Allah Hristiyanlığın oluşmasına neden yardımcı oldu?

Soru Detayı

​Şu iddiaya ne dersiniz;
Sizin Allahınız bir aldatan. 600 sene sonra gelip diyor ki: "İsa asılmadı!". Ne ahmak bir Allah’ınız var hatta böylece Hristiyanlığın oluşmasına yardımcı oldu.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Güneşe tükürenin tükürüğü, kendine döner, o güneşe hiç bir zarar veremez. Kötü söz, sahibinindir ve ona aittir.

Sualin üslubu pek kabul edilemez olsa da, soran kişinin Allah’ın azametinden, haşmetinden ve isim ve sıfatlarından gafil bir kişi olduğunu varsayarak, hidayetine vesile olması amacıyla elimizden geldiğince basit bir şekilde izaha gayret edelim inşallah.

Cenab-ı Hak, bilmek ve bilinmek istemesinin sırrınca melekleri, yıldızları, gezegenleri, dünyamızı, nebatatı ve hayvanları yaratmış.

Buraya kadar saydığımız birbirinden sanatlı ve hikmetli varlıklar melekler gibi şuurlu bir şekilde veya diğer varlıklar gibi şuursuz fakat istidatları gereği Allah’ı gayr-ı iradi tesbih etmektedirler, yani bu varlıkların hiç birisine Allah’ı tanıma veya tanımama gibi bir irade verilmemiş ve yaratılışları gereği, ibadetlerini lisan-ı halleriyle yapmaktadırlar.

Daha sonra Allah, muradı gereği, irade sahibi olarak, dumansız ateşten cinleri, en son da hem irade hem de vücut sahibi olarak, Allah’ın bütün isim ve sıfatlarından nasiplenmiş, kainatın meyvesi ve yeryüzünde kendi halifesi olarak insanı yaratmış.

Ve özgür irade sahibi kıldığı insan için de bir imtihan alemi açmış.

Ve istemiş ki insan, kendisine takılan bu isim ve sıfatlarla, dünyada ve kainatta olan biteni müşahede etsin ve kendisine verilen akıl ve kalp ile de tefekkür ederek bunların kendi kendine, evrimleşerek veya tesadüf sonucu olmasının mümkün olmadığını anlasın.

Anladıktan sonra da tek ve müteal ve vacib-i vücud olmasından başka imkan olmayan yaratıcısını aramaya başlasın. Yaratıcısını bulan ve onun istediklerini yerine getiren kullarını sonsuz mükafatlandırsın, reddedenleri de hak ettikleri cezaya çarptırsın.

İnsan, kendisine verilen cihazlar ve akıl ile tartışmasız bir şekilde vacib-ül vücud olan bir yaratıcıyı bulabilir. Ancak, bu yaratıcının insandan ne istediğini asla bulamayacağı için Allah, ilk insan ve ilk peygamber olan Hazret-i Adem (as)’den itibaren de 124.000 peygamber göndermiş.

Kuran’dan öğrendiklerimiz ile Tevrat, İncil ve Zebur’da Kuran’a aykırı olmayan kıssalar ve tarihi olaylar tetkik edildiğinde, ve hatta Son Peygamber Hz. Muhammed (asm)’dan günümüze kadar görüyoruz ki bir mücahede meydanı açılmış ve bu mücahede kıyamete kadar da devam edecek.

Bir tarafta iman, diğer tarafta binlerce fraksiyonları ile küfür. Bu zıtlar, yani Hak ile Batıl hep çarpışmış ve kıyamete kadar da çarpışacak.

Hakkı temsil eden müminler, Allah’ın emir ve yasaklarına ne zaman riayet etmişlerse, Allah onlara katından yardım göndererek Hakkı galip getirmiş, yoldan saptıklarında ise onları gerek tabii afetlerle veya kafirleri üzerlerine salarak cezalandırmış, yerlerine yeni mümin kavimlerin ortaya çıkması için fırsatlar yaratmış. Cenab-ı Hakkın, birçok ayet-i kerimede beyan ettiği adetullahı gereği de bu böyle kıyamete kadar devam edecek.

Sualde, İsa (as)’ın aslında asılmadığı konusu ele alındığı gibi, buna benzer birçok peygamber için zaman içerisinde farklı değerlendirmeler olmuştur.

Örneğin, Yahudi ve Hristiyanlar halen İsa (as)’ın asıldığına inanırlar, Yahudiler Süleyman (as) ve Davud (as)’ın peygamber değil, sadece kral olduğuna inanırlar, Yahudi ve Hristiyanlar Muhammed (as)’a iman etmezler... gibi bir çok başka konuyu da sualle beraber düşünebiliriz.

Yani suali şöyle anlayalım “Allah bunlara niçin müsaade ediyor?”

Cevabı Kuran versin:

“Hem doğrusu bir Kuran ki, eğer kendisiyle dağ­lar yürütülseydi veya o­nunla arz parçalansaydı veya onunla ö­lüler konuşturulsaydı onlar yine iman et­mezlerdi! Fakat bütün emirler Allah’a aittir. İman edenler hala anlamadılar mı ki, eğer Allah dileseydi bütün insanları elbette hidayete erdirirdi. İnkar edenler i­se, onlara kendi yaptık­ları isyan­lar yü­zün­­den bela gelme­­ye devam edecek ve­ya o be­la yurtlarının yakınına inecektir. Nihayet Allah’ın mü­min­lere olan vaa­­­di gele­cek­tir. Şüp­­he­siz ki Allah, vaadinden dönmez.” (Rad, 13/31)

Evet, imtihan esnasında hoca bakar, gözler ama öğrencinin kağıdına yazdığına müdahale etmez. Öğrenci ister suali çözer, ister idareye küfreder, serbesttir! Çünkü müdahale olsa imtihan olmaz.

Amma! İmtihan bittikten sonra suali çözenler sınıf geçerken, idareye sövenler müstahak oldukları cezaya çarptırılırlar.

Aynen bunun gibi, gerek İsa (as)’ın asılma olayına, gerek ilahlaştırılmasına, gerek Uzakdoğu gibi yerlerde belki bazı gelmiş peygamberlerin putlaştırılmalarına, hatta ineğe öküze tapmalarına Allah müdahale etmiyor. Gerek Hristiyanlık, gerek Yahudilik hatta belki Budizm ve benzeri inançlar dahi hep insanların bozduğu, bir hak peygambere dayanan tevhid inancından neşet etmiş olsa gerekir.

Unutmayalım ki hikmeti gereği Cenab-ı Hak akla pencere açar ama ihtiyarı elden almaz. İhtiyarı elden alsa imtihan olmaz. İmtihan olmazsa da elmas gibi kıymetli Hazret-i Ebubekir’ler ile kömür gibi kara vicdanlı Ebucehil’ler birbirinden ayrılmaz.

Bize düşen, Allah’ın bize Kuran ile bildirdiği ve o kitabın muallimi Muhammed (as) ile açıkladığı iman ve ibadet esaslarını olduğu gibi kabul etmek, başta namaz olmak üzere kulluk vazifelerimizi eksiksiz yerine getirmek, sonra da ihlasla “Allah’ım bunu benden neden istedin, anlamama yardımcı ol!” demekle, o ilimden ve hikmetten Onun inayetiyle nasiplenmeye çalışmaktır.

Yoksa, -haşa- hesap sorar gibi veya bir mümine “Anlat bakayım aklım yatarsa inanırım!” tonunda soru sorarsak, Allah-u Azimüşşan garanti ediyor ki, o kişilere hidayet nasip olmayacak ve gözlerini, kulaklarını ve kalplerini ilahi hikmet mühürleyecek.

Nitekim Kuran-ı Kerim mealen şöyle buyuruyor:

“Şüphesiz ki inkar edenler yok mu, onları korkutsan da korkutmasan da kendileri için birdir; iman etmezler. Allah, onların kalplerine ve kulaklarına küfürlerindeki inatları yüzünden mühür vurmuştur. Gözlerinin üzerinde ise bir perde bulunur. Ve onlar için pek büyük bir azab vardır.” (Bakara 2/6-7)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
151 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun