Bakara suresinin 26. ayetinde; 'Fakat küfre düşenler Allah bize bu örnekle ne demek istemiştir? derler' ifadesi var. Bu ayete göre, ayetlerin ne demek istediğini anlamaya çalışmak günah mıdır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu soru, konulara yüzeysel bir bakışla bakmanın insanı ne vartalara düşürdüğünün canlı bir misalidir.

Ayetin mealini yeniden görelim:

“Allah, gerçeği açıklamak için bir sivrisineği, hatta onun ötesinde olan bir şeyi misal getirmekten çekinmez. İman edenler onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu bilirler. Kâfirler ise “Allah böyle misal vermekle ne kastediyor?” derler. Allah bu misal ile birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir; ancak bununla fâsıklardan başkasını şaşırtmaz.”(Bakara, 2/26).

İbn Abbas’tan yapılan rivayetlere göre, biraz sonra mealini vereceğimiz ayetlerde “sinek-örümcek”ten misal verilince, müşrikler “Allah böyle misal vermekle ne kastediyor?” dediler. Bu ifadeleriyle gerçekten bunun hikmetini öğrenmek istiyor değillerdi. Maksatları, Kur’an’ın belagatı karşısında uğradıkları hezimeti, onun manasında -akıllarınca- buldukları kusurları bahane ederek bunu fırsata dönüştürmek istiyorlardı. Bazı rivayetlere göre, bu gürültüyü koparanlar Yahudilerdir.(bk. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri).

Söz konusu olan Hac Suresi Medine’de, Ankebut Suresi Mekke’de inmiştir. Bu duruma baktığımızda, bu rivayetlerin ikisi de doğrudur, denilebilir. Mekke’de müşrikler, Medine’de ise Yahudiler aynı konuya itiraz etmişlerdir.

Ey insanlar! İşte size bir misal veriliyor, ona iyi kulak verin: Sizin Allah’tan başka yalvardığınız bütün sahte tanrılar güç birliği yapsalar da, bir sinek bile yaratamazlar. Hatta sinek onlardan bir şey kapsa, onu dahi kurtarıp geri alamazlar. İsteyen de, kendinden istenilen de, kaçan da kovalayan da ne kadar güçsüz!” (Hac, 22/73)

“Allah’tan başka hâmi, sığınacak tanrı edinenlerin durumu, tıpkı kendine yuva yapan örümceğin haline benzer. Halbuki en çürük yuva, örümcek ağıdır. Keşke bu gerçeği bir bilselerdi!” (Ankebut, 29/41)

Bu iki surede verilen sinek ve örümcek misali o kadar açıktır ki, daha fazla açıklamaya ihtiyacı yoktur. Bu ayetlerin ifadeleri, batıl tanrıların ve tanrıcıların durumunu, gerçeklerden uzaklıklarını, ilke bazında dayandıkları çürük temellerini çok açık bir benzetme sanatıyla tasvir edip ortaya koymuştur.

Bu hikmetten olsa gerektir ki, Kur’an-ı Hakim, onların soruları doğrultusunda bu misalden neyin kastedildiği hususuna değinmemiş, sadece bu inadî küfürlerine karşı bir hakikatin altını çizmiştir. O da; dalalet ve hidayetin bir imtihan malzemesi olduğu gerçeğidir. Böyle misaller, bir kez daha bir imtihan  sahnesini açmış ve insanlığa sunmuştur. Bazıları, bu misal penceresinden imanlarını arttırırken, bazıları şaşkınlık üzerine şaşkınlık yaşarlar. Fakat, şaşkın olanlar, aklı kullanma, ön yargı fanatizminden uzak durma, niyetlerinde hakkın hatırını esas alma, düşüncelerini gerçeği bulmaya yoğunlaştırma k gibi yol-yordamlardan sapağa saptıkları için sapıklığa düşmek onlar için mukadder oldu. “Allah bu misal ile birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir; ancak bununla fâsıklardan başkasını şaşırtmaz.” mealindeki ayetin ifadesi bu gibi hakikatlere işaret etmektedir.

Yoksa, Kur’an’ın onlarca yerinde yer alan “Neden gerçeği düşünemiyorsunuz? Neden aklınızı kullanmıyorsunuz? “Kur’anı hiç düşünemiyorlar mı?” mealinde ifadeler gibi çağrılar, İslam dininin bütün mesellerini akla kabul ettiren bir din olduğunu göstermektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR