Nefs ve arzulara uymak, insanı hakikate karşı nasıl kör yapar?

Tarih: 15.10.2019 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

​Bir hadiste nefs ve arzulara uymanın insanı hakikate karşı kör yapacağı yazıyordu. Bunun nasıl olabildiğini yazabilir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

"Nefsin arzularına (hevaya) uymaktan sakının. Çünkü o, (insanı) doğruya karşı sağır ve kör yapar." anlamında bir hadis vardır. (bk. Süyûtî, Camiu’s-Sağîr, 1/338, No: 2928.

“Allah’ı unutanlar gibi olmayın ki, Allah onlara kendi akıbetlerini unutturmuştur.” (Haşir, 19) ayetinin verdiği dersle anlaşılıyor ki; nefis kendini unutup, kendinden haberi olmayan bir hale girebilmektedir.

Nefsini unutan kişi; örneğin ölümü düşünse, başkasına vermekte ve kendi halini düşünmeyecek bir duruma düşmektedir. Böylece sanki kör ve sağır olmuş gibidir.

Nefsin yapısında, küçük bahanelerle ve basit sebeplerle hakikati görmezlikten gelmek vardır. En büyük hakikat, şu muhteşem alemi birinin yarattığı ve en mükemmel şekilde tanzim ettiğidir. Her şey hikmetli olarak yaratılmış ve bu hikmetli varlıkların bir araya gelmesiyle, bu kainat milyonlarca çeşit meyve  veren harika bir ağaç şeklini almıştır.

Kainat ağacının da, onun en mükemmel meyvesi olan insanın da her şeyi manalı ve hikmetlidir. 

İşte nefis bu büyük hakikati adi bahanelerle görmek istemez. Bir varlıkta, kendi aklınca bir noksanlık veya hikmetsizlik görse bütün bir alemin hikmetsiz olduğunu iddia edecek kadar ileri gider. Bu ise küçük bir taştaki zafiyetten dolayı kalenin inkâr edilmesi gibidir.

İnsan, her varlığın bütün hikmetlerini bilemez. Daha düne kadar ısırgan otu faydasız ve zararlı addedilirdi. Şimdi ise ilaç sanayinde kullanılması konusunda çalışmalar yapılıyor.

Nefsin bu körlüğü insanları değerlendirmesinde de kendini gösterir. Uhuvvet Risalesinde güzelce açıklandığı gibi, bir müminin imanı Kabe hürmetinde, İslamiyeti Uhut dağı azametinde olduğu halde, nefis o insanın işlediği bir kusuru bahane ederek bu gerçekleri görmez ve ona düşmanlık edebilir.

Bu vesileyle,  Üstat hazretlerinin verdiği şu güzel örneği de  hatırlayalım:

“Nasıl bir sinek kanadı göz üstüne bırakılsa bir dağı setreder, göstermez. Öyle de, insan, garaz damarıyla, sinek kanadı kadar bir seyyie ile dağ gibi hasenâtı örter, unutur, mümin kardeşine adavet eder, insanların hayat-ı içtimaiyesinde bir fesat aleti olur." (Lem’alar, On Üçüncü Lema)

O halde, nefsin körlüğünü, sağırlığını, cehaletini kaldırmak için onu ıslaha çalışmak gerekmektedir. Zira nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez. O halde önce kendi nefsimizi ıslah etmeye başlamamız gerekir.

Abdülkadir Geylani'nin, Fütuhu’l Gayb’da kalbi ve nefsi hastalıkların tedavisi için tavisye ettiği bazı prensipler şöyledir:

- İbadetin manası nefse karşı olmaktır; bütün hayırlar nefse karşı olmakla başlar.

- Nefsine muhalif ol, Allah’tan yana olmuş olursun.

- Nefis ölmez, ıslah olur.

- Şer işleri kendine yükle, nefsini ıslaha çalış, eğer birini kötüleyeceksen nefsin yeter; çünkü bütün şerlerin yuvası odur.

- Daima isyan bayrağını elinde tutan nefsini itham et, onu kötüle; nefse darılman Hakka darılmandan daha iyidir. (İşeri, M. Said, ‘Narsisizm: Obez Nefis İlleti’,Genç Yaklaşım Dergisi, (Aralık 2010) 76. sayı, s. 12-13)

Bediüzzaman Hazretleri de bu zamanın insanına şöyle ders verir:

“Bu zamanda en büyük bir ihsan, bir vazife, imanını kurtarmaktır, başkaların imanına kuvvet verecek bir surette çalışmaktır. Sakın, benlik ve gurura medar şeylerden çekin. Tevazu, mahviyet ve terk-i enaniyet, bu zamanda ehl-i hakikate lâzım ve elzemdir. Çünkü, bu asırda en büyük tehlike benlikten ve hodfuruşluktan ileri geldiğinden, ehl-i hak ve hakikat, mahviyetkârâne daima kusurunu görmek ve nefsini ittiham etmek gerektir. Sizin gibilerin ağır şerait içinde kahramancasına imanını ve ubudiyetini muhafaza etmesi, büyük bir makamdır.” (Emirdağ Lâhikası-1,  34)

Özetle, müminler nefislerini her zaman kusurlu görmeleri, bütün hataları kendi nefislerinden bilemeleri gerekir ki, nefisleri hakkı ve hakikati görmeye ve duymaya engel olmasın.

İlave bilgi için tıklayınız:

"Nefsin arzularına (hevayauymaktan sakınınÇünkü o, (insanı ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun