Ayetleri açıklamak, sadece Allah’a özgü mü?

Tarih: 10.09.2026 - 14:57 | Güncelleme:

Soru Detayı

Meallerin %99 böyle çevirmiş.
Kıyamet 19; kuşkusuz, onun anlamını açıklamak, Bize özgüdür.
Bu ayete göre ayetleri tefsir etmek yasak mı? Bir videoda gördüm de aklıma takıldı. Kuran-ı Kerim'de tefsir yasak mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kıyamet suresi 19. ayetten “Kur’an’ı tefsir etmek yasaktır” sonucu çıkarmak doğru değildir.

Ayet şöyledir:

ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ

“Sonra onu açıklamak da Bize aittir.” (Kıyamet, 75/19)

Kıyamet suresinin 13. ayetinden itibaren insanın kıyamet gününde yaptığı amellerle yüzleşmesi anlatılır:

“O gün insana, yapıp öne sürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir. Doğrusu insan kendi nefsini görür. Onu söylemek için acele edip dilini kımıldatma. Şüphesiz onu toplamak ve okumak Bize aittir. O halde, onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et. Sonra onu açıklamak da Bize aittir.” (Kıyamet, 75/13-19)

Bazı müfessirler, 16-19. ayetlerdeki hitabın Hz. Peygamber’e değil, önceki ayetlerde anlatılan kıyamet günündeki insana yönelik olabileceğini belirtmişlerdir. Buna göre insan, kıyamet günü kendisine sunulan amel defterini büyük bir endişeyle okumaya ve kendisini savunmaya çalışırken ona “acele etme” denilmekte; yaptığı hiçbir şeyin kaybolmadığı, bütün amellerinin toplanıp kendisine bildirileceği ve nihai açıklamanın Allah’a ait olduğu ifade edilmektedir. Razi ve Beyzavi gibi müfessirlerde bu ihtimale yer verilmiştir.

Bununla beraber müfessirlerin çoğu, ayetleri Peygamber Efendimize hitap şeklinde değerlendirmiştir. Buna göre Resulullah (asm), vahyi kaçırma endişesiyle Cebrail (as) okurken onu hemen tekrar ediyordu. Allah Teâlâ da “Onu çarçabuk almak için dilini kımıldatma. Şüphesiz onu toplamak ve okutmak Bize aittir” buyurarak vahyin ezberlenmesini ve muhafazasını üzerine aldığını; “Sonra onu açıklamak da Bize aittir” buyurarak da vahyin manasının kendisine beyan edileceğini bildirmiştir. Taberî, İbn Abbas ve Katade’den bu doğrultuda farklı açıklamalar nakletmektedir.

Dolayısıyla “beyân” kelimesi burada tek bir şekilde anlaşılmamıştır. Kur’an’daki helal-haram ve hükümleri açıklamak, vahyi Hz. Peygamber’in diliyle açıklamasını sağlamak veya kıyamet günü yapılanların karşılığını ortaya koymak şeklinde farklı yorumlar yapılmıştır.

Her hâlükârda ayetten “insanların Kur’an’ı anlaması ve tefsir etmesi yasaktır” sonucu çıkmaz. Bunun en açık delillerinden biri Nahl sûresi 44. ayettir:

“İnsanlara kendilerine indirileni açıklaman için sana da Zikr’i (Kur’an’ı) indirdik.” (Nahl, 16/44)

Burada Hz. Peygamber (asm) efendimize açıkça Kur’an’ı insanlara “açıklama” (تُبَيِّنَ) görevi verilmiştir. Ayrıca Kur’an insanları ayetler üzerinde düşünmeye ve tedebbür etmeye çağırmaktadır. (Nisâ, 4/82; Sad, 38/29)

Diğer taraftan, Kur’an’ın anlaşılması ve hükümlerin ortaya çıkarılması konusunda peygamberlere ve ilim sahiplerine müracaat edilmesini gösteren önemli bir ayet daha vardır:

وَلَوْ رَدُّوهُ إِلَى الرَّسُولِ وَإِلَى أُولِي الْأَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ الَّذِينَ يَسْتَنْبِطُونَهُ مِنْهُمْ

“Eğer onu Peygamber’e ve aralarındaki yetki sahiplerine (ilim ve idare sahiplerine) götürselerdi, onlardan hüküm çıkarmaya ehil olanlar onun ne olduğunu bilirlerdi.” (Nisâ, 4/83)

Buradaki “الَّذِينَ يَسْتَنْبِطُونَهُ” (ellezîne yestenbitûnehû) ifadesi özellikle dikkat çekicidir. “İstinbat”, bir meselenin altında bulunan hüküm ve manayı delillerden ortaya çıkarmak, yani hüküm çıkarmak demektir. Ayet, herkesin kendi kafasına göre hüküm vermesini değil; Resulullah (asm) Efendimize ve işin ehli olan kimselere müracaat edilmesini, ayrıca ilim ve istinbat ehlinin meselelerin hakikatini anlayabileceğini bildirmektedir.

Bu sebeple ayet, tefsirin yasak olduğunu değil, aksine Kur’an’ı anlamada ehliyet ve usul gerektiğini gösteren delillerden biri olarak değerlendirilebilir. Kur’an’ın tefsiri, “Allah’ın sözünü kendi arzusuna göre yorumlamak” değildir. Arap dili, ayetlerin siyak ve sibakı, Kur’an’ın diğer ayetleri, Peygamberimizin (asm) açıklamaları, sahabe ve tabiîn açıklamaları ve İslâmî ilimlerin ortaya koyduğu usuller dikkate alınarak Kur’an’ın muradını anlamaya çalışmaktır.

Özetle, “Kıyamet 19’da Allah açıklamanın kendisine ait olduğunu söylüyor, öyleyse tefsir yapmak haramdır.” şeklindeki yaklaşım doğru değildir. Allah’ın beyanı nihai ve mutlak beyandır; Peygamberimizin (asm) tebyini ise Allah tarafından verilen bir vazifedir ve vahye dayanır. Alimlerin tefsir ve istinbatı da bu ilahî ve nebevî açıklamaları esas alan beşerî bir gayrettir ve Allah’ın muradına anlamaya yönelik bir içtihattır.

Demek ki, yasak olan tefsir değil, bilgisiz ve keyfî tefsirdir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun