Bebeği ortadan ikiye ayırın diyen kim?
Tarihte bir bebeğe iki kadına annelik iddiasında bulunmuş, henüz çocuk yaşta olan biri de çocuğun ikiye ayrılmasını istemiş, böylece bebeğin gerçek annesini bulmuş. Böyle bir olay var mı, varsa ne zaman ve nasıl olmuş? Eğer çocuğu ikiye ayırma teklifi olduysa, bu nasıl açıklanabilir, bebeği öldürmek bir adalet olmadığı gibi, bir cana kıymak demektir.
Değerli kardeşimiz,
“Paylaşılmayan yavru” kıssa olarak bilinen bu olayı, Hz. Peygamber (asm) Efendimiz şöyle anlatmıştır:
Vaktiyle biri genç diğeri yaşlı iki kadın, yanlarında çocuklarıyla bir yere gidiyorlardı. Yolda bir kurt gelip kadınlardan birinin çocuğunu kapıp götürdü. Kadınlardan biri yol arkadaşına: “Kurt, senin çocuğunu kaptı.” dedi. O da: “Hayır, senin çocuğunu kaptı.” dedi.
Kadınlar anlaşamayınca, davalarını halletmek üzere Davud aleyhisselama başvurdular. O da yaşlı kadını haklı görerek çocuğu ona verdi. Oradan ayrılan bu kadınlar Hz. Davud’un oğlu Süleyman aleyhisselama giderek, meseleyi bir de ona anlattılar. Hz. Süleyman:
“Bana bıçağı getirin de çocuğu ikiye bölerek aranızda paylaştırayım!” dedi. O zaman genç kadın: “Allah aşkına sakın böyle bir şey yapma! Çocuk onundur.” dedi. Bunun üzerine Hz. Süleymân, çocuğun bu genç kadına ait olduğunu söyledi.” (Buhârî, Enbiyâ 40, nr. 3427, Ferâiz 30, nr. 6769; Müslim, Akdıye 20, nr. 1720; Nesâî, Âdâbü’l-kudât 14, nr. 5404)
Öncelikle ifade etmek gerekir ki, Hz. Süleyman'ın (a.s.) “Çocuğu ikiye bölün.” sözü, gerçekten çocuğun öldürülmesini istemek için söylenmiş bir hüküm değildir. Bu, hakikati ortaya çıkarmak için kullanılan hikmetli bir yöntemdir.
Nitekim gerçek anne, evladının zarar görmesine razı olmayacak ve kendi hakkından vazgeçmeyi göze alacaktır. Olay da tam olarak böyle gerçekleşmiştir.
Bu kıssadan alınacak dersler, ibretler ve hikmetler nelerdir?
1. Anne sevgisi fedakarlıkla kendini gösterir
Kıssanın en önemli dersi budur. Gerçek anne, çocuğun kendisine verilmesinden vazgeçmiş, fakat onun yaşamasını tercih etmiştir. Çünkü hakiki sevgi sahip olmak değil, sevdiğinin iyiliğini istemektir. Anne şefkatinin büyüklüğü burada açıkça görülmektedir.
2. Hikmet, sadece bilgi değil doğru yöntemi kullanabilmektir
Hz. Süleyman meseleye sadece mevcut delillerle bakmamış, gerçeği ortaya çıkaracak psikolojik bir yöntem uygulamıştır. Böylece insanların sözlerinden çok kalplerindeki duygular ortaya çıkmıştır. Bu da hikmetin, bilgiyi doğru yerde ve doğru şekilde kullanabilmek olduğunu gösterir.
3. Adalet bazen olayların görünen yüzünün ötesine bakmayı gerektirir
İki kadın da aynı iddiada bulunuyordu ve ortada kesin bir delil yoktu. Böyle durumlarda hakim, gerçeği ortaya çıkaracak yollar arar. Hz. Süleyman'ın yöntemi, adaletin yalnızca duyulan sözlere göre değil, olayın özüne ulaşmaya çalışarak tesis edilmesi gerektiğini göstermektedir.
4. Çocuk yaşta da hikmet sahibi olunabilir
Rivayetlere göre Hz. Süleyman bu olay sırasında oldukça genç yaşlardaydı. Allah Teâlâ'nın ona verdiği hikmet sayesinde büyüklerin çözemediği bir meseleyi çözebilmiştir. Bu da yaşın tek başına üstünlük ölçüsü olmadığını, hikmet ve basiretin Allah'ın bir lütfu olduğunu göstermektedir.
5. Gerçek sevgi fedakârlık ister
Genç kadın, “Çocuk onun olsun ama öldürülmesin.” diyerek kendi hakkından vazgeçmiştir. Bu tavır, sevginin bencillik değil fedakârlık olduğunu öğretmektedir. İnsan bazen haklı olduğu halde daha büyük bir zararı önlemek için kendi hakkından feragat edebilir.
6. İnsanların gerçek karakterleri zor anlarda ortaya çıkar
Normal şartlarda iki kadın da çocuğun annesi olduğunu iddia ediyordu. Ancak çocuk tehlikeye girince gerçek anne ile yalancı olanın tavırları birbirinden ayrıldı. Bu durum, insanların samimiyetlerinin ve gerçek niyetlerinin çoğu zaman imtihan anlarında ortaya çıktığını göstermektedir.
Hz. Süleyman neden böyle bir yöntem kullandı?
Bu yöntemin amacı çocuğu öldürmek değil, annelik şefkatini ortaya çıkarmaktı. Çünkü ortada şahit veya maddî bir delil bulunmuyordu.
Hz. Süleyman, gerçek annenin evladının zarar görmesine razı olmayacağını biliyordu. Nitekim genç kadın çocuğun hayatı için kendi hakkından vazgeçince hakikat ortaya çıktı.
Sonuç
Bu kıssa; anne şefkatinin büyüklüğünü, adaletin önemini, hikmetli düşünmenin değerini ve gerçeğin bazen insanların sözlerinden değil davranışlarından anlaşılacağını öğretmektedir.
Ayrıca hakikati ortaya çıkarmak için yalnızca bilgiye değil, basiret, feraset ve hikmete de ihtiyaç olduğunu göstermektedir.
Hz. Süleyman'ın bu hükmü, Kur'an ve sünnette övülen hikmetli muhakemenin en güzel örneklerinden biridir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Hz. Davud, verdiği hükümden neden vazgeçti?
- Çocukları İslâmî bir şekilde yetiştirmek için ne yapmalıyım?
- Çocuğun anne ve baba üzerindeki hakları nelerdir?
- Kur'an'a göre Allah, insan ayrımı yapar mı yapmaz mı?
- Çocuklarınızı … rahle başına oturtun, anlamında bir hadis var mıdır?
- Peygamberimiz Hz. Muhammed'in hasta olan Yahudi bir çocuğu ziyaret ettiği doğru mudur?
- VELED-İ ZİNA
- Kadının çalışması ve mirasdan yarı pay alması konularını açıklar mısınız? Neden miras eşit olarak bölünmüyor?..
- HIDÂNE
- NESEB, NESEP