Deprem gibi afetlerden Müslüman bir toplum olarak nasıl ders almalıyız?

Musibete maruz kalan kişinin kendisi bu dersi çıkaracak.

Yoksa birileri üzerine giderek ve âdeta hakaret ederek ona ders çıkartmayacak.

Kişi kendisi düşünecek ve hayatını gözden geçirerek, varsa yanlışları, düzeltmeye çalışacaktır. Yoksa birileri adama gidip, “Acaba ne suç işledin de bunlar başına geldi, umarım iyi ders almışsındır.” derse, haddini aşmış olur.

Çobanlar, koyun sürüsü, başkasının tarlasına girdiği veya yanlış bir tarafa yönlendiği zaman, dönmeleri için uzaktan sürüye taş atar ve o taş bazen bir iki koyuna isabet eder, hatta ayakları kırılan bile olur. Şu var ki, atılan taş yalnızca o iki koyuna değil, yanlış tarafa giden tüm sürüye atılmıştır. Ve ikaz sadece iki koyuna değil, tüm sürüye idi. Şimdi sürünün diğer koyunları, taş kendilerine isabet eden iki koyuna günahkâr veya suçlu nazarı ile bakarlarsa ne kadar doğru olur?..

Aslında bir suç varsa, hepsine aittir ve bir ders çıkarılacaksa hepsinin çıkarması lazımdır. Hatta taşın isabet ettiği koyunlara, diğer koyunlar şöyle bakmalılar:

“Aslında hepimiz bu cezayı hak etmiştik, ama bu iki arkadaşımız fedakârlık göstererek musibeti göğüslediler ve kendilerini bizim için tehlikeye attılar, feda ettiler.”

Bizlerin de, musibete doğrudan maruz kalanlara böyle bakmamız lazımdır. “Musibeti göğüsleyenler, varsa bir günahları, temizlenmiş oldular, ama biz hâlâ suçluyuz ve temizlenmedik.” diyerek kendimize çekidüzen vermemiz gerekir.

Diğer yandan, musibeti doğrudan göğüsleyenlere de, toplumsal hataların faturasını ödeyen fedakârlar olarak bakmalıyız.

Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun