Austropilise nedir, insan-şempanze ortak atadan mı gelir?

Tarih: 09.04.2026 - 06:26 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Australopithecus grubu üzerinde yıllarca çalışan bilim insanlarının ortak görüşüne göre, bu canlılar günümüz maymunlarına tamamen benzemekte ve insanla ortak bir özellik taşımamaktadır. Bu nedenle insan, doğrudan en mükemmel şekilde yaratılmıştır.

Austropilise, maymun grubuna verilen bir isimdir. Bunun Latince yazılışı Australopithecus şeklindedir.

Australopithecus Etiyopya’nın Afar bölgesinde bulunan 13 fertten meydana gelen Australopithecus afarensis ailesinin suda boğulmuş ferdi olduğu bildirilmektedir (1).

Australopithecus sediba maymununun gündüzleri suda avlandığı, geceleri de ağaca çıkıp yattığı ileri sürülmektedir. Ayak bileği yapısı, leğen kemiği ve kafatası hacmi insanınkinden farklıdır. Kaynak’a göre, ayak topuğu kemiği suyu terk edince değişmeye başlamıştır. Meldrum bunun yaklaşık 200 000 yıl önce olabileceğini belirtir (2).

Australopithecus sediba, Australopithecus afarensis (Güneyin Maymunu) ailesinin bir ferdi olduğuna göre, önce Australopithecus grubuna bakalım.

Australopithecus grubu fertlerine ait fosil materyallerinin hemen hiçbirisi bir bütünlük arz etmemektedir. Yani eldeki fosil materyal, ait olduğu ileri sürülen organizmanın çok az bir kısmını temsil eder. Bunda, farklı organizmalara ait parçaların, tek türe ait olduğu farz edilerek bir araya getirilmiş olmasının da rolü büyüktür. Ayrıca fosil yaş tayinlerinde de çok büyük hatalar olabilmektedir.

Dolayısıyla fosil materyallerin ait olduğu organizmalar hakkında değerlendirme yapılırken, bu gibi hususların göz önüne alınması ve kesin ifadelerden kaçınılması gerekir. Nitekim bu sahanın otoriteleri tarafından, Aust¬ralopithecus’lar hakkında muhtelif değerlendirmeler vardır.

Australopithecus fosili üzerinde senelerce araştırma yapan Oxnard ve Zuckerman, Australopithecus’lar üzerinde yapılan detaylı çalışmaların, bunların dik yürüyen bir varlık olmadığını belirtirler. Australopithecus africanus’un el, bilek, ayak, omuz ve leğen kemikleri üzerinde Oxnard ve Zuckerman’ın yaptığı çok yönlü istatistiki araştırmalarla, bunların insana değil, orangutan ve şempanzeye benzediği anlaşılmıştır. (3-6)

Hatta Australopithecus africanus üzerinde bir ekiple 15 yıl çalışmış olan Zuckerman’ın ifadesi oldukça kesindir. O, bu hususta şöyle der:

Australopithecus africanus’un insanın atası olması imkânsızdır (6).

Kafa yapıları bakımından da bütün Australopithecus’lar tamamen ileri yapı maymunlar (apes)’a benzemektedir (7).

Australopithecus sediba maymununun beyin hacmi 420 cc dir. Hâlbuki insan beyni 1350-1400 cc arasındadır.

Kibii ve arkadaşlarına göre, bu varlığın iki ayak üstünde yürümesi ve dik gövdeye sahip olabilmesi için kaburga kafesinin silindirikleşmesi ve daralması gerekmektedir. Diğer taraftan insan beynine yakın yavrular doğurabilmesi için de leğen kemiğinin (Pelvis) yuvarlaklaşmasına ihtiyaç vardır. İşte Australopithecus sediba maymunu bu ihtiyaçlara göre değişmiştir (8-9).

Kaynak, leğen kemiği (pelvis) değişikliğinin, büyük kafalı yavrular doğurmak için değil, iki ayak üstünde yürümek için gerekli olduğunu belirtir ve şöyle der:

Aslında pelvisin modern insan pelvisine doğru değişmesinin sebebi büyük kafataslı yavrular doğurmak değil, iki ayaklılıktır. Gövdeyi iki ayak üstünde düşey olarak taşıtan ana parça pelvistir. Şempanze pelvisine benzer bir pelvis düşey bir gövdeyi iki ayak üstünde taşıtamaz (10-11).

Pickering ve arkadaşları; Australopithecus sedibia’nın yaşını 1.977 milyon, Homo habilis’in yaşını da 1.9 milyon yıl olarak vermekteler. İki maymun türü arasında 70-80 yıl fark oluşunu da, beyin hacminin 420 cc’den 680-750 cc’ye çıkması için gerekli süre olarak görmektedirler (12).

Kaynak da buna itiraz etmekte ve şöyle demektedir:

3-4 milyon yıl içinde 350 cc’den ancak 420 cc. ye ulaşan kafatası hacmi, 70-80 bin yıl içinde nasıl oldu da 420 cc’den 680-750 cc’ye ulaşmıştır diye sorulmalıdır. Bu olağanüstü ve hızlı değişimin de nedeni akıl taklasıdır (10-11).

Steward ve arkadaşları da, Australopithecus’un elinin, maymun elinden insan eline dönüşmesini ve özellikle insandaki baş parmak şeklinde teşekkülünü, Australopithecus’un balık tutma ihtiyacından kaynaklandığını belirtmekte ve şöyle demektedir:

Su ürünlerinin en önemlisi olan balığın yakalanması ve taşınması, modern insandaki gibi, el başparmağının kavrayıcı özelliğinin gelişmesini gerektirmektedir (13).

Kaynak Australopithecus sediba maymununun insanın evrimini anlamada çok önemli olduğunu, üzerinde titizlikle durulması gerektiğini belirtir ve şöyle der:

Australopithecus sediba insan evriminin Rosetta taşıdır. İnsanlık tarihi ve bilim için bir şanstır; doğru okunmalıdır (14).

Ne güzel bilimsel bir yaklaşım! Maymun insan olmak istiyor ve dolayısıyla vücut organları da ona göre değişiyor.

Siz de vücudunuzda istemediğiniz, ya da şeklini beğenmediğiniz organları, istek ve arzunuzla niye değiştiremiyorsunuz? Bırakın vücut organlarınızda değişiklik istemeyi, yüzünüzde çıkan istemediğiniz kılların çıkmasına niye mani olamıyorsunuz?

Australopithecus sediba maymununu insanın atası yapmak için baş vurulan çalışmalar ve güya bilim adına yapılan gayretler, boş şapkadan tavşan çıkaran cambaz oyunlarını da geride bırakan tam bir hokkabazlıktır. Ama işin hakikatini bilmeyen gençleri bilim adına aldatmak için gayet güzel bir metottur.

Sonuç

Australopithecus grubu üzerinde senelerce çalışan bilim insanlarının ortak görüşü, yukarıda verilen kaynaklardan da anlaşılacağı gibi tamamen günümüz maymunlarına benzemekte ve insanla ortak bir yanı bulunmamakta, insanlar doğrudan en mükemmel şekilde insan olarak yaratılmış bulunmaktadır.

Kaynaklar:

1- Job M. Kibii, Steven E. Churchill, Peter Schmid, Kristian J. Carlson, Nichelle D. Reed, Darryl J. de Ruiter, Lee R. Berger. A Partial Pelvis of Australopithecus sediba. Science 9 September 2011: 1407-1411. DOI:10.1126/science.1202521.

2- Meldrum D. Jeffrey . Journal of Scientific Exploration, Vol. 18, No. 1, pp. 65–79, 2004

3. Oxnard, C. University of Chicago Magazine, 1974, p.8-12.

4. Oxnard, C. The Place of the Austrolopithecines in Human Evolution: Graunds for doubt? Nature. 1975, Vo1.258. p.389-395.

5. Zuckerman, S. Journal of the Royal Collage of Sur¬geons of Edinburg. 1966, Vol.l1. p.87-115.

6. Zuckerman, S. Beyond the Ivory Tower. Top¬linger Publ. Co.New York. 1970, pp. 11-12,64,75-94.

7. Montagu, A. Man: His First Million Years. Word Publishers. Yonkers. 1957, p.51-52.

8- Job M. Kibii, Steven E. Churchill, Peter Schmid, Kristian J. Carlson, Nichelle D. Reed, Darryl J. de Ruiter, Lee R. Berger. A Partial Pelvis of Australopithecus sediba. Science 9 September 2011: 1407-1411. DOI:10.1126/science.1202521.

9- Churchill, Lee R. Berger. The Foot and Ankle of Australopithecus sediba. Science 9 September 2011: 1417-1420. DOI:10.1126/science.1202703.

10- Kaynak O. 2010 IV. Ulusal Biyolojik Antropoloji Sempozyumu Bildiri Özetleri Kitapçığı :2

11- Kaynak O. 2011 XI. International Syymposium on ‘’Disorder Systems: Theory and Its Applications’’:15

12- Robyn Pickering, Paul H. G. M. Dirks, Zubair Jinnah, Darryl J. de Ruiter, Steven E. Churchil, Andy I. R. Herries, Jon D. Woodhead, John C. Hellstrom, Lee R. Berger. Australopithecus sediba at 1.977 Ma and Implications for the Origins of the Genus Homo. Science 9 September 2011: 1421-1423. DOI:10.1126/science.1203697.

13- Stewart A. M. E, Gordon C. H, Wich S. A, Meijaard E. 2008 İnternational Journal Of Primatology 29:543-548.

14- Oktay Kaynak. Cumhuriyet Bilim Teknoloji Dergisi, 09.12.2011.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun