"Kibre karşı kibir sadakadır." diye bir hadis var mıdır, açıklar mısınız?

Tarih: 11.08.2006 - 13:45 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evet, böyle bir hadis vardır. Fıtrî bir sermâye olan kibir temâyülünü kullanmanın câiz, hattâ gerekli olduğu durumlar da vardır. Nitekim bunlardan biri olmak üzere şöyle buyrulmuştur:

"Kibirliye karşı kibir, sadakadır." (Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, IV, s. 366/5299)

Mümin kibirlenmez. Fakat izzetini yere de düşürmez. Mümin gerektiği yerde tevazu sahibi, gerektiği yerde izzet ve onur sahibidir. Kur’ân,

“Muhammed Allah’ın Resûlüdür. Beraberinde olanlar kâfirlere karşı çetin ve izzetli, birbirleri arasında merhametlidirler.”(Fetih, 48/29)

buyuruyor. Yine Kur’ân’da Allah’ın övdüğü müminler topluluğu, “müminlere karşı alçakgönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve şiddetli”dirler.(Mâide, 5/54)

Bu âyetlerden anlıyoruz ki, mümin, kâfire karşı şiddetini, izzetini, onurunu ve vakarını korusa da, mümine karşı düşmanlık görsün görmesin, şefkat, merhamet, tevazû ve alçakgönüllülük meleği kesilmelidir. Müminden kibir görse de, kibirle karşılık vermez. Onun kibir göstermekle hata ettiğini bilir, ona bu hatadan ve vartadan kurtulması için duâ eder. Ama asla ona kibirle karşılık vermez. Çünkü, müminin mümine karşı kibir göstermesi haramdır.

Mümin davranışlarını muhtelif hallere göre şöyle geliştirir:

1) Kâfirden şiddet ve düşmanlık gördüğünde, aynı şiddet ve aynı sertlikle cevap verir. Kâfirin kibrine karşı, milleti ve dini adına kibirli olur.

2) Kâfirden düşmanlık görmediğinde, izzetini ve heybetini korumakla beraber, kâfirin hak ve hukukuna saygıyı esirgemez, ona iyilik eder.

3) Müminden iyilik gördüğünde ona iyilik eder, mütevazi olur.

4) Müminden kötülük gördüğünde, ona yine dostluk gösterir, yine iyilik eder, yine tevâzûunu eksik etmez.

Bugün sosyal hayatın neresinde olursak olalım; ölçümüz, özetlemeye çalıştığımız bu esaslar olmalıdır. Bedîüzzaman Hazretleri, müminin, kerim olduğundan, yani yaratılış itibariyle mükerrem olduğundan, ne kadar kötülük yaparsa yapsın kendisine yapılan iyilik ve ikramı çok iyi algılayacağını ve düşmanlıktan vazgeçip dostluk yüzünü göstereceğini kaydediyor.(bk. Mektubat, s. 256) 

Demek müminin mümine aynı düşmanlıkla, aynı kötülükle, aynı kabalıkla, aynı kibirle cevap vermesine dinimizde izin yoktur. Bilâkis düşmanlık da görse, kötülük de görse, kabalık da görse, kibir de görse mümine karşı hep iyi yürekli, hep iyilik ve ikram sahibi olmalıdır. Yani mümin adavet etmek isterse, kalbindeki adavet dürtülerine ve düşmanlık duygularına adavet etmelidir ve mümine karşı tam bir muhabbet fedaisi kesilmelidir. Bediüzzaman bu hususu şu veciz ifadesiyle özetler:

“Biz muhabbet fedaileriyiz. Husûmete vaktimiz yok.”(Divan-ı Harb-i Örfi, Hakikat.)

Özetlersek, “Kibre karşı kibir sadakadır.” hadisi, müminin mümin karşısındaki duruşunu değil, kâfir karşısındaki duruşunu tanımlıyor. Yani mümin kâfirin kibrine kibirle, heybet ve azametle cevap verir. Fakat müminden kibir de görse, kibirle karşılık veremez; mümine karşı tevazudan ayrılmaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 50.000+

Yorumlar

sevgi elcisi_hs...

insanların kibirlenmelerinden dolayı onlardan o kadar sogumustum ki, bu hadisi neredeyse uygulamayı düşünüyordum.ta ki yazınızı okuyana kadar..
Gercekten sabır gerekiyor.Kibirliye karsı tevazu göstermek, çoğu kimsenin yapamadıgı bir davranıs malesef..

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun