Bir kamışın yaralaması, bir damar seğirmesi, bir ayak sürçmesi, işlenilen bir günah yüzündendir, hadisini açıklar mısınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İnsanın başına gelen sıkıntı, keder, huzursuzluk ve mutsuzluklar, aslında yine kendi eliyle yaptıklarından dolayı gelmektedir. Bu manayı da içeren bir ayette şöyle denilmektedir:

“Başınıza gelen her musîbet, işlediğiniz günahlar (ihmal ve kusurlarınız) sebebiyledir, hatta Allah günahlarınızın çoğunu da affeder.”(Fâtır, 35/43)

Bu ayet nazil olunca Allah Resûlü (s.a.s) Hz. Ali‟ye şöyle tefsir etmiştir: “Dünyada karşılaşacağın hastalık, ceza, imtihan ve bela gibi sıkıntılar, bizzat kendi ihmal ve kusurlarınızdan dolayıdır.”(İbn Kesir, Tefsiru‟l-Kur‟âni‟l-Azîm, 7/208) Hasan el-Basrî‟den rivayet edildiğine göre de bu ayet inince Hz. Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Muhammed‟in nefsi kudret elinde olan (Allah)'a yemin ederim ki, (sizden birini) bir kamışın yaralaması, bir damar seğirmesi, bir ayak sürçmesi, mutlaka işlenilen bir günah yüzündendir. Allah‟ın onlardan bağışladığı ise daha çoktur.”(Hennâd, Zühd, 1/209; Ali el-Müttakî, Kenzu‟l-Ummâl, 3/558, 609, 1300)

Bir hususa daha dikkat çekmekte fayda mülahaza ediyoruz. Cenab-ı Hakk‟ın ihlâslı kulları üzerinde farklı bir kanunu söz konusudur. Zira müminin başına gelen musibetler, onların günah ve hatalarının kefaretidir. Nitekim sahih bir hadiste Allah Resûlü (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Ayağına batan dikenin verdiği acı da dâhil olmak üzere Müslümanın başına gelen her türlü yorgunluk, hastalık, tasa, keder ve üzüntüyü, Allah müminin hatalarını mağfiret etmeye vesile kılar.”(Buhâri, Merdâ 1; Müslim, Birr 49)

Dolayısıyla hak yolda olan bir müminin çektiği sıkıntıları, onun günahlarının cezası şeklinde telakki etmek doğru değildir. 

Her ne kadar Allah‟ın müminler üzerindeki bu kanunu farklı ve çekilen sıkıntılar işlenilen günahlara kefaret olsa da netice itibariyle kulun maruz kaldığı keder ve zahmetler yine onun işlediği günahlara raci olmaktadır. Yani mutsuzluğun ve huzursuzluğun sebebi olarak insanın kendi ihmal, kusur ve günahlarını beyan etmekte bir sakınca yoktur. Zira Hz. Âişe‟den gelen bir rivayete göre de Allah Rasûlü (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Kulun günahları çoğalıp da onlara kefâret olacak bir şeyi bulunmadığında, Allah Teâlâ onu günahlarına kefâret olmak üzere bir üzüntüye dûçâr kılar.”(Ahmed b. Hanbel, Müsned, 6/157; Ayrıca bk. İbn Kesir, Tefsiru‟l-Kur‟âni‟l-Azîm, 7/208)

Binaenaleyh, çekilen üzüntünün, kederin ve genel manada bir mutsuzluğun ve huzursuzluğun sebebi, işlenilen günahlar olmaktadır ki bu da kulun kendi elleriyle işlediği, bizzat iradesi ile yaptığı bir şeydir.

Burada akıllara “Genel bir değerlendirme ile müminlere kıyasla kâfirlerin daha mutlu oldukları görülmektedir. Bunda bir tezat yok mudur?” şeklinde bir soru takılabilir. Belirtmek gerekir ki sebepleri yaratan Allah, onları kâfir ile mümine farklı olarak tesir ettirmiştir. Her zaman, kâfire faydalı olan bir şeyin mümine fayda vereceğini veyahut mümine zararlı olan bir şeyin kâfire zarar vereceğini düşünmek doğru değildir. Kâfirin cezasının asıl yeri ahirettir. Bununla birlikte bazı maslahatlara bakarak dünyada da bu cezanın bir takım yansımaları görülebilir. Kâfirlerin yaptıkları iyi amel ve uygulamalara gelince, bunların karşılıklarını Âlemlerin Rabbi olan Allah onlara bu dünyada vermektedir. Öyleyse onların dünyadaki mutlulukları bir bakıma yaptıkları iyi amellerin karşılığı olabilir.

Ayrıca Allah'ın yeryüzünde koyduğu nizama (sünnetullaha) uygun hareket eden herkes dünyada mutlu olabilir. Bu, aynı zamanda Allah'ın “Rahmân” isminin bir tecellisidir. Müminin arzuladığı ise sadece dünyadaki değil Allah katındaki mutluluktur. Ahirete iman etmeyen kimselerin yaptıkları iyi işlerin karşılığını ahirette beklemeleri, yani Allah katındaki mutluluğu yakalamaları ise mümkün değildir. Nitekim Efendimiz (asm) şöyle buyurur:

“Kâfir, bir iyilik yaptığında bu iyiliğine mukabil kendisine dünyalık bir nimet tattırılır. Mümine gelince, Allah onun iyiliklerinin karşılığını âhirette vermek üzere biriktirir. Ayrıca dünyada yaptığı kulluğa mukabil rızık ihsan eder.”(Müslim, Sıfâtu'l-münâfıkîn 57)

(Kaynak: Ali Budak, Fert ve Aile Huzurunda Dinin Rolü)

İnsanın başına gelen her bela ve musibet, günahından dolayı mı gelir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR