Hz. Davud, verdiği hükümden neden vazgeçti?
Bir kişinin koyunları geceleyin komşusunun bağına zarar verince mesele Hz. Davud’a götürülmüş, Hz. Davud koyunların bağ sahibine verilmesine hükmetmiş, ancak genç yaştaki Hz. Süleyman, koyunların geçici olarak bağ sahibine verilmesini, koyun sahibinin ise bağı eski haline getirmesini teklif edince kendi hükmünden vazgeçip bu hükme uygun karar vermiş, doğru mu?
Değerli kardeşimiz,
Çocukken kendisine hikmet verilenlerden biri de Hz. Süleymân aleyhisselamdır. Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerîm’de buna şöyle işaret buyurmaktadır:
“Davud ve Süleyman’ı da hatırla! Hani o ikisi, halkın koyunlarının geceleyin girip zarar verdiği bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Biz onların verdikleri hükme şahit idik. Biz o davayı Süleyman’a iyice öğrettik. Her birine hikmet ve ilim bağışladık.” (Enbiya 21/78-79.)
Ayette işaret edilen olayın şöyle cereyan ettiği rivayet edilmiştir:
Bir adamın koyun sürüsü, geceleyin komşusunun bağına girip tahrip etmiş, bağ sahibi de olayı Hz. Dâvûd’a şikayet etmişti. O da, bağa verilen zararın, koyunların kıymetine denk olduğunu görerek koyunların bağ sahibine verilmesine hükmetmiş, ancak oğlu Hz. Süleyman bu cezayı ağır bularak babasına şöyle hükmedilmesini teklif etmişti:
Bir süre için koyunlar bağ sahibine, bağ da koyun sahibine verilmelidir. Koyunların sahibi, zarar görmüş bağa bakıp eski hâline getirinceye kadar, bağın sahibi de koyunların sütünden, yününden, kuzularından faydalanmalı, bağ eski haline geldikten sonra da herkes kendi malına sahip olmalıdır.
Hz. Davud, oğlunun teklif ettiği bu kararı daha doğru bularak kendi hükmünden vazgeçti. (Abdürrezzâk, el-Musannef (Azamî), 10/80-81, nr. 18433)
Bu kıssadan çıkarılabilecek pek çok ibret ve hikmet vardır:
1. Hakikate teslim olmak büyüklüğün göstergesidir
Hz. Davud bir peygamber ve hükümdar olmasına rağmen, daha isabetli bir görüş ortaya konulduğunda kendi hükmünden vazgeçmiş ve doğru olanı kabul etmiştir.
Bu, hakikatin şahıslardan üstün olduğunu gösterir. Mümin, hatasında ısrar etmek yerine doğruyu görünce ona teslim olmalıdır.
2. Hikmet yaşla sınırlı değildir
Hz. Süleyman o sırada genç yaşta olmasına rağmen Allah'ın kendisine verdiği hikmet sayesinde daha uygun bir çözüm ortaya koymuştur.
Bu da ilim, hikmet ve isabetli düşüncenin yalnızca yaşa bağlı olmadığını gösterir.
3. İstişare ve farklı görüşlere açık olmak önemlidir
Hz. Davud'un oğlunun görüşünü dinlemesi ve değerlendirmesi, yöneticilerin ve ilim ehlinin farklı fikirlerden istifade etmesi gerektiğini öğretir.
Bazen çözüm, başkasının bakış açısında bulunabilir.
4. Adalet sadece ceza vermek değildir
Hz. Süleyman'ın önerisi hem zarar görenin hakkını korumuş hem de zarar vereni tamamen mağdur etmemiştir.
Böylece adaletin, taraflardan birini yok etmek değil, hakkaniyetli bir denge kurmak olduğu ortaya çıkmıştır.
5. Zararın telafisi esastır
Bu olay, İslam hukukunda zararın mümkün olduğunca giderilmesi gerektiğine işaret eder.
Amaç sadece suçluya ceza vermek değil, meydana gelen zararı adil bir şekilde telafi etmektir.
6. Allah dilediğine özel anlayış verir
Kur'an'da, "Biz o davayı Süleyman'a iyice öğrettik" buyurulmaktadır.
Bu ifade, doğru hüküm verme kabiliyetinin Allah'ın bir lütfu olduğunu gösterir. İnsan ilim öğrenir, çalışır; fakat isabetli anlayış ve hikmet nihayetinde Allah'ın ihsanıdır.
7. Peygamberler de içtihat ederler
Bu kıssa, peygamberlerin vahiy bulunmayan bazı meselelerde içtihat ettiklerini ve bir görüşün diğerinden daha isabetli olabileceğini göstermektedir.
Nitekim Kur'an, hem Hz. Davud'a hem de Hz. Süleyman'a hikmet ve ilim verildiğini özellikle vurgulamıştır.
Sonuç
Bu olay bize; doğruyu kim söylerse söylesin kabul etmeyi, adaleti gözetmeyi, farklı görüşleri dinlemeyi, gençlerin fikirlerine değer vermeyi ve hakikati nefse tercih etmeyi öğretmektedir.
Hz. Davud'un tevazuu ile Hz. Süleyman'ın hikmeti, müminler için önemli bir örnek teşkil etmektedir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Enbiyâ Suresi 78. ve 79. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Hz. Süleyman hakkında bilgi verir misiniz?
- Hz. Davud, Hz. Süleyman'a miras bırakmadı mı?
- Hz. Fatıma niye Peygamber Efendimize varis olamıyor?
- Işınlanma olabilir mi? Canlı bir insan ışınlanabilir mi? Hücreler yok edilip tekrar bir araya getirilebilir mi?
- Hz. Yusuf, kardeşlerine tuzak mı kurmuş?
- Hz. Süleyman’ın, bütün canlıların bir günlük rızıklarını vermeyi Allah’tan istemesi rivayeti sahih mi?
- Hz. Yakub'un hayatı hakkında bilgi verir misiniz?
- Hz. Süleyman hüdhüdü neden sormuş?
- Allah, Peygamberimiz Hz. Muhammed’e nerelerde vasıtasız (direkt) vahiy etmiştir?