Allah'ın, insanlar kendisine ibadet etsinler diye yaratması gibi bir egosu mu var?

Tarih: 23.02.2015 - 10:16 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Böyle yazan ateist bir kişiye nasıl cevap verilebilir?
-  Ben 5 vakit namazını kılan bir adam iken sorgulamaya başladım İslamı ve diğer tüm dinleri.
- Şu an inanan herkese sorarım Allah insanları neden yarattı diye?
- Cevap hep aynı saçma şey "ibadet etsinler diye". Allah'ın böyle bir egosu mu var?
- Ben bir şeyler yaratayım bana eğilsinler şükranlar göstersinler mi der? Cevap hayır.
- Allah sıkılır mı derim yalnızlıktan? "tövbe haşa" derler.
-  Ee be adam o zaman neden yarattı bizi, madem ki o yarattı diyorsun derim, cevap hep aynı "onu ancak Allah bilir". E ben de diyorum ki o zaman ya bi git be kardeşim sen putperestliğe devam et.
- Böyle münferit örneklerle olmaz bu işler. Milyarlarca insan İslamı tanımazken arada bir iki tane İslama geçen adamla ilgili örnek vererek İslam gerçektir savunulmaz.
- Sen başını yastığa koy düşün tanrı varsa neden bizi yarattı?.. Bana neden acı çektirdi. Bana değilse de arkadaşıma yan ülkede ki başka bir insana, evladı ölen adama vs.
- Tanrı her şeyin ne olacağını bilir derler. Ne olacağını bildiği bir senaryoda neden biz ceza çekeceğiz o zaman?
- Dünyanın en büyük din alimleri karşıma geçseler hepsi sıkıştığı yerde aynı cümleyi söylerler. "Onu ancak tanrı Allah bilir." Halbuki kendileri de inanmazlar o nokta da ama inanmaya şartlanmışlıktan aynı cevap onu ancak Allah bilir derler.
- Bu tartışmaların sonu yok. İnananlar Allah’ına dinine göre benim gibiler de vicdanına göre hareket etsinler...

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu ayetin anlamı, tanımlayıcı bir sınırlandırma içindir.

Allah insanları ve cinleri, bir şey yaratsınlar ya da birbirlerine veya diğer canlılara tanrılık yapsınlar diye yaratmamıştır.

Bu nedenle de insanlar kendilerine verilen irade, ilim ve kudret gibi nitelikleri ile kendi doğalarını aşamazlar.

Ancak inançsız insanlar yaratılış doğalarını aşmaya çalışmaktadırlar. Bu ise onları inançsızlık yolu ile kendi doğasını ilahlaştıran, ama doğum ve ölüm arasında sıkışmış zavallılığın paradoksal konumunu da acı çekmek olarak yaşayan bir konuma itmektedir.

İşte ibadet ile kastedilen yaratılışın bilincinde olan insanın, yaratanının bilgisine ve yaratıcı karşısındaki konumuna dikkatleri çekmektedir.

Şüphesiz Allah'ın kendi ezeli bağımsızlığı ve mutlaklığı için sınırlı ve sonlu olan yaratılmışların doğrulamalarına gereksinimi yoktur.

Ancak sınırlı bir doğaya sahip olan insanların, bu sınırlı doğayı yanlış yorumlamamaları için böylesi bir uyarıya ihtiyaçları vardır.

Ne yazık ki insanlar kendilerinde bulunan benlik duygusunu yanlış yorumlayarak bireysel tanrılıklarını ilan etmekte ve bununla birlikte de hiçbir sorunlarına kalıcı bir çözüm de bulamamaktadırlar.

İnançsızların bu benlik iddialarına dayalı olarak inançsızlıklarına göre kendi varoluş biçimlerini ve özlerini değiştirmeye güçleri yetmesi gerekirken veya evrensel düzeni diledikleri gibi değiştirmeye muktedir olmaları gerekirken, hiçbir şeye güçleri yetmez. Gıdaya, muhtaç oldukları gibi, kendilerinden bağımsız gerçekleştirilen her türlü değişimden de olumsuz etkilenirler.

Dolayısıyla kendini tanrılaştırmanın psikolojik bedellerini de yaşarlar.

Bu sıkıntılardan kurtulmanın yegane çaresi ise, kendinde bulunan irade, akıl, benlik gibi niteliklerin tanrılık anlamına gelmediğini, aksine yaratan Allah'ı bilmek ve onu yaratıcı olarak tanımak olduğunu bilmeleri gerekir.

İbadetin eylemle açığa çıkarılması ise, insanın kendinde bulunan niteliklerin diğer yaratıklardan ayrı istisnai durumunun onları sömürmek, onlara dilediğini yapmak anlamında verilmediğini yine eylemsel olarak ortaya koymak ve sürekli değişim içinde bulunan hayatın akışı içinde bunu yinelemekten ibarettir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun