Belgeselleri yaratılış açısından nasıl değerlendirirsiniz?
Değerli kardeşimiz,
EXAMINATION OF DOCUMENTS IN TERMS OF THE FACT OF CREATION
Dr. Nadir ÇOMAK
İstanbul Medeniyet Üniversitesi, SKS, İstanbul, Türkiye
Abstract
According to the Turkish Language Institute, "Documentary films and television programs bearing documentary qualities are called documentaries." Documentaries are important in terms of preparing basic scientific concepts in the document form and presenting them to the next generations. There are different institutions and organizations in the world that prepare documentaries and present them to people. In Turkey, the channel that buys the TRT Documentary service should also prepare their own documentary, and this provides information reaching people through the documentary. According to the Article 9 of the Law No. 2954 on Turkish Radio and Television and its specified duties, is the aforementioned process takes care of some issues related to education.
The aim and method:
The language and style used in the narration of the objective documentaries of this study are examined in terms of the fact of creation and the positivist and materialist points of view. In this study, the document analysis technique was used as a qualitative research method. Some of the randomly selected documents in this review were analyzed in terms of language. The key concepts identified in the documents were determined by specifying the time code. By examining the language used in the testimonies, it was possible to make a comparison in terms of the fact of creation and the positivist point of view. 13 documentary programs were investigated. Thus, it was aimed to put into practice this small sampling study of how
Key Words: Creator, Struggle, Coincidence, Instinct
BELGESELLERİN YARATILIŞ GERÇEĞİ AÇISINDAN İNCELENMESİ
Dr. Nadir ÇOMAK
Özet
Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre, “Belge niteliği taşıyan film ve televizyon programına belgesel adı verilir.” Belgeseller, temel bilimsel kavramların belge niteliğinde hazırlanarak gelecek kuşakların istifadesine sunulması açısından önemlidir. Dünya’da belgesel hazırlayan ve insanların istifadesine sunan farklı kurum ve kuruluşlar bulunmaktadır. Türkiye’de hizmet veren TRT Belgesel kanalı da hazırlanan belgeselleri gerek satın alarak ve gerekse kendi hazırladığı içyapımlar sayesinde insanların belgesellere ulaşarak bilgi edinmesini sağlamaktadır. 2954 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Kanununun 9. maddesine göre Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun görevleri belirtilirken, eğitimle ilgili bazı maddeler dikkat çekmektedir.
Çalışmanın amacı ve metodu:
Bu çalışmanın amacı belgesellerin anlatımından kullanılan dil ve üslubun yaratılış gerçeği ve pozitif ve materyalist bakış açısı bakımından incelemektir. Bu çalışmada nitel araştırma metotlarından doküman inceleme tekniği kullanılmıştır. Bu incelemede rastgele seçilen bazı belgeseller dil yönünden analiz edilmiştir. Belgesellerde belirlenen anahtar kavramlar zaman kodu belirtilerek tespit edilmiştir. Belgesellerde kullanılan dilin incelenmesiyle yaratılış gerçeği ve pozitivist bakış açısı bakımından bir karşılaştırma yapma imkânı sağlanmıştır. Araştırmada 13 belgesel programı incelenmiştir. Böylece belgesellerin gençlerimizin zihin dünyasına ne kadar çok materyalist mesajlar gönderdiği yapılan bu küçük örnekleme çalışmasıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Yaratıcı, Mücadele, Tesadüf, İçgüdü
GİRİŞ
“Belgesel filmler; bilgilendirici bir kaynak işlevi görmesi, insanlık tarihine ait bilgileri gelecek nesillere aktarması, kamuoyu oluşturması, toplumsal hafızanın oluşturulması, toplumsal dinamiklerin harekete geçirilmesi, kültürel süreklilik açısından da önemli roller üstlenirler (Benli, s.122).” Bu rollerden belki en önemlisi, tabiata bakış açısını nesneler hesabına değil yaratıcı hesabına oluşturan belgesellerin zihinler üzerinde yaptığı tahrip edici etkidir. “Doğa bilim belgeselleri için de sıkça kullanılan ve İngilizce eğitim (education), bilgi (information) ve eğlence (entertaintment) kelimelerinin değişik birleştirmeleriyle türetilen ‘edutainment’ ya da ‘infotainment’ kavramları, bir yönüyle televizyonun üst ideolojisi olan eğlenceye vurgu yaparken, diğer taraftan kamusal yayıncılığın bilgilendirme, eğitme misyonuna gönderme yapmaktadır (Narmanlı. s. 3).” Belgesellerin adeta bir film senaryosu gibi kaleme alınması ve hayvanların başrol oyuncusu gibi konuşturulması eğlence vurgusunu desteklemektedir. İncelediğimiz belgesellerde de bu hususiyet dikkati çekmektedir. “Özellikle son yıllarda ilgi toplayan ‘vahşi yaşam’ ve ‘doğa’ belgesellerinin sayısında büyük bir artış görülmektedir. ‘Tematik’ olarak adlandırılan belgesel kanallarının dışında, teması yalnız vahşi yaşam ve doğa olan kanallar da izleyiciyle buluşmaktadır (Narmanlı. s. 3).” Bu anlatım tarzında vurgulanan “vahşi yaşam” kavramı ile zihinlerde bir algı oluşturulmaktadır. “Toplumsal hafızanın oluşturulması, hayatın gerçekçi, eleştirel bir analizinin kurulabilmesi, belgesele yüklenen misyonlar arasında sayılmaktadır (Narmanlı. s. 4).” Eğitim ve biligi kavramları son derece önemli olduğu halde “Popüler kültürün önemli dayanaklarından biri olan ‘infotainment’ ya da ‘edutainment’ bilgi-eğitim ve eğlenceyi harmanlayan kavramlar olarak karşımıza çıksa da; kitle iletişim araçlarında bilginin eğlenceye feda edildiği akademik çalışmalarda yer almaktadır (Narmanlı. s. 4).” Bu nedenle eğitim amaçlı belgesel çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Özellikle eğitim alanında yaratılış hakikatine uygun bir eğitim anlayışının kurgulanabilmesi için yeni belgeseller hazırlanmaldır. “Belgesel, bizimle diğer insanlar, dünya ve doğa arasında televizyon aracılığıyla ilişki kuran, dünyayı ve insanları bizim göremeyeceğimiz yönleriyle görmemize ve tanımamıza, yorumlamamıza, değerlendirmemize imkân sağlayan bir türdür. Belgesel sadece şimdiyi araştırmaz, geçmişi de yorumlar, hatta geleceğe ilişkin kestirimlerde bulunur; bu anlamda dünyaya doğrudan müdahale eden bir program kavramıdır (Mutlu, 1990).” Hayata ve geleceğe doğru biçimde müdahale etmek için yaratılış ilkesine göre belgeseller hazırlanması son derece önemlidir.
Bu çalışmada temel ilke olarak yaratılış gerçeği açısından belirlenen temel kavramlara göre bir belgesel incelemesi yapmaktır. İzlenen belgeseller materialist ve positivist felsefenin temel kavramları ve yaratılış gerçeğini ifade eden temel kavramlar açısından değerlendirilmiştir.
Tablo 1. İncelenen Belgeseller
|
Sıra No |
Belgesel Adı |
Yayımlandığı Kanal |
|
1 |
İnsan Doğaya Karşı, (Ultimate Survival) Bear Grylls, Discovery Channel |
TRT Belgesel |
|
2 |
Hayatta Kalma Yarışı, Balinalar, © COPYRIGHT 2015 TRT BELGESEL |
TRT Belgesel |
|
3 |
Modern Mucizelerin Yolculuğu, © COPYRIGHT 2015 TRT BELGESEL |
TRT Belgesel |
|
4 |
Kızıl Tilki, © COPYRIGHT 2015 TRT BELGESEL |
TRT Belgesel |
|
5 |
Vahşi Yaşama Yolculuk, Termitler, BBC |
TRT Belgesel |
|
6 |
Vahşi Yaşama Yolculuk, Fareler-2, BBC |
TRT Belgesel |
|
7 |
Böcekler, © COPYRIGHT 2015 TRT BELGESEL |
TRT Belgesel |
|
8 |
İlkbahar Öyküleri, © COPYRIGHT 2015 TRT BELGESEL |
TRT Belgesel, 4 Mayıs 2018 |
|
9 |
Dişi Arslan’ın Merhameti, |
TRT Belgesel |
|
10 |
Yabancı, Hayatı Keşfet, Ötücüler, © COPYRIGHT 2015 TRT BELGESEL |
TRT 09 Mayıs 19.40 |
|
11 |
11-Yabancı, Hayatı Keşfet, Afrika’nın haylaz çocukları, © COPYRIGHT 2015 TRT BELGESEL -Fragman |
TRT 10 Mayıs 19.40 |
|
12 |
Orman Gezegeni, © COPYRIGHT 2015 TRT BELGESEL |
TRT, 09 Mayıs, 20.10 |
|
13 |
Vahşi Sirilanka, © COPYRIGHT 2015 TRT BELGESEL |
TRT, 09 Mayıs, 21.25 |
|
14 |
Papağanlar Gezegeni, © COPYRIGHT 2015 TRT BELGESEL, |
TRT, 21 Mayıs 2018, 22.00 |
Belgesellerin Yaratılış Gerçeğine Göre İncelenmesi:
1. “İnsan Doğaya Karşı” belgeseli, Bear Grylls, Discovery Channel'da Bear Grylls tarafından sunulan bir hayatta kalma dizisidir. TRT Belgesel kuşağında da yayınlanmaktadır.
Öncelikle, belgesel için seçilmiş olan başlık hemen dikkati çekmektedir: “İnsan Doğaya Karşı.” Bu başlık, hayatın bir mücadele olduğu varsayımından hareket eden batı felsefesinin temel iddiasının bir yansımasıdır. 1 Mayıs tarihinde TRT Belgesel kanalında yayınlanan (6. Sezon) belgeselin 15. Dakikasında bir kertenkele için; “doğanın kendisine verdiği sarı benekler ve harika bir savunma sisteminden bahsedilmektedir.” Bu anlatım diliyle; “böceklerin sahip olduğu özelliklerin doğa tarafından verildiği” ifade edilerek doğaya bir “yaratıcı” sıfatı yüklenmiştir. Bu durum yaratılış gerçeğini iddia eden temel dini kaynaklarda sunulan bilgilerle çelişki oluşturmaktadır. Kur’an’ı kerimde Allah’ın her şeye kadir olduğu ifade edilmektedir. Bu belgeseldeki bu benzer ifadeler İslam dininin temel kitabında ifadesini bulan ve bir olgu olan temel imani bir hükümle çelişki oluşturmaktadır.
Yine, belgeselin 20. Dakikasında ifade edilen; “yaşam savaşı risk almaktan ibarettir” ifadesi de, “hayatın bir savaş ve mücadeleden ibaret olduğunu” iddia eden pozitivist batı felsefesinin bir yansıması olarak dikkatimizi çekmektedir. Hâlbuki İslam dininin temel kaynaklarında hayatın bir yardımlaşma olduğu vurgusu yer almaktadır.
Belgeselin 25. Dakikasında ifade edilen; “tahammül edilmez yaratıklar” ifadesiyle, “Allah’ın yarattığı harika sanat eseri olan canlılara manayı harfi nazarıyla bakarak onlarda tezahür eden güzellikleri keşfetmek ve seyretmek fikri” yerine, nefret söylemi kullanılmıştır. “Tahammül edilmez yaratıklar” düşüncesi doğru kabul edildiği takdirde, hayvan katliamı yapılmasının önünün alınamayacağının aşikâr bir sonuç olduğu kolaylıkla anlaşılacaktır.
Tablo-2; İnsan Doğaya Karşı, Bear Grylls, Discovery Channel, Ultimate Survival, TRT Belgesel
|
Yaratılış Gerçeği Yönünden Hatalı İfade |
Yaratılış Gerçeğine Göre Doğru veya Düşündürücü İfade |
|
“Doğanın kendisine verdiği sarı benekler ve harika bir savunma sistemi” |
“Allah’ın kendisine verdiği sarı benekler ve harika bir savunma sistemi” |
|
“yaşam savaşı risk almaktan ibarettir” |
Yaşam, bir savaş değil yardımlaşmadır. |
|
“tahammül edilmez yaratıklar” |
Her canlı harikadır ve tahammül edilebilir. |
2. “Hayatta Kalma Yarışı, Balinalar,” belgeseli TRT Belgesel kuşağında 29 Nisan 2018 tarihinde yayınlanmıştır.
Belgeselin girişinde: “İnsanoğlu hayat yarışının kazanmanın en iyi yolunun aklı kullanmak olduğunu gösterdi” cümlesiyle giriliyor. Böylece aklının kullanan insanların tabiata hakim olacağını vurgulayan determinist bir yaklaşımdan hareket ediliyor. “Güçlü olmak demek hayat yarışında öne geçmek demektir.” ifadesiyle güç kutsanırken zayıf ve güçsüz canlıların en güzel şekilde yaşatıldığı gerçeği göz ardı ediliyor. Hâlbuki en aciz ve en zayıf canlılardan olan meyve kurtları en harika bir şekilde besleniyor. En zayıf yavrular en vahşi hayvanlara nazikçe beslettiriliyor.
Belgeselin 3. Dakikasında; “canlılar dünyası her gün bu mücadeleyi vermeye devam edecek çünkü bu bir hayat yarışı,” ifadesiyle, “hayatta kalmanın Allah’ın bir lütuf ve ihsanı olduğu” göz ardı edilerek, “kâinatta acımasız bir hayat yarışı olduğu” şeklinde bir varsayımla hareket edilmektedir. Bu düşünce pozitivist ve materyalist batı felsefesinin temel bakış açısının tipik bir yansımasıdır.
Tablo-3; “Hayatta Kalma Yarışı, Balinalar”, belgeseli TRT Belgesel kuşağında 29 Nisan 2018
tarihinde yayınlanmıştır.
|
Yaratılış Gerçeği Yönünden Hatalı İfade |
Yaratılış Gerçeğine Göre veya Düşündürücü İfade |
Doğru |
|||
|
“canlılar dünyası her gün bu mücadeleyi vermeye devam edecek çünkü bu bir hayat yarışı” |
Hayat mücadele yardımlaşmadır. |
değil |
|||
|
Kâinatta yarışı olduğu… |
acımasız |
bir |
hayat |
Hayatta kalmanın Allah’ın bir lütuf ve ihsanı olduğu. |
|
3. Modern Mucizelerin Yolculuğu, 29 Nisan 2018 tarihinde TRT Belgesel kanalında yayınlanmıştır.
Belgesel ismi olarak seçilen: “Modern Mucizelerin Yolculuğu.” yaratılış gerçeği açısından dikkatle incelenmelidir. Çünkü modernite ve mucize kavramı birbirine zıt kavramlardır. Mucize, “yaratılış” kavramının ifade eden dini bir kavramdır.” Mucize kavramı anlam olarak, “insan gücü ile yapılamayan ve bir yaratıcı tarafından yapılabilecek olağanüstü işleri” anlatmaktadır. Modernitenin, “geleneksel olandan sıyrılmak” olarak iddia edilen güya bilimsel ifadeler dikkate alındığında modernite ve mucize kavramlarının birbirine taban tabana zıt olduğu görülecektir. Bu belgesel isminde kullanılan, “mucize” kavramı, insanın yaptıklarıyla, “bir yaratıcıya meydan okuduğunu ve bir yaratıcıdan daha güçlü olduğu iddiasını” barındırmaktadır.
Böylece, “insanın yaratıcıya meydan okuyabileceği iddiasını” örtülü olarak vererek, bir yaratıcıya olan ihtiyacı, netice olarak da imanı sarsamaya yönelik gizli veya aşikâr bir mesaj içermektedir.
Belgeselin sonunda verilen ve 1 numarada açıklanan Amerikan bombardıman uçağının, “eşsiz bir müzice” olarak vurgulanması ve “bu gücün karşısında hiçbir gücün ve ordunun duramayacağı iddiası,” mucize kavramını ötesine geçerek, asimetrik bir savaş propagandası ifadelerini hatırlatmaktadır. “B1B Lancer savaş uçağı 60 ton bomba taşıyabiliyor. Fakat uçak 60m alçaktan uçtuğunda sesi adeta bomba etkisi yapıyor ve düşmanın korkarak kaçmasına sebep oluyor.” Böylece bu belgeselde ABD ordusunun bu uçağı karşısında hiçbir gücün duramayacağı, “biz buyuz,” ifadesi ile verilmekte ve açık bir propaganda yapılmakladır. Bu belgeseli yayınlamakla TRT, kendisine kanunlarla verilen milli menfaatlerimizin korunması ilkesiyle çelişkiye düşmüştür. “Modern mucizelerin önünde saygıyla eğileceğiz.” denilerek, Allah tarafından yaratılan harikaların önünde saygıyla eğilmeyi akıllara getirmemektedir. Böylece bir yaratıcıya imanın gereği olarak Allah’ın huzurunda tazim ve hürmetle secdeye gitmeyi reddetmektedir.
Tablo-4; Modern Mucizelerin Yolculuğu, 29 Nisan 2018 tarihinde TRT Belgesel kanalında yayınlanmıştır.
|
Yaratılış Gerçeği Yönünden Hatalı İfade |
Yaratılış Gerçeğine Göre Doğru veya Düşündürücü İfade |
|
“Modern Mucizelerin Yolculuğu” |
Mucize, kavramının moderni veya gelenekseli olmaz. |
|
“Önünde saygıyla eğileceğiz, modern mucizeler” |
Ancak Allah’ın mucizeleri önünde eğilinir. |
|
“Bu gücün karşısında hiçbir gücün ve ordunun duramayacağı iddia” edilmektedi.” |
TRT, kendisine kanunlarla verilen milli menfaatlerimizin korunması ilkesiyle çelişkiye düşmüştür. |
- Kızıl Tilki, TRT Belgesel
Belgeselin, Orijinal Anlatımından Kesitler: “Kuzey doğu Anadolu’da Kızıl tilkiler yuvalarında açlıkla mücadele ediyor…. Kar örtüsü eriyor.. Doğa yeniden doğuşa hazırlanıyor… Doğa yeniden uyanıyor… Yaşam devam ediyor… Tilki güçlükle ininden çıkıyor… Oldukça tedbirli… Birinci önceliği güvenlik… Yaşam için alışmak zorunda… Bu bir zorunluluk… Yaşam savaşını sürdürecek… Tıpkı yakındaki köyün yaşlı insanları gibi… Bu ihtiyar insanlar bir asrı geride bıraktılar ve yalnızlık… Taş üstüne taş koymak gibi tezek üstüne tezek koyup kışa hazırlanıyorlar… Yaşam kurallarının direktiflerinin vardığı yer ikisi için de aynı, yaşam şartlarını iyileştirmek… Birçok tür nesillerinin devamı için yarış halinde… Yüksekler de şahin uçuyor… Anne tilki yavrularını otuz gün yuvada besledi… Anne yuva dışına çıkabilmeleri için yavrularına izin verdi… Yavru da olsa refleksleri güçlü… Tilki yavruları gizli olan kamerayı fark etti… Tilkinin kardeşi sorunu kökten çözmekten yana… Yavrular sevinçten çıldırmak üzere… Yağmur yağmaya başladı… Yağan yağmur doluya çevirdi… Anne tilki yuva güvenliğini gözden geçiriyor, ortalığı toparlıyor… Anne düşünceli görünüyor… Özel bir ses çıkartarak yuvadan fırlıyor… Yavrular da dışarı fırlıyor… Şundan eminler ki ortada olağanüstü bir durum var…. Biz merak içindeyiz… Anne neden gitmek istiyor? Anne içgüdüsel olarak yavrusunu doğal hayata hazırlamak için çalışıyor… Anne ve yavrular arasındaki mücadele saatlerce sürüyor… Anne ısrarcı dışarı çıkmak istemeyen yavrularını içeri girip çıkartacak… Tilki köpeklerin sesini duyuyor… Bu kovalamacada hassas kulaklar devrede… Dışarda yağmur, dolu karışımı bir yağış devam ediyor. Tilkinin bir karar vermesi gerekiyor. Köye gidip avlanması gerekiyor… Gidecekse yalnız gitmesi gerekiyor… Beslenme içgüdüsü… Evin önünde yavrularına bakan tavuk bir tedirginlik hissetti… Tavuk olayın ciddiyetini kavradı ve yavrularını güvenli bir yere taşıdı… Tavuk farkında olmasa da şahinin gözetimi altında… Yağmurda herkes kendince tedbir almak zorunda, tilki ve tavuk… Tavuk yavrularına kol kanat geriyor… Tavuk tilkiyle göz göze geliyor fakat iş işten geçiyor… Tilki geri dönüp tavuk civcivlerini de tek tek toplayarak yuvasına taşıyor ve yavrularına götürüyor…”
Belgesel Metninde Geçen Temel Kavramlar: “mücadele, Doğa, Yaşam, zorunluluk, Yaşam savaşı, yarış, refleks, içgüdü, doğal yaşam.
Tablo-5; Kızıl Tilki, TRT Belgesel
|
Yaratılış Gerçeği Yönünden Hatalı İfade |
Yaratılış Gerçeğine Göre Doğru veya Düşündürücü İfade |
|
Anne içgüdüsel olarak yavrusunu doğal hayata hazırlamak için çalışıyor… |
Allah anne tilkiye şefkat vermiş. |
|
Yağmur yağmaya başladı |
Yağmur yağdırılıyor. |
|
Anne düşünceli görünüyor |
Anne tilki düşünmez sevki ilahiye tabidir. |
|
Beslenme içgüdüsü… |
Sevki ilahi |
|
Tavuk yavrularına kol kanat geriyor |
Allah’ın tavuğa verdiği annelik şefkati. |
|
Mücadele, yaşam savaşı, içgüdü |
Yadımlaşma, tesanüd, sevki ilahi |
Belgesel Dilinin Analizi:
Belgesel anlatım dilinde determinist ve materyalist bir üslup kullanılmıştır. Hayatın “mücadele” olduğu, sık sık vurgulanıyor. “Yaşam kurallarının insan ve hayvanların davranışlarında belirleyici bir faktör olduğu, hayatın amansız bir yarış olduğu, bir mücadele olduğu,” ifade ediliyor. “Neslin devamı ve yaşama şartlarını iyileştirmek için yarışan ve mücadele eden canlılar olduğu” nazara veriliyor. Canlıların “beslenme içgüdüsü ile” hareket ettikleri belirtiliyor.
Anlatım dilinde hayvanlara “insan veya sanatkâr yani ilah sıfatları” yüklendiği görülüyor. Mesela, “tilki düşünceli görünüyor” veya “yapar”, “karar verir” gibi ifadeler hayvanlardan çok insanlar ve veya bir yaratıcı için tercih edilen fiil ve ifade kalıplarıdır.
Aynı Belgeselin Manayı Harfi Diliyle Anlatılması için bir deneme:
Kışı, yuvalarında bir ikramı ilahi tecellisi olarak geçiren tilkiler, baharın gelmesiyle sanki bir yerden emir almışçasına dışarı çıkmaya hazırlanıyorlar. Dışarıdaki kar örtüsü baharın gelmesiyle hikmet-i İlahinin bir iktizası olarak toprakları beslemek ve hayat için binlerce faydalı semeratı tecelli ettirmek için eritiliyor. Tabiata sanki bir haşr-i cismaninin provası gibi yeniden hayat bahşediliyor. Tabiat muhteşem bir şekilde ölüm uykusundan uyandırılarak yeniden neşv-ü nema buluyor. Hayat rahmetle ve hikmetle devam ettiriliyor. Tilki ve yavruları bu canlılığa uygun olarak, güçlükle de olsa yuvasından çıkartılıyor. Anne tilki, sanki en iyi av sanatını ve muharebe tekniklerinden olan kerr-ü fer harbini önceden öğrenmiş gibi gayet itinalı ve tedbirli bir şekilde etrafa bakıyor. Bu aciz ve akılsız hayvan öncelikle kendi güvenliğine riayet ederek ilerliyor. Tilki kendi güvenliğini teminat altına almayı acaba nereden öğrendi? Çünkü hayatını sürdürebilmek için insan gibi üç beş yıl eğitim almaya fırsatı bile yoktu. Bütün levazımat-ı hayatiye kendisine bir hikmet-i ilahi eseriyle, fıtri olarak bahşedilmişti. O hayatını devam ettirebilmek için insan gibi okula gitmek veya mesai sarf ederek çalışmak mecburiyetinde değil. Kendisine verilen en etkili silah olan kurnazlığı istimal ederek avını yakalama ve kendisini ve yavrularını beslemekten başka bir derdi de yok. Çünkü alışmak zorunda olduğu veya hazırlanmak zorunda olduğu bir askerlik görevi veya çocuklarını okutmak için para biriktirmek gibi bir derdi de yok. Ancak yiyebileceği kadar yiyeceğe ihtiyacı var. Kışa hazırlık için kilerleri veya mahzenlerini doldurmak mecburiyetinde de değil. İnsanlar gibi, mücadele edeceği ve savaş yapmasını veya topraklar işgal etmesini iktiza edecek düşmanları da yok. Yakındaki köyde bulunan insanlar da kışa hazırlanıyor, aynı tilkiler gibi. Hayatını sürdürme noktasında insanlar gibi tilkinin de yiyeceğe ihtiyacı var. Fakat tilki insanın ihtiyaçlarının belki binde biriyle bile yaşayabilir. İnsan modern ve lüks hayata meyyal iken, tilki için hayat şartlarını iyileştirme isteği verilmemiştir. Birçok tür, neslini devam ettirmek için kendilerine verilen kabiliyetler nispetinde bir hazırlık içinde görülüyor. Anne tilkiye aciz ve zayıf yavruları tam otuz gün yuvada beslettirildi. Fakat bir ay gibi kısa bir zamanda yürümeyi, koklamayı ve avlanmayı başka bir yerde öğrenmemiş olan yavrular, yuvalarından çıkarak dışarıyı tanımaya hazırlanıyor. Anne tilki yavrularının yuvadan çıkması için onlara bir rehber gibi örnek oluyor ve kendisini takip etmelerini istiyor. Yavruların avlanma kabiliyetleri ve hayatta kalma refleksleri tıpkı annesinde olduğu gibi gayet mükemmel verilmiş. Bu yavruların bir aylık kısa bir zamanda bu kabiliyetleri öğrenerek elde etmeleri mümkün değil elbette. Mesela tilki yavruları yuvalarının dışına yerleştirilen bir yabancı cismi, yani kamerayı hemen fark etti. Kamerayı yerinden sökerek kontrol etmek üzere ve “belki de yiyecek olabilir” saik’iyle yuvalarına götürdüler. Yavrular neşe ve coşkuyla zıplıyor. Yağmur yağdırılmaya başladı. Yağan yağmur doluya çevrildi. Anne tilki sanki bir askeri karakolun komutanı gibi yuvanın güvenliğini gözden geçiriyor. Belli ki her şey daha önceden fıtri olarak bir sanatkâr tarafından tilkinin minik kalbine programlanmış gibi. Anne tilki sağa sola koşuşturuyor. Sürekli bir şeylere hazırlanıyor gibi hareket ediyor. Anne tilki yavrularına mesaj verecek sesler çıkartarak yuvadan çıkıyor. Yavruları da onu taklit ediyor. Yavruların artık yuvayı terk etme ve bir yetişkin gibi davranma zamanı geldi de geçiyor bile. Bir ay gibi kısa bir sürede yavru tilkiler yetişkin gibi davranmaya başladı. Bir insanın olgunlaşması ve hayata hazırlanması için geçen sürenin en az on sekiz sene olduğu düşünüldüğünde, tilki yavrularının bir ay gibi kısa bir sürede hayat becerilerini öğrenmesi insan ile hayvanın dünyaya gelişleri arasındaki farkı bize gayet açık bir şekilde gösteriyor. Anne tilki, yavrusunu hayata hazırlamayı kimden öğrendi? Artık yavruların nazlanması da kar etmiyor. Anne tilki yavrularını boyunlarından tutup dışarı çıkarıp bırakıyor. Tilkinin hareketlerinden köpeklerin sesini duyduğu anlaşılıyor. Tilkiye verilen hassas kulaklar dışarıdaki köpeklerin sesini rahatlıkla duyabiliyor. Dışarda yağmur ve dolu karışımı bir yağış yağdırılıyor. Tilkinin yavrularını besleyebilmesi için kalbine Rahman olan bir yaratıcı tarafından ona ilham edildiği şekilde yiyecek bulması gerekiyor. Tilki köye doğru yola çıkıyor çünkü avlanması gerekiyor. Evin çevresinde tilkinin dolaştığını hisseden tavuk tedirgin oluyor. Tavuk yavrularını korumak için onları kanatlarının altına alıyor. Tilki saldırdığında tavuk yavrularını korumak için adeta başını yavruları için feda etti. Tavuğun kalbine bu şefkati kim verdi? Acaba tavuk kendini yavruları için neden feda etti? Diğer taraftan tilki, kaderin garip bir tecellisi olarak yakaladığı tavuğu ve civcivleri kendi yavrularına yiyecek olarak götürdü. Tilki kendi yavrularını beslemek için tavuğun masum yavrularını avladı. Tilki, fıtri olarak kendisine takdir edilen fare ve yılan çıyan gibi avlaması biraz güç olan yiyecekleri yakalamadı ve avın kolay avlanan kısmını tercih etti. Tilki, kendi yaptığı merhametsiz avcılığın bir cezası olarak, merhametsiz bir avcı tarafından avlanabileceğini ve ilahi adaletin tecelli edeceğini idrak edebilecek bir akla sahip değildi. Olacaklardan habersiz bir şekilde kendine bahşedilen hayatı inayetle ve ikramla, ilahi adaletin tecelli ettirileceği güne kadar devam ettiriyordu.
5- Vahşi Yaşama Yolculuk, Termitler, TRT Belgesel
(2.43). Bir gözcü yırtıcıları gözetlemek için görevlendirilmiş…
(3.47). İşe önce akreplerin zehirli kuyruklarını ısırıp kopararak başlarlar…
(4.43). Kertenkele kıpırdamadan durursa kurtulacak, ancak kertenkelelerin o kadar akıllı olduğu söylenemez…
(5.20). Sabah kahvaltısında bir mirket tek başına 400 çukur açar ve ağırlığının 50 katı kum kazmış olur… (7.06). Nisan ayı geldiğinde karşı koyulmaz bir dürtü kutup martılarını sahile sürükler. Yazlık evlerini kurmaya giderler. Her yıl aynı yuvalara dönerler.
(9.42). Uçan bu kuşlar yavruları için balık avlamak için denize doğru uçarlar. Denize daldıklarında zarif birer yüzücü olurlar. 60 m derine dalabilirler. Yaz ortalarına doğru gagaları balıkla dolu olarak yuvalarına dönerler. Dönüşleri yumurtalarının çatlamaya başladığını işaretidir.
(11.27). Yavrular mümkün oldukça çok balıkla beslenip kendi yiyecekleri balıkları tutmak için okyanusa doğru uçmak zorundadır…
(13.30). Namib çölündeki yağmur kurbağasının kısa ayakları ve yuvarlak vücudu kuma gömülmek için idealdir…
(14.13). Gündüz sıcaktan korunmak için kumun altında saklanan kurbağa gece olduğunda hava serinleyince dışarı çıkıp yiyecek arar…
(14.25). Hayatta kalabilmek için kurbağanın çok daha fazlasına ihtiyacı vardır. Bunu çok daha maharetli bir şekilde yapar. Kurbağalar okyanustan gelen nemli bulutların ağaç yapraklarına bıraktığı su damlalarını bekler. Kurutma kâğıdına benzer derisine kumlara damlayan nemi çeker...
(15.20). Kazıcı baykuşlar, çayır köpeklerinin büyük yeraltı tünellerini işgal ederler. Açık ağaçsız alanlarda yaşamalarını sağlayan bir adaptasyon becerisi kazanmışlardır.
(18.25). Bir yuvadaki karıncaların tamamı aynı kokuya sahiptir. Yuvaya aynı kokuya sahip olmayan bir karınca geldiğinde ölümcül bir kavga başlar.
(19.40). Bazı karıncaların savaşmamayı öğrendiği görülüyor. Arjantin karıncalarının Avrupa’nın kıyı kuşağını işgal etmesinde yatan temel sebebin bu olduğu görülüyor…
(20.33). Boğa yılanı bir sincabın peşinde. Ancak sincap hemen yuvasını toprak ile kapatıyor ve tehlikeden kurtuluyor. Yılan gittikten sonra hemen yuvasının girişini de kapatıyor…
(21.20). Pek çok bitki, köklerini toprak altında gizli tutar. Fakat bazıları farklı olmayı sever. Mangrovların kökleri tuzu etkili bir şekilde dışarıda tutar ki içerideki su içilecek kadar saftır. Suyun altındaki çamur köklerin oksijen ulaşmasını engeller. Ağaçlar oksijene ulaşmak için dışarıya doğru kök salar. Bu ağaçların acayip huyları sadece bu değildir. Bir sonraki nesillerini de umulmadık bir yolla üretirler. Mangrovların fideleri aşağıya düşerek çamura saplanır. Çamura saplanamayanlar okyanusa doğru akıntıyla sürüklenirler. Bir yıl boyunca sürüklenerek hayatta kalabilirler. Bu nedenle bu bitkiler 22 milyon km kare genişliğinde bir alana yayılmışlardır…
(23.55). Timsah yavruları anneleri tarafından sırtına alınırlar…
(24.26). Mangrovlar üç dünyada yaşayan bir ağaçtır. Hem yeraltında hem yer üstünde hem de su altında yaşayabilirler…
Tablo-6; Vahşi Yaşama Yolculuk, BBC, Termitler, TRT Belgesel,
|
Yaratılış Gerçeği Yönünden Hatalı İfade |
Yaratılış Gerçeğine Göre Doğru veya Düşündürücü İfade |
|
Bir gözcü yırtıcıları gözetlemek için görevlendirilmiş… |
Kim tarafından görevlendirilmiş? |
|
kertenkelelerin o kadar akıllı olduğu… |
Bu akıl denilen kabiliyeti ona kim verdi? |
|
Sabah kahvaltısında bir mirket tek başına 400 çukur açar ve ağırlığının 50 katı kum kazmış olur… |
Bu beceriyi ona kim öğetti? |
|
karşı koyulmaz bir dürtü |
Bu dürtü mü, sevk-i İlahi midir? |
|
Uçan bu kuşlar yavruları için balık avlamak için denize doğru uçarlar. Denize daldıklarında zarif birer yüzücü olurlar… Yaz ortalarına doğru gagaları balıkla dolu olarak yuvalarına dönerler. Dönüşleri yumurtalarının çatlamaya başladığının işaretidir. |
Bu kabiliyetlerini kimin verdiği nazara verilmeyerek kör tabiata ve sersem tesadüfe bırakılmıştır. Kuşlar tam da yumurataların çatlayacağı zamanda yuvalarına dönmeyi nasıl başarıyor? |
|
Namib çölündeki yağmur kurbağasının kısa ayakları ve yuvarlak vücudu kuma gömülmek için idealdir… |
Bu ideal vücudu kurbağalara kim verdi? |
|
Kurbağa… Bunu çok daha maharetli bir şekilde yapar. |
Kurbağa bu mahareti kimden ve nasıl öğrendi? |
|
Açık ağaçsız alanlarda yaşamalarını sağlayan bir adaptasyon becerisi kazanmışlardır. |
Bu beceriyi akılsız ağaçlar nasıl kazandı? |
|
Bir yuvadaki karıncaların tamamı aynı kokuya sahiptir. |
Karıncalar aynı kokuyu nereden aldı? |
|
Bazı karıncaların savaşmamayı öğrendiği görülüyor. |
Karınca savaşmayı ve savaşmamayı kimden öğrendi? |
|
Ancak sincap hemen yuvasını toprak ile kapatıyor ve tehlikeden kurtuluyor. Yılan gittikten sonra hemen yuvasının girişini de kapatıyor… |
Sincap bu maharetini kimden öğrendi? |
|
Bu ağaçların acayip huyları sadece bu değildir… Bir yıl boyunca sürüklenerek hayatta kalabilirler... |
Bu ağaçlara bu kabiliyeti mim verdi? |
|
Mangrovlar üç dünyada yaşayan bir ağaçtır. Hem yeraltında |
Bu kabiliyetlerini nasıl kazandılar? |
|
hem yer üstünde hem de su altında yaşayabilirler… |
|
Bu belgeselde tamamen pozitivist bir dil kullanılmıştır. Herşey tesadüfi ve kendi kendine oluşmuş izlenimi verilmektedir. Harika canlıların harika kabiliyetlerini veren İlahi bir kudret nazara verilmemiştir.
6- Vahşi Yaşama Yolculuk, BBC, Fareler-2, TRT Belgesel
(1.17). Minyatürler büyük canlıların küçük türleridir. Onları yaratan iki güç vardır; doğa ve insanoğlu.
Midilli ve Bonzai insanların yarattığı türlere örnektir…
(1.48). Doğa ise zehirli ok kurbağalarını minik karıncaları yiyebilsinler diye küçük yarattı.
(2.28). Şimdi kendi türlerimizin köklerine dönelim; Pirimatlara. Goriller en büyük kuzenlerimizdir. (3.55). Amazon nehrinin yüzlerce ayakları arasında kalan pirimatlar, yüzemedikleri için yalıtılmış küçük
alanlarda kalarak yavaş yavaş kendi karakterleriyle evrimleşmişlerdir.
(21.29). Polip’in kendisi başka bir mercan resifi üzerine kendi kireçten iskeletini inşa eder. Böylece yıldan yıla istemese de yavaş yavaş mercan resifini oluştururlar.
(23.28). Üreyen mercan resifleri sadece yeni mercan resifleri yaratmakla kalmaz. Suya milyonlarca sperm ve yumurta pompalar. Böylece aç hayvanların yemek fabrikası gibi çalışır.
(24.45). En büyükler en küçük olmadan yaşayamaz.
Tablo-7; Vahşi Yaşama Yolculuk, BBC, Fareler-2, TRT Belgesel
|
Yaratılış Gerçeği Yönünden Hatalı İfade |
Yaratılış Gerçeğine Göre Doğru veya Düşündürücü İfade |
|
Onları yaratan iki güç vardır; doğa ve insanoğlu. |
Yaratan İlahi ve sonsuz bir kudret sahibi vardır. |
|
Doğa ise zehirli ok kurbağalarını minik karıncaları yiyebilsinler diye küçük yarattı. |
Kör tabiat yaratamaz. Yaratmak fiili kudreti nihayetsiz ve yaratıcıya mahsustur. O da Allah’dır. |
|
Şimdi kendi türlerimizin köklerine dönelim; Pirimatlara. Goriller en büyük kuzenlerimizdir. |
Evrim teorisi kanun gibi kabul edilmiştir. Kur’an’ı Kerim’de insanın Allah tarafından yaratıldığı buyurulmakatadır. |
|
Yavaş yavaş kendi karakterleriyle evrimleşmişlerdir. |
Evrim ve tekâmül kavramları karıştırılmıştır. Allah mahlûkatı eşsiz ve mükemmel bir surette ve yoktan mükemmel bir şekilde yaratmıştır. |
|
Kendi kireçten iskeletini inşa eder. Böylece yıldan yıla istemese de yavaş yavaş mercan resifini oluştururlar. |
Neticye yaratan Allah’dır. Şuursuz hayvanlar bu kainat sarayında çalışan ameleler ve hademelerdir. |
|
Üreyen mercan resifleri sadece yeni mercan resifleri yaratmakla kalmaz. Suya milyonlarca sperm ve yumurta pompalar. Böylece aç hayvanların yemek fabrikası gibi çalışır. |
Mercan resileri yaratmak fiiline haiz değildir. Yaratıcı Allah’dır. Aç hayvanları yemek fabrikası şeklinde beslemek ancak Rezzak-ı hakiki olan Allah’a mahsustur. |
|
En büyükler en küçük olmadan yaşayamaz. |
O halde kâinatta cidal ve mücadele değil yardımlaşma vardır. Büyük balık küçük küçük balığı sadece yutmaz aynı zamanda küçük balık büyük balığa yardım eder. Mesela küçük balıklar balinaların dişlerini temizler. |
7- Böcekler, TRT Belgesel 02.05.2018 tarihinde yayınlandı Belgesel, belirlediğimiz ana kavramlara göre yaratılış hakikai göz önünde bulundurularak izlendi. Ayrıntılı analizler aşağıda zaman kodlarına göre yapılacaktır:
(01.01). Böcekler hayatta kalmak için akıl almaz yöntemler geliştirmişler.
(02.01). Böcekler doğadan gelen içgüdüleriyle hareket eder. Arılar, neslinin devamı için genlerinde yazılı olan doğal içgüdüleriyle hareket ederler.
(04.00). Eşek arısı ne pahasına olursa olsun bal arılarının kovanını soymak için geri dönüyor. Bal arıları hayatlarını feda ediyor. Çünkü lavraları yok olursa soylarının tükeneceğini biliyorlar. Kanlarının son damlasına kadar savaşıyorlar. Ya yaşayacaklar ya da ölecekler. İçgüdüleri üçüncü bir seçenek olmadığını söyyüyor.
(12.00). Kovanı ele geçiren eşek arıları içgüdüsel olarak lavraların etrafında toplanmaya başlıyorlar. (15.00). Kovandaki bütün arıları kendi kovanlarına taşıyacaklar. Nesillerinin devamı için.
(16.00). Bolas örümceği, ipekten oltasını sarkıtıp bacağını çeviriyor. Güvenin ağına yapıştığını algılıyor ve oltayı daha hızlı çevirmeye başlıyor. Yakaladığı avı yukarıya doğru çekmeye başlıyor. Çelikten beş kat daha güçlü olan ipeğiyle güveyi paketlemeye başlıyor.
(20.00). Balıkçı örümcek balık avı konusunda uzman. Sekiz bacağı sayesinde en ufak titreşimi hisseder. (25.00). Doğada büyükler küçüklere saldırır. Küçükler birleşerek güç kazanır.
(28.00). Bu canlıların hepsi içgüdüleri sayesinde hayatta kalır.
(30.00). Dünya’da 900.000 farklı böcek yaşar. Hayal bile edemeyeceğimiz yöntemler geliştirmişlerdir. Kıl kanat lavraları arıların dikkatini çekmek için kendilerini polen gibi gösterirler. Melore lavralarının hayatta kalma oranı binde birdir. Çiçek taklidi yapan kıl kanat lavraları deve dikeninin en üstündeki çiçeklerin üzerine tırmanır. Çiçeğin tüylerine sıkı sıkıya tutunarak çiçek taklidi yaparlar. Arı geldiğinde lavralar arıya sarılarak onu öldürür. Daha az lavranın tutunduğu arılar hayatta kalabilir. Kıl kanat lavraları içgüdüsel olarak arıya yapışıyorlar. Paraziler arıyla birlikte arı kovanına gelir peteklerin içine yerleşirler. Petekleri yiyerek soylarını sürdürmeyi başarırlar. Gözü bile olmayan kılkanat iki yıl sonra10 cm lik bir böceğe dönüştü.
(28.15). İlerde çok küçük bir kıl kanat melova kıl kanatlarını izliyor. Doğanın kanununa göre ateş renkli bu kıl kanat melovelerin kanıyla beslenecek.
Melova cinsi kıl kanatlar
(30.45). Bir kılımsı solucan yavaş yavaş çekirgenin kuyruğundan çıkıyor. Solucan yetişkinliğe ulaşınca çekirgenin beynine bir sinyal gönderiyor ve çekirgenin suya doğru gitmesine neden oluyor. Ardından da ev sahibini terk ederek suya doğru ilerliyor.
(40.00). Beş yıl boyunca yerin altında kalan Ağustos böceği linfası yüzeye çıkıncaya kadar 5-7 yıl toprak altında kalır. Zor yürüyerek bir yerden emir almış gibi bütün böcekler yüzeye çıkmaya ve sürü halinde yürümeye başlarlar. Başka bir yere bakmadan ağacın tepesine gözlerini dikerek ağaçlara tırmanmaya başlarlar. Yıllarca bekledikten sonra ağaçların dallarına ters bir şekilde asılarak metamorfoza hazırlanırlar. Ağustos böcekleri iki hafta yetişkin olarak yaşayacaklar. Tamamlanmamış metamorfoz ağustos böceği için felakettir. Karınca sürüleri ve kuşlar ölü böcekleri temizler.
(45.00). Ağaç kurtları çekirgeleri fark etti. Yere yatıp ölü taklidi yapıyorlar. Bütün gün hareketsiz kalabilirler. Birden bire marş emrini almış gibi yeniden canlanmaya karar veriyorlar.
(46.00). Bazı böcekler taktik ve kamuflaj yeri gözlemektedir. Güve tırtılı pamuk gibi bir kamuflaj yapar. (47.00). Kaplan böceği tırtılı bir yıl yer altında yaşar. Dışarı çıkıp böcek olur ve karıncaları yiyerek
beslenir. Tırtıl yer altından bir yıl sonra bir böcek olarak yeryüzüne çıkar.
Kaplan böceği insanı hayrette bırakan rengârenk bir tasarıma sahiptir.
İçgüdüleriyle hareket eden acımasız bir canlıdır. Zaman zaman durarak düşünüyor gibi görünüyor. Acımasız kaplan böceği.
(55.00). Tırtıllar:
Koza tıpkı yeşil bir yaprak gibi örülmüş bir şekilde yapraklar arasında gizlenir. Kozanın içinden bir kelebek çıktı. Akıllara durgunluk veren bir değişim. Tırtıl ipek üretiminde uzman sayılabilecek bir canlıdır. Kafesinin dışında yetişkin olduğu zaman çıkabileceği bir kapı bırakmayı ihmal etmez.
(58.00). Kendi türünü yiyen bir Peygamber Devesi yetişkinliğe yürümeye başladı. Acımasız katillerden birine dönüşmeye başladı. Yaşam mücadelesi. İçgüdülerin savaşı.
Gününde ve şanslı olanlar hayatta kalabiliyor.
(62.00). İçgüdülerini takip eden böcekler başarılı olacak.
Tablo-8; Böcekler, TRT Belgesel 02.05.2018 tarihinde yayınlandı
|
Yaratılış Gerçeği Yönünden Hatalı İfade |
Yaratılış Gerçeğine Göre Doğru veya Düşündürücü İfade |
|
Böcekler hayatta kalmak için akıl almaz yöntemler geliştirmişler. |
Böcekler bu yetenekleri geliştirmeyi nasıl başarıyor? Bu yetenekleri onlara kim verdi? |
|
Böcekler doğadan gelen içgüdüleriyle hareket eder. Arılar, neslinin devamı için |
Genlere içgüdü denilen yazılımı yazan kim? Onları yaratan kim? |
|
genlerinde yazılı olan doğal içgüdüleriyle hareket ederler. |
|
|
…bal arılarının kovanını soymak … Bal arıları hayatlarını feda ediyor. Çünkü lavraları yok olursa soylarının tükeneceğini biliyorlar. |
Arılar soylarının tükeneceğini nereden biliryor? |
|
Kanlarının son damlasına kadar savaşıyorlar. Ya yaşayacaklar ya da ölecekler. İçgüdüleri üçüncü bir seçenek olmadığını söyyüyor. |
Savaş ve mücadele anlayışı yerleştiriliyor. Neslin devamı için Allah’ın verdiği lütuftan ve sevkten bahsedilmiyor. |
|
Kovanı ele geçiren eşek arıları içgüdüsel olarak lavraların etrafında toplanmaya başlıyorlar. |
“İçgüdü” kavramı vurgulanarak Yaratıcı fikri unutturuluyor. |
|
Nesillerinin devamı için. |
Nesillerinin devam etmesi gerektiğini nereden biliyorlar? Neden keyflerine bakıpta işlerini ihmal etmiyorlar? |
|
Çelikten beş kat daha güçlü olan ipeğiyle güveyi paketlemeye başlıyor. |
Bu güçlü ipeği yapmasını nereden öğrendi? |
|
Balıkçı örümcek balık avı konusunda uzman. Sekiz bacağı sayesinde en ufak titreşimi hisseder. |
Örümcek avcılık sanatını nerede öğrendi? |
|
Doğada büyükler küçüklere saldırır. Küçükler birleşerek güç kazanır. |
Tabiattaki yardımlaşmadan neden hiç bahsedil miyor? |
|
Bu canlıların hepsi içgüdüleri sayesinde hayatta kalır. |
İçgüdü sayesinde mi? İnayet ve Rahmet sayesinde mi? |
|
Hayal bile edemeyeceğimiz yöntemler geliştirmişlerdir. |
Nasıl? |
|
Kıl kanat lavraları içgüdüsel olarak arıya yapışıyorlar. |
Neden? |
|
Gözü bile olmayan kılkanat iki yıl sonra10 cm lik bir böceğe dönüştü. |
Gözsüz bir böceğe bu kabiliyeti veren kim ve bu yaratılış gerçeğinden neden bahsedil miyor? |
|
Doğanın kanununa göre ateş renkli bu kıl kanat melovelerin kanıyla beslenecek. |
Allah’ın kanunu demesi iken ısrarla doğanın kanunu nazara veriliyor. |
|
Solucan yetişkinliğe ulaşınca çekirgenin beynine bir sinyal gönderiyor ve çekirgenin suya doğru gitmesine neden oluyor. |
Solucan bu sinyali göndermesini kimden öğrendi? |
|
Beş yıl boyunca yerin altında kalan Ağustos böceği linfası yüzeye çıkıncaya kadar 5-7 yıl toprak altında kalır. Zor yürüyerek bir yerden emir almış gibi bütün böcekler yüzeye çıkmaya ve sürü halinde yürümeye başlarlar. |
Bir yerden emir aldığı kesin. Israrla Allah kelimesi kullanılmıyor. |
|
Ağustos böcekleri iki hafta yetişkin olarak yaşayacaklar. |
Ağustos böceleri iki hafta yaşamak için neden bu kadar çile çekiyor. Onları yaşatan enerji ve arzu nereden geliyor. Hayatın devamını rahmetiyle sağlayan Allah’dan neden bahsedil miyor? |
|
Karınca sürüleri ve kuşlar ölü böcekleri temizler. |
Bu temizlik anlatılırken, Allah’ın Kuddüs ismi nazara verilmelidir. |
|
|
|
|
Birden bire marş emrini almış gibi yeniden canlanmaya karar veriyorlar. |
Marş emrini veren Yaratıcıdan bahsedilmiyor. |
|
Bazı böcekler taktik ve kamuflaj yeri gözlemektedir. |
Böcekler nasıl bu kadar akıllı olabiliyor? Amfibi askerler bile komando eğitimini alarak kamulajı ancak öğrenebiliyor. |
|
Kaplan böceği insanı hayrette bırakan rengârenk bir tasarıma sahiptir. |
Bu tasarımı bu harika böceğe kim ihsan etti? Yaratıcı ısrarla unutturuluyor. |
|
İçgüdüleriyle hareket eden acımasız bir canlıdır. Zaman zaman durarak düşünüyor gibi görünüyor. |
İçgüdü, acımasızlık gibi kavramlar çok tekrar edilmektedir. Hayat bir mücadele değil yardımlaşmadır. Hayvanlara düşünme kabiliyeti atfedilmektedir. Hayvanlar akıl sahibi değildir. Sevk-i İlahiden bahsedilmiyor. |
|
Acımasız kaplan böceği. |
Acımasızlık vurgulanarak rahmet ve şefkat perdeleniyor. |
|
Akıllara durgunluk veren bir değişim. Tırtıl ipek üretiminde uzman sayılabilecek bir canlıdır. Kafesinin dışında yetişkin olduğu zaman çıkabileceği bir kapı bırakmayı ihmal etmez. |
Tırtıl ipek yapma sanatını kimden öğrendi? |
|
Peygamber Devesi yetişkinliğe yürümeye başladı. Acımasız katillerden birine dönüşmeye başladı. |
Böcek neden katil olsun? İnsanlar için kullanılan sıfatlar hayvanlar için de kullanılıyor. Sinema senaryoları gibi gerçek dışı senaryolar yazılıyor. |
|
Yaşam mücadelesi. İçgüdülerin savaşı. |
Mücadele ve savaş vurgusu yapılıyor. Yardımlaşma ile rahmet ve inayete temas edilmiyor. |
|
Gününde ve şanslı olanlar hayatta kalabiliyor. |
Şansı olanlar değil kaderinde yazılanlar hayatta kalabilir. Kur’an’ın temel emirleriyle çelişiyor. |
|
İçgüdülerini takip eden böcekler başarılı olacak. |
İçgügülerini takip eden böcekler mi nasibi olan ve takdir edilen böcekler mi? Başarı kavramı Allah göz ardı edilerek kurgulanmıştır. Allah murad ederse başarı gelir. Başarı tabiri hayvanlar için kullanılabilir mi? |
8-İlkbahar Öyküleri, TRT Belgesel, 4 Mayıs 2018
(01.00). “İlkbahar, ışık ve sıcaklık beraberinde canlanma getirir. Doğa’nın canlılardan hummalı bir çalışma beklediği ama karşılığında bereketini saçtığı bir zamandır bu. Yapılacak çok iş var. Gelecek kuşakları sağlama almak ve dünyanın tekrar canlanmasını sağlamak, renkler kokular ve kuş şakımaları Avrupa’daki büyülü ilkbaharın göstergesidir.”
(21.55). “Altın çanak baharın gözle görülür işaretlerinin en belirginidir. Onun hemen ardından, sümbüller, laleler ve nergisler birbiri ardına toprağı deler ve çıkar. Nisan geldiğinde renga renk bahar bahçelerimizi şenlendirir. Meyve veren ağaçların çiçek açmasında ve ağaçların dallarında çiçekler görünmesinin haftalar öncesinde süs kirazı sadece birkaç günlüğüne adına yaraşır çiçeklerle donanır. Göz alıcı çiçekler neredeyse daha açar açmaz solar ve kaybolur giderler. Erken açan çiçekler bahçelerimizde önemli bir rol oynar ve taze bal özü verirler.”
Tablo-9; İlkbahar Öyküleri, TRT Belgesel,
|
Yaratılış Gerçeği Yönünden Hatalı İfade |
Yaratılış Gerçeğine Göre Doğru veya Düşündürücü İfade |
|
İlkbahar, ışık ve sıcaklık beraberinde canlanma getirir. |
Canlılığı getiren tabiat değil Allah’tır. |
|
Doğa’nın canlılardan hummalı bir çalışma beklediği ama karşılığında bereketini saçtığı bir zamandır bu. |
Bereketi doğa saçmaz Allah lütfeder. |
|
Yapılacak çok iş var. Gelecek kuşakları sağlama almak ve dünyanın tekrar canlanmasını sağlamak, renkler kokular ve kuş şakımaları Avrupa’daki büyülü ilkbaharın göstergesidir. |
Gelecek kuşakları garanti altına almak için büyülü bir çalışma yerine Allah’ın kudreti nazara verilmelidir. |
9. Dişi Arslan’ın Merhameti, TRT Belgesel
(06.28). Dişi arslan annesinden ayrılan yeni yavruyu yemek için gelir. Koklar yalar, ağzını açar. Bu yavruyu yalnızca bir mucize kurtarabilir. Sonra çok garip bir şey olur. Yanına yatan yavruyu okşamaya başlar. Antilopun annesi de yavrusunu bekler ve gitmez. Av olan yavru avcı olan dişi arsalanın bedenine sokulur. Belki de dişi Arslan yavrusunu yitirmişi. Fakat sebep ne olursa olsun bu anne arayışı karşılıklıdır. Doğanın bu garip cilvesi sayesinde dişi Arslan yavruyu sırtlanlardan korumuştur. Bu güvenli ortam ne kadar sürecekti. A
rslanlar yavru arasındaki bu sıra dışı bağ gün boyu devam etti.
Sonunda arsalanın dikkati dağıldı ve oradan uzaklaştı. Yavru savunmasız kaldı. (10.17). Arslan’ın yavruyu neden bıraktığını sadece doğa bilir.
Üşümüş, aç ve annesiz. Hayatta kalması neredeyse imkânsızdır. İhtimaller kaybolmuş yavrunun karşısında fakat kader onun yanında.
(15.39). Sırtlanlar tarafından öldürülmekten dişi arsalanın merhametiyle kurtuldu.
(55.00). Masai yerlileri yağmur duasına çıkar. Tanrı dedikleri Turnei dağına adak adıyorlar. Turnei dağı duaları kabul ediyor.
(59.00). Ovalar yeşillendi. Doğa her yeri yeşil halıyla döşedi.
Tablo-10; Dişi Arslan’ın Merhameti, TRT Belgesel
|
Yaratılış Gerçeği Yönünden Hatalı İfade |
Yaratılış Gerçeğine Göre Doğru veya Düşündürücü İfade |
|
Dişi arslan annesinden ayrılan yeni yavruyu yemek için gelir. Koklar yalar, ağzını açar. Bu yavruyu yalnızca bir mucize kurtarabilir. Sonra çok garip bir şey olur. Yanına yatan yavruyu okşamaya başlar. |
Olağanüstü bir olay olduğu ifade ediliyor fakat bunu yaratan iradeden bahsedilmemiştir. Merhamet ve şefkat duygusunu annelerin kalbine koyan yaratıcıdan bahsedilmemiştir. |
|
Doğanın bu garip cilvesi sayesinde dişi Arslan yavruyu sırtlanlardan korumuştur. |
“Doğanın cilvesi sayesinde” ifadesiyle bir yaratıcının hakiki tesiri ihmal edilmiştir. |
|
Arslan’ın yavruyu neden bıraktığını sadece doğa bilir. |
Doğa, İlah yerine konulmuştur. |
|
Hayatta kalması neredeyse imkânsızdır. İhtimaller kaybolmuş yavrunun karşısında fakat kader onun yanında. |
Kader kelimesi ilahi bir kavramdır. Pozitivist bir anlatımda kader kelimesinin kullanılması tam bir tutarsızlıktır. |
|
Sırtlanlar tarafından öldürülmekten dişi arsalanın merhametiyle kurtuldu. |
Bu merhameti dişi arslanın kalbine kim koydu? |
|
Masai yerlileri yağmur duasına çıkar. Tanrı dedikleri Turnei dağına adak adıyorlar. Turnei dağı duaları kabul ediyor. |
Putperstlik özendirilirken hakiki iman ve İslam hakikatlerinden bahsedilmiyor. |
|
Ovalar yeşillendi. Doğa her yeri yeşil halıyla döşedi. |
Herşeyi yeşil halıyla Allah döşedi. Yaratılış hakikati nazarlardan uzak tutuluyor. |
10.Yabancı, Hayatı Keşfet, Ötücüler, TRT Belgesel 09 Mayıs 2018- 19.40
01.00 Arı kuşu, renkli tüyleri, usta bir arı avcısı oluşu, seri ve hızlı uçuşu bu göz alıcı kuşun en çarpıcı özelliklerindendir. Arı kuşu usta bir avcı ve çoğunlukla aynı dalı kullanarak ağzında arıyla dönüyor. Gagasındaki arıyı dallara vurarak iğnesini kırıyor.
01.51 Dokumacı kuşu yuva ustası. Yuva yapımı dokumacı kuşunun uzmanlık alanıdır.
04.00 Ormanın en akıllılarından biri olan kuzgun her ortama uyum sağlayarak hayatta kalmayı başarıyor.
Tablo-11; Yabancı, Hayatı Keşfet, Ötücüler, TRT Belgesel
|
Yaratılış Gerçeği Yönünden Hatalı İfade |
Yaratılış Gerçeğine Göre Doğru veya Düşündürücü İfade |
|
Arı kuşu, renkli tüyleri, usta bir arı avcısı oluşu, |
Ustalık sanatını nerede ve kimden öğrendi? |
|
Dokumacı kuşu yuva ustası. Yuva yapımı dokumacı kuşunun uzmanlık alanıdır. |
Dokumacı kuşu dokumacılık sanatını kimden öğrendi? Hangi üniversite’de uzmanlığını aldı? |
|
Ormanın en akıllılarından biri olan kuzgun her ortama uyum sağlayarak hayatta kalmayı başarıyor. |
“Hayatta kalma başarısı” ifadesiyle hayatı veren ve nimetleriyle devam ettiren ilahi kudret nazara verilmiyor. |
Tablo-12; Yabancı, Hayatı Keşfet, Afrika’nın haylaz çocukları, TRT Belgesel
(10.00). Akbaba, Çakal, Sırtlan, hastalıkların önlenmesi konusunda onlara çok iş düşüyor. (10.02). Sırtlanlarda yavrularını savunma içgüdüsü ağır basıyor.
(26.00). Afrika düzlüklerinde sadece 10000 sırtlan kalmış. Sırtlanlar insan tarafından zehirlenerek hayatlarını kaybediyorlar. Zehirlenmiş sırtlanları yiyen akbaba ve çakallar da ölüyor. Bu hayvanları doğru tanımak ve her bir hayvanın ekosistemde ikamesi mümkün olmayan bir yeri olduğunu anlamak ve anlatmak gerekiyor.
Tablo-12; Yabancı, Hayatı Keşfet, Afrika’nın haylaz çocukları, TRT Belgesel
|
Yaratılış Gerçeği Yönünden Hatalı İfade |
Yaratılış Gerçeğine Göre Doğru veya Düşündürücü İfade |
|
Akbaba, Çakal, Sırtlan, hastalıkların önlenmesi konusunda onlara çok iş düşüyor. |
Allah’ın Kuddüs ismi nazara verilip yaratılış hakikati anlatılabilirdi. Fakat materyalist bir anlatım tercih ediliyor. |
|
Sırtlanlarda yavrularını savunma içgüdüsü ağır basıyor. |
“İçgüdü” yerine “sevk-i İlahi” kavramı tercih edilebilecekken edilmemiş. |
12- Orman Gezegeni, TRT Belgesel
(00.31). Uçan kertenkele arı yakalamada bir uzmandır. (04.00). Ormanın onlara sunduğu meyveler ve olanaklar. (05.00). Yarasalar böcekleri yiyerek yok ederler. (05.55). Orangutanlar ne de olsa cennette yaşıyorlar.
(06.39). Ormanda yiyecek ne kadar bol olursa olsun yine de herkese yetecek kadar yok.
09.54 Küstüm otu gibi bazı bitkiler yağmur yağınca yapraklarını büzüyor ve kendini yağmurun yıkıcı etkisinden koruyor.
(10.23). Bölgenin en dehşet salan avcıları ise timsahlar.
(12.22). Yağmur sayesinde ortaya çıkan sivrisinekler hemen bütün hayvanların baş belasıdır. (14.00). Orman cennetten gelen ziyafete dönüşüyor.
Tablo-13; Orman Gezegeni, TRT Belgesel
|
Yaratılış Gerçeği Yönünden Hatalı İfade |
Yaratılış Gerçeğine Göre Doğru veya Düşündürücü İfade |
|
Uçan kertenkele arı yakalamada bir uzmandır. |
Uzmanlık kertenkelenin kendi mahareti olarak vurgulanmış. |
|
Ormanın onlara sunduğu meyveler ve olanaklar. |
Meyveleri ve olanakları Allah’ın verdiği nazara verilebilirdi. |
|
Yarasalar böcekleri yiyerek yok ederler. |
İfade bilimsel olarak doğru değildir. Dini hakikatlere de uygun değildir. |
|
Orangutanlar ne de olsa cennette yaşıyorlar. |
Pozitivist bir anlatımda dini bir kavram kullanılarak çelişkiye düşüldüğü görülüyor. |
|
Ormanda yiyecek ne kadar bol olursa olsun yine de herkese yetecek kadar yok. |
Rahmet hazinelerinin bolluğu yerine yokluk ve kıtlık teorilerinden hareket edildiği anlaşılıyor. |
|
Küstüm otu gibi bazı bitkiler yağmur yağınca yapraklarını büzüyor ve kendini yağmurun yıkıcı etkisinden koruyor. |
Yağmur yıkıcı değil bir rahmettir. |
|
Bölgenin en dehşet salan avcıları ise timsahlar. |
Timsah dehşetli avcı ifadesiyle filmlerin kötü adamı yerine konulmaktadır. Yaratıcının yarattığı mahlûkatın güzelliği gölgelenmektedir. |
|
Yağmur sayesinde ortaya çıkan sivrisinekler hemen bütün hayvanların baş belasıdır. |
“Yağmur sayesinde” denilerek Allah’ın kudretinden bahsedilmemiştir. Sivrisineğin hiç mi faydalı yönü yoktur? Neden baş belası olsun? |
|
Orman cennetten gelen ziyafete dönüşüyor. |
Materyalist bir antatımda ilahi bir kavram kullanılarak çelişkiye düşülmüştür. |
13- Vahşi Sirilanka, TRT, 09 Mayıs, 21.25
(01. 05). Doğanın oluşturduğu eşsiz bir toprak parçası. (01.09). İlk Seylan’lılar doğanın gücünü hasat etti.
(03.00). Burası, doğanın en yırtıcı ve çekinilen yırtıcılarından birinin dolaştığı yer: İyi gizlenen bir avcı;
leopar.
(09.36). Bu su birikintileri doğal görünebilir fakat tabiatın eseri değildir. Krallar tarafından kurulmuş mühendislik dehalarıdır.
(12.50). Langur maymunları isimlerini kutsal metinlere göre maymun tanrılarından aldı. Bugün bu maymun kabilesinin farklı bir savaş vermesi gerekiyor.
(31.42). Bilim insanlarına göre: Sirilanka filleri otları yerken gerçek birer uzman. Kendilerine özgü teknikler geliştirerek otları hortumlarıyla topluyorlar ayaklarıyla köklerini çiğneyerek topraklarını temizliyorlar. Bilim insanları bunun nedenini çözemiyorlar.
(44.51). Kurak geçen her gün yaşam savaşını bir nebze daha zorlaştırmaya başlıyor. Yaşam savaşı sonucunda sadece en dayanıklılar ve en güçlüler hayatta kalacak ve suyu paylaşacaklar.
(47.00). Su birikintileri hayatta kalma mücadelesinde can kurtarma simidi oluyor. (49.00). Doğa’nın eseri ve insan elinden çıkan bir toprak parçası, Sirilanka.
Tablo-14; Vahşi Sirilanka, TRT Belgesel
|
Yaratılış Gerçeği Yönünden Hatalı İfade |
Yaratılış Gerçeğine Göre Doğru veya Düşündürücü İfade |
|
Doğanın oluşturduğu eşsiz bir toprak parçası. |
Doğa, İlah yerine konulmuştur. |
|
İlk Seylan’lılar doğanın gücünü hasat etti. |
Doğa’nın gücü mü? Allah’ın rahmet hediyelerini mi hasat etti? |
|
Burası, doğanın en yırtıcı ve en çekinilen yırtıcılarından birinin dolaştığı yer |
“Yırtıcılar” tabiri ile güzellikler gizlenmektedir. |
|
Bu su birikintileri doğal görünebilir fakat tabiatın eseri değildir. Krallar tarafından kurulmuş mühendislik dehalarıdır. |
Tabiat sanatkâr değil, san’attır. Nakkaş değil nakışıtır. |
|
Langur maymunları isimlerini kutsal metinlere göre maymun tanrılarından aldı. Bugün bu maymun kabilesinin farklı bir savaş vermesi gerekiyor. |
Putperestlik övülürken yaratılış hakikati unutturulmaktadır. |
|
Sirilanka filleri otları yerken gerçek birer uzman. Bilim insanları bunun nedenini çözemiyorlar. |
“Filler gerçek bir uzman” tabiriyle kabiliyetleri yaratan yaratıcıya verilmesi gereken fiil hayvanlara verilmiştir. |
|
Kurak geçen her gün yaşam savaşını bir nebze daha zorlaştırmaya başlıyor. Yaşam savaşı sonucunda sadece en dayanıklılar ve en güçlüler hayatta kalacak ve suyu paylaşacaklar. |
Felsefe’nin materyalist ve inkârcı kısmının görüşü esas alınarak hayatın bir mücadele ve savaş olduğu iddiası dillendirilmiştir. Yaratılış hakikatine göre, hayat bir yardımlaşmadır. Bu hakikat nazara verilmemiştir. |
|
Doğa’nın eseri ve insan elinden çıkan bir toprak parçası, Sirilanka. |
“Doğa’nın eseri” denilerek yaratılış hakikatine göre ilahi yaratıcı inkâr edilmiştir. |
14- Papağanlar Gezegeni, TRT, 21 Mayıs 2018, 22.00,
“Vahşi doğa” ifadesi ile başlayan gezegende bu ifade 03.00-04.00-05.30-07.00-09.00-15.00 dakikalarda altı defa tekrar ediliyor. Belgeselin 25.00 dakikasında “vahşi batı” “vahşi yaşam” ifadeleri kullanılıyor. Aynı dakikada şu ifade dikkatimizi çekiyor; “insan nüfusu arttığında papağanların zekâları hayatta kalmalarının tek anahtarı olabilir.
(10.00). Papağanların çifleşmesi anlatılırken ekrana İspanyol müziği eşliğinde dans eden bir çift geliyor. Çiftin hareketleri ve özellikle kadın dansözün bacakları yakından gösterilerek “havada aşk kokuyor” ifadesi söyleniyor. Böylece cinsellik izleyicilerin zihinlerine kazınıyor.
(21.00). Burda kötüler var “doğanlar.” Beslenmek için 100 km yol alabiliyorlar. Anneleri yavrularını seslerinden buluyor. En zeki hayvanlardan biri.
Tablo-15; Papağanlar Gezegeni, TRT Belgesel
|
Yaratılış Gerçeği Yönünden Hatalı İfade |
Yaratılış Gerçeğine Göre Doğru veya Düşündürücü İfade |
|
Vahşi doğa |
“Vahşet” kelimesi yaratılış hakikatine uygun değildir. |
|
Vahşi batı |
“Vahşi batı” ifadesi yaratılış hakikatine uygun değildir. |
|
Vahşi yaşam |
Yaratılış Gerçeğine Göre Doğru veya Düşündürücü İfade |
|
“insan nüfusu arttığında papağanların zekâları hayatta kalmalarının tek anahtarı olabilir. |
“Hayatta kalmanın tek anahtarı,” zekâ değil rahmet ve yaratıcının Hay ismidir. |
|
Papağanların çifleşmesi anlatılırken ekrana İspanyol müziği eşliğinde dans eden bir çift geliyor. Çiftin hareketleri ve özellikle kadın dansözün bacakları yakından gösterilerek “havada aşk kokuyor” ifadesi söyleniyor. Böylece cinsellik izleyicilerin zihinlerine kazınıyor. |
Belgeselin anlatımında hayvanların hayatı üzerinden cinsellik nazara verilmektedir. Bu anlatımın yerine neslin devamı için hayvanların fıtri bir işi yaptığı ifade edilebilirdi. Ayrıca kullanılan müzik ve görüntü ile papağanlar baş rol oyuncusu gibi kabul edilerek renkli bir pazarlama stratejisine alet edilmiştir. |
|
Burda kötüler var “doğanlar” ifadesiyle nesnel olmayan bir ötekileştirme yapılıyor… |
Bu ifadeyle bir ötekileştirme yapılıyor… |
|
Anneleri yavrularını seslerinden buluyor. En zeki hayvanlardan biri. |
Hayvanlara bu kabiliyeti bahşeden yaratıcıdan bahsedilmesi gerekirken bahsedilmemiştir. |
SONUÇ VE ÖNERİLER:
- Belgesel yapımcıları belgesel anlatımında determinist bir dilden vazgeçerek, bir sanatkarın varlığını anlatan manayı harfi dilini kullanmaya gayret etmelidir.
- Manayı harfi dili kullanılmadığı müddetçe, dinsiz felsefenin mahlûkatı anlatan vahşiyane ve acımasız bakış açısının yanlışlığını anlatabilmemiz mümkün olmayacaktır.
- Belgesellerde materyalist bir dil kullanılarak insanların hayret etme duygusu engellenmekte ve böylece eserden müessire intikal yolları kapatmaktadır.
- Manayı harfi dili ise hayreti ve merakı tahrik edip insanları, Allah’a giden yollara teşvik
etmektedir.
- TRT belgesel hazırlama dairesi belgesel yapımlarını seslendiren ve denetleyen editörleri
dikkat ve itinayla seçmelidir.
- Özel teşebbüsten, bir an önce manayı harfi diliyle belgesel yapacak film yapımcıları yetiştirilmelidir.
- Bu film yapımcıları bir an önce harekete geçerek örnek ve orijinal eserler ortaya koymak için çalışmalıdır.
KAYNAKÇA
- Arık, B. (2005). Popüler Kültür ve Belgesel Tüketimi. Nilüfer Pembecioğlu (Edited by), Belgesel FilmÜstüne Yazılar (144-156), İstanbul: Babil Yayınları.
- Balcı, A. Sosyal Bilimlerde Araştırma. Ankara, Pegem Yayıncılık, 2005.
- Benli, N. Akademik Bakış Dergisi. Sayı: 61 Mayıs - Haziran 2017 Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi ISSN:1694-528X İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi, Türk Dünyası Kırgız – Türk Sosyal Bilimler Enstitüsü, Celalabat – KIRGIZİSTAN
- Mutlu, E. Televizyonda Program Yapımı, Ankara ünv. İletişim Fak. Yay. Ankara, 1995
- Narmanlioğlu H., "Popüler Belgesellerde Doğanın Sunumu: BBC Planet Earth Serisi Üzerine Bir İnceleme", İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, cilt.40, ss.53-65, 2011
Kaynak: Bilim Işığında Yaratılış Derneği
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Çizgi filmlerdeki tehlikeler nelerdir?
- Bilim ışığında Evrim Teorisi'nin kritiğini yapar mısınız?
- İmam Gazâli'ye göre kâinatın yaratılış gayesi ve hikmeti nedir?
- Biyomimetik nedir?
- Evrim, bilim ve yaratılış hakkında bilgi verir misiniz?
- Mutasyon, Mutant kahramanlar, X Men filmleri hakkında bilgi verir misiniz?
- Bakterilerdeki üreme evrim mi yaratılış mı?
- Tevrat, İncil, Kur'an ve hadis-i şeriflerde Hz. Âdem ile Hz. Havva'nın yaratılışı nasıl anlatılıyor?
- Genetik Kod hakkında bilgi verir misiniz?
- Sanat Nedir?