://www.earthlife.net/wp-content/uploads/insectlifecycle3.jpg (16.10.2020)
http://entnemdept.ufl.edu/creatures/urban/flies/house_fly02.jpg (16.10.2020)
Kaynak: Bilim Işığında Yaratılış Derneği
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Balarısındaki matematik sırır izah eder misiniz?
- YERYÜZÜNDEKİ MÜKEMMEL YARATIK OLAN BÖCEKLER EVRİM ÜRÜNÜ MÜDÜR?
- "Kuş Avlayan Ağaç" hakkında bilgi verir misiniz?
- Homolojiyle Çarpıtılan Embriyoloji (Bilim 'Yaratılış' Diyor-24)
- “Evrim teorisi ispatlandı.” şeklinde yapılan açıklamaların doğruluk payı var mıdır?
- Sonbaharda Yapraklardaki Renklenmenin Hikmetleri
- Polenler hakkında bilgi verir misiniz?
- Geçiş (Ara) Formları
- Sinekten antibiyotik yapıldığı doğru mu?
- Belgeselleri yaratılış açısından nasıl değerlendirirsiniz?




