Big-Bang üzerinde çalışan bilim adamlarının neredeyse tamamı ateist midir?

Soru Detayı

- Big-Bang Allahı kanıtlamıyor mu, sorusuna ateistlerin verdiği bu iddiaya cevap yazar mısınız?
Ateistlerin iddiası:
- Big-Bang üzerinde çalışan bilim adamlarının neredeyse tamamı ateisttir. Hristiyanlığa göre Big-Bang kesin bir dille reddedilir ve Cern başta olmak üzere tüm bilim merkezleri ateistlerle doludur. Madde ve enerji aynı büyüklüğün farklı formlarıdır. Madde ve enerjinin toplamından oluşan varlık toplamı asla değiştirilemez. Bu durum varlıları yoktan var eden Tanrı kavramını fiziğe aykırı kılar.
- Ayrıca Big-bang teorisinin ortaya atan fizikçiler de bizler gibi inançsızdır. Big-Bang, siz teistlerinin inandığının aksine maddenin yoktan var edilmesi değil, var olan maddenin dağılmasıdır. Big-Bang'in ispatı da dinlerdeki sözde mucize içeren ayetler değil, evrenin her noktasından gelen kozmik mikrodalga arkaplan ışımasıdır.
- Dinlerde anlatılan Evren tasviri ise Dünya merkezlidir ve Evrenin sadece 6 günde yaratıldığı savunulur. Bu durum Big-Bang'ten beri değişen, gelişen, genişleyen evren gerçeğine taban tabana zıttır.
- Sizin söyledikleriniz Allah'ın veya herhangi bir yaratıcının varlığını ispatlamak için yetersiz ve zayıf sözlerdir.
- Big-Bang bir gerçektir ama dinler yok olmamak için bilime yamanmaya çalışıyor hepsi bu.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sorudaki ifadelerin çoğu gerçeği yansıtmadığı halde gerçekmiş gibi ifade edilmiş. Bir kısmına değinmek isteriz. Bir kısmında haddini aşacak ifadeler kullanılmış. Bize göre, bir virüse mağlup olacak kadar aciz olan; havaya, suya, ziyaya (ışık) ve gıdaya muhtaç olan insan, muhtaç olduğu şeyleri her an ve devamlı olarak insan için hazırlayan Rahman ve Rahim olan Rabbini tanımalı ve haddini aşan ifadelerden kaçınmalı. Aksi takdirde öbür tarafa gidince gördükleri karşısında “Ya Rabbi bizi dünyaya tekrar gönder de tam senin istediğin gibi bir kul olalım” diyenler arasında yer alır ve iş işten geçmiş olur.

Sırasıyla bazı hususları okuyucularla ve soruyu soranla paylaşmak istiyoruz.

Birincisi: Bu konuda hiç kimse bu kadar kesin konuşma hakkına sahip değildir. Bu hakka sahip olmak için bütün dünyadaki bilim insanları ile görüşmüş olması, görüşmeleri verilen cevapları kayıt altına alması ve o cevapların da ateizmi desteklemiş olması gerekir. Öyle bir araştırma olmadan yanlış düşünceleri başka insanlara da teşmil etmek ve "neredeyse tamamı ateist" gibi iddialı cümle kullanmak bilimsel etikle bağdaşmaz.

İkincisi: Big-Bang konusunda çalışan bilim adamlarının hepsi ateist olsa bile, gündüz ortasında gözünü kapayıp Güneş yoktur diyenler gibi olacağından, onların bu hükümleri doğru ve yol gösterici olamaz. Zira parlak Güneş ısı ve ışığıyla hakikatte gökyüzündedir ve milyonlarca cam parçası, su damlası, kar tanesi ve deniz yüzünde görülen güneşçikler Güneşin yansımalarıdır ve onun varlığına delil olurlar.

Kainatta her şeyin yaratılışında ilim var, mizan ve ölçü var, zinet ve sanat var, birbirinin ihtiyacına cevap ve yardımlaşma var, hikmetli yani fayda gözetilen bir işleyiş var. Bütün bunlar Hakim, Alim, Kadir olan Allah’a bin bir diller ile şehadet etmektedir.

Tadlar alemini dil algılayıcısı ile gördüğümüz, sesler alemini kulakla tanıdığımız gibi, kâinatı anlamak için de akıl gözünü kullanmamız gerekir. Yani bildiklerimiz, gözümüzün gördükleri ile sınırlı olamaz. Sanatlı bir eser sanatkarın varlığını icap ettirir, gözü yapanın varlığı gözlüğü yapanın varlığından daha kesindir, bir harf katibini gösterir, bir iğne ustasını gösterir, nasıl oluyor da şu muhteşem kainat ustasız, yaratıcısız olur?

“Şu 100 trilyon hücreden ve mükemmel doku ve organları bulunan, sevme, korkma, acıma, üzülme, merak, endişe vs. gibi duygularla donatılmış insan  nasıl yaratıcısız olur?” diye düşünmeliyiz.

Aksi takdirde birisi çıkar derse; “Yukarıdaki sizin yazdığınız 146 kelimelik soru veya yorumu, klavye, hard disk, ekran ve diğer bileşenler anlaştı ve beraber yazdılar.” derse ve yazanı inkar ederse, buna ateistler ne diyecektir? İnançsızlık bir meziyet olabilir mi?

Hakikatin izini sürmek gerekmez mi? “Ben neyim, nereden geldim? Nereye gidiyorum? Neden her şey insana hizmet ediyor?” sorularının cevabını araştırmak gerekmez mi? Geç de olsa doğru cevabı bulmak erdemdir diye düşünüyoruz.

Ateist profesör Jeffrey Lang’ın Müslüman olmasına kendi ifadesine göre Fatiha suresindeki; “Bizi doğru yola, istikametli yola, sonu hüsran olmayan yola ulaştır.” manasındaki ayet sebep olmuştur.

 Kısacası imanı kazanmak ve imanla gitmek çok önemli. Slovak bir ateist bilim insanı da insanın bir damla sudan (ete kemiğe bürünüp mükemmel bir suret aldığını; gören, işiten, binlerce tatları alan, hafızasında birçok bilgi, ses ve görüntü kaydeden, kalbiyle vücudundaki yaklaşık 150 bin km kılcal damarda kan dolaştıran) insan şekline gelişini derince düşünerek Rabbini tanımış ve “Allah'ım beni bir daha ateist yapma ve sana inanan bir mümin olarak öleyim.” diye dua etmiştir.

Üçüncüsü: Amerikalı fizikçi Prof. Dr. Paul Davies “God and The New Physics” (Allah ve Yeni Fizikler) adlı kitabında, kainatın tesadüfen, boşu boşuna, gayesizce var olduğuna inanmıyor. “Kainatı doğuran bütün kanunlar son derece ince bir düzenin sonucudurlar.” diyor. Daha sonraki satırlarda şunları söylüyor:

“Her olayın bir sebebi olmalıdır. Sebepler zincirini düşünecek olursak, sonsuz bir zincir tasavvur edemeyiz. Her şeyin bir ilk sebebi olmalıdır. İşte bu ilk sebep Allah’tır.”

Ayrıca , 1700 üyesi olan Yaratılış Araştırma Derneğinin başkanı Amerikalı fizikçi Prof. Dr. Don DeYoung , astrofizikçi Prof. Dr. Hugh Ross, matematik profesörü John Lennox ve daha birçok meşhur bilim insanı yaratılışın bilimsel bir gerçek olduğunu ifade etmektedir.

Astrofizikçi Hugh Ross, “The Creator and the Cosmos: How Greatest Scientific Discoveries of The Century Reveal God, Colorado: NavPress, revised edition, 1995, s. 76” da konuya ilişkin şu açıklamada bulunmuştur:

"Zaman, olayların meydana geldiği boyut olduğuna göre, eğer madde, Big Bang'la ortaya çıkmışsa, o halde evreni ortaya çıkaran sebebin evrendeki zaman ve mekândan tümüyle bağımsız olması gerekir. Bu da bize Yaratıcı'nın evrendeki tüm boyutların üzerinde olduğunu göstermektedir."

Önceleri ateist olan Cambridge Üniversitesi’nde Astronomici Prof. Dr. Fred Hoyle ise yıldızlarda nükleer füzyon reaksiyonu ile He, Be, C, O meydana gelmesi sürecinde hayat için çok gerekli olan karbon (C ) ve oksijenin (O) tam olması gerektiği  miktarda ve bollukta teşekkül ettiği gerçeğini fark ederek şu cümleleri kullanmıştır:

“Süper hesap yapan bir akıl, karbon atomunun özelliklerini dizayn etmiş olmalı. Aksi takdirde böyle bir atomu tabiatın kör kuvvetleri vasıtasıyla bulma şansımız sıfır denecek kadar azdır. Gerçeklerin aklı selim yorumu göstermektedir ki, bir süper akıl fizik kanunları ile birlikte kimya ve biyolojiyi de hesaba katmıştır.”

diyerek, artık kendisi de inanmaya başlamıştır.

Önceden ateist olup araştırmaları sonunda Müslüman olan çok sayıda Müslüman bilim insanı vardır. Örnek olarak, Amerikalı ateist matematik profesörü Jeffrey Lang’ı aşağıdaki internet adresinden izlemenizi tavsiye ederiz. https://www.youtube.com/watch?v=5ctZa171070

Dördüncüsü:  Hıristiyan dünyasında büyük bir kesim bilimsel gerçeklere gözünü kapamadan baktıkları için yaratıcının varlığına inanmaktadırlar. Örnek olarak; “God of Wonders: Scientists prove Almighty God's existence through Science” başlıklı videoyu; https://www.youtube.com/watch?v=vvVt4lDSPeY  sitesinden takip edebilirsiniz.

Burada 1 saat 24 dakika boyunca kainattaki harikulade işleyişten ve bunu bir yaratıcının (Allah’ın)  yaratmış olmasından bahseder. Bunu Hristiyan bakış açısı ile vermektedir. Kur’an’da geçen bazı ayetlere benzer ayetleri İncil’den delil olarak sunmaktadır. Örneğin, “Come and see the Works of God; He is awesome in His doing toward the sons of men.” Psalm 66:5

Daha sonra da “Gözlerini yükseğe kaldır ve bu şeyleri kimin yarattığına bir bak, …O’nun gücünün büyüklüğü, kudretinin azameti ile hiçbir şey eksik bırakılmamıştır.” manasında İncil’deki şu ayeti nakletmektedir.

“Lift up your eyes on high, and see who has created these things, …by the greatness of His might and the strength of His power; not one is missing.” Isaiah 40:26.

Kur’an’da Mülk suresi (67)  3. ve 4. ayetlerin meali şöyledir:

“…Rahman'ın yaratmasında hiçbir nizamsızlık göremezsin. Gözünü çevir  de bak: Herhangi bir kusur görebilir misin? Sonra tekrar tekrar gözünü çevir de bak! Gözün bir kusur bulamadığından, eli boş ve bitkin geri döner.”

Beşincisi: Papa 1951 de, “Big Bang teorisi  katolik yaratılış kavramı ile çelişmemektedir” diye deklarasyon yayınladığı halde ve Muhafazakar Protestan Hıristiyanlar yaratılış doktrininin tarihi yorumunu Big Bang teorisinin desteklediğini kabul ettikleri halde  sorunun sahibinin “Hıristiyanlığa göre Big-Bang kesin bir dille reddedilir” demesi gerçeği ifade etmemektedir.

Altıncısı: Nobel Fizik ödülü sahibi Prof. Dr. Abdussalam, Allah’ın varlığına ve birliğine inanan biriydi. Kendisine Nobel Fizik ödülünü kazandıran teorinin, Kur’an’ın hakikatlerinden aldığı ilhamın sonucu olduğunu söylerdi.

Daha bunun gibi çok sayıda Müslüman bilim insanı vardır. Geçenlerde yayınlanan “Bilimlerin Işığında Yaratılış” kitabında 30 bilim insanı kendi bilim dallarının diliyle yaratılış fikrini ele almışlardır. İlgili makaleleri okumanızı tavsiye ederiz.

Yedincisi: “Madde ve enerji birbirine dönüşebilen niceliklerdir. Ama dönüştüren ve sebepleri yaratan, sebepleri ilim çerçevesinde vesile kılan kimdir?” sorusunu sormayacak mıyız?

Amerikalı fizikçi Prof.Dr. Paul Davies gibi “...Her şeyin bir ilk sebebi olmalıdır. İşte bu ilk sebep Allah’tır.” demeyecek miyiz?

Tabiatta cereyan eden dört temel kuvveti (Gravitasyonel, elektromanyetik, güçlü çekirdek ve zayıf çekirdek kuvvetleri) kim idare ediyor? demeyelim mi?

Bu ince hesap gerektiren işler ancak muhit bir ilim ve kudret sahibinin işi olabilir, başka surette olamaz demezsek ne diyeceğiz ?

Bütün bu hassas işleyiş ve düzen, kör kuvvet, sağır tabiat, serseri tesadüfün işi olabilir mi?

Sekizincisi: Soruda geçen “Big-Bang, siz teistlerinin inandığının aksine maddenin yoktan var edilmesi değil, var olan maddenin dağılmasıdır.” ifadeye ve buna benzer cümlelere bakılırsa, hiç cevap vermeye değmeyecek sorular diyebiliriz.

Ama okuyucular cevap bekler, diye cevap vermek gerekir diye düşünüyoruz.

Steven Weinberg “The First Three Minutes, Bantam Books ,1977”  kitabında Big Bang ve sonrasını anlatırken hiç bir yerde sizin dediğiniz gibi Big Bang için  “var olan maddenin dağılmasıdır” demez. Benzer şekilde uluslar arası ders kitaplarında da Big bang ile ilgili “var olan maddenin dağılmasıdır” ifadesine hiç rastlamadık.

İlk üç dakikanın 0.02 s lik kısmında sıcaklık 10^11 K (yani 100 milyar K) ve kâinat ışıkla dolu, elekton-pozitronların yaratılması ve yok olması eşit oranda. Sonra kâinat hem soğumaya hem genişlemeye devam ederken protonlar, nötronlar,  çekirdek ve atomlar teşekkül etti. Daha sonra moleküller, gaz bulutları, yıldızlar ve son olarak galaksiler hasıl oldu. “Kâinatın Başlangıcı”  başlıklı yazımızda hem Big Bang teorisi hem de onu destekleyen “kozmik mikrodalga arkaplan ışıması” ve Hubble tarafından keşfedilen kırmızıya kayma verilerinden söz etmiştik. Tekrar okumanızı tavsiye ederiz.

Dokuzuncusu: “Big-Bang'in ispatı da dinlerdeki sözde mucize içeren ayetler değil, evrenin her noktasından gelen kozmik mikrodalga arkaplan ışımasıdır.” diyorsunuz.  Bu cümle de bize anlamsız geldi. Kur’an da geçen bir ayetin manası “kozmik mikrodalga arkaplan ışıması” ile veya teleskopla gözlemlenen kırmızıya kayma verileri ile 1400 sene sonra desteklenmiş ise, buna elbette mucize denecektir.

İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?” (Enbiya, 21/30) 

Bu ve buna benzer ayetler karşısında bazı ateistler iman ederken, sizin hafife almanızı ve “Dinler yok olmamak için bilime yamanmaya çalışıyor hepsi bu” demenizi yadırgadık.

İslam adına şunu söyleyip sözlerimizi tamamlamak istiyoruz.

Bediüzzaman’ın dediği gibi

“İslamiyet Güneş gibidir, üflemekle sönmez. Gündüz gibidir göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan yalnız kendisine gece yapar.”

Müslüman olmuş bir papaz Yusuf Estes, konferans esnasında kendisine yöneltilen; “Neden Müslüman oldunuz?” sorusuna; “Kur’an’ın 6666 ayetinde ekleme yok, çıkarma yok, farklılık yok, önceki sayfalardaki ayetler ile sonrakiler arasında çelişki yok. Modern bilimler ile ayetler arasında çelişki yok. 1.400 sene vahiy ile nasıl gelmişse şimdi aynı orijinallikle dünyanın her yerinde aynı Kur’an okunuyor. Çoğu insanlar bazı sureleri ezberlidiği gibi bir kısım hafızlar hepsini ezberlemiştir.” dedikten sonra, kalabalığa, “Devamını siz söyleyin” diyor ve en baştan “Elhamdülillahi Rabbil âlemin...”diyor.  

Hep bir ağızdan katılımcılar “Errahmanirrahim...” diye fatiha suresinin devamını okuyor.

Kur’an’ın son surelerinden; “Kul hüvallahü ehad...” dedikten sonra konferanstakilerin büyük çoğunluğu “Allah üs Samed...” diye devamını okuyor.

Kur’an’ın ortasından bir yer seçiyor, devamını oradaki hafızlar ezberinden okuyor.

Ardından “Bu duyduklarınız, Kur’an’ın mucize olduğuna ve bir harfi bile değişmemiş Allah kelamı olduğuna bir delildir.” dedikten sonra soruyu soran siyahi katılımcı gözyaşları ile Müslüman oluyor.

İnşaallah bu cevaplar ateistler için bir fayda temin eder, aksi takdirde, sizin inancınız size benimki bana demekten başka çare yok. Allah’ım bizi sırat-ı müstakim üzere yaşat, âmin.

(Prof. Dr. Selahattin Çelebi, Karadeniz Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü ve Kanada Ottowa Üniversitesi öğretim üyesi.)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR